Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 90. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***90. Kısım***
“Ş-Şey…”
Aniden gelişen durum nedeniyle Koi, panikleyip kekelemeye başladı. Ashley, kaşlarını çatmıştı. Koi, ancak o zaman Ashley’e ilk seslenenin kendisini olduğunu fark etti.
‘Neden ona seslendim ki?’
Unutmuştu. Şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırırken, pantolonunu giyen Ashley başını eğdi. Tam bu sırada Koi, Ashley’nin yüzünü gördü. Yorgunluktan yüzü solmuştu ve gözlerinin altı kararmıştı.
‘Ah.’
İşte o an Koi, neden Ashley’e seslendiğini hatırladı.
“Şey… Pek iyi görünmüyorsun…” Tereddüt eden Koi, kekeleyerek devam etti. “B-Benim yüzümden… mi?”
Bu sözler ağzından çıkar çıkmaz, söyledikleri Koi için gerçeklik haline geldi. Ashley’nin ten renginin çok kötü olması, bu kadar halsiz görünmesi tamamen onun yüzündendi, çünkü Ashley’i reddetmişti.
‘Ya Ashley benden nefret ederse?’
‘İstediği şeyi yapmalıydım.’ Birdenbire üstüne pişmanlık hissi çöktü. ‘O kadar büyütülecek bir şey değildi. Sadece kısa bir süreliğine katlanmam yeterliydi. Ashley, ne kadar hayal kırıklığına uğradı kim bilir. Beni sevdiğini söyledikten sonra, bana ihtiyacı olduğu anda onu reddettim. Sadece biraz dokunmanın ne gibi bir zararı olabilirdi ki?’
‘İstediği her şeye kabul etmeliydim.’
Pişmanlık ve suçluluk duyguları içinde kaybolmuştu. Ama olanların geri dönüşü yoktu. Atmosfer bozulmuştu ve geriye sadece eve dönmek kalmıştı. ‘Neden bu kadar aptalım?’ diye düşünürken, burnunun ucu sızladı ve hızla burnunu çekti. Bunu gören Ashley koşar adımlarla Koi’ye doğru yürüdü.
“Koi, yine mi ağlıyorsun?”
“H-Hayır.”
Başını iki yana salladı ama Ashley ona inanmadı. İki eliyle yanaklarından tutarak yüzünü kaldırdı. Ne yapacağını bilmeyen Koi, istemsizce Ashley’nin gözlerine baktı. Ashley, ciddi bir ifadeyle ona bakıyordu.
“Koi, sakın bana pişman olduğunu ya da tuhaf şeyler düşündüğünü söyleme.”
Bu ani soruyla Koi, şaşkınlıkla tepki verdi. “Ne?”
Ashley ciddiyetle konuşmaya devam etti. “Az önce olanlar yüzünden mi? Lütfen dürüst ol, biz sevgiliyiz ve çıkıyoruz. Bu yüzden birbirimizden bir şey saklamamalıyız.”
‘Çıkıyoruz…’
Bu kelime Koi’nin içindeki huzursuzluğu sildi ve yerine güven getirdi. Ashley haklıydı. Koi, derin bir nefes alıp hafifçe başını salladı.
“Bana kızdığını zannettim.”
“Kızgın değilim, hem de hiç. Neden böyle düşündün?”
Ashley’nin cevabı o kadar netti ki, şüpheye yer bırakmıyordu. Koi rahatlamıştı ama bir yandan da kendini suçlu hissetti. ‘Ashley’nin bir canavar olmadığını bile bile, neden bu kadar saçma bir fikre kapıldım ki’ diye düşündü.
“Özür dilerim,” dedi ve ekledi. “Pek iyi görünmüyordun, yorgun gibiydin… O durumda olmanın senin için ne kadar zor olduğunu anlayabiliyorum…”
Kendini açıklamaya çalışırken, aslında Ashley’e acımasızca davrandığını fark etti ve bu farkındalık onu daha da üzdü.
“Biraz cesaretim olsaydı, her şey daha iyi olabilirdi. Özür dilerim.”
Ashley, alçak bir sesle adını söyledi. “Koi.”
Koi tereddüt içinde başını kaldırdığında Ashley’nin ona ciddi bir yüzle baktığını gördü.
“Böyle şeyler söyleme. O an atmosfer öyleydi ve ben istesem bile, eğer sen istemiyorsan yapmamalısın.”
Ashley’nin beklenmedik sözleri karşısında, ne diyeceğini bilemedi. Ashley konuşmaya devam etti.
“Eğer bunu benim yüzümden ya da atmosferden etkilendiğin için istemeyerek yaparsan bu beni tecavüzcü yapar. Tecavüzcü olmamı istemiyorsun, değil mi?”
“Hayır, hayır, asla istemem!”
“Tamam.” Bu güçlü reddediş karşısında Ashley, başını salladı. “O zaman sorun yok. Pişman olma. O an ne hissettiysen, ona göre davran. İstemediğin halde sadece benim duygularımı tatmin etmek için kendini zorlasaydın, ben de incinirdim.”
Ashley’nin sözleri Koi’nin kalbine derinlemesine işledi. Koi, yavaşça başını salladı.
“Tamam…” Kısık bir sesle devam etti. “Öyle yapacağım.”
Koi’nin cevabını duyan Ashley, bunun yeterli olduğunu belirtircesine gülümsedi ve Koi’nin dudaklarına ufak bir öpücük kondurdu.
“Bu senin için sorun değil, değil mi?”
“Evet, hoşuma gitti.”
Koi, bunu düşünmeden söyledikten sonra yüzü kıpkırmızı oldu. Ashley yüksek sesle güldü, onu tekrar öpüp dolabına döndü.
‘Demek hiç kızmamış.’
Rahatlamış haldeki Koi, Ashley’nin dolaptan tişörtünü çıkarıp giymesini izliyordu ki bu kez de aklına başka bir şey geldi. ‘Hisleri bir yana, peki ya vücudu nasıl…?’
Ashley’nin yürürken zorlandığını fark etmişti. Tekrar endişelenerek ağzını açtı. “Umm, Ashley.”
Ashley tişörtünün arasından başını çıkarıp ona baktı. Koi, çekinerek sordu. “Vücudun iyi mi? Yani… Şey, demek istediğim…”
Yanlış anlaşılmamak için açıklama yaptı. “Duşta çok uzun süre kaldın, hastalanabilirsin.”
Koi, samimiyetle endişesini dile getirdi ancak Ashley hemen cevap vermedi. Sanki kelimeleri seçiyor gibi duraksadıktan sonra cevap verdi.
“Artık hasta olmayacağım. Sanırım…”
Koi, neden bahsettiğini bilmeden başını salladı. Ashley daha fazla açıklama yapmadan çantasını aldı. Aslında artık hasta olmayacak olmasının bir nedeni vardı ve bu uzun bir açıklamayı gerektiriyordu.
Çünkü Ashley, Baskın Alfa olarak ortaya çıkmıştı.
Olağanüstü bağışıklık sistemleri, Baskın Alfaları diğer türlerden üstün kılan şeyin ta kendisidir. Bağışıklıklarının ortalamanın kat kat üzerinde olmasının sebebi feromonlardır. Feromonlarının kokusu normal Alfalarınkinden farklıdır ve miktar bakımından da kat kat daha fazladır.
Bu üstün feromonlar sayesinde Baskın Alfalar, genellikle soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanmazlar ve alkol veya ilaçlara karşı da oldukça dirençlidirler. Nadiren sarhoş ya da uyuşturucu bağımlısı olurlar. Sağlıklı bir yaşam sürdükleri sürece ortalama yaşam süreleri de daha uzundur. Ayrıca fiziksel ve zihinsel açıdan sahip oldukları saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Bir Baskın Alfa olarak doğmak, bir nevi Tanrı’nın lütfudur.
Feromonları, Baskın Alfaları özel kılar ancak bunun büyük bir bedeli vardır. Göz renginin mor renge dönüşmesi, sadece küçük bir olaydır. En büyük sorun, feromonların beyne zarar verebilmesidir. Sürekli olarak büyük miktarlarda salgılanan feromonlar, biriktiğinde zehire dönüşebilir. Bu durumu bilim dünyası basitçe “beyin erimesi” olarak adlandırır ancak aslında farklı belirtileri vardır. En yaygın olanı hafıza kaybıdır ve en kötüsü delilik veya bunamadır. Bunu önlemek için Baskın Alfaların feromonlarını periyodik olarak vücuttan atmaları gereklidir.
Bir gün, Ashley için de böyle bir gün gelecekti. (ÇN: Burada “rut”tan bahsediyor. Baskın Alfaların rut döngülerinde biriyle birlikte olup feromon yayarak vücuttan atmaları gerekiyor.)
Uzun yıllar boyunca, vücudunda sürekli olarak biriken feromonlarla savaşarak yaşamak zorunda kalacaktı. Onu her an yutmak üzere olan karanlık bir kütlenin varlığını bilerek, bu gerçekle yüzleşecekti.
“Gidelim mi?” Ashley, sessizliği bozan ilk kişi oldu ve Koi’nin çantasını yerden alıp omzuna attı.
“Tamam.” Koi, tökezleyerek ayağa kalktı ve aceleyle aceleyle onun yanına gitti. “Hey, çantamı ben taşırım.”
Koi, Ashley’nin hem kendi çantasını hem de onun çantasını omuzlarında taşıdığını görünce çok üzüldü.
Ashley’nin ten rengini inceleyerek tekrar konuştu. “Yorgunsun, hem de çok.”
Öncekine göre biraz daha iyi görünse de, duştan çıktığı anki hali aklına geldikçe yine endişelenmeye başladı. Üstelik, Ashley orada çok uzun süre kalmıştı. Sürekli soğuk algınlığına yakalandığını düşününce bunu görmezden gelmesi mümkün değildi. Ancak Ashley’nin cevabı değişmedi.
“Gerçekten iyiyim, Koi.”
Ashley’nin bu sözleri samimiydi. Onun kötü görünmesinin başka bir sebebi vardı.
‘Lanet olsun, alt tarafım ağrıyor.’
Kaşlarını çatıp düşündü. Bu kadar şiddetli ve uzun süreli mastürbasyon yaptığı ilk seferdi. Aslında, mastürbasyon onun sık yaptığı bir şey değildi. Buna pek ihtiyacı olmazdı ve nadiren, gerçekten çaresiz kaldığında, eliyle bu işi hallederdi. Ama bu, birkaç kereyle sınırlıydı. Neredeyse derisini soyacak kadar sert bir şekilde kendini okşamak gibi bir şey daha önce hiç başına gelmemişti.
Ancak bu sefer zorunda kalmıştı. Koi’nin giydiği amigo üniforması onun bu kadar heyecanlanmasının başlıca sebeplerinden biriydi. Koi’nin üzerine sinen kokusunu derin bir nefesle içine çekerek bu işi yapmaya başlamıştı ve sonunda kıyafete sürtünerek orgazma ulaşmıştı.
Koi, kıyafetin akıbetini hiç düşünmüyor gibiydi ama Ashley için durum farklıydı. Kendi çantasına koyduğu üniformayı hatırladıkça, alt tarafı tekrar ısınmaya başladı. Eğer bir saat boyunca kendini sakinleştirmemiş olsaydı, “anakondası” yine uyanmış olurdu.
‘Bu yoğun arzu feromonlardan kaynaklanıyor olabilir mi?’
“Komik olma, sen ortaya çıkmadan önce bile Koi’yi hapsetmeyi ve her türlü şeyi yapmayı hayal ediyordun.”
‘Evet, ne kadar pis fantezi varsa hepsini düşündün, feromonları suçlayamazsın.’
İçindeki sesler nadir de olsa birbiriyle uyumlu hale gelmişti. Ashley, isteksizce bunun kendi doğası olduğunu kabul etti.
************************************************************************************************
Bu yazarın serinin belirli yerlerinde cinsel kimlikler hakkında bilgi vermesine bayılıyorum. Çok açıklayıcı bir bölüm olmuş bu bölüm.
Ve Ashley’nin Koi’nin hislerine bu derece önem vermesi muazzam.♥ Ayrıca iç sesiyle verdiği savaş komedi skskskks -Ashily
Yorum