Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 47. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***47. Kısım***
“Bu çok saçma!”
Koi’nin ani ve sert bir tepkiyle bağırması Ashley’nin duraksamasına neden oldu. Böyle güçlü bir karşılık beklememişti, bu yüzden içten içe sarsılmıştı.
“…Neden?” Duraksamadan sonra sesi farklı çıkmıştı ama Koi fark etmedi ve başını tekrar tekrar salladı.
“Olamaz. Yani, o bir erkek. Benim arkadaşım da erkek. İkisi de erkekken nasıl onu sevebilir?”
Koi mantıklı ve kitabi bir cevap verdiğini düşündü ve sustu. Ashley’nin de onunla aynı fikirde olacağını düşünüyordu ama yanılmıştı. Ashley ağzını açtı.
“Belki de aynı arkadaşın erkeklerden hoşlanıyordur.”
“Ne…?”
Hiç beklemediği bu cevap karşısında Koi’in dili tutuldu. Ashley’nin yüz ifadesini inceledi ama hiç şaka yapar gibi bir hali yoktu. Aksine, yüzü son derece ciddiydi ve bu, Koi’nin kafasını daha da karışık bir hale getirdi.
Ashley’nin böyle bir tepki vereceğini düşünmemişti. ‘Ne yapmalıyım? Ne söylemeliyim? Ashley’e haklı olduğunu mu söylesem? Hayır, yine de bu doğru değil. Bir şeyler olmalı, bir şeyler, bir şeyler.’
Koi telaş içinde konuşmaya başladı.
“Onlar Omega ya da Alfa değil. Biz-, yani onlar, ikisi de Beta.”
Koi aceleyle sözlerini düzeltti ve endişeyle Ashley’e bakındı. ’Anladı mı acaba?’
Ashley sessizce onu izledi. Rahatsızlık ya da kafa karışıklık belirtisi yoktu. Koi içten içe huzursuz hissediyordu ki Ashley tekrar konuştu. “Bu neden sorun olsun ki?”
“Ne?” Beklenmedik sözler karşısında Koi şaşkınlıkla ağzını açtı. “Yani, ikisi de Beta diyorum. Biri Omega ya da Alfa olsa belki olabilir ama ikisi de Beta, bu tuhaf değil mi?”
“Yani neden tuhaf olsun ki?”
Ashley sürekli sorgulamaya devam etti. Nutku tutulan Koi kekelerken, o konuşmaya devam etti.
“Neden Omega veya Alfa olursa normal de, Beta olursa değil? Omega ve Alfa oldukları için çocuk sahibi olabilirler diye mi? Bu durumda birbirimizi sadece üremek için mi sevebiliyoruz? Tüm o feromonlara deli olmaları ve feromonlar yüzünden birlikte olmaları sadece içgüdüsel bir şey değil mi? Bu, birbirlerinden gerçekten hoşlandıkları anlamına gelir mi? Kızıştıklarında herhangi biriyle yatmaları normalken, Alfa ya da Omega değilsen aynı cinsten birini sevmek anormal mi?”
‘Hayır.’ Ashley’nin sözleri karşısında sermsemleyen Koi, tek bir şeyi düşündü. ‘Bu saçma. Bu olamaz.’
Ashley birden ileri doğru bir adım yürüdü. Şaşıran Koi hızla geri çekildiğinde Ashley olduğu yerde durdu ve ağzını açtı.
“Koi.” Devam etti. “Ben bunun garip olduğunu düşünmüyorum.”
Ashley, her zamankinden daha ciddi bir ifadeyle Koi’ye bakıyordu. Gözlerinde, sebepsiz bir parça umutsuzluk vardı.
“Cinsiyet önemli değil. Birini sevmek çok doğal bir şey…”
Ashley ciddi bir şekilde Koi’yi ikna etmeye çalışırken Koi aceleyle onun sözünü kesti. “Derse geç kalacağız.”
“Koi!” Ashley arkasından seslendi ama Koi durmadı. Hızla dönüp dersinin olduğu sınıfa doğru koşarken aklından hep aynı düşünce geçiyordu.
‘Hayır, bu doğru değil.’
‘Ashley sadece başkasının sorunu olduğunu düşünerek nazikçe cevap verdi. O kişinin kendisi olduğu asla aklına gelmezdi.’
‘Üstelik, benim gibi biri Ashley Miller’ı nasıl sevebilir?’
‘Omega ya da Beta olmayı es geçelim, cinsiyet meselesi ikinci planda. En büyük sorun benim Connor Niles olmam. Yani ilk defa yanılıyor. Koi ona hiçbir şekilde aşık değil Sadece ona hayranlık duyuyor, onu kıskanıyor. Hepsi bu. Asla bundan fazlası olamaz.
***
Ashley, tüm gücüyle koşan Koi’nin arkasından baktı. Muhtemelen nefes nefese kalmıştı, Ashley hızla yürüse ona yetişmesi sadece birkaç adımını alacaktı.
Ama Ashley ona yetişmek yerine hızını yavaşlattı. Koi’nin az önceki tepkisini düşündüğünde, bundan sonraki hareketlerini tekrar gözden geçirmesi gerektiğini fark etti.
Böyle güçlü bir reddedilme beklememişti.
Koi’yi fazla hafife aldığını fark etti. Her zaman gülümseyerek ondan hoşlandığını söylediği için, duygularını fark ettirince hemen itiraf edeceğini düşünmüştü ama yanılmıştı.
Koi’nin yüzündeki şoku hatırladıkça, Ashley’nin bakışları derinleşti. Sebebini bilemese de, Koi’nin duvarları beklenenden daha yüksek ve sağlamdı. Bu duvarları aşıp ona duygularını kabul ettirmek için daha fazla düşünmesi gerekecekti.
O sırada yanından geçen bir çocuk Ashley’e selam verdi ama Ashley onu görmezden geldi. Şu anda aklında tek bir şey vardı.
‘Yaklaşımımı değiştirmeliyim.’
*
*
Tek başına kafeteryada oturup ödev yapan Koi derin bir nefes verdi. “Haa.”
Gün boyu gerginlikten başı ağrımıştı. Neyse ki Ashley, o konuşmadan sonra her zamanki gibi davranmaya devam etmişti. O an kesilen konuşmayı yeniden gündeme getirebileceğinden tedirgin olan Koi, okul bittiğinde gerginlikten bitkin düşmüştü.
Ama gün burada sona ermiyordu. Okuldan sonra buz pateni antrenmanı vardı. Ashley antrenmandayken, Koi her zaman olduğu gibi kafeteryada bekleyip ödevini yapmaya çalışıyordu ama bugün konsantre olamıyordu.
Sonunda alarm sesiyle irkildi, hızlıca eşyalarını toplayıp dışarı çıktı ve aceleyle bisikletini buldu. Ashley’nin arabasını park ettiği yerde beklemeyi planlıyordu, ama giderken beklenmedik bir yüzle karşılaştı.
Hokey antrenmanını bitirip dışarı çıkan Bill ona selam verdi. “Ah, Koi.”
Sadece Bill değildi. Buz hokeyi takımının as oyuncuları dahil herkes dışarı çıkıyordu. Görünüşe göre bugün antrenman erken bitmişti. Koi, Ashley’i gözleriyle ararken durdu, Bill ve diğerleri ona yaklaşıp konuşmaya başladılar.
“Bu saate kadar burada ne yapıyorsun? Ödev mi?”
“Ah? Evet.”
Yanlış bir şey değildi, bu yüzden başını salladı. Hemen başka biri konuştu.
“Bayan Martinez’in ödevini yaptın mı? Dostum, çok fazla değil mi?”
“O her zaman çok ödev veriyor. Sadece onun ödevlerini yapıyoruz sanıyor.”
“Bu, okul komisyonuna şikayet edilmesi gereken bir mesele değil mi?”
Kendi aralarında konuşup duruyorlardı, Koi araya giremiyordu, sadece izliyordu ki, bir anda beklediği kişi ortaya çıktı.
“Ash.”
Koi’nin yüzündeki gülümsemeyi gören Bill, bakışlarını takip edip Ashley’e baktı. “Bugün neden bu kadar geç kaldın? Çıkarken ne yapıyordun?”
Ashley, söylediği şeye kıkırdarken başının arkasına hafifçe vurarak sordu. “Asıl siz burada ne arıyorsunuz? Neden gitmediniz?”
Koi, Ashley’nin sözlerinin ardından diğer oyuncuların gittiğini fark etti. Yalnızca takımın as oyuncuları kalmıştı. Bill yerine başka biri Ashley’e cevap verdi. “Dışarı çıkınca Koi’yi gördük, yoldaydı, onunla konuşuyorduk.”
“Şimdiye kadar ödevini yaptığını söyledi. İnanılmaz, değil mi?”
Bu sözlere karşın Koi’nin utançla gülümsediği sırada Bill, konuştu.
“Koi, sen de geliyor musun? Ashley’nin partisine.”
“Ah…” Beklenmedik soru karşısında Koi gözlerini kırpıştırdı, Bill çilli yanaklarıyla şakacı bir şekilde gülümsedi. Koi’nin onların arasında yer alması doğal bir şeymiş gibiydi. Bu gülümsemeyi sevdi ve tam cevap vermek üzereyken, ondan önce Ashley araya girdi.
“Koi gelemez, hafta sonları her zaman çalışıyor. Değil mi?”
“Ah…”Koi aniden sustu. O haklıydı. Hafta içi buz pateni antrenmanı yaparken, hafta sonları sabahtan akşama kadar çalışmak zorundaydı.
Herkesin bakışları ona odaklandı. Cevabı bekleyen bakışlar karşısında Koi tereddüt etti ve başını salladı.
“Evet… Doğru, gelemem.”
Koi cümlesini tamamlayamadan Ashley onunla vedalaştı. “Güzel, hadi gidelim. Hoşça kal, Koi. Kendine iyi bak.”
Koi daha tepki vermeden o yürümeye başladı. Diğerleri de onu takip etti ve peşinden gittiler.
“Güle güle, Koi.”
“İyi hafta sonları.”
“Hoşça kal!”
Bu selamların her birine karşılık Koi sadece “Evet, tamam.” diye mırıldandı. Ashley de dahil olmak üzere hepsi Koi’yi bırakıp kendi aralarında telefonlarıyla oynayıp gülerek uzaklaştılar. Koi, yalnız kaldığında aniden burnunun sızladığını hissetti ve derin bir nefes aldı.
‘Sorun değil, zaten gidemeyeceğimi söyleyecektim.’
‘Ashley’nin önceden reddetmesi iyi oldu. Bir dahaki sefere tereddüt etmeyip kesin bir cevap vereceğim.’
Derin derin nefes alıp verdi. “Haaah.”
Tek başına bir süre hareket etmeden öylece durdu. Etrafta kimse yoktu. Boğucu sessizlikte Koi kendi kendine düşündü.
‘Ash de gitti.’
Bugünkü paten antrenmanı ne olacak diye soramadı. Bunun için beklemişti ama gitmesinin nedenini tahmin edebiliyordu.
‘Sanırım benimle baş başa vakit geçirdiğinin ortaya çıkmasını istemiyordu.’
Ashley’nin bunu gizlemek istediği kesindi. Gruptaki diğer arkadaşlarının hiçbir fikrinin olmadığı açıktı. Koi’ye karşı nazik olsa da, arkadaşlarına onunla yakın olduğunu söylemekten utanıyordu.
‘Tanrıya şükür. İyi ki buz pateni için Ashley’nin evinde pratik yapacağımızı söylemedim.’
Nedensiz yere gözleri yaşardı. Bisikletinin gidonunu iki elle tutup ağır adımlarla yürürken burnunu çekti. Daha sonra gözleri sızlamaya başladı.
Bir eliyle gidonu tutarken diğer eliyle gözlerini sildi. Böyle ufak bir şey için ağlamak gerçekten tuhaftı. ‘Kalbim neden bu kadar acıyor?’
‘Sadece partiye gelemezsin dedi.’
Koi düşündü. ‘Bu kadar üzülmemin sebebi partiye gidememem mi yoksa Ashley’nin benden utanması mi?’ İkisi de doğru ama eksik olduğunu düşündü.
Daha net bir sebebi vardı. ‘Asıl sebep Ashley’nin beni… Yalnız bırakması.’
Tam o anda birinin kendisine seslendiğini duydu. “Koi!”
Yorum