Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 85. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***85. Kısım***

“…Ne?”

Açıkça İngilizce konuşuyordu ama Koi tek kelimesini bile anlamamıştı. Ne duyduğundan emin olamayarak gözlerini kırpıştırınca Ashley gözlerini kısarak gülümsedi. Onun gülümsemesi, Koi’nin kafasını daha da karıştırdı.

<Duş almak ister misin?>

<‘Beraber’ duş almak ister misin?>

Sonunda kendine gelen Koi tepki verdi. “…Ne, ne, ne?”

Utanarak kekelemeye başladığında, Ashley ona bakarak konuştu.

“Duş alalım.” Eğilerek Koi’nin kulağına fısıldadı. “Beraber.”

Sıcak nefesi Koi’nin kulak memesine değdi. Aynı anda, omurgasından bir ürperti yayıldı ve vücudu hoş bir ürpertiyle doldu. Koi, bu alışık olmadığı his karşısında panikleyerek geri çekildi. Ama peşinden Ashley elini sıkıca tutunca, Koi sadece bir adım geri çekilebilmişti. Şaşkınlıkla ne yapacağını bilemeyen Koi, sonunda zar zor konuşabildi.

“Ne-ne-ne diyorsun sen!”

Aptalca kekelemesinden dolayı daha da paniklese de, Ashley gayet sakindi. “Ne demek istiyorsun?”

Sanki hiçbir şey yokmuş gibi sözlerine devam etti. “Birlikte duş almakta ne var ki?” Ardından kaşlarını çatarak sordu. “Yoksa biz artık çıkmıyor muyuz?”

“Ah…” Koi’nin dili tutulmuştu ve ne diyeceğini bilemiyordu. Ashley bu fırsatı kaçırmadan onu sıkıştırdı.

“Neden cevap vermiyorsun? Benimle öpüştün. Beni sevdiğini söyledin, şimdi ise çıkmadığımızı mı söyleyeceksin? Koi, sen ciddi misin?”

“Hayır, hayır, hayır.” Koi panikle başını sağa sola sallayarak yanıt verdi. “Evet, evet, biz birlikteyiz!”

“Öyle mi?” Ancak o zaman Ashley neşeli bir şekilde gülümsedi. 

Onun gülümseyen yüzünü gören Koi rahatlayınca Ashley tekrar sordu. “O zaman birlikte duş alacağız, değil mi?”

“Evet, evet.”

Koi başını hızlıca sallarken duraksadı. ‘Sanki bir şeyler ters gitti…’

Ama daha fazla düşünmeye fırsatı olmadı. Çünkü Ashley eğilip onu öptü ve donakalmış Koi’yi de beraberinde sürükledi.

*

*

“…Ha?”

Ashley’nin gittiği yer buz hokeyi takımının soyunma odasıydı. Hala şaşkınlık içinde olan Koi geç de olsa kendine geldi ve gözlerini kırpıştırdı. Bu sırada Ashley soyunma odasının kapısını açıp içeri girmişti.

Kısa bir süreliğine buz hokeyi takımındaki çocukların yüzleri gözünün önünden geçen Koi, beklenmedik derecede sessiz olan odayı görünce şaşkına döndü. Etrafına bakarak boş soyunma odasını inceleyen Koi’ye, Ashley cevap verdi.

“Herkes kutlama partisinde. Şu anda kullanılabilir tek yer burası. Amigo takımındaki kızların kullandığı soyunma odasında yıkanmak istemezsin, değil mi?”

“Ah…”

Ashley’nin sözleri son derece mantıklıydı ve yerindeydi. Her şey doğruydu ama bir şeyler garipti.

‘…Ne?’

Ashley’nin sözlerini tek tek düşünen Koi sonunda fark etti.

“Ah.” Şok içinde sordu. “Yani, buz hokeyi takımının soyunma odasındaki duşa kabinlerde mi yıkanacağız?”

“Evet.” Ashley başını salladı. 

Koi’nin düşünceleri yavaşça netleşmeye başlamıştı. “Peki orada bölmeler var mı? Her biri ayrı mı?” diye sordu.

Bu sefer Ashley yine gülümseyerek başını salladı.

“Ah…”

Koi nihayet rahat bir nefes aldı ve gülümsedi. ‘Demek öyle.’

“Anladım. Tamam, o zaman sorun yok.”

Hissettiği tüm utanç ve endişe bir anda yok oldu. Küçük beklenti de ortadan kalkmıştı ama Koi bunun farkında değilmiş gibi davrandı.

“Koi.”

Ashley başının üstünden ona seslendi.

Rahatlayan Koi gülümseyerek başını kaldırdı. “Efendim?”

Ashley şüpheyle gözlerini kısarak sordu. “Ne düşünüyordun? Başka şeyler hayal etmiyordun değil mi?”

“Ha? N-Ne?”

Hazırlıksız yakalanan Koi’nin şaşkın tepkisinin ardından, Ashley bilmiş bir tavırla onunla alay etti.

“Hiç aklıma gelmezdi ama sen de epey kurnazsın, Koi.”

Koi, şaşkınlıkla başını hızla sallayarak inkar etti. “Hayır, hayır, hayır! Öyle bir şey düşünmedim! Yemin ederim!”

Tüm gücüyle masumiyetini savundu ama Ashley ona inanmadı. Bunun yerine, oldukça düşünceli bir erkek arkadaş gibi yüzünde şefkatli bir ifadeyle Koi’yi teselli etti.

“Sorun değil, Koi. Senin kirli şeyler düşünmeni de seviyorum.”

“Öyle değil diyorum!”

Koi kendini tutamayıp Ashley’nin göğsüne vurdu. Ashley yüksek sesle gülerek ona sarıldı. Ardından alnına, kulaklarına ve yanaklarına bir sürü öpücük kondurdu.Koi olduğu yerde donup kaldı.

‘Sıradaki dudaklar olacak…’

Koi bunu düşünerek gözlerini sıkıca yumdu. Ancak burnuna kadar gelen öpücük bir türlü devam etmedi.

Gözleri kapalı bekleyen Koi, devam eden sessizlikle sonunda huzursuz oldu ve yavaşça göz kapaklarını araladı. 

Gözlerini açar açmaz kendisine bakan Ashley ile göz göze geldi ve onun gülümseyen yüzünü gördü.

‘Yine…!’

Yine tuzağa düştüğünü fark eden Koi’nin yüzü bir anda kıpkırmızı oldu. Tam o anda, Ashley hızla eğilip dudaklarını öpünce Koi’nin zihni tamamen boşaldı ve tüm vücudu güçsüz düştü.

Ashley öpmeye devam ederken, Koi’yi sıkıca kucakladı. Bacaklarının güçsüz düştüğünü hisseden Koi onu saran kollara kendini bıraktı ve Ashley’nin öpücüğüne karşılık vermeye çalıştı. Gerçi yaptığı tek şey dudaklarını biraz uzatmak oldu.

‘Bugün ona öpüşmeyi öğreteceğim.’

Ashley, Koi’nin dudaklarını yalarken düşündü. Aynı zamanda, kollarındaki vücudun hafifçe titrediğini hissetti. Kulaklarının da hafifçe kıpırdadığını fark eden Ashley, sessizce gülümsedi. En ufak bir dokunuşta anında tepki veriyordu. Böylesine hassas bir bedeni yalnızca kendisinin tanıdığı gerçeği ona büyük bir haz veriyordu.

‘Her şeyi ona tek tek öğretmek çok keyifli olacak.’

Onu yere yatırıp tam anlamıyla sahip olma dürtüsünü bastırmak için birkaç kez derin nefes alması gerekti. ‘Şimdi değil.’ Kendini böyle uyardı. Şimdi yaparsa kesinlikle pişman olurdu. ‘Lezzetli şeyler saklanır ve yavaşça tadına varılır.’

Ona dilini nasıl kullanacağını öğretmek, vücudunun hangi bölgelerine dokunulduğunda tahrik olduğunu tek tek hatırlatma düşüncesi bile içini titretti. Koi, mükemmel bir öğrencinin tüm özelliklerine sahipti, bu yüzden süreç tatmin edici olacaktı.

‘Hepsini teker teker öğreteceğim.’

Bu zevki sonraya bırakmaya karar vererek Koi’nin alt dudağını hafifçe ısırdı. Kucaklanmış olan Koi’nin verdiği tepki açıkça hissediliyordu. Bir an Ashley, Koi duygularını kabul ettiği için üzüldü.

‘Onu hapsedebilirdim.’

Yavaşça başını kaldırıp gözlerini sıkıca kapalı tutan Koi’nin yüzüne baktı. Öpüşmenin ne zaman bitirileceğini bile bilmiyordu. Ashley eğer onu yeniden öpmeye başlarsa, Koi ne olduğunu anlamayacaktı.

Dayanamayıp dudaklarına tekrar öpücük kondurmak üzereyken, Koi yavaşça gözlerini açtı. İçinden zamanı hesapladığını hayal eden Ashley, kendi kendine gülümsedi. Ashley’nin gülümsemesini gören Koi, bir an için ona hayranlıkla baktı.

‘Sanırım erkek arkadaşım bana yine aşık oldu.’

Bu düşünceyle mutlu olan Ashley’e, Koi beklenmedik bir şey sordu.

“Bugün lens takmadın mı?”

Ashley bu soru karşısında duraksadı ve ona baktı. Koi ise hala gözlerinin içine bakıyordu. İlk öpüştüklerinde fark etmişti ama yanlış gördüğünü sanmıştı. Fakat bu sefer emindi. ‘Acaba sorun olur mu? Fark edilirse, başı derde girer mi?’ diye düşünüyordu.

“Ah…” Ashley acı bir gülümsemeyle cevap verdi. “Takmadım. Zaten kimse fark etmez.”

Kaskı takınca gözler daha da görünmez oluyordu. Ayrıca buz hokeyi, oyun sırasında kolayca kavga çıkan bir spor olduğu için lens takmamak daha iyiydi. Gerçekten de bugün gözlerinin renginin değiştiğini fark eden kimse olmamıştı.

“Sadece sen fark ettin.”

Ashley’nin sözleri üzerine Koi şaşkınlıkla gözlerini kırptı ve aniden yüzü kızardı. Onun yüzünün kızardığını fark eden Ashley, Koi’nin bakışlarını yere indirip hafifçe mırıldandığını duydu.

“Çünkü sadece benimle, öpüştün.”

Ashley bu kez kendini tutamadı ve kahkahayı patlattı. Kollarının arasındaki Koi’nin bedeni hafifçe irkildi. Ashley sevimliliğine dayanamayarak ona sıkıca sarıldı.

“Evet, Koi.” Koi’nin kulağına fısıldadı. “Ne de olsa ben senin erkek arkadaşınım.”

Koi’nin kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpmaya başladı.

‘Erkek arkadaş.’

Kulaklarında nabzının sesi yankılandı, parmak uçları karıncalandı. Gözlerinin önünde yıldızlar parlıyormuş gibi tüm dünya ışıl ışıl oldu, zihninde havai fişekler patladı.

“Erkek arkadaş mı?”

“Evet.” Kekeleyen Koi’ye, Ashley tereddütsüz cevap verdi. “Ben senin erkek arkadaşınım.”

Ashley’nin gülümseyen yüzüne Koi hayranlıkla baktı. Kafasında aynı kelime sürekli dönüp duruyordu. ‘Erkek arkadaş. Erkek arkadaş. Erkek arkadaş.’

“Evet.” Koi uzun bir süre sonra konuştu. “Sen benimsin.”

Sözler ağzından çıkar çıkmaz tüm vücudunu bir heyecan dalgası sardı.

“Evet.” Ashley, Koi’yi sıkıca kucaklayarak fısıldadı. “Sen de benimsin.”

Dudakları yeniden buluştu. Bu sefer Koi de doğru zamanda gözlerini kapattı. Ve bununla birlikte Koi, öpüşürken kollarını Ashley’nin boynuna dolamayı öğrendi.

************************************************************************************************

İlk aşkı iliklerinize kadar yaşayacağınız serinin en aşko kuşko yerlerinden birine geldiğimize göre keyifler tavan diyebilirim ♥ 

Bu arada geçen gün yazarın son paylaşımında Ash ve Koi’nin ilk çocuğu Nathaniel için yazacağı kitabı ertlediğini gördüm. O kadar da heyecanla bekliyordum. Neyse bakalım belki başka sürpriz yapar diyerek beklemeye devam. -Ashily

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 85. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 85. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 85. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 85. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 85. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 85. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X