Koyu Switch Mode

Look at Me [Novel] Bölüm 32: Felaket Senaryoları

Tüm Bölümler Look at Me [Novel]
A+ A-

Çeviri: Ashily


Doseon kendini “Buluşacağın kişiyle akşam yemeği yiyecek misin?” diye merak ederken buldu.

“Hayır, neden yiyeyim ki? Buluşmamızı senin mesain bitmeden tamamlamayı düşünüyorum. Sonra da seni eve bırakana kadar vakit geçirmeyi planlıyorum,” diye yanıtladı Heerak ve ardından Doseon’un akşam yemeği olarak ne yemek istediğini sordu.

Doseon her zamanki gibi, “Siz ne yemek isterseniz, Müdür Bey,” diye cevap verdi.

Doseon’un cevabı hep aynı olsa da, Heerak seçenekler sunmaya devam etti. Öğle yemeğiyle çakışmayan birkaç öneride bulunarak son kararı yine Doseon’a bıraktı.

Heerak ayrıca moralini düzeltmek için Doseon’dan onu rahatlatacak bir fiziksel temas istedi. Doseon sonunda Heerak’ın sırtını hafifçe sıvazladı ve parmaklarını Heerak’ın saçlarında gezdirdi. Bu hareket Heerak’ın anında kendini daha iyi hissetmesini sağlamış gibiydi ki Doseon’un omzuna sokulurken hafifçe kıkırdadı.

Ancak bu tatlı an, kapının çalınmasıyla bölündü. Kapının tıklatılma şekli, içeri girme talebinden çok bir sinyale benziyordu. 

“Genel Müdür,” diye seslenen kişi Seokchan’dı.

Doseon, Heerak’ın kollarından sıyrılmaya çalıştı ama hemen durduruldu. Heerak onu bırakmayı reddetti, sıkıca sarılıp yüzünü Doseon’un göğsüne gömmüştü.

Seokchan “Şimdi dışarı çıkmanız gerekiyor,” diye ısrar etti.

Heerak, homurdanarak yanıt verdi. “Bu kadar çabuk mu? Hala biraz zaman var.”

“Evet, Başkan Jeong geldi ve sizi bekliyor.”

“Normalde en az yarım saat geç kalır. Bugün dakik olmaya mı karar verdi? Hiç yardımcı olmuyor.” diye söylendi Heerak.

“Bu düşüncelerinizi doğrudan Başkan Jeong’a iletebilirsiniz.”

Bunu duyan Heerak derin bir iç çekti. Doseon, Heerak’ın homurdanmalarını dinlerken kahkahasını bastırmaya çalıştı. Heerak, Doseon’un kahkahasından hoşlansa da, gülüşünü şu anda görse muhtemelen kaşlarını çatardı.

Yavaşça kollarını gevşeten Heerak, ellerini Doseon’un omuzlarına yerleşti. Daha da yakına eğilip gözlerinde derin bir samimiyetle Doseon’a baktı.

“Doseon,” Sesi samimiyetiyle eşleşti ve söylemek üzere olduğu şeyin önemini aktarıyordu. Doseon yeniden gerildiğini hissetti.

Dudaklarını zar zor aralayarak cevap verdi. “Efendim?”  

“Bir dahaki sefere, seni bırakana kadar bekle. Seokchan varlığını belli etti diye benden uzaklaştığını düşünmek, sence beni nasıl hissettirir? Tamamen yıkılmış hissetmez miyim?”

Doseon bunu tam olarak anlayamadı. Heerak’ı yanıtsız bırakmaktan rahatsızlık duysa da bunu düşünmek için zamana ihtiyacı vardı. Heerak’ın neden yıkılmış hissedeceğini ne kadar düşünürse düşünsün ya da tahmin ederse etsin, aklına bir şey gelmiyordu.

Sonunda Doseon, anlayamadığını itiraf etti. Heerak nazikçe gülümseyip başını salladı.

“Anlamıyorsan sorun değil. Sadece söylediklerimi hatırla. Tamam mı? Sakın bunu unutma.” Heerak’ın gülümsemesi ışıl ışıldı, ancak sesi ve bakışları hala ciddiyetini koruyordu. Doseon, bu durumu hafife almaması gerektiğini anladı. Samimiyet, içten bir yanıtı hak ediyordu.

Kararlı bir ses tonuyla, “Tamam,” diyerek başını salladı.

Heerak, cevaptan memnun görünüyordu. Sonra, takım elbisesinin cebinden bir sprey şişesi çıkardı. Doseon bunun ne olduğunu hemen anladı – feromon deodorantıydı. Önceki huzursuzluğunda haklı çıkmıştı. İçten içe birkaç kez dilini şaklattı.

“Bana öyle bakma. Sadece birazcık feromon yaydım.”

“Size az gelebilir ama Baskın Alfa feromonları her zaman fark edilir.”

“İşte bu yüzden kokumu senden bizzat siliyorum. Beni takdir etmelisin, anlıyor musun? Bir Alfa ya da Omega için bunun ne kadar sinir bozucu olduğu hakkında hiçbir fikrin yok.”

Doseon bu konuda hiçbir şey bilmiyordu. Tüm bunlardan ayrı bir hayat yaşadığı için anlamasına imkan yoktu.

“Öyle mi?” diye yanıtladı.

Heerak kapağı açıp spreyi Doseon’un omuzlarına ve saçlarına eşit şekilde sıktı.

“İnanılmaz derecede sinir bozucu. Tanrım, beni deli ediyor.” Heerak bunu şaka yaparak söylemiyor gibiydi. Gözlerinden belliydi. Kısa süre önce neşeli olan bakışları, giderek soğuk ve öfkeli bir hal aldı.

“Neyse, Seokchan sağ olsun, iyi ki bunu yanıma almışım,” diye ekledi Heerak. Belli ki dikkatini sıktığı deodoranttan başka yöne çekmeye çalışıyordu.

Doseon, Heerak’ın bu konuyu bilerek geçiştirdiğini hissetti.

“Feromonlarımı kontrol etme konusunda hiç sorun yaşamadım ve kendime oldukça güveniyordum. Bu yüzden böyle bir şeyi yanımda taşımaya gerek görmemiştim. Ama Seokchan, son zamanlarda sıkıntı çıkarabileceğimden endişelendiği için, ne olur ne olmaz yanımda bulundurmamı önerdi.”

“Sanırım Sekreter Min’e teşekkür etmeliyim,” dedi Doseon. Sözleri ağzından çıkar çıkmaz Heerak’ın kaşları havaya kalktı. Bunu gören Doseon, söylediklerinin başını derde sokacağını hissetti.

“Ona teşekkür eden ben olacağım. Senin teşekkür etmene gerek yok. Aslında diğer Alfalarla hiçbir şekilde iletişim kurmamalısın.”

Bu sadece basit bir rica olsaydı Doseon buna gönüllü bir şekilde razı gelirdi. Ancak kolayca kabul edemedi.

“Peki, o zaman müşterileri nasıl karşılayacağım?”

Heerak, şaşırmış bir ifadeyle cevap verdi. “Aman, bu konuyu açma bile. Lütfen bir daha bundan bahsetme. Her gün bunu düşünmemek için elimden geleni yapıyorum.”

Ardından Doseon’un beyaz gömleğini dikkatle düzeltti, sarıldıklarında oluşturduğu kırışıklıkları açtı.

Doseon’a bakarak kısık ses tonuyla, düşüncelerini ve arzularını dile getirdi – Hodie’nin üniforması olan beyaz gömlek ve siyah pantolonu görmekten bıktığını buna rağmen Doseon’un bu kıyafetle neden bu kadar çekici göründüğünü merak ettiğini ve fırsatını bulduğunda Doseon’un kıyafetlerini bizzat çıkarmak istediğini söyledi. Bunu duyan Doseon ise sakin kalmaya çalışıyordu.

Odadan çıkmadan önce Heerak, son kez Doseon’un alnına sevgi dolu öpücükler kondurdu. Gitmeye isteksiz bir şekilde sızlandı ama sonunda kapıdan kayboldu.

Odada yalnız kalan Doseon, elini alnına götürüp birkaç kez ovuşturdu. Ancak Heerak’ın dudaklarının bıraktığı hissi silemedi.

Ellerini yüzünde gezdirip olduğu yere kıvrıldı.

Parmaklarının arasından bir iç çekti. “Haah.” 

Heerak’ın nezaketi onu hem heyecanlandırıyor hem de korkutuyordu.

Kalbini sıkıştıran endişe, Heerak’ın nezaketini her deneyimleyişinde daha da artıyordu.

Doseon, Heerak’ı seviyordu ve bu konuda haksız değildi.

Heerak’ın inkar edilemez derecede yakışıklı olduğunu düşünüyordu. Heerak ona gülümsediğinde içinde bir sevinç dalgası beliriyordu. Doseon, Heerak’ın yanındayken neden sürekli gerildiğini anlayamıyordu. Ortamdaki gerilim bazen nefes almayı zorlaştırıyordu ve bu durum birlikte olduklarında huzursuz hissetmesine neden oluyordu.  Ancak son zamanlarda, gerginliğine eşlik eden mutluluk nefes almasını ve sohbet etmesini kolaylaştırıyordu, bu da hoş bir rahatlama hissi doğuruyordu.

Doseon gerçekten ilk görüşte aşık olmuştu.

Başlangıçta sadece Heerak’ın görünüşüne kapılmış olsa da bu his yüzeysel bir his değildi, çünkü Doseon, Heerak gibi biriyle olma şansını hayatında bir kez yakalayabileceğine inanıyordu. Tek gecelik birlikteliklerinin ardından o güzel, ışıl ışıl yüzü bir daha görme ayrıcalığına sahip olamayacağını düşünmüştü. Ancak Heerak’ı yakından görebildiği günler uzadıkça, hayatın nasıl sürprizlerle dolu olduğuna hayret etti.

Doseon, Heerak’tan hoşlanıyordu.

Sevdiği birçok yönü vardı. Şimdiye kadar bu his o seviyedeydi. Birlikte daha fazla vakit geçirdikçe, Heerak’a olan sevgisi derinleşti. Onu her şeyin üstünde tutuyordu. Heerak’ın parlak gülüşünü, neredeyse dua gibi fısıldadığı sözlerini ve saçlarını şakacı bir şekilde karıştırmasını seviyordu. Heerak’ta sevdiği her bir özelliği birleştirdiğinde Doseon, kalbi duracakmış gibi hissediyordu. Duyguları o kadar yoğundu ki, bugüne kadar nasıl başa çıkabildiğini anlamakta zorlanıyordu.

Bu, hiç şüphesiz, aşk gibi bir şeydi.

Hayır, bu kesinlikle aşktı.

Ve işte tam da bu yüzden daha da büyük bir zorluk teşkil ediyordu.

Bu denklemde kendi bencil arzularına yer yoktu. Görünen o ki bu dürtüleri bilinçaltında bastırmaya çalışmıştı ve bu da neden şimdiye kadar oldukça mutlu hissettiğini açıklıyordu.

Bu aşkı arzulamamalıydı. Doseon’un özgüveni ve kendine olan saygısı eksik değildi.

Ancak diğer kişi Cho Heerak’tı.

Doseon, Heerak’ın kim olduğunu ve onun ne kadar güçlü bir geçmişe sahip olduğunu çok iyi biliyordu. Bu ülkede Heerak’ı tanımayan birini bulmanın zor olacağını düşünüyordu. Heerak’a karşı romantik arzular ve hayaller beslemenin son derece cüretkar olacağını hissediyordu. Tüm arzularını, motel odasında uyuyan Heerak’ın yanından ayrıldığında geride bırakmalıydı. İş hayatına adım attığında öğrendiği ilk derslerden biri, insanın kendi yerini bilmesinin önemiydi ancak en çok ihtiyaç duyduğu anda bunu kavrayamamaktan korkuyordu.

Doseon, kendi kafa karışıklığının Heerak’a en çok rahatsızlık veren şey olduğunu düşünüyordu. Tek yaptığı Heerak’ın muhtemelen unutmak istediği bir anı paylaşmaktı.

Heerak’ın bir suçu yoktu. Doseon ile sarhoşken birlikte olmuş, şimdi de Doseon’un sevgisine maruz kalmıştı. Heerak, Doseon dışında onu seven birçok insanla çevriliydi. Doseon, bu kişisel ve bencil duygularıyla Heerak’a yük olmamalıydı.

“Kendine gel. Çok geç olmadan bir şeyler yapmalısın,” diye bir karar verdi Doseon.  İçinde hem Heerak’ın hem de kendi iyiliği için bu sağlıksız alışkanlıktan kurtulması gerektiğine dair giderek artan bir his vardı.

Göz açıp kapayıncaya kadar, Heerak’a olan ilgisi aşka dönüşmüştü.

Bunu fark ettiğinde, zaten bu duygusal durumun içindeydi. Nedense bunu haksızlık olarak görüyordu çünkü aşkının küle dönmesi bir ömür sürecekmiş gibi geliyordu.

Mola süresi çoktan bitmişti. Bir an önce ayağa kalkması gerekiyordu ama hareket edecek gücü kendinde bulamadı.

Bir süre sonra karlılıkla dişlerini sıktı.

***

Uyuyamıyordu.

Doseon, telefonuyla oynarken, telefonları yüzünden uykusuzluk çeken dünya çapındaki sayısız insanın arasına katıldığını fark etti.

Alışkanlıkla Heerak’ın sosyal medya hesabını kontrol ediyordu. Heerak’ın paylaşımları hayatının, Doseon’un bilmediği yönlerini yansıtıyor gibiydi. Birçok kişi Heerak’ın sık güncellemelerinden hoşlanırken, onun fazla çalışıp çalışmadığını sorgulayan endişeli yorumlar da vardı.

Doseon, Heerak’a bir şeyler söylemek için güçlü bir istek duyuyordu.

Günlük hayatlarının monotonluğunu kırmanın yollarını bulmaya çalışıyordu ama korkularını ve endişelerini açığa çıkarmadan bunu nasıl yapabileceğini bilmiyordu. Heerak’la mantıklı bir şekilde iletişim kurmaya ya da duygularını incelikli bir şekilde ifade etmeye çalışmaktan çoktan vazgeçmişti. Sürekli başarısız olduğu bir şey, sihirli bir şekilde şimdi başarılı olmayacaktı. Doseon iş hayatında, alkol toleransı ve etkili iletişim becerileri sayesinde yükselmişti ama bunların hiçbiri Heerak’a karşı işe yaramıyordu.

Birkaç gün boyunca bu durumu düşündü. Tam cesaretini toplayıp açılmayı düşünmeye başlamışken, Heerak’ın hayatı bir kasırgaya dönüştü. 

‘Neden tüm sorunlar Heerak’a eziyet etmek için aynı anda ortaya çıkmak zorundaydı ki?’ diye düşündü. Önce alışveriş merkezinin inşası sırasında sorunlar çıkmış, ardından ikinci kardeşinin ani isteği üzerine sabah erkenden yola çıkmak zorunda kalmıştı. Her hafta ya da iki haftada bir, hem büyük hem de küçük başka sorunlar da ortaya çıkıyordu. Heerak’ın uykusuz kalacak kadar yoğun bir iş temposunda olduğunu söylemek abartı olmazdı. Doseon için, Heerak’ın nerede olduğunu sosyal medyadan takip edebilmek, bir nebze de olsa teselli oluyordu.

************************************************************************************************

Doseon’un kendi hislerinin farkında oluşu ancak Heerak’ın hislerini görmeyişi bana şunu düşündürüyor. Sen bir kişiyi ne kadar seversen sev karşındakinin bildiği kadardır. Bunu ona söylemezsen bir anlamı olmuyor. Bu ikiliden birinin aşkını acil ilan etmesi lazım. -Ashily

Etiketler: novel oku Look at Me [Novel] Bölüm 32: Felaket Senaryoları, novel Look at Me [Novel] Bölüm 32: Felaket Senaryoları, online Look at Me [Novel] Bölüm 32: Felaket Senaryoları oku, Look at Me [Novel] Bölüm 32: Felaket Senaryoları bölüm, Look at Me [Novel] Bölüm 32: Felaket Senaryoları yüksek kalite, Look at Me [Novel] Bölüm 32: Felaket Senaryoları light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X
İçerik Uyarısı
Uyarı, "Look at Me [Novel] Bölüm 32: Felaket Senaryoları" reşit olmayanlar için uygun olmayan şiddet, kan veya cinsel içeriğe sahip olabilir.
Onayla
Çık