Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 98. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***98. Kısım***

“Maça çıkmam yasaklandı mı?”

Bu ani haber karşısında Ashley’nin sesi doğal olarak yükseldi. Koç, ciddi bir ifadeyle derin bir nefes alıp konuşmaya devam etti.

“Birkaç eyalette kural değişti. Dönüşüm geçirmiş Alfa ya da Omega oyuncular, ister genç ister profesyonel olsun, maçlara çıkamayacak.”

“Neden birdenbire böyle bir değişiklik yapıldı?”

Bu sözlerin ardından Ashley’nin aklından birinin yüzü hızla geçti. Koç tekrar derin bir nefes aldıktan sonra ona teselli edici sözler söyledi.

“Her neyse, iş bu noktaya geldiği için üzgünüm. Senin eksikliğini çok hissedeceğiz…”

Ashley bir süre sessiz kaldıktan sonra güçlükle konuştu.

“Peki, ne zaman uygulanmaya başlıyor?”

Koç bir süre duraksadıktan sonra cevap verdi.

“Seneye.”

Yakında Şükran Günü geliyordu. Yeni yıla kadar maç yoktu. Ve ardından sezon sonu maçları oynanacaktı.

‘Buraya kadar gelip takımdan atıldığıma inanamıyorum…’

“…Haa.”

Ashley içinde kaynayan öfkeyi bastırmak için derin bir nefes aldı. Suçu haksız yere koça yükleyemezdi. Değişen kurallar yüzünden zor durumda kalan tek takım Buffalo değildi.

“…Anladım. O zaman, bir sonraki maç benim son maçım olacak.”

“Ee… Şey aslında…” Koç kaşlarının üzerini kaşıyarak konuştu. “Yerine oynayacak birini bulduk. Ama takıma alışması için zamana ihtiyacı var, bu yüzden bir sonraki maçta o oynayacak. Onu doğrudan finallerde oynatmak mantıksız olurdu değil mi?”

Ashley, sessizce koçun yüzüne baktı. Bu kadar ani bir şekilde çıkarıldığına inanamıyordu. Lise buz hokeyi profesyonel olarak yaptığı bir spor bile değildi, sadece bir hobi gibiydi. Ama şimdiye kadar elinden gelenin en iyisini yaparak oynamıştı. Okul sonrası rutini bir günde kaybolmuştu.

Birlikte oynadığı takım arkadaşlarının yüzleri gözlerinin önüne geçti ve eliyle yüzünü kapattı. İçinden pek çok duygu geçti ama hepsi anlamsızdı. Ashley derin bir nefes aldıktan sonra yavaşça elini indirdi.

“…Pekala, yapacak bir şey yok.”

“…Özür dilerim.”

Koç başını öne eğip özür diledi. Bu onun için de zor olmalıydı. Sezonun tam ortasında, takımın asını kaybetmişti. Ashley ona daha fazla yüklenmekten vazgeçip geri adım attı.

“Her şey için teşekkürler.”

Ashley teşekkür ederken, koç yerinden kalkıp elini uzattı. Ashley, onunla tokalaştıktan sonra odasından çıktı. Neden bugün antrenman yapılmadığı belli olmuştu.

Mutlulukla evlerine dönen arkadaşlarını düşününce buruk hissetti. Geride kalması istenildiğinde maç hakkında konuşacaklarını sanmıştı. ‘Birdenbire takımdan çıkarılacağım kimin aklına gelirdi ki?’

Kısa süre sonra cevabı buldu. Telefonunun çaldığını duyup arayan kişiye bakan Ashley’nin yüzü ciddileşti.

– Koçla görüşmeniz nasıl geçti?

Telefonun diğer ucundan gelen resmi ses karşısında Ashley bir an için duraksadıktan konuştu.

“…Babam mı değiştirdi kuralları?”

Babasının sekreteri kayıtsızca cevap verdi.

– Zaten seneye bırakmayı düşünüyordunuz, değil mi?

Peki kuralları değiştirip ‘bıraktıracak’ kadar ileri gitmesinin sebebi neydi?

Cevabı biliyordu. O adam sadece Ashley’nin hayatını kontrol etmek istiyordu. Sanki “Sen benim kontrolüm altındasın” demek istercesine.

“Babalar Günü’nde ona çiçek mi gönderseydim acaba?”

Ashley’nin alaycı sorusuna sekreter sakin bir şekilde cevap verdi.

– Böyle düşünmek sizi rahatlatıyorsa, haklı olduğunuzu söyleyeceğim.

Ashley bağırma isteğini bastırıp sadece yumruklarını sıktı. Sekreteri sadece babasının işini yapıyordu. Bağırıp çağırması gereken kişi babasıydı. Tabii Ashley bunu yapmayacaktı. Babasıyla yüzleşmek kadar gereksiz bir şey yoktu. Bunun yerine, duygularını bastırıp olabildiğince soğuk bir şekilde konuştu.

“Her neyse, istediğini elde ettiği için onu kutladığımı söyle. Dönemin bitmesini neden beklemediğini gayet iyi anlıyorum.”

– Anlaşıldı. Başka bir şeye ihtiyacınız var mı?

Otomatikmen sorduğu soruya Ashley alaycı bir tavırla cevap verdi.

“Beni tekrar buz hokeyi takımına aldırın.”

– O mümkün değil, bildiğiniz gibi.

Sekreter açıkça reddettikten sonra tekrar, “Başka bir şey var mı?” diye sordu. Sanki alay ediyor gibiydi ama Ashley onun sadece işini yaptığını biliyordu.

“Yok.”

– Tamam o zaman.

Kapanan telefonun ardından Ashley cep telefonuna bir süre bakıp telefonu cebine koydu. Uzun koridorda yankılanan ayak sesleri bir şekilde hüzünlü geliyordu.

***

“Ash!”

Her zamanki gibi amigo takımının antrenmanı bittiğinde, Koi nefes nefese koşarak yanına geldi. Arabaya yaslanıp onu bekleyen Ashley kollarını genişçe açtı ve Koi onun kollarına atladı. Sanki iki mıknatıs birbirini çekiyormuş gibi sıkıca birbirlerine yapıştılar.

Ashley fısıldadı. “Seni özledim.”

Koi tüm gücüyle ona sarıldı ve yanağını onun geniş göğsüne sürttü. “Ben de.”

Ashley gülümseyerek yüzünü başına sürttü. Hep böyle kalmak istiyordu. Ama hemen yola çıkmazlarsa, biri onları görebilirdi.

Hızla yolcu koltuğuna oturan Koi, Ashley’nin direksiyona geçmesini beklerken konuştu. “Uzun süredir bekliyordun, değil mi? Bugün antrenman olmadığını söylediler. Önden gitsen sorun olmazdı.”

Onu beklettiği için suçluluk duyarken, Ashley arabayı çalıştırıp cevap verdi.

“Çok beklemedim. Koçun konuşmak istediği bir şey vardı.”

“Gerçekten mi? Ne hakkında?”

Maçla ilgili bir şey olduğunu düşündüğü sırada, Ashley konuştu. “Bir sonraki maçtan itibaren oynayamayacağım.”

“Ne? Neden?”

Ashley’nin sakin bir şekilde söylediği sözler karşısında Koi kulaklarına inanamadı. Ashley, Koi’nin şok olmuş ifadesini görmezden gelerek konuşmaya devam etti.

“Kurallar değişmiş, Alfa ya da Omega olarak dönüşen oyuncular maçlara çıkamıyormuş. Sanırım sadece burası ve birkaç eyalet böyle ama neyse, kurallara aykırı olduğu için artık oynayamam.”

“Bu nasıl olur…”

Koi ne diyeceğini bilemeyerek lafını yarıda kesti. Ashley’nin buz hokeyini ne kadar sevdiğini biliyordu. Oynadığı her maçta Ashley normalden daha canlı ve mutlu görünürdü. Ama artık Ashley’i böyle göremeyecekti…

“Bu kural da neden çıktı ki? Şimdiye kadar sorun olmamıştı.”

“Umm…” Ashley ışıklara bakıyormuş gibi yaparak vakit kazandıktan sonra cevap verdi. “Ben de bilmiyorum.”

Koi üzgün bir şekilde mırıldandı. “Çok saçma gerçekten.”

‘Gerçekten de saçma bir kural. Alfa ya da Omega olmanın maça ne kadar etkisi olabilir ki?’

Koi, kendisine pek uymayan bir şekilde öfkeyle patladı. “Bu, düpedüz ayrımcılık.”

Normalde haksızlığa uğrasa bile geçip giden Koi, Ashley söz konusu olduğunda bunu yapmazdı. Bu, son derece adaletsiz bir durumdu.

“Ash, dava açamaz mısın? Dönüşüm geçirdi diye birinin maçlara çıkmasını engellemek saçma.”

Ashley, bu saçma haberi aldığı andan beri ilk kez güldü. “Dava açabilirim.”

Ashley kendisi için öfkelenen Koi’yi o kadar sevimli ve tatlı buldu ki istemsizce dudakları yukarı doğru kıvrıldı. Yumuşak bir ses tonuyla devam etti. “Ancak davanın sonuçlanmasını beklersem, herhalde kırk yaşını geçmiş ve liseyi bitirmiş olurum.”

Ashley’nin bu sözleriyle Koi’nin yine morali bozuldu. “Ah…”

Ashley, Koi sayesinde biraz rahatlamıştı ama Koi’nin çabalamaya devam eden halini görmek istediğinden hiçbir şey söylemedi. Sonunda, düşüncelere dalmış Koi aniden başını çevirip sordu.

“Popoma dokunmak ister misin?”

“Ahah!”

Bunu duyan Ashley kahkahalarla güldü ve neredeyse frene basacaktı. Şaşıran Koi telaşla “İ-iyi misin?” diye sordu.

Ashley, kaza yapmamak için arabayı yavaşlattı ama yüzündeki sırıtma kaybolmadı.

“Popona dokunmanın beni daha iyi hissettireceğini mi düşünüyorsun?”

Sesi hala kahkaha doluydu, Koi çekingen bir şekilde yanıt verdi.

“H-Hissetmez misin?”

‘Tabii ki daha iyi hissederim,’ diye düşündü Ashley ama bundan daha iyi bir yol vardı.

“Onun yerinde anakondama dokunmaya ne dersin?”

Koi hiçbir şey söyleyemedi. Ashley, onun gözlerinin sanki ıslanacakmış gibi büyüdüğünü gördükten sonra nazik bir ses tonuyla ekledi.

“Şaka yapıyorum.”

Bunun ardından, Ashley Koi’nin elini bıraktı ve ellerini beline doğru götürdü. Koi, Ashley’nin dokunabilmesi için hafifçe bir kalçasını kaldırdı, Ashley ise avucuna  tam sığan kalçasını yavaşça okşadı.

“Nasıl hissediyorsun?” 

Endişeli bir şekilde sorulan soruya Ashley “İyi.” diye cevap verdi. Aslında şu anda yapmak istediği şey arabayı yol kenarına çekip Koi’yi öpmekti ama Koi’nin teklifini geri çevirmek hoş olmazdı. ‘Onu bir dahaki sefere de öpebilirim.’

Bu arada, Koi bambaşka şeyler düşünüyordu. Ashley’nin poposuna dokunmasına artık alışmıştı ve bu kadarını  kaldırabileceğini düşünüyordu ama anakonda şakası aklını karıştırmıştı. ‘Bunu nasıl unuttum? Ashley sadece kendini tutuyor.’

‘Belki de şu anda bu istediğini yapmak onu daha çok rahatlatırdı…’

Tam bunu düşünürken, Ashley aniden konuştu. “Koi.”

Çabucak cevap verdi. “Efendim.”

Ashley önüne bakarak konuşmaya devam etti. “Şükran Günü’nde bana gelmek ister misin?”

************************************************************************************************

Evettt herkese keyifli bir gün diliyorum ♥

Aslında kitabı ilk okuduğumda Ashley zaten hokeyi bırakacağı için burada bırakması tuhafıma gitmemişti. Ama Ashley’nin de bu şekilde bıraktığı için çok üzüldüğünü çevirirken fark ettim. Hokey ona çok yakışıyordu. Acaba Nathaniel (çiftin Ashley’e en çok benzeyen oğlu olduğu söyleniyor) da hokey gibi bir sporda oynamış falan mıdır, merak ettim birden.

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 98. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 98. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 98. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 98. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 98. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 98. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X