Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 54. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***54. Kısım***
Sonrasında Ashley’nin sözleri aklına geldi.
<Bu ne anlama geliyor, biliyor musun?>
Koi gözlerini açtı ve boş boş bir noktaya baktı. Ashley’nin sözleri kulaklarında yankılanıyordu.
<İyice düşün. Bugün senin için ne yaptığımı ve bunu neden yaptığımı.>
Bunun parti biletleri için bir teşekkür olduğunu söylemişti. Ancak Koi ne kadar saf olursa olsun, biletlerin bu şekilde geri ödenmesinin saçma olduğunu biliyordu. Kesinlikle bir anlamı vardı. ‘Ne olabilir?’
<İyice düşünürsen, ne demek istediğimi anlayacaksın. Zaten cevabı biliyorsun.>
Hafızasında birer birer anılar canlanmaya başladı. ‘Ashley her zamankinden farklıydı, bir nedenden dolayı özellikle daha nazikti değil mi?’
‘Çünkü zengin.’ Koi kendi kendine düşündü. ‘Ash, benim gibi değil, zengin. Bu yüzden bu şekilde teşekkür etmek onun için normal olabilir. Ash de zenginlerin daha fazla vergi ödediğini ve sınırlarının benim gibi fakir çocuklarınkinden farklı olduğunu söyledi. Belki de Ash, kendi çapında bana teşekkür ediyordu.’
‘Hayır.’ İçinden bir ses hemen karşı çıktı. ‘Ashley’in öyle biri olmadığını biliyorsun. Hiçbir zaman parayla hava atan ya da arkadaşlarına karşı aşırı cömert davranan biri olmadı.’
Ona giysiler aldı, onu şık bir restorana götürdü, giydiği kıyafetler ve arabası her zamankinden farklıydı.
‘Bu bir randevuya benzemiyor muydu?’
<Cevap zaten içinde.>
“Ahh!” Dehşet içinde ayağa fırlayan Koi yatağa geri oturup deli gibi düşünmeye başladı.
‘Hayır. Ne düşünüyorum ben? Bu mümkün olamaz.’
Hemen reddetti ama ne kadar düşünürse düşünsün bu garipti. Hiç kimseyle çıkmamış olan Koi bile randevunun ne demek olduğunu biliyordu. Aklına gelen düşünce o kadar saçma bir fikirdi ki.
‘Ama teşekkür için bile olsa bugün yaptıkları fazla değil mi?’
Sonra, aniden unutmuş olduğu bir anı aklına geldi.
<Onları arkadaşım olarak görüyorum ama onları görünce kalbim hızla atmıyor, heyecanlanmıyorum veya buna benzer duyguları hissetmiyorum.>
‘…Ne?’
<Aksine o gorillere karşı böyle hissetmem çok rahatsız edici.>
Koi panik içinde gözlerini kırpıştırdı. Aklı tehlikeli düşünceler üretmeye devam ediyordu. ‘Bu sözler ne anlama geliyor? Neden şimdi aklıma geldi?’
‘Ash iyi bir insan ama herkese karşı bu kadar cömert değil. En yakın arkadaşlarına karşı bile.’
‘Bu demektir ki.’
‘Bu… demektir ki…’
Yavaşça beyninin durduğunu hissetti ve kısa bir süre sonra kalbi deli gibi atmaya başladı. Koi oturduğu yerden sıçradı ve sonunda yataktan düştü.
“Ah!” Bir çığlıkla yere düştükten sonra sendeleyerek ayağa kalkıp yatağa oturdu. O kadar şaşırmıştı ki acıyı hissetmiyordu bile. Aklında tek bir şey vardı.
‘Hayır, hayır, hayır, bu asla, asla, asla olamaz.’
‘Ya da bir ihtimal, olabilir mi…’
‘Ama Ashley’nin hoşlandığı biri var. Bana başka birini sevdiğini ve bu yüzden Al’dan ayrıldığını söylemişti.’
‘…O zaman.’
‘O zaman, bu demek oluyor ki.’
<Bu arkadaşın o kişiyi seviyor, Koi.>
Ashley beni, b-b-beni…
Kendi düşüncelerinde bile bu sözleri tamamlayamadı. Hızla yorganı üstüne çekti. Bu imkansız bir fikirdi ama mantıklıydı. Durup dururken partiye birlikte gitmek istemesi de garipti.
‘Eğer bu doğruysa, her şey anlam kazanıyor.’
“Sanırım doğru! Aman Tanrım!”
Kalbi hızla atıyordu ve yüzü kıpkırmızıydı. Düşüncelerini toparlayamıyordu. Delicesine endişeli, heyecanlı, utanmış ve gurur dolu hissediyordu. Eğer babası o anda eve gelmemiş olsaydı, çığlık atabilirdi.
Her zamanki gibi eve sarhoş halde gelen babasının bir şişe daha içki açtığını duydu ama bu bile önemli değildi. Kendi kalbinin atış sesi çok daha yüksekti. Ve bütün gece kıvrılarak bu halde uykusuz kaldı.
***
Hafta sonunun ardından okula gittiğinde, herkes Ashley’nin evindeki partiden bahsediyordu. Koi öğrencilerin arasından sıyrıldı, bisikletini her zamanki yerine park ettikten sonra dolabına doğru ilerledi.
“Hey, Koi!”
Koi’yi ilk fark eden Bill el salladı. Arkasından gruptaki diğer çocuklar ona döndü ve Koi, Ashley ile göz göze geldi
Bill’e selam vermek üzereyken Koi’nin kalbi birden duracak gibi oldu. Gece boyunca düşündüğü her şey bir anda aklına geldi. Zihni tamamen boşaldı ve yüzü kızardı.
Kaçmak istiyordu ama hokey takımının üyeleri ona bakıyordu. Çaresizce Ashley’nin bakışlarından kaçınarak onlara doğru yürüdü. Onu ilk kez görüyormuş gibi bakan Bill, Koi’yi baştan aşağı süzdükten sonra kısa bir ıslık çaldı.
“Bugün farklı görünüyorsun. Hey, sizce de öyle değil mi? Çok şık görünmüyor mu?”
“Evet, gerçekten öyle.”
Diğer çocuklar da başlarını sallayarak onayladı. Bugün Koi, Ashley’nin aldığı gömlek ve pantolonu giymişti. Ayakkabıları bile yeniydi.
Koi, utanarak bakışlarını kaçırdı ve “Hı, hı.” diye mırıldandı. Sonrasında yavaşça başını kaldırdığında, tekrar Ashley ile göz göze geldi. Farkında olmadan nefesini tuttu, Ashley nazikçe gülümsedi. Sersemlemiş haldeki Koi ile yumuşak bir sesle konuştu.
“Çok şık görünüyorsun.”
“Uhm, t-teşekkürler.”
Koi sadece bunu söyleyebildi. Kalbi çok hızlı atıyordu ve orada duramayacak kadar utanmıştı. Sonunda bir şeyler mırıldanarak uzaklaştı.
Aceleyle uzaklaşan Koi’yi gören çocuklar kısa süre sonra ilgilerini kaybederek konuşmalarına döndüler. Yalnızca Ashley, aceleyle koşuşturan Koi’nin arkasından bakıyordu. Dudaklarında ufak bir gülümseme belirdi.
Bugün ona aldığı kıyafetleri giyerek gelen Koi çok tatlı görünüyordu. Onu gördüğü anda, onu kucaklayıp öpmek istemişti. Tabi ona bunu yapmaktan alıkoyan tek şey, Koi ile arasında beş gorilin olmasıydı.
‘Her şeyi almalıydım.’
Koi kendini yük altında hissettiği için ona giydirdiği kıyafetlerden sadece birkaçını almıştı ama şimdi pişman olmuştu. ‘Sorun değil,’ Ashley fikrini değiştirdi. ‘İleride daha çok fırsatım olacak.’
Ashley, Koi’nin giydiği kıyafetleri çıkarıp onu yatağa yatırdığını hayal ederken, sessizce arkadaşlarının sohbetine geri döndü.
*
*
“Hah, hah.”
Nefesi kesilene kadar koşan Koi, bir duvarın arkasına saklanana dek koştu. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi hissediyordu ama bunun nedeni koşması değildi. Ashley’i gördüğü andan itibaren kalbi kendi kendine hızlanmıştı.
Ashley’nin nazikçe gülümseyen yüzünü düşündükçe daha da dayanılmaz oluyordu. Koi acıyla inleyerek başını elleri arasına aldı.
‘Ashley gerçekten de beni seviyor mu?’
Onu gece boyunca uyutmayan soru dönüp dolaşıp aynı yere geliyordu. Ne kadar düşünürse düşünsün, tek bir cevap vardı. Ve Ashley bunu açıkça belirtmişti. Cevap Koi’nin içindeydi ve o da bunu biliyordu.
‘Benim için tek cevap bu, Ashley.’
Koi, titreyen nefesini güçlükle sakinleştirerek düşündü. Bu durumu birine danışmak istiyordu ama danışacak kimsesi yoktu. Geçen seferki büyük bir hatasından sonra tekrar bir foruma yazı yazmak aptallık olurdu. Bu sefer şans eseri kurtulmuştu ama bir sonraki sefere bu kadar kolay kurtulamayacağını biliyordu. Hayatı boyunca bir daha internete yazı yazmamaya yemin etti.
‘Dolandırmadan, doğrudan sormam gerek.’
Koi sonunda kararını verdi. Başka yolu yoktu. Ne kadar düşünürse düşünsün, başka bir cevap bulamıyordu ve bunun doğru cevap olup olmadığını sadece Ashley bilebilirdi.
Koi derin bir nefes alıp gözlerini kapattı.
***
Öğle yemeği vakti geldiğinde Koi her zamanki gibi kafeteryaya gitti. Bugün Ashley diğer çocuklarla birlikte ilk sıradaydı.
“Koi!”
Elini kaldırarak ona selam veren Ashley’i gören Koi’nin yüzü yine kızardı. Başka zaman olsa el sallayıp neşeyle ona doğru koşardı ama bugün bunu yapamadı.
Onu görmemiş gibi davranarak yavaşça yürüyüp Bill’in arkasına saklandıktan sonra rahat bir nefes aldı. Ama Ashley’nin onu bu şekilde bırakmaya hiç niyeti yoktu.
Koi aniden kolundan tutulup çekilince istemsizce bağırdı. “Ah!”
Onu doğal bir şekilde kucaklayan Ashley başının üstünden güldü. “Orada ne yapıyorsun?”
“Şey, şey, sadece.” Koi başının döndüğünü hissederek aceleyle bahane bulmaya çalıştı. “Gölge daha serin.”
“Ne?”
“Gerçekten mi?”
“Hey, Bill. Kilo mu aldın?”
“Hayır almadım! Sizi p*çler.”
Her zamanki gibi sert şakalaşmalar yapıldı ama Koi konuşulanların tek bir kelimesini bile duymuyordu. Duyduğu tek şey kafasının içinde yankılanan kalp atışlarıydı.
‘Ashley.’ Koi içinden sordu. ‘Gerçekten, beni seviyor musun?’
Kalbi yerinden çıkacakmış gibi hissediyordu.
Yorum