Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 28. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***28. Kısım***

Disk ufak bir hareketle ileriye doğru uçtu. Hızla gelen topa karşı kalecinin çabaları sonuçsuz kaldı ve pak doğrudan ağlara girdi. (ÇN: Buz hokeyi topuna disk ya da pak deniyormuş.) Ashley diski kendisine uzatan Bill’e doğru uzandı. Tam o sırada düdük çaldı ve oyuna kısa bir ara verildi.

“Haa.” Plastik şişeden su içen Bill dudaklarını sildi ve sordu. “Peki senin neyin var? Gerçekten Ariel’dan ayrılacak mısın?”

Suyunun yarısından fazlasını tek seferde içen Ashley beklendiği gibi “Neden bahsediyorsun?” diye sordu.

Bill biraz daha hızlı nefes alarak konuşmaya devam etti. “Onu aramadığını ve onunla görüşmediğini duydum.”

“Meşguldüm.”

“Bu bir bahane. Biz bizeyken bu kadar bariz yalanlar mı söyleyeceğiz? Biz her şeyi biliyoruz.” Bill ‘Öyle değil mi?’ der gibi etrafına baktı. Diğerleri de başlarını salladılar.

“Elbette, hislerin değiştiyse onunla görüşmeyi azaltırsın.”

“Okul olmamasına ve tatil olmasına rağmen her gün buluşmamanız çok tuhaf.”

“Bu ayrılığın habercisi.”

“Dürüst ol, gerçekten de başka biri yok mu?”

Bütün gözler Ashley’nin üzerindeydi. Ashley kaşlarını çattı ve hoşnutsuzluğunu dile getirdi. “Hayır ve Al’dan da soğumadım.”

“Ondan soğumasan bile başka birini sevmen mümkün.”

Bill diğerinin söylediklerine dikkat çekti. “Dostum, insanlar buna aldatmak diyor.”

Etraftakiler yuhaladı ve alkışladılar. Ama Ashley gülmedi. Neden böyle söylediklerini anlayamıyordu. Ne onu aldatmıştı ne de başka bir kız arkadaşı vardı. Ariel’a olan hisleri eskisinden pek farklı değildi. Onu hâlâ güzel buluyordu, tatlıydı ve Ashley’e yakışıyordu.

‘Peki bu nahoş his ne?’

“…Lanet olsun.” Sinirli bir şekilde küfrederek kalan suyun tamamını içti. Ashley boş su şişesini çöp kutusuna atarken diğerleri birbirlerine baktılar.

Burnunu kaşıyan Bill sordu. “Peki, bilet aldın mı?”

“Hayır henüz değil.” 

Bill sanki Ashley’nin cevabını bekliyormuş gibi konuştu. “Bu yıl daha az bilet olduğunu duydum. Geç gidersen bulamayabilirsin.”

“Pekala, o halde antrenmandan sonra hep birlikte kafeteryaya gitmeye ne dersiniz?”

İçlerinden biri hemen cevap verdi. Yanındaki çocuğu hafifçe azarladı.

“Kafeterya uzun zaman önce kapandı, seni aptal.”

“Hayır, bu aralar geç saatlere kadar açıklar. Dün antrenmandan sonra oraya gittiğimde açıktı.”

Normalde kafeterya derslerin bitimiyle hemen hemen aynı saatte kapanırdı. Bu kadar geç saatlere kadar açık kalmaları sadece özel etkinliklere veya bazı dönemlere özeldi. Ashley kendi kendine, ‘Neyse, antrenmandan sonra oraya uğramak kötü bir fikir değil.’ diye düşündü.

“Tamamdır, teşekkür ederim.” 

Ashley bunu dediği sırada koç tekrar düdüğü çaldı. Mola süresinin bittiğine dair bir işaretti. Tekrar sahaya çıkmak üzereydi ki Bill onu arkasından tuttu.

“Ashley.”

Ashley, alışılmadık resmi isim karşısında kaşlarını çatarak ona baktı. Bill elini onun omzuna koyarak “Şaka yapmıyorum, gerçekten Ariel çok endişeli.” dedi.

Her zamankinden farklı olarak yüzünde hiçbir gülümseme izi olmadan ciddi bir şekilde konuştu. Ashley bir süre ona baktıktan sonra başını çevirdi. Dışarı çıktı, yerlerini alanların arasından geçti ve kendi yerinde durdu, kısa süre sonra antrenman maçı başladı.

Bill’in hikayesi bir noktaya kadar doğruydu. Bu Ashley’i daha da rahatsız hissettirdi.

Ashley diskin peşinde koşarken, ‘Biletleri bir an önce almalıyım.’ diye düşündü. Şimdilik yapabileceği başka bir şey yoktu. ‘Ariel ile hoşgeldin partisine gidersem, her hafta sonu randevuya çıkarsam ve eskisi gibi onunla vakit geçirirsem, Ariel rahatlayacaktır.’

‘Ve bir süre Koi’den uzak durmam daha iyi olacak.’

Şu ana kadar Ariel’ı ihmal ettiği gerçekti, dolayısıyla ona odaklanmak daha mantıklıydı. Ama bunu yaparsa Koi ile geçirecek çok fazla zamanın olmayacağı açıktı.  ‘Tıpkı önceden olduğu gibi.’

‘Koi’yi tanımadan önce bu benim normal günlük rutinimdi. Ve şimdi o zamana geri dönüyorum.’

Ashley birden fikrini değiştirdi. ‘Aslında özellikle ondan uzak durmama gerek yok.’ Ona diğer arkadaşlarına davrandığı gibi davranacaktı. Zaten onu her gün sınıfta görüyordu, dolayısıyla ayrıca görmesine gerek yoktu. ‘Koi zaten part time işiyle meşgul olacak.’

Uçan diski kovalayan Ashley, hızla diskin uçtuğu yöne gitti. ‘Neden şu anda Koi’yi düşünüyorum? Bu çok tuhaf.’ İleri atılan rakibini tüm vücuduyla itip küfretti.

‘Neden Ariel’la vakit geçirmek için Koi’den uzak durmam gerektiğini düşünüyorum? Zaten en başından Koi’yi düşünmem çok tuhaf.’

‘Belki de gerçekten onunla görüşmemeliyim.’

Sebebini bulmak yerine görmezden gelmeyi seçti. ‘Her şey yoluna girecek. Sadece benim gibi düşünen yeni bir arkadaşla tanıştığım için bir anlığına heyecanlandım. Artık durmam gerekiyor.’

Ashley böyle düşünüyordu.

Tabii bu ancak işler beklendiği gibi gittiğinde olurdu.

*

*

“Ah.”

Antrenman biter bitmez kafeteryaya giden Ashley içeride dolaşan sınıf arkadaşıyla göz göze geldiği anda olduğu yerde durdu. Bu sırada elindeki eşyaları yerleştiren arkadaşı da gözlerini kocaman açtı.

“Ash!”

 Ashley, ona mutlulukla seslenen sese gönülsüzce cevap verdi.

“…Koi.”

Koi elindeki eşyaları bırakıp hızla Ashley’e doğru ilerledi. Ashley durup Koi’nin yaklaşmasını izledi. Tam önünde duran Koi Ashley’e baktı.

“Burada ne arıyorsun? Bir şeye mi ihtiyacın var?”

Ashley bu beklenmedik durum karşısında kekeledi. “E-evet.”

Koi onun tepkisine aldırış etmedi ve neşeli bir şekilde konuşmaya devam etti.

“Antrenmanın bitti değil mi? Akşam yemeğinde ne yedin? Ekmek aldım. Yemek ister misin?”

Heyecanla konuşmasını dinledikçe kafası daha da karıştı. Koi’yi bir süre görmemeye karar verdikten hemen sonra onunla bu şekilde karşılaştığına inanamıyordu.

Arkasını dönüp gitme şansı vardı ama bunu yapmadı. 

‘Buraya sadece bilet almaya geldim.’ Kendini bu şekilde temize çıkardı. Başından beri neden bu kadar rahatsız hissettiğini bilmiyordu. Koi ve kendisi yakın arkadaş değil miydi?

‘Hayır, Koi kız olsaydı herkes bir şeylerden şüphelenirdi.’

Ashley Koi’ye bu kadar bağlıydı. Kendini şanslı hissetti. ‘Peki ya Koi gerçekten bir kız olsaydı?’

‘…Kız olsaydı bir şeyler olurdu.’

“Al hadi!”

Bir anda önüne uzatılan ekmekle kendine geldi. Gözlerini kırpıştırıp aşağıya baktığında Koi’nin ona ekmek uzattığını gördü.

“Paketini açtım ama henüz yemedim.”

Onu dinlerken burnunun ucuna ekşi kötü bir koku geldi. Bu doğaldı. Çünkü son kullanma tarihi geçmiş şeyleri ucuza satan bir dükkandan alınmıştı.

Ashley şüpheyle sordu. “…Bu, bozulmuş olabilir mi?”

“Ne?” Panik içinde ekmeği kontrol eden Koi’nin gözleri hızla büyüdü. Ekmeğin poşedini aceleyle arkasına saklaması da alışılmadık bir hareketti. Ashley gözlerini kısarak ona baktı. Koi, Ashley’nin şüpheli bakışları karşısında terleyerek kekeledi. “Ah, bak, bu benim, yani…”

Ashley elini uzattı. “Onu bana ver.”

Koi hızla dönüp uzaklaşmaya çalıştı ama Koi’nin Ashley’nin kaçınması imkansızdı. Karşısındaki kişi okulunun buz hokeyi takımının kaptanıydı. Koi elinden geleni yaptı ama çabası boşunaydı.

Koi arkasını döndüğü anda, Ashley diğer elini uzatıp elindeki poşeti aldı. “Ah!”

Ashley poşeti geri almak için çırpınan Koi’nin kafasına bastırıp uzaklaştırdı. Koi’nin anlamsız mücadelesini görmezden gelen Ashley, ekmeği göz hizasına kadar kaldırıp baktı. Çok geçmeden kaşlarını çattı.

“Bunda küf var.”

“Ne? Gerçekten mi?”

Koi çırpınmayı bıraktı ve gözlerini kocaman açtı. Ashley, Koi’nin kafasına bastıran elini çekti ve ekmeği göz hizasına getirdi. Ashley’nin dediği gibi ekmeğinin bir tarafında siyah bir küf vardı.

“…Haklısın.” Koi üzgün bir sesle itiraf etti. “Özür dilerim, neredeyse seni tehlikeye atıyordum.”

Ashley, tekrar özür dileyen Koi’ye kaşlarını çattı. “Sorun şu ki neredeyse hastalanacaktın. Öylece yeseydin ne olacaktı? Kokuyordu, bunu fark etmedin mi?” 

“Ah, u-umm…” Koi’nin dili tutulmuştu, gözlerini kırpıştırmaya devam etti.

“Küflendiğini bilmiyordum.” Söyleyecek bir şey bulamayıp bahane uydurunca, Ashley elindeki poşedi çöp kutusuna attı. “Bundan sonra kendine daha iyi bak.”

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 28. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 28. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 28. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 28. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 28. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 28. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X