Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 16: Konuşma

A+ A-


Çevirmen: Ashily

YAN HİKAYE BÖLÜM 16: KONUŞMA


Annesi aceleyle sözlerini toparladı ve konuyu gündelik şeylere çevirdi. Pitt, Josh’un boynunda, her zamanki gibi başına vurup poposunu oynatıyordu. 

Onun bu haline annesi gülümseyerek “Babanın omzuna binmeyi bu kadar çok mu seviyorsun?” diye sorduktan sonra Josh’a doğru döndü. “Şimdiye kadar benim omzuma binmeyi hiç istemedi.” 

Pitt, başını salladı. “Babacığım çok uzun. Ben o kadar uzun değilim.”

Bunu dedikten sonra Josh’un boynuna oturup öne doğru uzandığını görür görmez Josh hızla çocuğunun bacaklarını tuttu. Bu sayede Pitt özgürce hareket etmeye devam etti ama yine de tatmin olmamış gibiydi. “Daha yükseğe çıkabilirim.”

“Yakında büyüyeceksin Pitt. O zaman başkasının boynuna çıkmana gerek kalmadan o yükseklikten görebileceksin.”

“Sorun o değil, babacığım.”

Josh, yüzünü kafasına gömüp dudaklarını sürten Pitt’in tepkisi karşısında şaşırdı. Beklenmedik bir şekilde çocuksu davranan Pitt, bu pozisyonda bir süre durduktan sonra dudakları Josh’un kafasına gömülü halde mırıldandı. 

“Geçen sefer gördüğümüz güzel adamı hatırlıyor musun.”

“Ne?” 

Josh bir an için tepki veremedi. Ardından Pitt sanki hayal kırıklığına uğramış gibi kıpırdadı. 

“Lunaparkta birlikte trene binmiştik. Sonra beni atlıkarıncaya bindirmişti.”

‘Ah!’ 

Josh ancak o zaman ne dediğini anladı. Chase’den bahsediyordu. Çocuğunun ağzından çıkan sözler karşısında kalbinin sıkıştığını hissetti. “Öhöm.” Josh çabucak boğazını temizledi ve ağzını açtı. “Chase’i görmek ister misin Pitt?”

“Evet.” Pitt yavaşça başını salladı. “O çok güzel.”

“…Evet.” Söyleyebileceği başka bir şey yoktu. Aslında Pitt’in Chase’le görüştüğü tek an o andı. Neyse ki Chase’in görünüşü  Pitt’in beğenisine göreydi. (Ashily: Babasının oğlu shshsh) Josh tekrar konuştu. “Onunla yine görüşelim mi?

Pitt heyecanla “Ha! Ne zaman? Ne zaman?” diye sordu.

Josh “Yakında” dedikten sonra boğazını temizledi. O sırada annesi mutfaktan çıkıp konuştu. “Kimden bahsediyorsunuz?”

Annesi bunu öylesine sormuştu. Ama Josh kendi kendine ‘Artık zamanı gelmedi mi?’ diye düşündü. 

“Josh?” Kafa karışıklığı içerisinde kendisine seslenen annesine cevap vermek için bir kaç saniye daha düşünen Josh ağzını açtı. “Emma nerede? Hafta sonu evde değil mi?”

Kolundaki saate baktığı sırada, annesi cevap verdi. “Akşam yemeğinde burada olacak. Yemeği hazırlamama yardım eder misin?”

Josh arkasını dönüp buzdolabını açan annesinin peşinden mutfağa girdi. Dolaptaki devasa biftekleri gördükten sonra başını kaldırdı.

“Bunları pişireceğim.”

Eti çıkarıp bağlantılı kapıyı açarak bahçeye yöneldi. O zamana kadar, Josh’un üstünde oturan Pitt’in artık aşağıya inme zamanı gelmişti. Eti oda sıcaklığına gelmesi için dışarı çıkardıktan sonra tekrar içeri girdi. Birkaç oyuncak çıkarıp akşam yemeğini hazırlarken Pitt’in kendi başına oynayabilmesi için oturma odasına yaydı.

“Biraz bekle Pitt. Hemen döneceğim.”

Yanağını öpüp başını okşadıktan sonra Pitt şikayet etmeden elindeki oyuncağı aldı. Her zaman yanında taşıdığı oyuncak köpeğinin artık orada olmadığını fark eden Josh, bahçeye çıkmadan önce mutfakta karşılaştığı annesine sordu. “Pitt Jason’dan bahsetmiyor mu?”

“Hm?” Annesi o ana kadar fark etmemiş gibi gözlerini kırpıştırdı. Josh arkasına baktı ve kendi kendine mırıldandı. “Çok yazık… Hiç değilse başka bir oyuncak bebek alsam iyi olur sanırım.”

“Evet iyi olur.” Annesi başını salladı ve akşam yemeğini hazırlamaya başladı. Josh da bahçeye çıkıp ızgarayı kontrol etti. Babasının vefatından sonra ızgarada et pişirmek Josh’un sorumluluğu haline gelmişti. Gazı bağlayıp ateşin düzgün yandığından emin olduktan sonra neredeyse biftekleri kızartmak üzereyken, Emma’nın arabası evin önünde durdu.

“Pitt, seni baş belası!” Eve girer girmez Pitt’e sarılıp öpen Emma, ​​daha sonra Josh’u gördüğünde gözleri kocaman açıldı. O daha sormaya fırsat bulamadan Josh durumu açıkladı.

“Uzun süreli bir tatil. Çalışan sayısı arttığı için sırayla izne çıkıyoruz. Birkaç gün burada olacağım.”

‘Birkaç gün süreceğini söylediler ama ne kadar sürecek bilmiyorum. Bu arada sözleşme sona erdiğinde Doğu’ya mı döneceğime yoksa burada mı kalacağıma karar vermem lazım.

İşimi bırakmaya hiç niyetim yok. Chase’in durumu düzelmezse bu böyle devam edecek ve Doğu’ya geri dönmek zorunda kalacağım.’

Josh bunları düşünürken Emma kayıtsızca, “Gerçekten mi?” dedi. Verdiği tek yanıt buydu. Josh, bifteğin pişip pişmediğini kontrol ettikten sonra tekrar bahçeye çıkmak üzereyken Emma arkasından sordu.

“Peki Josh, geçen gün Pitt’le tanıştırdığın güzel kişi kimdi?”

Annesi de bunu duyunca şimdi hatırlamış gibi konuştu. “Doğru!” 

Josh kafa karışıklığı içinde onlara bakarken Emma Pitt’e baktı ve konuşmaya devam etti. “Pitt kaç kez inanılmaz derecede güzel biriyle randevuya çıktığınızı söyledi biliyor musun? Ne oldu? Pitt’le tanıştırdığına göre onunla ciddi misin? Pitt onun bir melek kadar güzel olduğunu, en az senin kadar ve hatta senden daha güzel olduğunu söyledi, bu doğru mu?”

Annesi gülümsedi ve Emma’ya destek verdi. “Bu nasıl oldu Josh?”

Josh bir an utandı ama zaten yemekten sonra bu konu hakkında konuşacağı için bu iyi bir şey olabilirdi.

“Ben de size bundan bahsedecektim… yemekten sonra kahve içerken konuşuruz.”

Josh bunu olabildiğince sakince bir şekilde söyledi ama aldığı tepki tam tersiydi. 

“Aman Tanrım, Josh!”

“Kim o? Onunla nasıl tanıştın? Şimdi söyle bana, neden sonra konuşuyoruz?”

“Josh, meraktan çatlayacağım! En azından ipucu veremez misin?”

Annesinin ardından Emma heyecanlandı, sonra yine annesi. Josh belli belirsiz gülümsedi ve “Sonra görüşürüz” dedi. Kısa süre sonra bahçeye çıktı, ızgarayı yaktı ve bifteği kızartmaya başladı. Emma ve annesi mutfak panjurunun önünde durup sessizce ona bakarak konuşması için psikolojik baskı yapıyorlardı ama o sonuna kadar fark etmemiş gibi davrandı.

***

Akşam yemeği boyunca Josh’a dik dik bakan Emma dişlerini sıktı ve “Tamam, konuş artık.” dedi. 

Yemekten sonra Pitt’in yıkanıp yatağına yatırılmasını beklemek zorunda kalmıştılar. Josh merdivenlerden inip oturma odasına girdiğinde Emma yumruklarını sıkarak sanki, artık kaçacak yer kalmadı der gibi, ayağa kalktı. Ama Josh onu görmezden gelip mutfağa girdi.

“Josh!”

“Bekle, henüz kahve içmedim.”

“Al hadi.” Josh konuşmayı bitirir bitirmez annesi elindeki kupayı uzattı. Gözlerini büyüttü ve “Biz hazırız. Çabuk ol ve içeri gel.” dedi.

Annesi onu ılık kahve içmeye zorladı ve sırtından ittirdi. Sonunda daha fazla bekleyemekleri için Josh’un oturma odasına dönmekten başka seçeneği kalmadı.

Üçü oturma odasındaki kanepeye oturdular ve bir süre sessiz kaldılar. Emma ve annesi Josh’un konuşmasını bekliyorlardı ama o yutmakta zorlandığı ılık kahveyi yudumlamakla meşguldü. Sonunda kahvesini bitirip daha fazla vakit kaybetmeden konuşmaya hazırlandı.

“Hmm.” Boğazını temizlerken Emma ve annesinin bakışları anında ona döndü. Josh kendisine parıldayarak bakan iki çift gözü üzerinde hissettiğinde bu baskıya daha fazla dayanamadı ve sonunda ağzını açtı. 

“Ben evleniyorum.”

“Ne?”

“Nee?”

Josh’un bombayı patlamasıyla birlikte annesi ve Emma aynı anda yüksek sesle çığlıklar attılar. Josh beklediğinden daha güçlü bir tepki aldığı için utandı ama olay bununla bitmedi. İkisi hızla birbirine baktıktan sonra tekrar Josh’a dönüp sorular sormaya başladılar.

“Neler oluyor? Josh evleniyor anne. Buna inanabiliyor musun?”

“Aman Tanrım, asla evlenmeyeceğini sanıyordum.”

“Kim o? Nasıl tanıştınız? Ciddi misiniz? Pişman olmayacağına emin misin?”

“Pitt’i biliyor mu?”

“Anne, onları tanıştırdığımı biliyorsun.”

“Ah. Yani Pitt’i birlikte büyütmeyi kabul ettiniz, öyle mi?”

“Peki ne yapacaksın? Burada mı evleneceksin yoksa Doğu’ya mı döneceksin?”

“Bundan sonra nerede yaşayacaksın?”

“Partnerin Alfa mı? Yoksa Beta mı?”

Josh soru yağmuru bitene kadar sessizce bekledi. Bir ara farkında olmadan elindeki bardağı ağzına götürmeye çalıştı ama boş olduğunu görünce pişmanlıkla masaya koydu. Bu sırada annesi ve Emma soru sormayı bırakıp onun cevap vermesini beklemeye başladılar. Josh sırtını dikleştirdi, kollarını kalçalarına dayadı ve ağzını açtı.

“Sanırım Kaliforniya’da yaşayabilirim. Henüz şirkete söylemedim ama işimi bırakmaya niyetim yok, çalışmaya devam edip boş zamanlarımda buraya geri dönerim… Sonuçta koruma olarak çalıştığım için zaman zaman ülkeyi dolaşmak zorunda kalabiliyorum.”

Yine de diğer üyelerin çoğu Doğu’da yaşadığı için asıl işleri orada olacaktı. Josh, ‘Bu konuyu Mark’la da konuşmam gerekecek,’ diye düşündü.

“Şu anda şartlar nedeniyle sizi tanıştıramıyorum… Zamanı geldiğinde tanıştıracağım. Onunla birkaç yıl önce tanıştım ve yakın zamanda evlilik hakkında konuşmaya başladık.”

“Bu kadar uzun süredir çıktığın biri mi vardı? Hiçbir fikrim yoktu!”

“Anne saçmalama. Josh’un en uzun ilişkisi iki aydı!”

“Üç aydı.”

“Neyse! …Dur bir dakika, birkaç yıldır birbirinizi tanıyor musunuz?”

Emma şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Bir şeyi fark etmiş gibiydi. Josh, küçük kardeşinin sözlerini düzelttikten sonra derin bir nefes aldı ve ağzını açtı. “Pitt’in babası.”

“…”

Josh, soru bombardımanına tutulmanın susmalarından çok daha iyi olduğunu fark etti. Annesi ve Emma ağızları açık konuşamayarak Josh’a boş gözlerle baktılar.

“…Ne?”

Emma, ​​annesinin şok içindeki sözlerinin ardından zar zor cümle kurarak sordu. “Az önce ne dedin?”

Sanki sözleşmişler gibi ikisinin de gözü aynı Josh’un kulaklarına döndü. 

“İşareti bırakan oydu.”

İkisi hala konuşamıyordu ve gözleri giderek büyüyordu. Josh olabildiğince rahat bir şekilde konuştu.

“O Pitt’in babası. Her şey birkaç yıl önce tesadüfen oldu… Ve bir süre önce tekrar karşılaştık. Pitt’i yeni öğrendi. İlk başta kafası karışsa da her şeyi kabul etti.”

Emma sanki inanmakta güçlük çekiyormuş gibi güçlükle konuştu. “Babası mı, o bir kadın değil miydi?” 

Josh başını salladı. “Evet.”

*********************************************************************************************************

Serinin en heyecanlı yerlerine doğru gidiyoruz ♥

 

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 16: Konuşma, novel Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 16: Konuşma, online Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 16: Konuşma oku, Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 16: Konuşma bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 16: Konuşma yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 16: Konuşma light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X