Çevirmen: Athena
BÖLÜM 4
“Şey… Şey, yani…”
Sunwoo, ortada bir sebep yokken gergin hissetti. Genel Müdür Kang, onu delici bakışlarla süzüyordu.
Midesinin rahatsızlığı yüzünden zaten ıslak olan alnında ve boynunda soğuk terler belirmeye başladı.
“Yani, ne?”
Kang Jinwook, Sunwoo’nun kekelemesinden sıkılmış gibi sert bir sesle sordu. Sesi o kadar soğuktu ki zaten diken üstünde olan Sunwoo, onun sinirlenmeye başladığını sezerek irkildi.
Ne yazık ki aldığı ani nefes boğazını tahriş etmişti ve öksürmeye başladı.
“Öhö! Öhö, öhö!
Sunwoo aniden şiddetli bir öksürük krizine girdi. Konuşamıyor ve durmaksızın öksürüyordu. Boğazına bir şey takılmış gibi hissediyor ve bir türlü duramıyordu.
Kang Jinwook memnuniyetsizce kaşlarını çattı. Keskin bakışlarıyla Sunwoo’nun yüzünü inceledi.
Kızarmış, nemle parlayan gözler… Her öksürükle aralanan ıslak dudaklar… Bakışlarını Sunwoo’nun yüzünde gezdirirken aniden kaşlarını çattı.
Kontrolsüzce öksürmeye devam eden Sunwoo, ne yapacağını bilemez halde Kang Jinwook’taki bu değişikliği hemen fark etti.
“Öhö… Ben… öhö öhö… özür dilerim.”
Sunwoo boğazını tutarak zorlukla konuşabildi. Öksürükleri henüz yatışmamıştı. Kang Jinwook ise Sunwoo’nun özrüyle pek ilgilenmiyor gibiydi. Aksine, bunu kasıtlı bir davranış olarak gördüğünden hoşnutsuz görünüyordu.
Jinwook sert bir sesle “Dün söylediklerin doğru mu yoksa?” diye sordu.
“Efendim?”
Dün mü? Ne söylemişti? Doğru olan neydi?
Sunwoo, soruyu anlayamayarak şaşkınlıkla karşılık verdi. Genel Müdür Kang Jinwook, onun boş bakışlarına karşılık kaşlarını tekrar çattı.
“Bayılmadan önce bana söylediklerin.”
Ne söylemiş olabilirdi ki?
Ne yazık ki Sunwoo’nun Kang Jinwooka ne söylediğine dair en ufak bir fikri bile yoktu. Muhtemelen bedeni ele geçirilmeden önce gerçek Sekreter Choi‘nin söylediği bir şeydi.
Sunwoo tereddütle ağzını açtı, kafası karışmış bir haldeydi.
“Ah… öyle değil, sadece yediklerim mideme dokundu…”
Ama cümlesini tamamlayamadan sustu.
“Dün, benim yüzümden hasta olduğunu söyledin.”
Sunwoo’nun açık kalan ağzı kapandı. Genel Müdür Kang Jinwook da aniden sessizleşti.
Ne? Genel Müdür Kang Jinwook yüzünden mi hasta olmuş?
Sunwoo, az önce duyduklarını kafasında tarttı. Demek ki dün bayılmadan önce Sekreter Choi, Genel Müdür Kang’a böyle bir şey söylemişti.
O zaman da bazı belirtileri vardı demek…
Sonuçta yaklaşık altı haftalık olduğu söylenmişti. Eğer öyleyse, erken hamilelik belirtileri başlamış olabilirdi. Baş dönmesi, hafif ateş, mide bulantısı… Ya da sürekli yorgunluk, yataktan çıkmak istememe hali.
Acaba hamile olduğunu biliyor muydu?
Hayır. Eğer öyle olsaydı hasta olduğunu söylemez, doğrudan hamile olduğunu açıklayıp Genel Müdür Kang’dan sorumluluk almasını isterdi. Hasta olduğunu söylemesi, sanki başka bir şeyin zeminini hazırlıyormuş gibi duruyordu.
Asıl sorun, şu anki Sunwoo’nun, Sekreter Choi’nin bedenini ele geçirmeden önce ne düşündüğünü bilmesinin imkansız olmasıydı.
Hikâyede neredeyse hiç görünmeyen bir yan karakterin bedeninde uyanmak, birçok bilgiden mahrum kalmak anlamına geliyordu.
Yine de bazı ipuçları olabilirdi. Sunwoo, hızla romanın içeriğini hatırlamaya çalıştı.
Ama bu fazla uzun sürmedi.
“Sekreter Choi, açık konuşacak mısınız yoksa konuşmayacak mısınız?”
Kang Jinwook’un soğuk sesi, sabırsızca cevap bekliyordu.
“Ah… Özür dilerim.”
Sunwoo, düşüncelerinden sıyrılıp gerçekliğe döndü ve başını kaldırdı.
“Yani, midem biraz rahatsızdı…”
Bir dakika. Hayır…?
Sunwoo yine cümlesini yarıda kesti. Aklına aniden bir fikir gelmişti.
İstifa nedeni!
Biri ona neden ayrıldığını sorarsa, kişisel sebepler diyecekti. Sonuçta, hamile olduğu için istifa ettiğini açıkça söyleyemezdi.
Ama neyse ki, Kang Jinwook ona uygun bir istifa sebebi sunmuştu.
Sağlığımın bozulduğunu söyleyebilirim!
Dün hasta olduğunu söylediği için bu açıklama mantıklı görünüyordu. Gayet iyi bir bahane gibi duruyordu.
“Son zamanlarda pek iyi hissetmiyorum…”
Sunwoo, başını eğerek kısık bir sesle mırıldandı. Daha önce mide bulantısı ve öksürük göstermişti, bu yüzden Genel Müdür Kang Jinwook’un şüphelenmemesi gerekiyordu.
“Neyin var tam olarak?”
“Efendim?”
“Ne rahatsızlığın var?”
Neden bu kadar sorguluyor? Hikâye uydurmayı zorlaştırıyor!
Sunwoo, Kang Jinwook’a göz ucuyla baktı. Karşısındaki adam, sinirli gibi görünen çatık kaşlarıyla ona bakıyordu.
Her zaman bu kadar ısrarcı mıydı?
Evet, Kang Jinwook’un takıntılı bir eğilimi vardı. Bir şey ilgisini çektiğinde, tatmin olana kadar sürekli irdeleyerek her şeyi öğrenmeye çalışmasıyla ünlüydü.
Muhtemelen bu yüzden, kendi duygularını fark etmeden önce bile, baş karakterin ne yediğini, nerede olduğunu, kimlerle görüştüğünü öğrenmeye çalışarak insanları delirtirdi.
Ah! Acaba beni yakalamaya mı çalışıyor? Gerçekten hasta olup olmadığımı sorguluyor.
Bu, daha mantıklı bir açıklama gibi görünüyordu.
“Bir şey yok, Genel Müdür Kang Jinwook. Sizi rahatsız etmeyeceğimden emin olabilirsiniz.”
Sunwoo, cevabını verirken başını salladı. Bu, aslında Kang Jinwook’un sorusuna bir cevap değildi. Ama zaten istifa edecekti, bu yüzden Kang Jinwook’un şüphelenip şüphelenmemesinin bir önemi yoktu.
Sadece Kang Jinwook’u bir an önce göndermek istiyordu. Ama Sunwoo’nun isteklerinin aksine, Jinwook daha da sinirlenmiş görünüyordu.
BİİP, BİİP, BİİP…
Kang Jinwook’un yeniden kızacağı sırada, bir telefon çalma sesi araya girdi. Sunwoo, sesin geldiği yöne baktı. Ses, Kang Jinwook’un göğsünün içinden geliyordu.
Ne kadar eski moda bir ses…
“Ne var?”
Kang Jinwook, telefonunu göğsünden çıkarıp cevap verdi. Neyse ki, eski moda zil sesinin aksine, telefon oldukça pahalı ve yeni modeldi.
Bununla birlikte Sunwoo rahatladı.
“Şimdi mi? Tamam.”
Kang Jinwook, Sunwoo’ya son kez sert bir bakış attıktan sonra aniden dönüp yürümeye başladı. Geriye doğru yürürken ki duruşu, şaşırtıcı bir şekilde yakışıklıydı.
Rahatladım.
Gerçi neyin onu rahatlattığını tam olarak bilmiyordu.
Sunwoo, Jinwook’un kişiliğiyle uyuşmayan alışılmadık zil sesine odaklanırken derin bir iç çekti ve sırtını duvara yaslayarak çömeldi.
Duvara yaslanmış, boş boş boş boş bakıyordu.
Çok şükür. Hamilelikten haberi yok gibi görünüyor.
Doktor ona yardım etmeyi kabul etmişti, fakat yine de içten içe endişeleniyordu. Şimdi biraz olsun rahatlamıştı. Yine de, ihtimaller karşısında doktoru arayıp durumu tekrar teyit etmek istiyordu.
Etrafına bakındı. O sırada, bir çalışan, tuvalet girişinin yanındaki duvara yaslanmış olan Sunwoo’ya bakarak geçti.
Burada özgürce telefonla konuşmak mümkün görünmüyordu. İnsanların olmadığı bir yer bulması gerekiyordu. Bunları düşünerek ayağa kalkmaya yeltendiğinde, karnından yüksek bir guruldama sesi geldi.
“Ah…”
Sunwoo, düz karnına baktı.
Az önce onu mide bulantısıyla banyoya koşturmasına sebep olan şey şimdi yemek istiyordu.
Senin de epey kötü bir kişiliğin var, ha?
Babası gibi bir çocuk.
Sunwoo, fetüsün diğer biyolojik ebeveynini zihninde eleştirerek karnını ovuşturdu. Görünüşe göre bir şeyler yemesi gerekiyordu.
Yorum