Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 14: Kontrolü Kaybetmek

Çevirmen: Ashily
YAN HİKAYE BÖLÜM 14: KONTROLÜ KAYBETMEK
“Steward’la görüştükten sonra kulağına işaret koyalım.”
‘Chase’in kulağını işaretlersem ne olur?’ Bir anda ekip üyelerinin ve diğer çalışanların ne tepki vereceğini merak etti ama bu konuyu yavaşça düşünebilirdi.
‘Öncelikle Laura ve Mark’la konuşmalıyım. Çünkü ilk olarak o ikisinin bilmesi gerekiyor.’
Josh yataktan kalkar kalkmaz Chase bileğini tutan elini sıktı. Ama biraz öncenin aksine kısa süre sonra Josh’un gitmesine izin verdi. Tam o sırada kapı çaldı ve Laura hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.
Josh eğilip Chase’i dudaklarından öptü. Sonrasında Chase elini çekti ve Josh’un odadan çıkışını sessizce izledi. Josh son kez arkasına baktı ve gülümsedi. Chase de gülümsedi ama yüzünde hâlâ şaşkın bir ifade vardı. Onun güzelliği karşısında daha fazla dayanamayan Josh hızla hastane odasından ayrıldı. ‘Biraz daha kalsaydım hastane yatağında Chase’e gerçekten saldırabilirdim’ diye düşündü.
***9. Kısım***
Steward, Chase’i görür görmez, şaşkınlıkla gözlerini kocaman açtı ve haykırdı. “Hoş geldin. Vay be, ten rengin muhteşem.”
Chase ve korumaları, şafağa birkaç saat kala Steward’ın kliniğine gittiler. Onları kapıda karşılayan Steward’ın gözleri sanki bütün gece uyanık kalmış gibi kızarmış ve kan çanağına dönmüştü ama bunun dışında hiçbir yorgunluk belirtisi göstermiyordu. Onları karşılamak için ön kapıya çıkmıştı ve yorulmak bir yana, Chase’e ışıltılı gözlerle baktıktan sonra ciddi bir şekilde ağzını açtı. “Cildinin güzelleşmesi için ne kadar kan döküldü böyle… Test sonuçları çıktı mı? Bir göz atayım.”
Laura aceleyle bir yığın belgeyi ve bir USB’yi ona uzattığında, Steward onu takip etmelerini işaret eden kısa bir bakış attı ve sonrasında arkasını dönüp içeri doğru yürüdü. Önceden kararlaştırıldığı gibi korumaların bir kısmı binanın dışını korurken, geri kalanlar Chase’le birlikte içeriye girdi. Josh, binanın ıssız koridorunda yankılanan sert ayakkabı seslerini duyunca kendini kötü hissetti. Önden yürüyen ve ofisin kapısını açan Steward Chase’e dönüp konuştu. “Bir sorum olacak. Bay Bailey’nin de içeri gelmesini ister misiniz?”
Herkesin gözleri bir anda Josh’a döndü. Josh da şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı ve kendini işaret etti. Steward ona gülümsedi ve başını salladı. “Sen.”
Sonra bakışlarını peşlerinden gelen Laura’ya çevirdi. “Gizlilik açısından sadece ikisinin içeri girmesi daha iyi olur.”
Laura duraksadı. Herkes sırayla Steward ve Laura’ya baktı. Ancak Steward daha fazla açıklama yapmadan içeri girdi. Chase de onu takip etti ve kapının önünde tereddüt eden Josh da içeri doğru yürüdü. En son giren kişi olarak kapıyı kapattı ve Laura’nın da aralarında bulunduğu grubu koridorda bıraktı.
Ekip lideri şaşkın bir ifadeyle Laura’ya bakıp gözleriyle neler olduğunu sorduğunda Laura’nın da ona olumsuz anlamda başını sallamaktan başka seçeneği yoktu.
‘Önemli bir şey değildir muhtemelen.’
Laura kaşlarını çattı ve düşüncelere daldı.
‘Chase son zamanlarda Josh’u sık sık çağırıyordu. Josh karavana gittiğinde saatlerce dışarı çıkmıyordu ve ne olduğunu sorduğumda belirsiz bir şekilde anlatıyordu.’
Laura kabaca bir tahminde bulundu. ‘Onun bir zayıflığını biliyor olabilir mi?’
Son muayenede bile Steward, Josh ve Chase’i yalnız bırakmıştı. Ciddi bir şeyin tartışıldığı açıktı, zira bunu sekreterinden bile gizliyordu. Kesin tek olan şey, Chase’in o günden sonra ilaçlarını aksatmadığı ve herhangi bir sorun yaşamadan iyi durumda olduğuydu. ‘Ama bir anda beklenmedik şeyler oldu. Her şey yoluna girecek mi…?’ Laura kapalı kapıya ciddi bir yüzle baktı.
*
*
Tak.
Kapının kapanma sesi son derece yüksekti. En son giren Josh kapıyı kapatıp kafasını çevirdiğinde Steward’ın masasına doğru yürüdüğünü gördü. Steward kısa süre sonra sandalyesine oturdu ve test sonuçlarını kontrol etmeye başladı. Chase hasta koltuğuna oturdu ve Josh da onun yanında durdu. Sessizlikten tedirgin olan Josh bakışlarını ifadesiz bir yüzle Steward’ı izleyen Chase’e çevirdi. Teninin biraz solgun olduğunu gördü ancak normalden çok da farklı olmadığından emin olduktan sonra bakışlarını tekrar Steward’a çevirdi.
Odada bir süre boyunca sadece fare tıklamasının sesi yankılandı. Chase sessizce sonuçları bekledi. Ekrana bakıp çeşitli şeyleri inceliyormuş gibi görünen Steward kısa süre sonra sessizleşti. Onun elini çenesine yaslayarak ciddi bir ifadeyle ekrana baktığını görmek Josh’un içinde kötü bir his uyandırdı.
“Hmm.” Steward sonunda sanki bir şey söyleyecekmiş gibi boğazını temizledi ama hemen konuşmadı. Ellerini masanın üzerinde birleştirerek ekrana baktı ve Chase’e döndü. “Bu konuda bir şey söylemek… Çok zor.”
Onun iç geçirdiğini görmek bile sıradışıydı. Josh içinden ‘Ne söylemeye çalışıyorsun tanrı aşkına?’ diye geçirdi.
Bir süre boyunca kelimeleri seçiyormuş gibi görünen Steward sonunda ağzını açtı. “İlaçların hepsini içtin mi? Chase.”
“Elbette, onları atlamadım.” Chase tereddüt etmeden başını salladı. Ne kadar ilacı kaldığı kontrol edilmişti, yani yalan söylemiyordu. Steward da bunun farkındaydı. Sandalyesinde yaslanıp alnını ovuşturdu.
“Böyle bir şey ilk kez oluyor… Örnek bir vaka var mı diye araştırma yapmam gerekiyor dolayısıyla şu anda söyleyebileceğim hiçbir şey yok.”
Josh onun sürekli duraksamasından içten içe rahatsız olmuştu. Kaygısına ve ona vurma isteğine engel olmak için birkaç kez yumruklarını sıkıp açtı. Ardından Steward sanki ne söyleyeceğine karar vermiş gibi ağzını açtı.
“Feromonlarını kontrol etmekte zorluk çekiyorsun, değil mi Chase?”
Bu sözler üzerine Josh durdu ve Chase’e baktı.
‘Feromonlarını bilerek yaymıyordun, kontrol mü edemiyordun yani?’ Bu sessiz soruya yanıt olarak Chase’in yüzü ifadesiz kaldı. Bu sefer Chase biraz duraksadıktan sonra cevap verdi.
“…Düzenli kontrolüm sırasında bundan bahsedecektim. Her zaman kontrol edemiyor değilim, sadece bazen oluyor.”
“Bu daha önce oldu mu?” Steward’ın sorusuna Chase bir anlık sessizlikten sonra başını sallayıp “Bazen.” dedi.
Şu ana kadar bunun olduğundan Josh’un da haberi yoktu. ‘Hayır, muhtemelen bilen yalnızca Chase’di.’
Steward bile şaşkınlığını gizleyemedi “İlacı keyfi olarak bıraktığın için değildi. Peki neden şimdiye kadar bana söylemedin?” Steward kendi kendine mırıldandı ve sordu.
“…Gerçekten sadece birkaç kez oldu.” Alçak sesle cevap veren Chase yine sustu. Josh onun ne söyleyeceğini sonraki sözlerini duymadan bile biliyor gibiydi. Geçmişteki Chase’i düşündüğünüzde, büyük bir tahminde bulunmaya gerek yoktu. Ölmek istiyordu ve gelecekteki hayatı onun için hiçte önemli değildi. Aynı zamanda Josh’la tanışıp ona aşık olana kadar sadece hayatının son bulmasını bekliyordu.
Steward bir süre Chase’in yüzüne baktıktan sonra “Bazen geleceğini düşünmeden yaşayan insanlar oluyor.” dedi. Chase de geçmişinden pişmanlık duyuyordu hatta ilaçlarını almayı bırakmıştı ama bunun bir faydası olmadı. Steward gözlerini üzerinden ayırmadan ekledi. “Eğer şimdi ölmek istemiyorsan, aynısını yapma… Geçmiş kesinlikle geçmişte kaldı.”
Anlamlı bir şeyler söyledikten sonra aniden acı bir şekilde gülümsedi. Josh ilk kez gördüğü mütevazı ifadesi karşısında şaşkınlığa uğradı. Ama şimdi bunu merak etmenin zamanı değildi. Josh’un bakışlarını Chase’e çevirdiğinde Steward tekrar konuştu.
“Test sonuçlarına baktığımda hiçbir değerin doğru olmadığını gördüm. Şimdiye kadar ölmemene sevindim. Kullandığın tüm ilaçların yan etkileri ortaya çıkmış…”
Parmaklarını masaya vuruşu her zamankinden daha ciddiydi. Sanki hiçbir çözüm yokmuş gibi üzgün görünüyordu. Josh elini kaldırdı ve Chase’in omzunu tuttu. Bunun nedeni düşecek gibi güçsüz hissetmesi değildi, Chase’e güç vermek istediği içindi.
Sanki ‘Sorun yok. Ben her zaman yanında olacağım, iyi olacaksın.’ der gibiydi.
“İşaretlendiğinde feromonların dengelendiğini duymuştum. Bu işe yaramaz mı?”
“Ne?” Steward gözlerini kırpıştırdı. “Bu hayatta bir kez tecrübe edeceğiniz bir şey, peki bunu kolaylaştıracak bir Omega var mı? Çıktığı biri?”
Zaten aralarındaki ilişkinin farkında olmasına rağmen Josh’un yüzüne bakıp utanmaz bir tavırla sordu, bir anlık sessizliğin ardından Josh cevap verdi. “O benim.”
Steward’ın ifadesi dondu. Josh sözlerini devam ettirdi.. “Ben onun Omega partneriyim…”
“Ah…” Steward açıklanamaz bir ifadeyle kendi kendine mırıldandı. “Senin Beta olduğunu sanıyordum.”
Bu, Josh’un Omega olduğu ortaya çıktıktan sonra defalarca kez duyduğu bir şeydi. Steward her ne kadar ikisi arasında bir ilişki olduğunu tahmin ediyor olsa da Josh’un bir Omega olduğunu hiç düşünmemiş gibi görünüyordu.
“Bazen sizi işaretleyecek bir Omega’ya sahip olacak kadar şanslı olduğunuz durumlar da vardır.”
Steward sözlerini devam ettirdi ama Josh onu görmezden gelip konuştu. “Peki o zaman iyi olacak mı? İşaretleyeceğim ve feromonları dengelenecek.”
Chase başını kaldırıp ona baktı. Josh onun gözlerini üzerinde hissettiğinde bakışlarını indirdi, bununla birlikte içinde karmaşık duygular belirdi. Josh omzunu tutan elini hafifçe sıktıktan sonra tekrar Steward’a baktı. Göz göze geldiklerinde Josh kendini rahatlatmaya çalışırken Steward sırıttı ve tekrar ağzını açtı. “Bu mümkün değil.”
“…”
Josh bir an için ifadesiz bir yüzle Steward’a baktı. Nedenini sormaya fırsat bulamadan, Steward konuştu.
“Ne gibi yan etkileri olacağını bilmeden hiçbir yöntemi kullanamam. Zehiri zehirle yok etmeye çalışmak gibi etkileri olabilir. Üstelik feromonların ilaçlar nedeniyle kontrolden çıktığı bir durum hiç yaşanmış değil. Daha önce bu kadar uzun süre bu kadar çok ilaç kullanan başka bir Baskın Alfa da olmamıştı… Bildiğiniz gibi, işaretlerin kazınmadığı nadir durumlar da var. Başarısız olursa ne olur bilmiyorum, bu riski göze almak akıllıca değil.”
“O zaman…”
Steward, sormaya tereddüt eden Josh’a acı bir şekilde gülümsedi.
“Önce diğer yöntemleri deneyelim ve bunu son çare olarak kullanalım.”
Josh Steward’ı yakasından tutup çılgınca bağırma arzusunu bastırmak için Chase’in omzundaki elini daha güçlü sıktı. Chase bunu fark ettiğinde Josh’un elini okşadı.
Josh gözlerini ona çevirdiğinde Chase, Steward’a baktı ve konuştu. “Başka yolu var mı?”
“Eh, öncelikle kullandığın ilaçların yan etkilerine ve tedavisine ilişkin seçeneklere göz atalım.”
Kontrol ediyormuş gibi ekrana bakarken birkaç kez fareye tıkladı, ardından ekranı Josh ve Chase’e çevirdi. Josh, ekrandaki yazıları görünce donup kaldı. Ağzını açtı ancak birkaç saniye sonra konuşabildi. “…Olamaz, bunların hepsi mi…”
“Bu doğru.” Steward başını salladı. “Bunların hepsi Chase’in kullandığı ilaçlar.”
Josh söyleyecek söz bulamıyordu. Chase de konuşmadı ve muayenehanede yalnızca ağır bir sessizlik vardı.
***
Josh sete dönmelerinin ardından bombayı patlattı. Hızla karavana giren Chase’i geride bırakan Josh, yaşanan kaostan faydalanarak konuşacak bir şeyi olduğunu söyleyip ekip arkadaşlarını bir araya topladı.
“Sorun ne?”
“Ne oldu?”
Josh derin bir nefes aldı ve hem merak hem de endişe içindeki iş arkadaşlarına ağzını açtı. “Sanırım bir süre sizden ayrı kalmam gerekecek.”
Yorum