Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 76. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***76. Kısım***
Ashley okulda da Koi’ye yapışmıyor ya da eskisi gibi muzipçe şakalar yapmıyordu. Onunla konuşup, birlikte yemek yiyordu ama Koi aralarında mesafe olduğunu hissediyordu.
Öğle yemeği sırasında diğer çocuklarla gülüp eğlenirken, Koi cesaretini toplayarak Ashley’e seslendi. “Ş-Şey…”
Ashley gülümseyerek ne olduğunu sorar gibi ona baktı. Gün içinde Ashley ile konuşup vakit geçirebildiği tek an öğle yemeği saatleri olmuştu. Okula gelip giderken hiç karşılaşmıyorlardı ve ders saatlerinde de Ashley eskisi gibi Koi ile birlikte yürümüyordu.
Zorla yakaladığı fırsatta Koi, bütün gün düşündüğü konuyu nihayet dile getirdi.
“Bu yıl takım için yeni amigo kıyafetleri alıyoruz ya …dün ölçüleri aldılar.”
“Ha, öyle mi? Yakışır.”
Ashley bunu söyledikten sonra tekrar diğer çocuklarla sohbetine geri döndü. Koi ona bakıp sessizce sandviçini ısırdı. ‘Görmedin bile…’
Ashley gülüp sohbet ediyormuş gibi yaparak Koi’nin yüz ifadesini kontrol etti. Moralinin bozuk olduğu belli olan ve sandviçini zar zor yiyen haliyle yağmurda ıslanmış bir köpek yavrusuna benziyordu.
‘Benim yüzümden morali bozuldu.’
Ashley bir pislik gibi davrandığını bilmesine rağmen içten içe mutlu hissetmekten kendini alamıyordu. Bugüne kadar böyle bir yönü olduğunu kendi de bilmiyordu. En nihayetinde babasının kanını taşıdığı için kızgındı ama Koi’yi o şekilde görmek içini kıpır kıpır ediyordu.
Morali bozuk hali çok acınası ve sevimliydi ama şimdilik onu görmezden gelmek zorundaydı. Ne de olsa gelecekte onları bekleyen mutlulukla dolu birçok gün olacaktı. Maç bittikten sonra, içinde biriktirdiği tüm duyguları Koi’ye söylemek için sabırsızlanıyordu.
‘Sorun değil, onu mutlu edeceğimden eminim.’
O günden sonra Koi’nin kulakları bir daha hareket etmemişti. Eski günlerdeki gibi sevindiğini gösterip ona gülerek kulaklarını hareket ettiren Koi’yi görmek istiyordu. Ama bu sefer gerçekten işlerin ciddi bir hal alması şarttı.
O bunları düşünürken Bill’in anlamsız şakasına eşlik eden Ashley’e, Koi üzgün bir yüz ifadesiyle baktı. ‘Ashley için artık bir hiçim…’
‘Tabii ki öyle.’ Artık Ariel’la yeniden çıkmaya başlayacağına göre, Koi ile olan her şeyi geçmişte bırakmayı tercih edecekti.
‘Böyle olacağını bildiğin için onu reddettin. Aptal gibi sebepsiz yere üzülme.’
Koi burnunu çekerek nefes aldığında Bill aniden ona seslendi.
“İyi misin Koi? Grip mi oldun yoksa?”
Aniden gelen soruya Koi istemsizce başını kaldırıp yanındaki Bill’e baktı. “Ne? Şey…”
Gerçekten endişeli bir ifadeyle ona bakıyordu, bu Koi’yi biraz rahatlattı. Buz hokeyi takımındaki çocuklar iri yapıları nedeniyle alaycı bir şekilde “goril” lakabını almışlardı ama gerçekte çok nazik ve sevecen gorillerdi. Bill’in sorusu üzerine diğer çocuklar da meraklı gözlerle Koi’ye bakmaya başladılar.
“Hasta mısın? Neresi?”
“Şimdi fark ettim, yüzün kızarmış.”
“Bende ateş düşürücü var. İster misin?”
“Ateşin mi var?”
Bir anda gelen ilgiyle Koi hızla başını salladı. “Hayır, hayır. Gerçekten iyiyim. Bir şeyim yok.”
Ashley’e bile bakmadan başını eğdi. “Sanırım alerji oldum. İyiyim, endişelendiğiniz için teşekkür ederim.”
“Ah… Öyleyse sorun yok.”
İlgi yavaş yavaş dağılırken biri ekledi. “İhtiyacın olursa söyle, ilaç veririm.”
Bir başkası araya girip sordu. “Hey, revire gitsen daha iyi olmaz mı?”
Ardından diğerleri başlarını sallayarak onayladı. “Doğru.”
“Evet, revir vardı.”
“Daha önce hiç gitmedim. Nerede olduğunu bile bilmiyorum.”
“A bloktadır.”
“B blok değil mi?”
“C blok. Eminim.”
“D bloktadır, gördüm.”
“C blok dedim.”
“B blok.”
Hepsinin ilgisi revirin nerede olduğu sorusuna kaydı. “Goril” lakabını hak eden basit ama nazik çocuklardı. Maalesef hepsi yanılıyordu.
‘F blokta…’
Koi, bir sonuca varmayan tartışmada cevabı söyleyip söylememekte kararsız kaldı ama sonra vazgeçti. ‘Zaten gitmeleri gerekmeyecek, neyse.’
Böylelikle öğle arası bitti ve herkes sınıflarına gitmek üzere ayağa kalktı. Son ana kadar revirin nerede olduğuna karar veremediler.
Herkes dağıldıktan sonra Koi, Ashley’i birkaç adım geriden takip etti. Eskiden Koi’nin adımlarına uyum sağlayarak onunla yan yana yürüyen ve ona sokularak yürüyen Ashley, artık böyle şeyler yapmıyordu. Koi Ashley’i sırtında taşıdığı zamanları bile özlemişti. Göğsünde hissettiği boşlukla başını eğerek yürüdü.
‘Buna alışacağım.’ Kendine düşündü. ‘Hayat bundan sonra böyle devam edecek. Yaşanan her şey bir rüyaymış gibi davran. Sorun değil, önceden de böyleydi. Sadece o günlere geri dönüyorum.’
‘…Pekala.’
Sınıfa girmeden önce Ashley arkasına baktı. Koi başını eğmiş şekilde arkasından geliyordu. ‘Neden bu kadar inatçı?’ Anlayamıyordu. Sadece onu sevdiğini itiraf etmesi yeterliydi, neden yapamadığını anlamıyordu.
‘Neyse, önemli değil.’
Ashley boş bir yere oturup çantasını bıraktı. Sadece birkaç gün kalmıştı. Kendini tutmakta zorlanıyordu.
‘Yakında Koi benim olacak.’
Sonunda eve dönüş maçı öncesi gün gelip çattı.
***
“Buffalo!”
Ariel’ın tezahüratına herkes eşlik ederek bağırdı. Bir kez daha danslarını uyum içerisinde yaptıktan sonra antrenman nihayet sona erdi. Bu hokeyi takımı maçtan önceki gün olduğu için sadece fiziksel antrenman yapıyordu ve boş buz pisti amigo takımı tarafından kullanılıyordu. Şimdiye kadar iki takım arasında dönüşümlü kullanılan buz pistinde amigo takımı bugün rahatça antrenman yapabilmişti.
Son hareketi bitiren Koi bitkin bir halde dönüşünü yaparken, Ariel arkasından seslendi.
“Koi.”
“Hmm?”
İçgüdüsel olarak arkasını döndüğünde, Ariel patenle ustaca kayarak önünde durdu.
“Biraz bekle. Kıyafetlerinin üzerine oturduğundan emin olmak istiyorum.”
“Kıyafetlerim mi? Ah.”
Geç de olsa durumu anlayan Koi’nin yüzü bembeyaz oldu. Ama Ariel yanından geçip ilerlerken ona gelmesini işaret etti.
Hızla pistten çıkan Koi, “Kıyafetleri bana ver, eve gidince deneyeyim.” dediğinde, koridorda yürüyen Ariel kaşlarını çatarak elini salladı.
“Ne demek istiyorsun? Şimdi kontrol edip bir sorun varsa hemen tadilat yaptırmamız ya da değiştirmemiz lazım. Maça az kaldı.”
“Bu, doğru ama-“
Koi bir şey demeye çalışırken Ariel lafa girdi.
“Sadece 10 dakika bekle. Önce biz kıyafetlerimizi değiştirip çıkacağız, sonra sen bizim soyunma odamızda giyinirsin. Bittiğinde bizi çağırırsın. Girip bakarız.”
“Kızların soyunma odasında mı giyineceğim?”
Koi utanarak bağırınca, Ariel doğal bir şekilde cevap verdi.
“Erkeklerin soyunma odası çok uzak. Zaten geç oldu. Hızla giyin, bir an önce bakıp bu işi bitirelim, tamam mı? Tadilat için bekleyeceklerini söylediler, o yüzden onları fazla bekletemeyiz.”
Ariel kapıda durdu ve kapıyı çaldı. Sonra tekrar Koi’ye döndü. “Burada bekle, kıpırdama.”
Parmağıyla yeri işaret etti ve içeri girdi. Koi, onun peşinden kızların soyunma odasına kadar geldiğini fark etti.
“Hah.” Derin bir nefes aldı ve mecburen duvara yaslandı. Ariel haklıydı. Maça az kalmıştı. Kıyafetleri kontrol etmek için başka vakitleri yoktu. Tekrar derin bir nefes aldı. “Haa.”
Birden duyduğu ayak sesleriyle başını çeviren Koi donup kaldı. Koridorun öbür ucunda görmeyi en çok istediği kişi yürüyordu.
Ashley Dominique Miller.
Koi, nefesini tutup ona bakmaya başladı. Bunu hiç beklemiyordu. Şimdiye kadar onunla konuşmak için çırpınıp duruyordu ama aniden fırsat ayağına gelmişti.
‘Ne yapmalıyım?’
Koi, kalp atışlarını yatıştırmaya çalışarak buz hokeyi takımının kaptanının yaklaşmasını izledi.
Ashley maçtan önceki son antrenmanda formasını giymişti ve iri cüssesine yakışır bir şekilde, gösterişli bir şekilde yürüyordu. Elbette Ashley genellikle böyle yürümezdi. Aksine göründüğünden daha çevikti ama bugün formasıyla daha heybetli görünüyordu.
Koi duvara yapışarak sessizce onu bekledi. Birden merak etti. ‘Nefesimi böyle tutmaya devam edersem Ash burada olduğumu anlar mı?’
Varlığı hiçbir zaman köşedeki küçük bir toz zerresinden fazlası olmamıştı. Ashley’nin son zamanlardaki davranışlarına bakılırsa, bu normaldi.
Ve yine öyle olacağını düşündü.
Telefonuna bakarak yürüyen Ashley aniden başını kaldırdı. O an Koi ile göz göze geldi. Bir anda Koi’nin varlığı, köşedeki tozdan duvara yapışmış utangaç bir sınıf arkadaşına dönüştü.
“Ah.”
Ashley başını eğip hafifçe gülümsedi. Biriyle göz göze geldiğinde gülümsemek onun doğasında vardı, bunun özel bir anlamı yoktu. Ama yine de Koi’nin kalbi hızla atmaya başladı ve yüzü kızardı. Koi’nin bu garip tepkisine rağmen, Ashley gülümsemeye devam ederek ona doğru yaklaştı. “Burada ne yapıyorsun?”
“Ah…” Koi kurumuş dudaklarını güçlükle oynatarak cevap verdi. “Bekliyorum da.”
Koi belirsiz bir cevap verdiğini fark ettikten sonra telaşla gözlerini kırpıştırırken, Ashley muzipçe gülümsedi. “Kimi?”
“Şey…”
Koi bir şey söyleyemeden Ashley aniden ona doğru eğildi. Geri çekilemeden Koi’nin kulağına fısıldadı. “Beni mi?”
Koi’nin kalbi sıkıştı. Ashley’nin nefesini bu kadar yakınında hissetmeyeli o kadar uzun zaman olmuştu ki. Son birkaç gündür Ashley, Koi’ye yokmuş gibi davranmıyor muydu? Hayır, ona herkese davrandığı gibi davranıyordu ama Koi böyle hissediyordu. Ama birdenbire, ikisi koridorda başbaşayken ki davranışı nefesini kesti…
Koi gözlerini kapattı. Kalbi canını acıtacak kadar hızlı atıyordu.
‘Seni seviyorum.’
Aklında sadece bu vardı.
‘Seni seviyorum, Ashley.’
“Ben…”
Kendini kaybetmiş bir şekilde konuşmaya başladığında, aniden kızların soyunma odasının kapısı açıldı ve Ariel dışarı çıktı. Ashley ve Koi aynı anda ona baktılar.Dışarı çıkan Ariel durup kaşlarını çattı. “Siz ikiniz ne yapıyorsunuz?”
************************************************************************************************
Koi’nin saklanmaya çalıştığı yerde ona, Ashley’nin onu saçının telinden bile tanıdığını söylemek istedim. Ashley’nin kalbindeki yerini bilse bu soruyu sormazdı bile… -Ashily
Yorum