Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 75. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***75. Kısım***

Daha önce hiç karşılaşmadığı kadar ağır bir sessizlik çöktü. Koi, gözlerini kocaman açarak ona baktı. Ashley, ellerini pantolonunun ceplerine sokup Koi ile arasına mesafe koyarak konuştu.

“Beni seviyorsun. Bu yüzden kıskandın.”

Koi aceleyle inkar etti. “H-hayır, hayır, öyle bir şey, yok.”

Ashley onun başını salladığını ve sanki kriz geçiriyormuş gibi aynı şeyi tekrarladığını görünce kaşlarını çattı. Tabii ki geri adım atmaya niyeti yoktu.

“İnkar etme bunun doğru olduğunu ikimiz de biliyoruz.”

“Hayır, hayır dedim ya! Ne-Neyi biliyorsun? Nereden biliyorsun?”

Ashley, kendisine küstahça karşılık veren Koi’ye bomba gibi bir cevap verdi.

“Forumdaki panoya o yazıyı yazan sendin.”

Yine sessizlik çöktü. Bu kez Koi donup kaldı. Az önceki gibi başını sallayacak ya da elini uzatacak durumda değildi, sadece şok içinde kocaman gözlerle bakıyordu. Uzun bir süre sonra nihayet ağzını açtı.

“N-N-Ne-Ne pano mu?”

Onun kekeleyerek zar zor konuştuğunu gören Ashley sakince cevap verdi.

“Buz hokeyi takımının kaptanı, tüm dersleri AP ve üniversite giriş sınavından tam puan alan arkadaşına aşık olduğunu yazan kişi sendin. Bunu bütün okul biliyor, o yüzden saklamaya çalışma.”

Koi hiçbir şey söylemedi ama göz bebeklerinin telaşla titremesi her şeyi belli ediyordu. 

“Hey,” dedi titreyen bir sesle. “Gerçekten herkes biliyor mu?”

Alçak sesle konuşan Koi’ye Ashley hıza cevap verdi. “En azından karşı tarafın ben olduğumu herkes biliyor.”

“Ben-Ben yazmadım, hayır.”

Başını sallayarak tekrar inkar eden Koi’nin tepkisi karşısında Ashley’in yüzü inançsızlıkla buruştu.

Sakin bir sesle sordu. “Koi, sana ne dediğimi hatırlıyor musun?”

Hala başını sallayan Koi’ye bakarak devam etti. “Uzun süre bekleyemem.”

Koi hareket etmeyi bıraktı. Ashley son derece sakin bir sesle konuşmuştu ama şimdiye kadar söylediklerinden daha etkili bir şekilde Koi’nin kalbini titretmişti. Ashley sessizce ona bakan Koi’ye bakarken konuşmaya devam etti.

“Yakında eve dönüş maçı yapılacak.”

Etraftan geçen bir araba bile yoktu. Ağır sessizlikte Ashley’nin sesi Koi’nin kulaklarına alışılmadık bir netlikle ulaştı.

“Eğer bu maçı kazanırsak, cevabın ne olursa olsun bir sonuca varacağım.”

Ashley, hareketsiz duran Koi’ye baktı. “Anladın mı, Koi? Bu son şansın.”

Ashley ona son bir kez baktıktan sonra arkasını döndü. Arabasına dönüşünü izleyen Koi, geç de olsa sordu. “Peki ya eve dönüş, partisi…?”

Arabasının kapısını açan Ashley, zar zor çıkardığı ses karşısında dönüp ona baktı. Kaşlarını çatıp acı bir şekilde gülümsedi. “Artık böyle şeyler umurumda değil.”

Koi, onun arabaya binişini boş gözlerle izledi. Bir süre sonra motorun çalıştığını duydu ve ardından Ashley’nin arabası oradan ayrıldı.

Bir anda Koi’nin gözlerinin önünden kayboldu. Ashley, malikaneye doğru arabasını sürerken söylediği sözleri düşündü. Hiç pişman değildi. Her zaman ikilemler yaşayan Koi’yi düşününce, bu seçenek daha iyiydi. Ayrıca bunun son şans olduğunu söylerken gerçekten ciddiydi.

Öyle ya da böyle bir şey yapacaktı. Buna hiç şüphesi yoktu.

***

Koi, çoktan gözden kaybolmuş olan arabanın arkasından bakakaldı. Yol bomboştu, uzaklaşan arabanın gölgesi bile görünmüyordu. Soğuk bir rüzgar estiğinde, nihayet kendine gelip aceleyle eve döndü. Babası gelmeden duş almalıydı.

Ashley’nin feromon yayıp yaymadığını bilmiyordu. Babası onu dövse bile Ashley’den ayrılmayacaktı ama yine de risk almamak en iyisiydi.

Her ihtimale karşı karavanın tüm camlarını ve kapılarını açtıktan sonra hızla duşakabine girdi. Babası gelene kadar her şeyi halletmesi gerekiyordu. Giydiği kıyafetleri yıkamayı da unutmadı. Duş suyunun altında tişörtünü ve pantolonunu elleriyle ovalayarak yıkayan Koi, saçlarını yıkayıp vücudunu iki kez sabunladıktan sonra temiz kıyafetler giyip dışarı çıktı. Karavanın dışına asılmış çamaşır ipine tişörtünü ve pantolonu astıktan sonra rahatladı. Şimdi tek yapması gereken babası eve gelmeden yatağa girip saklanmaktı.

Aceleyle işlerini bitirip yatağa uzandığında, oluşan sessizlik onu afallattı. Koi, gözlerini kapatıp top gibi kıvrıldı. Aklı hızla Ashley ile ilgili düşüncelerle doldu.

Eve aceleyle gelip yıkanıp çamaşır yıkamak gibi şeylerle meşgul olmasının nedeninin, bu konuyu düşünmeyi ertelemek olduğunu o an fark etti. 

Ama her işi bitirip artık kaçacak yeri kalmayınca, zihni hemen Ashley tarafından işgal edilmişti. İstemeden de olsa kaçınmak istediği soruyla yüzleşmek zorunda kaldı.

‘Ash’in sözleri ne anlama geliyor?’

Koi, gözlerini sımsıkı kapatarak yaşananları düşündü. Ashley, şimdiye kadar gördüğü en ciddi halindeydi. Elbette böyle bir durumda kimse şaka yapmazdı. Ama neden aniden böyle bir şey söyledi?

‘Kim olsa bıkar.’

Aniden aklına gelen bu düşünceyle gözlerini açtı.

‘Bu artık beni sevmeyeceği anlamına mı geliyor?’

‘Belki tekrarlanan durumdan sıkılmıştır.’ Kaç kez onu sevdiğini söylemişti ama Koi ona inanmadı ve ilişkileri ilerlemedi. Üstelik o, Ashley Miller’dı. Etrafında onunla ilgilenen birçok kişi vardı.

‘Ashley’nin yanıldığını söyleyerek onu reddeden bendim.’

‘O halde Ashley’nin bu yanılgıdan kurtulup Ariel’a geri dönmesi çok mantıklı. Bu neden aklıma gelmedi?’ Koi, dalgın dalgın düşündü. Ashley ve Ariel arasındaki yakınlığı hatırladı. Her şey anlam kazandı.

‘Maçı kazanırsa Ashley beni görmezden gelecek.’

Ashley’nin son sözleri zihninde yankılandı.

<Anladın mı, Koi? Bu son şansın.>

‘Anladım.’ Koi düşündü. ‘Artık beni sevmediğini söyleyecek.’

Bunu düşününce kalbi acıyla doldu. ‘Kesinlikle öyle. Bu yüzden eve dönüş partisi gibi şeylerin artık umrunda olmadığını söyledi. Partiye benimle gitmenin ne kadar saçma bir fikir olduğunu o da anladı.’

Koi, titreyen nefesini içine çekerek vücudunu daha da büzdü. ’Bunun böyle olacağını biliyordum. Bu yüzden Ashley beni sevdiğini söylediğinde ona inanmadım ve reddettim.’ Koi, hıçkırıklarını bastırarak elleriyle ağzını kapatıp gözlerini sımsıkı yumdu.

‘Bunun bir yanılsama olduğunu bildiğim halde neden?’

O an, gömülü tuttuğu gerçek duyguları gün yüzüne çıktı. Koi, bunu kabul etmek zorunda kaldı.

‘Neden Ashley’nin beni sürekli seveceğine inandım?’

Burnu kızardı ve gözleri doldu. Koi, nefesini tutarak ağlamasını bastırmaya çalıştı.

O sırada, duştan çıkmış olan Ashley, buz dolu bir bardağa mango kolasını doldururken yüzünde ciddi bir ifadeyle düşüncelere daldı.

‘Koi’yi hangi odaya kilitlesem acaba?’

***

Antrenmana ara verdiklerinde Ariel konuştu. “Son zamanlarda çok bitkin görünüyorsun.”

Koi, şaşkınlıkla gözlerini kırparak ona baktı. “Be-Ben mi?”

“Evet, sen.” Ariel gözlerini kocaman açarak konuşmaya devam etti. “Amigoluğun ne olduğunu bilmiyor musun? Tezahürat yapan kişi bu kadar bitkin olursa sporcular nasıl motive olabilir? Biz sporculardan daha enerjik olmalıyız. Seyircileri coşturmaya yetecek kadar!”

Parmağını Koi’nin gözünün önüne sokarak uyardı. “Kırmızı biberin buruşup kaybolana kadar coşmalısın, anladın mı?”

“Ta-Tamam.” Koi’nin cevabını aldıktan sonra arkasını dönüp dinlenmekte olan kaptan yardımcısının yanına gitti.  Koi, nihayet derin bir nefes aldı ve rahatladı.

Antrenman devam ediyordu ve Ariel’in ona seslendiği sebzenin adı her seferinde değişiyordu ama asla uzun ve sağlam bir sebze değildi, hatta kuşkonmaz bile değildi.

‘Bugün kırmızı biberim ha…’

Koi terini silerken düşündü. Brokoliye göre iyiydi. İlk kez brokoli diye çağırıldığında, anlamını bilemediği için şaşırıp ritmi kaçırmıştı. Elbette hiçbir anlamı yoktu.

“Haa.”

O günden sonra Ashley, Koi’yi almaya gelmedi. Sadece kısa bir mesaj attı.

[Antrenman nedeniyle seni almaya gelemeyeceğim. Üzgünüm. -Ashley] 

Eskiden tek başına bisikletle okula gidip gelmesi doğaldı ama bu sürede onunla birlikte gidip gelmek alışkanlık haline geldiği için yolculuk artık çok yalnız hissettiriyordu.

Elbette Ashley’nin düşüncesi farklıydı. Onu kilitlemek zorunda kalma ihtimaline karşı son bir kez özgür bırakmak istemişti ama Koi tamamen yanlış anlamıştı.

‘Artık beni görmek bile istemiyor.’

************************************************************************************************

Bu bölüm cidden çok ironik skskksks Koi’nin Ash’in onu sevmediğini düşünerek ağlaması Ashley’nin onu kilitlemeyi planlaması ölümüne yarışır.

Koi’nin durumunu anlıyorum aslında. Ash’in sevgisine inanaması bir yana, denemekten de korkuyor. Ona değer veren tek kişiyi ve arkadaşını kaybetmemek için onunla sevgili olmayı ihtimal olarak bile görmemesi çok üzücü. 

Ashley de gün geçtikte Baskın Alfa dönüşümünün etkilerini daha fazla göstermeye başladı. Eskiden de Koi’yi kimse vermek istemiyordu ama şimdi daha da sabırsız beklemeye bile dayanamıyor. Sevdiğini kimseyle paylaşmak istemiyor. -Ashily

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 75. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 75. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 75. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 75. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 75. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 75. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X