Koyu Switch Mode

Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 24: Ebedi Kılıç Konferansı

A+ A-

Çevirmen: Yuuki


Xie Xi sessizce başını çevirdi, sinirliymiş gibi görünüyordu. Ancak uzun süre sinirli kalamadı. Sızıp masanın üstünde yüzüstü uyuya kalmadan önce şarabın ona verdiği geçici dinçlik sadece bir anlık sürdü.

 

Chu Yu, Xie Xi’nin gerçekten uyuduğunu onaylamak için yüzün dürttü. İç çekerek kalktı ve avlusundaki akçaağaca bakmak için aşağı indi.

 

Bir süre ağaca baktı, ardından önceden aldığı ince akçaağaç yaprağını çıkardı. Bir fırça ve mürekkep çıkarıp üstüne ‘Chu Yu’ yazdı. Ardından eğildi ve yaprağı içine koymak için ağacın altına küçük bir delik açtı.

 

Tüm bunları yapmayı bitirdikten sonra Chu Yu tekrardan birikmiş puanlarını kontrol etti. Kızları tavlama üzerine bir el kitabı aldığı zaman birçok puanından olmuştu bu yüzden toplam puanı diplere düşmüştü. Hikayedeki son gelişmelerden hem övgü hem de eleştiri almıştı. Sonunda 188’de durana kadar puanlar yükselip azaldı ki bu, elde etmesi imkansız gibi görünen 1000 puandan çok uzaktı.

 

…Ama, Çin’in her tarafında ünlü olduğu halde bu noktada ölmemiş olmak zafer sayılmalıydı.

 

Chu Yu hüzünlü bir iç çekiş koyverdi. Arkasındaki güya sarhoş ve çökmüş Xie Xi’nin doğrulduğunu fark etmedi. Genç mürit elleriyle çenesini destekleyerek Chu Yu’yu dikkatlice gözlemliyor, Chu Yu’nun içtiği fincanla oynuyordu, gözleri net ve dingindi.

 

******

 

İki gün Akçaağaç Vadisi’nde kaldıktan sonra Chu Yu, Ebedi Kılıç Konferansı’nın yapılacağı yer olan Linlan’a seyahatlerini başlatmaya karar verdi.

 

Chu Sheng gözlerinde yaşlarla Chu Yu’yu, sanki sadece erkek kardeşini uğurlamıyor da kız kardeşini evlendiriyormuş gibi binlerce uyarıda ve açıklamada bulunarak bizzat uğurladı.

 

Akçaağaç Vadisi ile Linlan sınırları arasındaki mesafe çok uzaktı. Chu Yu ve Xie Xi’nin şu anki hızlarına bakılırsa acele etseler bile Ebedi Kılıç Konferansı başlamak üzereyken oraya varırlardı.

 

Chu Yu önceden Lu Qingan’a mesaj göndermiş ve gelişlerini sır olarak saklamasını istemişti. Song Jingyi hâlâ onların çoktan öldüğünü düşünüyordu. Ebedi Kılıç Konferansı’nda zamanı geldiğinde ona bir sürpriz yapmak güzel olurdu.

 

Bu kez Chu Yu gecikmek istemiyordu bu yüzden etrafta oyalanmadı. Aksine gayretli ve sessiz bir şekilde kılıcını sürdü. Ancak, Xie Xi konuşma fırsatı yakaladı. “Da Shixiong.”

 

Chu Yu: “Hmm?”

 

“Shidi dövüş sanatı yeteneklerini çalışmak istiyor.”

 

“Uçarken dikkatini dağıtmak pek yararlı olmaz…”

 

“Shidi, Shixiong’un yeni kitabındaki yetenekleri denemek istiyor. Shixiong cimri biri değil, değil mi?”

 

Chu Yu: “…”

 

O sinir bozucu kız tavlama kılavuzu! İşe yaramaz bir eşyadan başka bir şey değildi. Kapaktaki o erotik çizimden bahsetmiyorum bile… Sanırım ana karakter, Chu Yu’nun bu tür özel bir hobisi olduğunu düşünmezdi, değil mi?

 

Biraz eli ayağı dolandı ama ardından ani bir aydınlanma her şeyi açıklığa kavuşturdu.

 

Önemli olan şey kapak değildi, içerikti! Ana karakter el kitabını okumak istiyordu, yani bu iyi bir şeydi!

 

Chu Yu, el kitabını çıkardı ve Xie Xi’ye uzattı. Soğukkanlılıkla saçma sapan konuştu. “Shidi, bu kitabın içeriği hakkında dikkatlice düşünmelisin. Hoşlandığın biriyle karşılaştığında bu el kitabı diğer kişinin sana aşık olması için çeşitli taktikler öğretse de bir centilmen düşünmeden evlenmez.”

 

Xie Xi’nin bu tarz konuşmalardan hoşlanmadığını hatırladı. Chu Yu endişeliydi ama ihtiyatla Xie Xi’nin ifadesini incelediğinde onun gülümsüyor olduğu ve çok mutlu göründüğü sonucuna vardı.

 

Xie Xi: “Oh? Öyle mi?”

 

Çocuk iyi bir ruh halindeydi.

 

Chu Yu mutlu bir şekilde, uyluklara sarılma konusunda başarılı olduğunu düşündü ve ağzı kulaklarına vardı.

 

Gülümsemesi iki gün sürdü ardından Chu Yu daha fazla gülümseyemedi. İkisi de bütün yoldaşları arasında göze çarpan mükemmel müritler olmasına rağmen yalnızca Temel Oluşturma aşamasındaydılar. Ruh güçleri sınırlıydı yani her birkaç günde bir dinlenmek zorundaydılar. Bir sabah erken saatlerde Chu Yu kısa bir süreliğine kaldıkları handa uyandı. Belini tutan kişi gitmişti.

 

Gözlerini şaşkınlık içinde açtığında karşı masada güzel bir şişe gördü. İçinde hoş kokulu bir demet osmantus olduğunu fark etti. Nereden geldiklerini merak ederken bir an için sessizce çiçeklere baktı. Ardından Xie Xi içeri girdi, elinde kahvaltı taşıyordu.

 

Chu Yu’nun uyanık olduğunu görünce Xie Xi’nin utangaç, hassas, genç yüzü; masum ve saf bir gülümseme sundu.

 

Chu Yu ürperse de gülümseyerek karşılık verdi.

 

“Uyanık mısın?” Xie Xi yatağın yanına doğru yürüdü ve nazik gözlerle Chu Yu’nun dağınık saçlarını okşadı.

 

Yüz! Yüz! Yüz! Çok yakın! Yüzünü benimkine bu kadar yaklaştırma! Ahh!!!

 

Chu Yu’nun kaşları seğirdi. Xie Xi’nin ateşi olup olmadığını kontrol etmek için elini alnına uzattı fakat eli başka bir el tarafından yakalandı.

 

Xie Xi, Chu Yu’nun gözlerinin içine dikkatlice baktı ardından başını alçalttı ve hafifçe Chu Yu’nun avucunu öptü. Dudakları sıcak ve yumuşaktı.

 

 

Chu Yu: “…”

 

Bir şeyi hatırladı.

 

Bu, o ‘Kadınlarla Flört Etme’ el kitabından bir strateji değil mi?!!

 

Ana karakter taktikleri öğrenmeye çalışıyor ve de bunu başkasıyla eğlenerek uygulamaya mı cesaret ediyordu?

 

Chu Yu sinirle patladı. Bu kişi, pohpohlamak zorunda olduğu ana karakter olsa da Chu Yu, Xie Xi’nin kolunu arkaya kıvırdı ve göğsü aşağı gelene kadar onu çevirdi. Ardından Xie Xi’nin pantolonunu çıkardı.

 

Şaşkın Xie Xi, Chu Yu’ya geniş gözlerle baktı. “Da Shixiong?”

 

Chu Yu, ana karakterin hassas beyaz kalçalarına baktı. Yüreği cesaretle doluydu. Bir şaplak attı.

 

Xie Xi’nin ağzından bir ‘ah’ kaçtı ama bu bir çığlık değildi, daha çok sabırla bir sapıklığa katlanıyor gibiydi. Biraz duraksadıktan sonra kederli bir tonda: “Shixiong, neden bana vurdun?”

 

Chu Yu bir kez daha tokatladı, sonunda bir Shixiong olarak saygınlığını kazanmıştı. Soğukça: “Shixiong’unu bir gönül eğlencesi olarak kullanmaya cesaretin var. Sana etrafta oynama demedim mi? Söyle bakalım, cezalandırılmayı hak ediyor musun, etmiyor musun?”

 

“…” Xie Xi, bir süre sessiz kaldı. Gözleri kızarmıştı, burnunu çekti. Daha da mağdur bir tonda: “Shixiong beni kandırdı.”

 

Chu Yu göz devirdi ve bir şaplak daha attı. Xie Xi’nin beyaz kalçalarında birkaç tane daha kırmızı el izi ortaya çıktı. Muhtemelen acıdan dolayı Xie Xi biraz daha inledi ardından kendini Chu Yu’nun tutuşundan kurtarmaya çalıştı.

 

Xie Xi’nin dövülmüş kırmızı kalçalarına baktığında ansızın şeytani bir istek oluştu ve Chu Yu nazikçe kalçasını çimdikledi.

 

Xie Xi irkildi, Chu Yu’nun tutuşundan kurtuldu. Hemen pantolonunu giydi ve odadan dışarı koştu.

 

Chu Yu’nun dili tutulmuştu. “…”

 

Aşırı küstah ellerine bakınca soğuk terler dökmeye başladı. Ana karakter bir kuzu gibi, itaatkar ve usluydu ki bu Chu Yu’nun çok dikkatsiz ve kibirli olmasına neden olmuştu. Felakete davet çıkarmıştı.

 

Chu Yu endişeli ve dehşet içindeydi. Xie Xi şaplaklandığı için kin tutacak ve çektiği eski-yeni, bütün aşağılanmaları hatırlayacak mıydı?

 

…Xie Xi geri döndüğünde pantolonunu çıkarıp vurmasına izin vermeli miydi? Chu Yu, Xie Xi hana geri dönene yani sabahtan akşama kadar odasında gergince bekledi. Xie Xi’nin ifadesine baktı, ummadık şekilde neşeliydi.

 

Chu Yu’ya bakınca Xie Xi’nin yüzü biraz kızardı. Chu Yu’nun her sabah olduğu gibi dağınık saçlarla yatakta oturduğunu gördüğünde Xie Xi dudağını ısırdı. Gülümseyerek: “Shixiong, neden kalkmadın hâlâ?”

 

Kızgın değil mi?

 

Chu Yu neredeyse gözyaşlarına boğuluyordu. Yataktan hızlıca kalktı, hemen cüppesini giydi ve içi boş bir şekilde güldü. “Shidi’nin gelmesini bekliyordum.”

 

Xie Xi garip bir şekilde gülümsedi. “Shidi’yi yatakta mı bekliyorsun?”

 

Chu Yu aklından geçenleri söylemek üzereydi ki kelimelerin hissiyatının pek doğru gelmediğini fark etti. Acilen sesini kesti ve saçlarını kenara itti. Şikayet ederek: “Bir keşiş olmak iyi olurdu. Bu uzun saçlarla uğraşmak çok zahmetli.”

(ÇN: Budist keşişler kafalarını kazıtırlar. Fakat eski zamanlarda Çinli insanlar, saçlarını ebeveynlerinden aldıklarını ve kesmenin saygısızlık olduğunu düşünürlermiş. Kültivatörlerin saçlarının ne kadar uzun olduğunu hayal edebilirsiniz.) 

 

Chu Yu’nun konudan kaçınışı ve konuyu değiştirişi Xie Xi’nin ruh halini daha iyi hâle getirdi. Şeftali ağacından yapılma bir tarak aldı ve güldü. “Shixiong, hareket etme. Shidi ilgilenmene yardımcı olacak.”

 

Chu Yu, beklenmedik yardımdan dolayı mahcup hissetti ve ana karakter nazikçe onunla ilgilenirken sessizce oturdu. Suçluluk duygusu arttı ve kısık bir sesle: “Shidi, bu sabah Shixiong aşırı derecede telaşlıydı, sinirlenme.”

 

Xie Xi, eylemini duraklattı ve her zamanki tavrıyla: “Kızgın değilim. Shixiong oynamak istiyorsa her zaman yapabilir.”

 

Chu Yu’nun kaşları kalktı. Bir şeylerin ters gittiğini hissetti. Xie Xi’nin hareketleri yavaştı, Chu Yu sıkıldığından yorum ekranını açtı.

 

Gözlerinin önünde ‘Sona kadar bağlı bir çift olarak kalmanızı umuyorum!’ yorumları aktı.

 

Chu Yu: “…”

 

Artık yorumları okumama kararı aldı.

 

******

 

Ebedi Kılıç Konferansı, Lancang bölgesi civarındaki Yu Hua Sekti tarfından düzenleniyordu. Yu Hua Sekti, Tian Yuan Sekti’ne benziyordu. O da kültivasyon dünyasındaki en büyük sektlerden biriydi ve aşağı yukarı aynı itibara sahipti.

 

Ebedi Kılıç Konferansı’nın, Yu Hua Sekti’nde düzlenmesinin iki nedeni vardı. İlki, güçlerinden dolayı. İkinicisi, Anıt Mezar Harabelerinin girişinin Linlan’da olmasıydı.

 

Sekiz büyük sektin her biri, ruhsal güç konusunda bol olan bir bölge işgal etmişti. Ebedi Kılıç Konferansı boyunca büyük sektlerin hepsi katılmak için insanlar gönderecekti. Ek olarak şanslı olmayı umarak müritlerini gönderen bazı küçük sektler de vardı.

 

Chu Yu ve Xie Xi tam zamanında varmışlardı. Ebedi Kılıç Konferansı yarın başlayacaktı bu yüzden bu gece nefes almak için biraz zamanları vardı.

 

Yu Hua Sekti’nde dinlenmek için her sekte ayrı bir yer verilmişti. Chu Yu, Yu Hua Sekti’nin ana kapısının altında sonsuz geceye baktı, içeri sızmaya cesareti yoktu. Böylece bir parça kağıt çıkarıp üzerine birkaç kelime fısıldadı, ardından fırlattı.

 

Çok uzun sürmeden Lu Qingan çıkıp geldi.

 

Her zamanki gibi saf beyaz kıyafetler giyiyor ve ölümlü dünyasının üstünde süzülüyormuş gibi görünüyordu. Chu Yu’yu gördüğünde hafifçe başını sallarken yüzü ciddi ve katıydı. “Yu-er, yaralandın mı?”

 

Chu Yu saygılı bir şekilde başını eğdi. “Hayır, Shizun lütfen endişelenme.”

 

Ardından Lu Qingan, Xie Xi’nin vücudunu kontrol etmek için gözlerini çevirdi ama ikisi de bunun, rahatladığını saklama yolu olduğunu biliyordu.

 

Doğası sessizdi bu yüzden daha da konuşmadı. Yalnızca onunla beraber sektin ana kapısından uçup girmeleri için kol yenlerini salladı.

 

Yuan Chen Tepesi sadece bir kişi göndermişti, o da Üçüncü Shidi’ydi. Chu Yu kendini gizlemek istemiyordu bu yüzden odaya girdi ve “Üçüncü Shidi.” diye seslendi. Ciddiyetle çayını içmek için başını eğmiş olan kişi şaşkınlıkla bir ağız dolusu çayı püskürttü.

 

Yüksek bir tonda ciyakladı. “Ahhh!” Ve sıçrayarak yerinden kalktı. Tepeden tırnağa titriyordu, Chu Yu’yu işaret ederek: “Shi… Shizun, Da Shixiong’un ruhu döndü. Onu ölümden döndürdüm mü?”

 

Siyah bir yüzle Chu Yu, alnına birkaç fiske vurdu.

 

Üçüncü Shidi neşelenmişti ve heyecanla çığlık atarken Chu Yu’ya sarıldı. Lu Qingan uzun bir süre kapı girişinden onları izledi ardından duygusuz bir tonda: “Yu-er ve Xi-er uzun bir yolculuk yaptılar. Gidin ve dinlenin.”

 

Chu Yu, Lu Qingan’a saygılı bir şekilde elini birleştirerek selam verdi, Üçüncü Shidi’ye başını salladı, ardından yüzü kararmış Xie Xi’yi uzaklaştırdı.

(ÇN: Bahsedilen selam verme şekli, bir eli yumruk yapıp diğer elin avucuyla birleştirilerek yapılıyor. ?? şöyle bir şey.) 

 

Buraya varmadan önce, bütün gelişme süreci hakkında Lu Qingan’ı bilgilendirmişti. Lu Qingan bunun hakkında bir şey söylemediğine göre o da konuşmayacaktı.

 

Yarın diğer sektlerin seçkin müritlerine karşı savaşacaklardı. Kitapta Chu Yu, bu etkinlikten sadece birkaç bölüm sonra yaralanmıştı. Kederle yatakta otururken, Xie Xi’yi tuttu ve başını okşadı. İç çekerek: “Shidi, eğer yarın Song Jingyi ile eşleşirsek ona karşı çok kibar olmak zorunda değiliz ama çok da kaba olmamalıyız. Sektin uymunu bozduğumuzu söylemesi için ona bir bahane vermemeliyiz.”

 

Xie Xi itaatkar bir şekilde başını salladı.

 

Chu Yu ve Xie Xi henüz varmadığından yarışma için isimlerini yazan kişi Lu Qingan’dı. Diğer kıdemliler, müritlerinin kaybını çok fazla kafaya takmamasını ya da yarışmada tepe için ayrılmış yerleri boşa harcamamasını söyleyerek onu rahatlatmaya çalışmışlardı. Dolayısıyla diğer tepe kıdemlileri, Ebedi Kılıç Konferansı’nın başlangıcında Lu Qingan’ın arkasındaki iki kişiyi gördüklerinde şok olmuştu.

 

En çok şaşıran kişi, Song Yuanzhuo’nun arkasında duran Song Jingyi olmuştu.

 

Açıkça oraya gitmek ve gerçekten Chu Yu ile Xie Xi olup olmadıklarını kontrol etmek istiyordu. Onlara pis bir bakış attı, ardından Song Yuanzhuo’nun kulağına bir şeyler fısıldadı.

 

Song Yuanzhuo, güler yüzlü bir şekilde ve gözleri parlayarak: “Lu Shidi, çok kabasın. Chu Shizhi ve Xie Shizhi iyiyse, neden bana söylemedin? Bizi boş yere hüzünlendirdin.”

 

Lu Qingan, kayıtsız bir yüzle: “Müritlerim güvenli bir şekilde geri döndü diye şaşırdın mı?”

 

Song Yuanzhuo gülümseyerek: “Doğal olarak, şaşırdım.”

 

Lu Qingan yüzünü çevirdi ve sakin bir sesle: “Sadece seni şaşırtmak istedim.”

 

…….

 

Bütün bölgeye anormal bir sessizlik çöktü.

 


 

Etiketler: novel oku Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 24: Ebedi Kılıç Konferansı, novel Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 24: Ebedi Kılıç Konferansı, online Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 24: Ebedi Kılıç Konferansı oku, Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 24: Ebedi Kılıç Konferansı bölüm, Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 24: Ebedi Kılıç Konferansı yüksek kalite, Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 24: Ebedi Kılıç Konferansı light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X
İçerik Uyarısı
Uyarı, "Everyday the Protagonist Wants to Capture Me [Novel] Bölüm 24: Ebedi Kılıç Konferansı" reşit olmayanlar için uygun olmayan şiddet, kan veya cinsel içeriğe sahip olabilir.
Onayla
Çık