Koyu Switch Mode

Look at Me [Novel] 22. Bölüm Baklayı Ağzından Çıkarmak

Tüm Bölümler Look at Me [Novel]
A+ A-

Çevirmen: Sion


Seokchan, itiraf ederken Heerak’ın nasıl bir yüz ifadesi takınacağını merak ediyordu ve büyük beklentileri vardı. Sadece o günün bir an önce gelmesini umuyordu.

Ancak bugün Seokchan’ın beklemeyi bırakıp bir an önce bundan bahsetmesi gerekiyordu. Bunun kötü olduğunu düşündü ama başka seçeneği yoktu.

“Müdür bey, şu anda benim için biraz zaman ayırabileceğinizi umuyordum.” 

Heerak sonunda gözlerini ekrandan ayırdı ve boş boş Seokchan’a baktı. “Ah, bana bir şey mi söyledin?”

“Evet.”

“Oturmanı söylemediğimi fark ettim. Üzgünüm, bugünlerde biraz kafam dolu.”

“Sorun değil efendim.”

Heerak kalkıp kanepeye oturdu. Sigarasını Heerak için yaktıktan sonra Seokchan, orta koltuğun sağındaki kanepeye oturdu.

Efendim, bu günlerde Hodie’yi ne zaman ziyaret etsem, Müdür Moon bana Bay Yoon’dan, onun bugün ve dün ne yaptığından, nasıl olduğundan falan bahsedip duruyor.

Seokchan gümüş çerçeveli gözlüklerini burnunun kemerine doğru itti ve devam etti, “Muhtemelen bunun nedenini bildiğinizi düşünüyorum, bu yüzden Müdür Moon’un neden birdenbire böyle olduğunu sormayacağım.”

“Ah, ha hah, bu çok komik”

Heerak alçak bir kahkaha attı. Alınmış veya kötü görünmüyordu ama muhtemelen o kadar da iyi hissetmiyordu. Seokchan bir an düşündükten sonra devam etti,

“Belirli bir kişiyi sessiz tutmak çok kolay. Ancak, sayısı bilinmeyen bir topluluğu susturmak daha zordur. Ama eminim siz de ne demek istediğimi anlıyorsunuzdur.”

“Evet seni anlıyorum,” diye itiraf etti Heerak düzgünce.

O sırada sadece sigara içmeye devam etti, gülümsemesi hala yüzündeydi. Genel Müdür’ün poker yüz ifadesini takındığını ve bu konuda daha fazla bir şey söylemek istemediğini fark ettikten sonra Seokchan içini çekti.

“Söylentinin Hodie ekibine çoktan yayıldığını düşünüyorum. Bu durumda, bu söylentinin babanız ve abilerinizin kulağına ulaşması uzun sürmez. O halde onların aramalarına nasıl cevap vermeliyim?”

Seokchan sözünü bitirir bitirmez Heerak kısa ve öz bir şekilde “Hiç bilmiyorum,” dedi. Seokchan başını hafifçe eğdi.

“Anladım.”

“Senin için muhtemelen sinir bozucu olacak ama umarım bir süre daha beni idare etmeye devam edersin.”

“Neden sinir bozucu bulayım ki? Kendi adıma bir şey bilmediğim için aslında fazlasıyla güvendeyim.”

Heerak’ın gülen yüzünün aksine sesi donuk geliyordu.

“Bir şeyleri uzatmayı sevmiyorum ama şimdilik başka seçeneğim yok çünkü henüz doğru cevaba ben de sahip değilim. Hayır, aslında cevabım var ama tam olarak kesin olmadığını söylemeliyim. Bu yüzden her şeyi netleştirmek için bu zamanımı olabildiğince uzatmak istiyorum.”

‘Cevabı bulamadınız mı? Ofiste sürekli yağ seçtiğiniz halde mi?’

Seokchan alt dudağının titremesini durdurmak için dudaklarını birbirine bastırdı. Bunu yüksek sesle söyleyemezdi. Yakından bakıldığında, Genel Müdür muhtemelen konudan kaçınmaya çalışıyordu. Seokchan, şimdiye kadar her konuda ortalığı toparlayan kişi olmuştu. Müdür bu sefer ayrıntıları anlatmakta neden isteksiz davranıyordu? Konu “o kişi” olduğunda patronu gizlice onu herkesten saklamaya çalışıyor gibi görünüyordu. Bu, Seokchan’ın bu duyguyu ilk kez yaşadığı sefer değildi.

Hayır, daha doğrusu Heerak’ın son zamanlarda Seokchan’ı her şeyin dışında tutmak istediğini hissetti. Bu nedenle, Seokchan konuyu kolayca gündeme getiremiyordu.

Heerak kısa bir sessizliğin ardından “Seokchan,” diye seslendi.

Küllüğe atılan izmaritleri dalgınlıkla izleyen Seokchan, refleks olarak “Evet,” yanıtını verdi ve çenesini kaldırdı.

Başkaları yanlarında olduğunda, Heerak ona “Bay Min” derdi, ve yalnız olduklarında, Heerak alaycı ve dostane bir şekilde “Sekreter Bey” derdi. Heerak, Seokchan’a adıyla hitap etmeyeli uzun zaman olmuştu.

Bu aynı zamanda Heerak’ın söyleyeceği şeyin pek de hafife alınmayacağının bir işaretiydi.

“Birini düğümlemeyi veya işaretlemeyi hiç arzuladın mı?”

“Affedersiniz?”

Seokchan, Heerak’ın ne söyleyeceğini merak ediyordu ama bu onun beklentilerinin ötesindeydi. En başında soru türünün kendisi şaşırtıcıydı.

Birlikte çalıştıkları süre göz önüne alındığında, ikisi birbirleriyle pek çok kişisel hikayeler paylaşabilecek kadar yakın olmuştular. Ancak, bunun kesinlikle bir sınırı vardı. Ve bu soru, kurdukları o ince çizginin sınırlarını aşan bir soruydu.

Seokchan, onu tanıdıktan sonra artık Heerak’ın ortaya atabileceği hiçbir şeye şaşırmayacağını düşünürdü ama gerçek düşündüğünden farklı işliyordu.

Heerak ise şu anda son derece ciddi davranıyordu. Seokchan gerginliğini gizleyemedi ve yavaşça “Bunu daha önce hiç arzulamadım,” diye yanıtladı.

“Ben bu arzuya sahibim.”

“Anlıyorum.”

“Ama çok iyi bildiğin gibi, işaretlemek ve düğümlemek ‘onun’ üzerinde pek işe yaramaz.”

“Doğru.”

Seokchan, kendisi belirtilmemiş olsa da konuşmanın konusu olan kişiyi hemen anlayabiliyordu. Yine de şu an anladığına dair sinyaller gönderse de düşünceleri çok karışıktı.

Gerçekten ‘onun’ üzerinde işe yaramazdı bu.

Heerak, işe yaramayacağını bilmesine rağmen işaretlemeyi ve düğümlemeyi düşündüğü için şok mu olmuştu? Seokchan, aslında Genel Müdürün bunları birine yapmak istemesine daha çok şaşırmıştı.

“O gün öyle bir şoktaydım ki, belki de tedavi görmem ya da konsültasyon almam gerektiğini düşündüm. Aniden bu kadar farklı hissetmek korkutucuydu.”

Seokchan zar zor cevap vermeyi başardı. Boğazı kurumuş gibi hissetti. “Sizin için bir uzmandan randevu almalı mıyım?”

“Hayır, gerek yok. Muhtemelen bir işe yaramayacak.”

Bir duraksamadan sonra, Heerak zar zor duyulabilen bir sesle ekledi, “Zaten bunun bir önemi yok artık.”

Heerak çenesini ovuşturarak gülümsedi.

Tarif edilmesi zor bir ifadeydi. Heerak derin düşüncelere dalmış gibiydi ama diğer yandan da göğsünden bir yük kalkmış gibi görünüyordu. Seokchan karmaşık duygularla yüzüne baktı. Sadece onun konuşmaya devam etmesini bekleyebilirdi.

“Seokchan.”

“Evet?”

Heerak daha yumuşak bir sesle, “Daha önce kimseyle düzgün bir ilişkim olmadığını biliyorsun,” dedi.

Bunu duyan Seokchan biraz rahatladı ve diğerine göre nispeten daha kolay olan bu soruya her zamanki gibi cevap verdi.

“İnanması zor ama gerçek.”

“Haha! Ayrıca kesin olan şeyleri severim, öyle ki belirsiz hiçbir şeye dokunmam. Ama bu sefer biraz farklı. Bu duygunun tadına varmak için zaman ayırmamın nedeni, akıllıca davranmanın ötesinde, bu anı daha uzun süre yaşamak istediğim için. O kişiyle vakit geçirdiğimde pek çok şey düşünmeye başlıyorum. Ve hazır buradayken, yapabileceğim her şeyi onunla yapmanın iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü biliyorsun, daha sonra endişeleneceğim gerçekten çok fazla şey olacak.”

“Evet Müdür Bey, karışık ve titiz bir kişiliğiniz olduğu için söyledikleriniz doğru olabilir.”

Heerak bunu eğlenceli bularak kıs kıs güldü. “Ama yine de, onunlayken bazen şunu düşünüyorum.”

Seokchan cümlenin içinde ki ”bazen” kelimesinin ‘bazen’den fazlasını ifade ettiğini düşündü fakat sessizce dinlemeye devam etti. Heerak’ın bundan sonra ne söyleyeceği hakkında bir fikri vardı.

“Bence, belki de biriyle ilişki içinde olmak tam olarak böyle bir duygudur.” Bu kadardı. Sonunda Seokchan bunun olduğunu görmüştü.

Sözler Heerak’ın ağzından çıkar çıkmaz Seokchan ayağa kalktı ve derin bir yay şeklinde patronunun önünde eğildi.

“Gerçekten, gerçekten tebrik ediyorum efendim. Böyle bir gün sonunda gerçekten geldi. Ben bugünün geleceğini hiç beklemiyordum.”

Heerak’ın gözleri büyüdü ve avuçlarıyla koltuğun yan taraflarına refleks olarak vururken yüksek sesle ve utancını gizleyemeden konuştu. “Ne? Neden bahsediyorsun? Şimdiden tebrik edilmek doğru mu? Henüz ona itiraf bile etmedim.”

Seokchan sırtını düzeltti ve kısaca cevapladı, “Elbette. Bir itiraf bu kadar büyük bir sorun olmamalı. Neredeyse sizi tebrik edeceğim bundan daha büyük bir şey olmadığını düşünüyorum. Şahsen kalbim alışveriş merkezinin büyük açılışından daha fazla duygulandı.”

“Ah, ne oluyor?” Heerak saçlarını karıştırdı. Utanmış görünüyordu. Parmakları kafa derisinde her gezindiğinde, yumuşak kahverengi saçları pürüzsüzce dalgalanıyordu.

“Vay canına… Ben nasıl bu hale geldim?”

“Herkes böyle başlamaz mı? Mutlu düşüncelerinizi mahvetmeye niyetim yok ama ‘Neler oluyor? Ne yapıyorum ben?’ düşüncelerinizin içinde boğulduğunuzu görmeye başladığım an sizin neler hissettiğinizi anlamaya başlamıştım ben.”

Hafif alaycı sesi duyunca Heerak’ın sırıtışı büyüdü. “Yok canım…”

“Bu benim şahsi fikrim.”

“Sekreterim daha önce hiç yanılmadı.”

“Bu sefer de haklı olduğuma eminim,” dedi Seokchan kendinden emin bir şekilde. Ve ardından omuzlarını silkerek devam etti, “Romantizmde sizden daha fazla deneyimim yok mu?” Heerak somurttu,

“Övünüyor musun?”

“Evet, biraz gösteriş yapmalıyım diye düşündüm. Bu fırsat pek sık gelmez.”

“Ah, haha!”

Saçlarının arasında dolaşan parmakları yavaşça aşağı indi. Heerak, gülümseyen yüzünü avuçlarıyla hafifçe ovuşturdu ve içini çekti.

“Seokchan.”

“Evet?”

“Doseon’un çalışırken rahatsız olduğunu düşünüyor musun? Müdür Moon’un sana yağcılık yapması muhtemelen konunun Doseon’a çoktan gittiği anlamına geliyor. Ayrıca doğrudan Doseon’dan da bir şeyler duydum.”

Seokchan başını salladı.

“Bu doğru. Görünüşe göre Müdür Moon, bir şeyleri doğrudan sormak için Doseon beyi bir kenara çekmiş. Bu sadece benim düşüncem, ama bir kerelik bir şey olarak biteceğini sanmıyorum. Sorun sadece Müdür Moon değil. Hodie’deki her personel muhtemelen bunu Doseon beye en az bir kez sormuş olmalı.”

Heerak bunun üzerine yüzünü buruşturdu.

“Lanet olsun. İnsanlar neden başkalarının aşk hayatlarıyla bu kadar ilgileniyorlar? Bu kadar özgür olmak güzel olmalı. Onları çok kıskanıyorum. Belki de gidip her şeyi kendim açıklamalıyım ve Doseon’u rahat bırakmalarını istemeliyim.”

“Müdür Bey, az önce ‘aşk hayatı’ mi dediniz?”

“…”

Heerak utancını gizlemek için hafifçe öksürerek boğazını temizledi. Seokchan’ın yüksek sesle gülememesi gerçekten çok kötüydü. İçten bir kahkaha patlatmak zorunda kalarak devam etti.

“Kısa bir süre önce Doseon beye rastladım. Bana gülümseyerek iyi olduğunu söyledi. Hiçbir şey hakkında şikâyet etmedi ama umarım bundan sonra onun iyiliğini düşünerek uslu durursunuz.”

“Bu konuda endişelenmene gerek yok,” diye sertçe karşılık verdi Heerak. Heerak’ın cevabı üzerine Seokchan dudaklarının kıvrılmasına izin verdi.

“Başlangıçta bana birinin birine koşulsuz olarak nasıl güvenebileceğinizi sormuştunuz. Sonunda ona özellikle maddi bir tazminat vererek sessiz tutmaya kararlı olduğunuz günü hala dün gibi hatırlıyorum.”

“Aman Tanrım…!”

Heerak’ın yanakları utançtan kızardı ve gözlerini Seokchan’a dikti ama sekreteri gözünü kırpmadan devam etti.

“Açıkçası endişeli hissediyorum. Doseon bey bu olanları elbette rahatsız edici bulabilir. Ama benim önümde hiçbir rahatsızlık belirtisi göstermedi ve bu konuda özellikle stresli görünmüyordu. Aksine, hiçbir şey bilmediğini ve meraklılara hiçbir şey söylemeden gülümsediğini söylediğini söyledi. Bunun sayesinde biraz rahatladım ben de.”

Seokchan nedenini bilmiyordu ama Heerak’ın yüzü biraz sertleşmişti. Bu Seokchan’ı biraz rahatsız etti ama sonunda şimdi bu konu konuştuklarına göre konuşmayı sonuna kadar sürdürmek istiyordu.

“Ama bundan daha fazlası, başka bir şey için endişelenmeniz gerekiyor efendim.”

Heerak gözlerini kıstı ve başını iki yana salladı. “Neymiş?”

“Buna cevap vermeden önce, sizi bir konuda uyarmama izin verin. Müdür bey, Doseon bey hakkında gerçekten üzgün hissetmelisiniz.”

“Ne? Ben mi? Neden yapayım?”

Bu, kendisine söylenen her şeyden daha güçlü bir tepkiydi. Heerak’ın güzel şekilli gözleri, terslerken seğirdi. Seokchan bu tavır karşısında irkildi ama kararlı bir şekilde cevap verdi.

Etiketler: novel oku Look at Me [Novel] 22. Bölüm Baklayı Ağzından Çıkarmak, novel Look at Me [Novel] 22. Bölüm Baklayı Ağzından Çıkarmak, online Look at Me [Novel] 22. Bölüm Baklayı Ağzından Çıkarmak oku, Look at Me [Novel] 22. Bölüm Baklayı Ağzından Çıkarmak bölüm, Look at Me [Novel] 22. Bölüm Baklayı Ağzından Çıkarmak yüksek kalite, Look at Me [Novel] 22. Bölüm Baklayı Ağzından Çıkarmak light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X
İçerik Uyarısı
Uyarı, "Look at Me [Novel] 22. Bölüm Baklayı Ağzından Çıkarmak" reşit olmayanlar için uygun olmayan şiddet, kan veya cinsel içeriğe sahip olabilir.
Onayla
Çık