Koyu Switch Mode

Everyone Thinks That I Like Him 5. Bölüm

A+ A-

Çeviren: Ari


Bu nasıl bir talihsizlik ya!

“Sen… Niye sen de D Şehri’ne gidiyorsun!” Ye Zhou saçlarını çekiştirdi. Neden hayatı birden Shang Jin ile bu kadar çok kesişmeye başlamıştı ki? İkisinin üniversitedeki ilk yıllarında birbirlerine tek kelime etmişlikleri var mıydı?

“D Şehri turistik bir şehir de ondan.”

Öyleydi değil mi? D Şehri’nde dağlar, su ve yiyecek vardı. Memleketiyle her zaman gurur duymuştu.

Bilet kontrolünden önce yarım saat vardı. Ye Zhou ve Shang Jin korkuluğun yanında duruyorlardı, biri müzik dinliyor, diğeri telefonuna bakıyordu. Bu iki kişinin birbiriyle geçinebileceği en sıradan ortamdı. Ne de olsa bundan önce ikisi de gerçekten yabancılardı. Eğer başkası olsaydı Ye Zhou diğer tarafı tanımak için biraz zaman harcayabilirdi ama orada kimse olmasa bile bu ‘skandal erkek arkadaş’ Shang Jin’e ne kadar uzak olursa o kadar iyi olduğunu biliyordu.

Kontrol edildikten sonra trene girerken yol boyunca sessiz kaldılar. Önce Ye Zhou yerine geçti, Shang Jin’e baktı ve kibarca, “Koltuğum burada.” dedi. Shang Jin, onaylayarak mırıldandı ve ilerlemeye devam etti. Ye Zhou, Shang Jin’in yerleştiğini görene kadar oturmadan arkasına baktı.

Trende kendisi gibi kısa tatil için eve giden birçok üniversite öğrencisi vardı. Ye Zhou başını eğdi ve şaşkınlıkla pencerenin dışındaki manzaraya baktı.

Eve dönme kararı oldukça ani olmuştu. Trene binene kadar evi arayıp haber verememişti. Kişilerindeki tanıdık numaraya baktığında birkaç kez tereddüt etti ama sonuç olarak aramamayı seçti. Nasılsa geri döndüğünde öğreneceklerdi.

Yakında evde olacağını düşündüğünde Ye Zhou’nun kalbi heyecanlanmadan edemedi. Etrafına baktı, dikkatini başka yöne çekmesine yardımcı olmak için sohbet edebileceği bir hedef bulmaya çalıştı.

Ancak bu bilim toplumunda herkesin elinde cep telefonu vardı. Etrafındaki herkes boyun eğen bir orduydu,* hepsi “beni rahatsız etme” havası yayıyordu. Ye Zhou başını eğdi ve sırt çantasından tabletini çıkarıp boyun eğen ordunun gücüne katılmak için hazırlandı. Aniden eli iki elmaya değdi.

Ç/N: Telefon bağımlısı.

Shang Jin’in daha önce Zhou Wendao’ya nasıl yalan söylediğini hatırladı, ne olursa olsun kendisi için söylemişti. Ye Zhou başkalarına borçlu olmayı sevmezdi. Cep telefonunu çıkardı ve Shang Jin’e bir mesaj gönderdi.

Ye Zhou: Elma yemek ister misin?

Mesaj gönderildikten sonra hafifçe doğruldu ve Shang Jin’e baktı. Shang Jin cep telefonunu çıkardı, baktı ve tekrar aşağı indirdi…

Ye Zhou vagonun ucundaki lavaboya gitmek için ayağa kalktı ve elmaları da aldı. Shang Jin’in koltuğunun yanından geçerken bile diğeri gözlerini kaldırıp ona bakmadı.

Shang Jin elindeki dergiye bakarken aniden yüzünde ıslak elmanın soğukluğunu hissetti. Yukarıdan sinirli bir ses, “Mesajımı görmedin mi, Shang Jin Tongxue?*” dedi.

Ç/N: Tongxue, aynı okula giden öğrenciler, sınıf arkadaşları.

Elmanın kokusu Shang Jin’in burnunun ucuna anında yayılsa da hemen almadı. Bunun yerine biraz geri çekilerek omzundaki kumaşı yüzündeki suyu kurutmak için kullandı. “Az önce gönderilen mesaj senin miydi?”

“Başka kimin olacak? Her iki seferde de mesajıma cevap vermedin!” Ye Zhou koltuğun arkasına yaslandı ve elmayı Shang Jin’in önünde uzatmaya devam etti. “Al.”

Shang Jin elmayı tuttu ama hemen yemedi. Elmanın derisini parmağıyla ovuşturarak anlamsız bakışlarla Ye Zhou’ya baktı.

“Neden… neden bana öyle bakıyorsun?” Ye Zhou tedirgin bir şekilde bakışlarını kaçırdı. “Teşekkür etmeye gerek yok. Her neyse, yemezsen bavul ağırlığım artacak.”

“Hayır, sadece düşünüyorum…” Shang Jin başparmağını elmadan kaldırdı ve “Elma pek temiz görünmüyor.” dedi.

Pat. Ye Zhou’nun mantık duvarı yıkıldı. Önündeki görgü kuralları hakkında hiçbir fikri olmayan sınıf arkadaşını ‘eğitmeyi’ planlayarak iki derin nefes aldı. Shang Jin, doğrudan elmadan bir ısırık aldı ve Ye Zhou’nun, dışarı çıkaramadığı için onu boğmak üzere olan öfkesini bastırmasına neden oldu.

“Sen—”

“Çok tatlı.” Shang Jin onu tattıktan sonra, “Teşekkürler.” dedi.

Ye Zhou yenildi ve çökmüş bir ruh hâliyle, “Temiz olmadığını söylemedin mi?” diye sordu.

“Az önce gerçeği söyledim ama yine de bu onu yemeyeceğim anlamına gelmez.”

Ne saçmalık ama…

Ye Zhou gözlerini trenin tavanına çevirdi. Kendisine teşekkür etmeyi planlamıştı ama ona kirli bir elma verdiği için mahcup hissediyordu. “Peki, istersen senin için daha iyi yıkayabilirim.” Bunu söylemeyi bitirince Shang Jin’in kabul etmesini beklemeden ısırılan elmayı hemen aldı ve lavaboya doğru yürürken Shang Jin hakkında daha çok homurdandı.

Shang Jin boş eline baktı ve başını kaldırdı. Ye Zhou’nun sırtı gözlerinde sonsuz derecede büyümüştü. Hafifçe kaşlarını çattı, içinde yeşeren tuhaf duyguyu bir an için tarif edemedi.

“Senin için yıkadım. Bu sefer tamamen temiz!”

Kaçırılan elma geri iade edildi. Shang Jin elmayı sıktı ve Ye Zhou’ya baktı. “Ye Zhou…”

Ye Zhou, dinlediğini ifade etmek için homurdandı. “Sanırım az önce…” Shang Jin öksürdü ve devam etti, “Tıpkı bir anne gibi davrandın.”

“Pfft!” Shang Jin’in yanında oturan çocuk az kalsın içtiği suyu fışkırtıyordu. Omuzları hafifçe sallandı. Kahkahasını acı bir şekilde bastırıyor gibiydi.

Ye Zhou alnındaki mavi damarları göstermekten kendini alamadı. “Shang Jin!!”

Shang Jin biraz utanmıştı. Açıkladı, “Sadece düşünüyorum da… eğer…”

“Hiçbir şey söyleme. Çeneni kapaman benim için en büyük teşekkür göstergesi!”

Ye Zhou konuşmasını bitirir bitirmez Shang Jin hiçbir şey söylemeden elmayı ısırmaya odaklandı.

Shang Jin’in yanında oturan çocuk önceki saygısız davranışından dolayı pişmandı. Ye Zhou koltuğuna doğru yürümek üzereyken, “Tongxue, zaten tek başımayım ve bavulum sadece bu çanta. Koltuğun nerede? Seninle değişeceğim. Arkadaşınla birlikte oturabilirsin.”

“Ah??”

Neden dünyada bu kadar “düşünceli” insanlar vardı ki!

“Hayır, zaten birkaç saat kaldı…” Ye Zhou reddetti, “Ve arkadaş değiliz.”

Çocuk, “Teşekküre gerek yok. Dışarı çıkarken herkes birbirine bakmalı.” dedi. Çantasını aldı ve ayağa kalktı, Ye Zhou’yu koltuğuna kadar takip etmek istiyordu.

“Gerçekten gerek yok…” Ye Zhou sahte bir şekilde gülümserken Shang Jin’e onun da bir şeyler söylemesini ima etti.

Shang Jin, Ye Zhou’ya baktı, parmağını ağzına doğrultup fermuar hareketi yaptı ve elmasını kemirmeye devam etti.

Ye Zhou öfkeyle, “Bu sefer neden bu kadar suskunsun?” dedi.

Çocuk aralarındaki etkileşimi görünce, “İlişkiniz gerçekten çok iyi…” diye övdü.

Ye Zhou’nun dudaklarının kenarı seğirdi ve içinden şöyle dedi: Gözlerinin yeterince iyi gördüğünden emin misin..?

Tüm bu süreç boyunca hiç konuşmadılar. Beş dakika sonra Ye Zhou, ona yardım etmeyen Shang Jin’e baktı ve onu patakla dürtüsünü bastırdı.

Ye Zhou ruhsuz bir yüzle, “Neden her sonuç benim asıl amacıma ters düşüyor?” dedi.

Shang Jin ellerini yeni yıkamıştı, peçeteyle kuruladıktan sonra Ye Zhou’ya baktı ve sordu: “Neden bu kadar korkuyorsun?”

Etiketler: novel oku Everyone Thinks That I Like Him 5. Bölüm, novel Everyone Thinks That I Like Him 5. Bölüm, online Everyone Thinks That I Like Him 5. Bölüm oku, Everyone Thinks That I Like Him 5. Bölüm bölüm, Everyone Thinks That I Like Him 5. Bölüm yüksek kalite, Everyone Thinks That I Like Him 5. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X