Çevirmen: Ashily
***63. Kısım***
Koi’nin gözleri yavaşça büyüdü. Onun bu halini gören Ashley acı bir şekilde güldü.
“Evet, doğru. Şimdi anladın mı? Bu şekilde devam ederse seni bir Omega’ya dönüştürebilirim. Git buradan artık.”
“Ash…”
Ashley tekrar bağırdı. “Git dedim!”
Başı dönüyor ve görüşü tekrar bulanıklaşıyordu. Daha ne kadar aklı başında kalabileceğini bilmiyordu. Eğer tekrar kontrolünü kaybederse bu sefer duramayacaktı. ‘Sonra, sonra ben, ben…’
‘Gerçekten Koi’ye…’
Koi aniden diz çöktü ve Ashley’e sarıldı. Ashley şaşkınlıkla nefesini tuttu. Koi, başının üzerinden fısıldadı. “Sorun değil.”
Ashley’nin başını sıkıca sararken devam etti. “Sorun değil Ash, ben iyi olacağım. Çünkü ben…”
Alt dudağını ısırdı. Söylemesi gerekiyordu. Tekrar ağzını açtı ama sesi titriyordu. “Koku alamıyorum.”
“…Ne?”
Söyledikleri kendisine bile aptalca geliyordu. Ağır ağır nefes alan Ashley ona gözlerini kırpıştırarak bakarken, Koi konuşmaya devam etti.
“Hiçbir şeyin kokusunu alamıyorum. Feromon kokunu, hiç alamıyorum…”
Koi yavaşça kollarını açıp Ashley ile göz göze geldi. Sonunda onunla göz göze gelen Koi tereddütle elini uzattı. Ashley, kendininkine kıyasla gülünç derecede küçük olan elin yanağını okşamasına izin verdi. Bakışları sadece Koi’ye odaklanmışken, Koi konuştu.
“Bu yüzden sorun değil, yanında kalacağım.”
Güçlükle gülümsedi ama Ashley hala kendine güvenemiyordu.
“…Git, yine kontrolümü kaybedeceğim.”
Bunu nefesini tutarak mümkün olduğunca sakin bir şekilde söyledi ama Koi geri adım atmadı. “Sorun değil.”
“Sana tecavüz edebilirim.”
“Sorun değil.” Koi tekrar konuştu. “Yanında kalmak istiyorum.”
“Ha…” Sonunda Ashley yoruldu. Bir eliyle yüzünü ovuşturarak çarezsice mırıldandı. “Neden gitmiyorsun…”
Artık kendine hakim olamayacağını biliyordu. Ama Koi’yi incitmek de istemiyordu. Tam bir çıkmaza girdiğini hissettiği anda Koi konuştu.
“Gidersem, yalnız kalacaksın.”
Ashley hareket etmeyi bıraktı. Yüzünü kapatan elini yavaşça indirdi ve Koi’ye baktı. Yüzünde duyduklarına inanamayan bir ifade vardı. Koi gülümseyerek ona sarıldı.
“Birlikte olalım, Ash.”
Ashley bir süre hiçbir şey söyleyemedi. Hareket edemiyordu bile. Aklı yerinde değildi ve ağzı kuruyordu. Amansız susuzluğun içinde hissedebildiği tek şey, kendisine sarılan küçük bedenin sıcaklığıydı.
Yavaşça elini kaldırarak Koi’ye sarıldı. Koi de sanki karşılık verir gibi ona sıkıca sarıldı. O an burun ucunda bir sıcaklık hissetti ve Ashley’nin gözleri bulanıklaştı. Yavaşça Koi’den uzaklaştı. Ağzını açtı ama ses çıkmadı. Biraz tereddüt ettikten sonra nihayet itiraf etti.
“Seni seviyorum, Koi.”
Gözyaşları doldu ve aktı. Ashley gözlerini kapattı ve Koi’ye daha sıkı sarıldı.
‘Ah, sonunda.’ Diye düşündü. ‘Artık yalnız değilim.’
Kollarındaki bu küçük varlık onun için dünyalara bedeldi. Ashley defalarca kendine söz verdi. ‘Seni asla ama asla bırakmayacağım.’
‘Koi, seni seviyorum.’
‘Seni seviyorum.’
‘Bu yüzden.’ Gözyaşları tekrar aktı. ‘Lütfen beni sonsuza dek bırakma.’
*
*
Pencereden serin bir rüzgar esti. Ashley’nin yatağında yanında yatan Koi, ani bir hareketle uyandı. Ashley kaşlarını çatarak mırıldandı. “Koi?”
Aceleyle elini tutan Koi cevap verdi. “Buradayım, Ash.”
Ashley derin bir nefes aldı ve tekrar uykuya daldı. Koi, onun derin bir uykuya daldığını görüp rahatladıktan sonra tekrar yastığa başını koydu.
İlk gün dışında Ashley sakinleşmişti. O günden sonra sık sık bayılıyordu ve ne zaman kendine gelse her seferinde Koi’ye sesleniyor, Koi ise hemen cevap verip elini tutuyordu.
O uyurken, Koi evi araştırıp ilk yardım malzemelerini bulup kollarındaki yarasını dezenfekte edip sardı. Okulda öğrendiği basit ilk yardım bilgilerinin böyle bir zamanda işe yaramasına hem şaşırmış hem de buruk bir sevinç duymuştu. Arada bir yiyecek ve içecek bir şeyler almak için çok kısa bir süreliğine ayrılması dışında tüm bu süre boyunca Ashley’nin yanında kaldı.
Okula gitmediğinin ve eve haber vermediğinin farkında olmasına rağmen umurunda değildi. Şu an Ashley onun için her şeyden daha önemliydi.
Koi, Ashley ile Ashley ile birlikte yatarken onun uyuyan yüzüne baktı. ‘Ne kadar da huzurlu…’
Pencereden kuş sesleri geliyor ve güneş ışığı odayı dolduruyordu. Serin esen rüzgar onu rahatlatıyordu. Koi, Ashley’nin yüzüne yapışan saçları ayırırken, ‘Keşke bu an sonsuza kadar sürse…’ diye düşündü.
Sarhoş babası yoktu, zor iş yoktu, gece geç saatlere kadar ödev yapması gerekmiyordu. Bu huzurlu an sonsuza kadar devam etse ne kadar güzel olurdu.
Ama öyle olmadı. İki gün on saat sonra derin bir uykuya dalmış olan Ashley, nihayet uyandı.
Zihni hiç olmadığı kadar berraktı. Göz kapaklarını yavaşça kaldırdığında, daha önce yaşamadığı hislerle bir an için yönünü şaşırdı. Sadece zihni değil bedeni de tüy kadar hafifti. Kendini ilk defa böyle hissediyordu.
Ama onu her şeyden çok mutlu eden başka bir şey daha vardı. Gözlerini açar açmaz gördüğü manzara Ashley’nin yüzünde kocaman bir gülümseme oluşturdu. Onun kıpırdadığını fark eden Koi de uyandı. Ashley uykulu gözlerle ona bakan Koi’ye gülümseyerek fısıldadı.
“Koi.”
“Ash-“
Ash, iyi misin? diye sorma fırsatı bile bulamadan Ashley onu sımsıkı kucakladı. Kollarının arasında tamamen hapsolan Koi gözlerini kırpıştırdı. Ashley’nin bu kez belli belirsiz de olsa öncekinden farklı olduğunu fark etti.
‘Dönüşüm bitti mi?’
Tam bunu sormak üzereyken, Ashley aniden yanağına, burnuna ve dudaklarına defalarca öpücükler kondurdu. Yüzünü kaldırdığında Koi afallamış bir şekilde gözlerini kırpıyordu.
Ashley tekrar gülümsedi. Kalbi Koi’ye duyduğu sevgiyle dolup taşıyordu. Artık birbirlerine olan güvenlerinin bundan daha net olamayacağına kesin olarak inanıyordu.
***
İkisi de duş aldıktan sonra mutfağa gittiler. Ashley buzdolabındaki tüm yiyecekleri bitirmeye niyetliymiş gibiydi ve aslında tam olarak bunu yaptı. Koi de elinden geleni yaptı ama sadece bir hamburger ve yarım tabak salata yiyebildi.
Sonrasında Ashley, Koi’nin okula devam durumu ve ev sorununu halletti. Aslında sadece bir telefon görüşmesi yapmıştı ve Ashley’nin ikinci kimliğinin ortaya çıkacağını bilen sekreter bu duruma önceden hazırlıklıydı. Ancak Koi’nin de onunla olacağını tahmin edememişti, bu yüzden Koi’nin okul durumu ve babasına bilgi verme gibi ek işler çıkmıştı.
– Arkadaşın iyi mi? Tüm süreç boyunca seninleymiş.
Sekreterin şüpheyle sorduğu soruya Ashley dürüstçe cevap verdi. “İyi, Omega’ya dönüşmedi.”
– Güzel, bunu duyduğuma sevindim.
Sekreter ekledi.
– Arkadaşın Omega’ya dönüşseydi Bay Miller’ın bundan pek mutlu olacağını sanmıyorum.
Ashley bu sefer cevap vermeden telefonu kapattı. Koi’nin koku alamadığını söylemeye gerek duymadı. Nedenini bilmiyordu ama Koi hakkında bilgi vermenin gereksiz olduğunu düşündü. Bu bilgiyi sadece Ashley’nin bilmesi yeterliydi.
Bahçeye çıktığında, havuzda yüzen Koi ona baktı. “Ah, Ash.”
Koi, kirli gömleğini çıkarmış ve Ashley’nin verdiği tişörtle mayoyu giymişti. Tişört çok büyük gelmişti ama mayo ilkokuldayken giydiği bir şey olduğu için bedeni tam olmuştu.
Onun peşinden suya giren Ashley, ona sarılarak sordu. “Hoşuna gitti mi?”
Ashley kollarını onun beline dolayarak onu kendine çekerken Koi elini onun omzuna koyarak konuştu.
“E-evet. Şey… Telefon görüşmen iyi geçti mi?”
Temkinli bir şekilde sorduğunda, Ashley nazikçe cevap verdi.
“Evet. Okul ve ev hakkında endişelenmene gerek yok.”
Burnunu onun burnuna sürttü ve güldü. “Erkek arkadaşının yetenekleri harika, değil mi?”
“Ha? Ne…”
Koi şaşkınlıkla cevap vermekte tereddüt etti ama Ashley fark etmedi. Şimdi kendini havalara uçuyor gibi hissediyordu. Berbat dönüşümün sonunda cennet onu bekliyordu. Bu mutluluğun onu beklediğini biliyor olsaydı aynı şeyi on kez yaşasa bile umurunda olmazdı.
Suda Koi’nin belini tutarak yukarı kaldıran Ashley tekrar güldü. Koi istemsizce çığlık attı ve aceleyle ellerini Ashley’nin omzuna koydu. Ashley gülümseyerek konuştu.
“Seni seviyorum, Koi.”
Koi’nin gözleri genişledi. Ashley, aynı cevabı almayı bekleyerek heyecanla ona baktı. ‘Söyle Koi. Hadi söyle.’
‘Ben de seni seviyorum de.’
“Ben…” Koi güçlükle dudaklarını oynatı. Ashley deli gibi atan kalp sesini kulaklarında duyuyormuş gibi hissetti ve gözünü kırpmadan onun ağzına baktı.
“Ben…”
Koi konuştu. İlk başta Ashley ne dediğini anlamadı. Ona bakıp gülümseyerek tekrar sordu.
“Ne dedin? Duyamadım.”
Koi, ağlamaklı bir yüzle ona baktı. Titreyen sesi duyuldu. “Ben seni sevmiyorum.”
************************************************************************************************
Evet arkadaşlar bir Baskın Alfa feromonlarıyla bir Beta’yı Omega’ya dönüştürebilir. O yüzden Koi, Ashley ile kaldığında Omega olsaydı çok tuhaf olmazdı. Koi’nin koku alamasından anladığım kadarıyla feromon kokusu almadığında seni etkilemiyor. O yüzden diğerleri feromon solumamaya çalışıyorlar.
Bu arada Koi’nin verdiği cevap beni hiç şaşırtmadı. Çok saf ve masum bir çocuk ama aynı zamanda özgüveni düşük ve aşağılık kompleksi olan bir çocuk. Ashley’nin ağzından duymasına rağmen onun kendini sevebileceğine dair bir inancı yok. O yüzden kendi sevgisini reddetti.
Yorum