Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 49. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***49. Kısım***
“Hmmhmhmm, Hmmhmhmm.”
Koi mırıldanarak rafları düzenlerken, market sahibinin arkadaşı olan müşteri onu merakla izliyordu.
“Bugün güzel bir şey mi oldu?”
“Efendim? Hayır, neden sordunuz?”
Kollarını kavuşturan müşteri, bir elini kaldırıp, yüzünü işaret etti. “Sürekli gülümsüyorsun. Şarkı bile söylüyorsun.”
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
Müşteri, Koi’yi yukarıdan aşağıya süzdü ve meraklı bakışlarını yüzüne sabitledi. Şüpheli bir şey var gibiydi. Ancak Koi sadece gülümseyince, “Çok tuhafsın” der gibi başını salladı ve Koi’nin şarkısını mırıldanmaya devam edişini hayretler içinde izledi.
Koi gizlice saate baktı ve havalara uçma isteğini zar zor bastırdı. ‘10 dakika kaldı.’
Marketi hiçbir zaman bir dakika bile erken kapatmamıştı. Aslında her zaman fazla mesai yapardı. Marketin hafta içi saat 22.00’da kapanması gerekiyordu ama ne kadar hızlı olursa olsun, marketi kapattıktan sonra ortalığı toparlaması, temizlik yapması ve çöpü dışarı çıkarması en az bir saat sürüyordu.
Kapanış saatine yakın temizlik yapmaya başlarsa, mutlaka biri gelir ve marketi kirletir ya da çöp atardı. Eğer erken temizlik yaparsa, müşteriler içeri girmekten çekinir diye market sahibi ona iş bittikten sonra temizlik yapmasını söylemişti. Bu yüzden işini tamamen bitirdikten sonra temizlik yapardı.
Son zamanlarda hafta içi buz pateni antrenmanları yüzünden çalışmıyordu, bu yüzden Cumartesileri temizlik ve çöp işleri için bir saat erken gelmesi gerekiyordu.
Ekstra mesai ücreti almasa da, Koi sessizce market sahibinin dediklerini yapıyordu. Sonuçta, çalışabildiği için minnettardı.
‘5 dakika kaldı. Az sonra Ash ile buluşacağım.’
Heyecanını gizleyemeyip kulaklarını oynatmaya başlamıştı ki, müşteri aniden konuştu. “Üniversite sınavına girdin mi?”
Koi irkilip yavaşça mırıldandı. “Ah, evet… uhm…”
“Öyle mi? Peki kaç puan aldın?”
“…İyi değildi.”
Geçiştirmek istemişti ama adam pes etmedi. “Kaç puan aldın dedim.”
“Şey…” Koi böyle zorlamalara karşı çok zayıftı. Sonunda pes edip dürüstçe kaç aldığını söyleyince, adamın sert bakışları yumuşadı.
“Anladım, pek iyi değilmiş.”
Market sahibinin arkadaşı olan adamın, Koi ile aynı yaşta bir oğlu vardı. Sık sık gelip oğluyla Koi’yi karşılaştırır, sürekli bir şeyler söyleyip dururdu. Tabii ki başından beri böyle değildi. Başlangıçta Koi’yi sürekli görmezden geliyordu ama Koi’nin oğluyla aynı sınıfta olduğunu ve ondan daha iyi notlar aldığını öğrenince tavrı değişmişti.
Önce notlarını ve nasıl ders çalıştığını öğrenmeye çalıştı, sonra doğrudan rahatsız edici laflar etmeye başladı. Notlarını sık sık sorardı ve cevap vermezse, verene kadar peşini bırakmazdı.
Oğlu Koi’den daha iyi not almış olmalıydı ki, keyiflenmiş halde kasaya bir şeyler koydu. Koi’nin hızla o tarafa dönmesiyle aniden bir zil sesi duyuldu ve serin bir rüzgar esti. Kafasını çevirdiğinde Koi olduğu yerde dondu kaldı. Kasada bekleyen adam da gözlerini kocaman açtı.
Kapıdan giren kişi dev gibiydi. Eğilerek kapıdan geçip içeri girdiğinde marketin içi tamamen dolmuş gibi göründü.
Müşteri, yüzüne bakmak için kafasını uzattı ama içeri giren kişi umursamadan markete göz gezdirdikten sonra bakışlarını bir noktaya sabitledi. O ana kadar şaşkınlıkla bakan Koi, gecikmeli olarak seslendi. “Ash?”
Ashley gözlüklerini çıkararak gülümsedi. “Koi.”
Müşteri şaşkınlıkla bir Ash’e ve bir Koi’ye sırayla baktı. Koi’nin böyle bir tanıdığı olduğunu hiç düşünmemiş gibiydi. Ama Ash onun tepkisine aldırış etmeden ileri doğru yürüdü ve Koi’ye yaklaştı.
“Çıkış saatin geldi değil mi? Seni almaya geldim.”
“Şey, öyle ama…”
Henüz 2 dakika vardı. Koi’nin bakışlarını takip eden Ash duvardaki saate bakıp gülümsedi. “Tamamdır. Bekleyeceğim.”
“Tamam.” Koi başını sallayıp ona baktı. İstemsizce gülümsedi. “Teşekkürler, lütfen biraz bekle.”
“Tabii.” Ash cevap verirken, Koi hızla kasaya yöneldi. O sırada Ash’i izleyen müşteri sordu. “Bu da kim? Tanıyor musun?”
Koi irkilerek cevap verdi. “Ne? Evet.”
Sonrasında kalbi yerinden fırlayacak gibi oldu. Bir sonraki sözünü söylemeden önce derin bir nefes aldı. “O benim arkadaşım.”
“Ne? Arkadaşın mı?”
Müşteri şaşkınlıkla Ashley’e tekrar baktı. Ashley, ceplerine ellerini sokmuş halde Koi’nin düzenlediği raflara bakıyordu. Tam o sırada başını kaldırıp, müşteriyle göz göze geldi. Müşteri korkuyla başını çevirdi. “Çok… uzun. Aynı sınıfta mısınız?”
“Evet, okulumuzun buz hokeyi takımının kaptanı.”
“Ne…”
Koi, poşeti müşteriye uzattı ama müşteri onu almak yerine yüksek sesle konuştu. “O mu? Ashley Miller? Üniversite sınavında tam puan alan ve tüm dersleri AP olan?”
“Evet, doğru.” Koi gururla başını salladı. “Yakınlardaki malikanede yaşıyor.”
“Hmh…” Müşteri karmaşık bir ifadeyle derin bir nefes aldı ve enerjisi tükenmiş bir şekilde kartını çıkardı.
Koi, kartı geri verdikten sonra poşetini alıp arkasını dönen müşteri kapıyı açarken durakladı.
“Afedersin.”
Temkinli ses tonu, Koi’yle konuşurken olduğundan tamamen farklıydı. Telefonuna bakan Ashley başını kaldırdı. Müşteri bir yeri işaret ederek sordu. “Şu araba senin mi?”
Ashley müşterinin gösterdiği yere bakıp cevap verdi. “Hayır.”
“Öyle mi?”
Müşterinin yüzü rahatlamışken, Ashley kayıtsızca ekledi.
“Babamın.”
Müşteri, Ashley’e bakakaldı. Koi şaşkınlıkla ikisini izlerken, Ashley’nin telefonundan alarm sesi geldi.
Telefonuna bakan Ashley, ekranı müşteriye çevirip göstererek konuştu.
“Market kapandı, amca.”
Koi hızla telefonuna baktı, saat tam 18.00’dı. Müşteri aceleyle çıkarken, markette sadece ikisi kaldı. Ashley, Koi’nin bulunduğu kasaya yürüyüp sordu.
“Bitti mi? Hadi gidelim.”
“Evet.” Koi çabucak cevap verdikten sonra, üstüne baktı. Kirli üniforması hala üzerindeydi. Temizliği sabah yapabilirdi ama kıyafetlerini değiştirmesi gerekiyordu.
“Neden bu kadar erken geldin? 18:10’da buluşacaktık.”
“Sadece.” Ash gülümseyerek konuşmaya devam etti. “Seni görmek istedim.”
Bu sözler üzerine Koi farkında olmadan kocaman gülümsedi. Ashley de gülümseyerek karşılık verdi ve elini Koi’ye uzattı.
“Hadi, çıkalım.”
“Tamam.” Elini tutmak üzereyken duraksadı. Ashley kaşlarını çattığında Koi telaşla konuştu.
“Affedersin. 5 dakika bekler misin? Üniformamı değiştirip geliyorum. Bunu giymek biraz…”
Kafasını eğdiğinde, Ashley de gözlerini oraya çevirdi. Üzerinde eski lekeler bulunan kirli üniforma, onu daha da kötü gösteriyordu.
Ama Ashley için Koi farklıydı. Koi çöp torbası bile giyse umursamazdı. Hiçbir şey giymemesi daha iyi olurdu hatta.
“Ne giyersen giy iyisin.”
Ashley’nin sözleri Koi’yi mutlu etti ama yine de üzerini değiştirmesi gerektiğini düşündü. Ashley onun arkadaşı olduğu için öyle diyordu. Buna güvenip Ash’i zor durumda bırakmamalıydı.
O bunları düşünürken Ashley aniden eğildi. Çekilmesine fırsat bırakmadan Koi’nin kolunu tuttu ve burnunu boynuna gömdü. Koi, kulaklarında derin bir nefes alma sesi duydu.
Gözleri karardı, kalbi hızla atmaya başladı. Ashley’nin nefesinin teninde değdiği yer yanıyormuş gibi hissetti. Bütün vücudu titredi ve parmakları kasıldı. Yüzü kıpkırmızı oldu ve nefes almakta zorlandığı sırada Ashley, fısıldadı.
“Ah, kokuyor.”
************************************************************************************************
Ashley sen ne yapıyorsun, ben bile hissettim Koi’nin heyecanını skskkss -Ashily
Yorum