Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 42. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***42. Kısım***
“Koi?” Ashley hızla konuştu. “Neyin var? İyi misin? Yüzün kıpkırmızı.”
Gerçekten endişelenmişti. Ama bu durum Koi’de tam tersi bir etki yarattı. Ashley, endişeyle Koi’ye doğru eğilince, görüş alanını tamamen kaplayan yüzü Koi’nin aklını başından aldı.
“Koi, iyi misin? Hastaneye gitmek ister misin?”
Koi’nin nefes alış verişi düzensizleşirken Ashley, elini yüzüne doğru uzattı. Parmak uçları yanağına dokunduğu anda Koi irkilerek geri çekildi.
‘Hayır! Ashley bana dokunursa öleceğim, gerçekten öleceğim!’
Panik tüm bedenini sardı ve zihninde yüksek sesli sirenler çalmaya başladı. “Haa, haa.” Derin nefesler alarak arabanın camına yaklaştı.
Onun kızarmış bir yüzle kendisine baktığını gören Ashley şok içinde gözlerini açtı. “Bence artık hastaneye gitmeliyiz.”
“Ne? Ah, hayır.” Ashley hızla arabayı çalıştırırken Koi haykırdı. “Ben iyiyim, hasta değilim!”
“Sen neden bahsediyorsun, yüzün kıpkırmızı, ateşin var.”
“Gerçekten, iyiyim, sadece biraz hava almam lazım, yemin ederim!”
Koi içinden haykırdı. ‘Sigortam bile yok!’ Gerçekliğin verdiği korkuyla, yüzü yavaş yavaş solgunlaştı.
Ashley çatık kaşlar ve ciddi bir yüz ifadesiyle ona baktı. Koi titreyen bakışlarla tedirgin bir şekilde bakışlarına karşılık verdi. Sanki ona güvenmesini ister gibiydi.
“Hah.” Sonunda Ashley derin bir nefes verdi ve geri adım attı. “Tamam, hadi gidelim o zaman.”
Ashley arabayı çalıştırırken, ona gerginlikle bakan Koi, çekinerek konuştu.
“Camı açabilir miyim? İçerisi çok sıcak…”
Sonrasında pencere düğmesine bastı ama tabii ki de açılmadı. Kapı gibi cam da açılmıyordu. Koi’nin işaret ettiği cama bakan Ashley, tekrar önüne döndü ve merkezi düğmeye bastı.
Klima açıldı ve içeriye hızla serin bir esinti yayıldı.
***
Arabanın kapısı, Ashley’nin malikanesine varana dek açılmadı. Ashley arabayı garaja park ettikten sonra, sürücü kapısını açınca kilitli olan yolcu kapısı da aynı anda açıldı. Koi, Ashley’nin önce inmesini bekleyip ardından indi.
Ashley Koi’nin kaçmayacağını düşünmüş olmalı ki, bu kez elini tutmadı. Koi, ürkek bir şekilde sessizce peşinden gitti. Koi’nin atıştırmalık büfesine oturmasına yardımcı olan Ashley ağzını açtı. “Eleme nasıl geçti? Turu geçtin mi?
Koi, Ashley’nin uzattığı kola ve bardağa şaşkınlıkla geri bıraktı.
“Al sana söylemedi mi?”
‘Sonuçları bilmiyor muydun? O zaman beni neden buraya getirdin?’
Koi şaşırmıştı ama Ashley de onun tepkisine şaşırmıştı.
“Al mı? Neden söylesin ki?”
Ashley’nin kaşlarını çattığını gören Koi, kekelemeye başladı. “Yani, şey…”
Ashley’nin tepkisi beklediğinden farklıydı. ‘Bu da ne? Bu yüz de neyin nesi?’ Koi, afallamıştı. “Ben, ikinizin barıştığını sanıyordum…”
“Hayır, Koi. Yanılıyorsun.” Ashley ciddi bir ifadeyle onun sözlerini reddetti. “Biz tamamen bitirdik. Tekrar bir araya gelmemiz imkansız.”
“Ah…” Koi, ikisini yan yana yürürken gördüğü andan itibaren her türlü şeyi düşünmüştü ama şimdi bunların hepsinin kendi yanılsaması olduğunun farkına varmıştı. Neyse ki Ashley, Koi’nin ne dediğini gerçekten anlamamıştı. Koi’nin yüzü utançtan yavaşça kızardı.
“Anlıyorum,” diye mırıldandığında, Ashley söylemek istediğin bir şey var mı der gibi bir ifadeyle kaşlarını çatıp ona baktı. Koi tereddüt içinde sordu. “Şey… neden böyle oldu?”
Ashley bir süre sessiz kaldı. Koi, onun bu soruyu geçiştireceğini düşünmüştü. Ancak tahmininde yanıldı ve Ashley cevap verdi.
“Çünkü.” Bakışlarını Koi’ye sabitledi. “Başka birine aşık oldum.”
‘Ne?’ Duymayı beklemediği bu sözlerle Koi’nin gözleri kocaman açıldı. Onun şaşkın bakışları arasında Ashley sözlerini tekrarladı. “Başka birine aşık oldum.”
“Ah…” Koi, afallamış bir şekilde gözlerini kırpıştırdı. Ashley’nin sesi sakin ve kararlıydı. Sanki içindeki bütün hesaplaşmaları çoktan yapmış gibiydi. Söyleyecek başka bir şey bulamayan Koi, “Demek öyle,” diye mırıldandı.
Bir süre düşündükten sonra zor bela başka bir soru bulup sordu. “Ah, yani şimdi yeni bir kız arkadaşın mı olacak?”
Ashley gülümsedi. “Bilmem, belki.”
Koi, anlamlandıramadığı bu sözler karşısında şaşkınlıkla sordu. “Ne? Neden?”
Ashley cevap vermek yerine Koi’nin yüzüne baktı. “Emin değilim.”
Koi, heyecanla tekrar sordu. “Neden?”
Ancak Ashley cevap vermek yerine buz dolu bardağına içecek doldurdu. Koi onun içeceğini bitirmesini sabırla bekledi. Nihayet bardağını masaya bırakan Ashley konuştu.
“Hiç itiraf etmedim, nasıl yapacağımı bilmiyorum.”
“Ne?” Bu şaşırtıcı sözlerle Koi’nin gözleri daha da büyüdü. “Şimdiye kadar hep bir kız arkadaşın oldu, değil mi?”
‘Hiç itiraf etmedim de ne demek?’ Anlamayan Koi’ye Ashley cevap verdi.
“Evet ama birine çıkma teklif ederken onu sevdiğimi hiç söylemedim. Her şey doğal olarak gelişti.”
‘Anladım…’ Koi sadece başını salladı. Şimdiye kadar kimseyle çıkmamış olan Koi, birine böyle bir konuda tavsiye vermenin iyi bir fikir olup olmayacağını düşündü ama bu düşünceyi hemen bir kenara bıraktı. Sonuçta bu, arkadaşının meselesiydi ve onun için elinden geleni yapmalıydı.
Koi, kararlı bir şekilde öneride bulundu. “O zaman her zamanki gibi yap. Doğal bir şekilde ilerle.”
“Bu biraz farklı.”
“Nasıl?” Ashley, çenesini eline dayayarak Koi’ye baktı. “Onun benim hakkımda ne düşündüğünü bilmiyorum.”
Ashley’nin sözlerine Koi anında tepki verdi. “Ne demek istiyorsun? Tabii ki seni seviyordur, yani sevmeli!” Koï, normalden daha yüksek bir sesle konuşmaya devam etti. “Dünyada seni sevmeyecek biri var mı? Eğer ona onu sevdiğini söylersen, eminim çok mutlu olur!”
Koi’nin coşkulu tepkisine karşın Ashley gülümseyerek başını salladı. “Sanmam.”
“Bu doğru!” Koi içtenlikle haykırdı. “Bana beni sevdiğini söyleyip çıkma teklif etseydin, hemen kabul ederdim!”
Sessizce Koi’ye bakan Ashley’nin gözleri kısıldı.
‘Ah…’ Koi konuşması bittikten sonra bir şeylerin yanlış gittiğini fark etti. Ama sözler çoktan ağzından çıkmıştı. Ashley kollarını masaya dayayıp kaskatı kesilen Koi’ye doğru eğildi.
“Gerçekten mi?”
Koi, onun gümüşi gözlerine bakınca şok içinde donakaldı. Keskin yüz hatlarına sahip yüzü gözlerinin önündeydi. Kendisine sabitlenmiş gözleri ve usulca gülümseyen dudakları görünce kalbi hızla atmaya başladı.
Ashley konuştu. “Koi.” Yumuşak ve tatlı bir sesle fısıldadı. “Seni seviyorum.”
‘…Ne?’ Koi’nin gözleri kocaman açılmıştı. Kulaklarında havai fişekler patlıyordu. Ya da belki de kendi kalbinin sesiydi. Hayatında ilk kez bu kadar yüksek sesle çarptığını duyuyordu.
Seni seviyorum.
Seni seviyorum.
Seni seviyorum.
Ashley’in yumuşak sesi zihninde tekrar tekrar yankılandı.
‘Ashley beni… Seviyor.’
Sonra aniden Koi, çığlık atarak yere düştü. “…Aaah!”
Ashley hızla elini uzattı. “Koi.”
Sandalyeden düşen Koi, gözlerini kırpıştırarak yerde bir süre öylece kaldı.
Ashley endişeyle sordu. “İyi misin?”
Ona bakan Ashley’i gören Koi, yavaş yavaş kendine geldi. Oturduğu sandalyeden kayarak yere düştüğünü anladı. Ashley onun kolunu tutmasa kafasını yere çarpabilirdi. Ashley’nin solgun yüzünü gören Koi, “Evet,” dedi.
“İyiyim… Teşekkür ederim.”
“…Tamam.”
Ashley’nin yüzüne tekrar bir gülümseme yayıldı. Ardından, kolunu sıkıca tutarak yukarı doğru çekti.
“Ah!” Aniden çekilen Koi, onun kollarına düştü. Durumun beklenmedikliği karşısında gözleri fal taşı gibi açıldı. Ashley ona sarılırken konuştu. “Beni endişelendirme.”
Küt-küt.
Birden Koi’nin kalbi yerinden çıkacakmış gibi oldu ve ardından hızla atmaya başladı. Gözleri karardı ve zihni boşaldı. Aklında tek bir şey vardı.
‘Ya Ashley’e yakalanırsam ne yaparım?’
Heyecan ve korku birbirine karışırken birden, Ashley onu bıraktı. Koi bir an için sendeledi ama sonrasında hemen dengesini sağladı. Ashley, onun dengesini sağladığından emin olduktan sonra elini bıraktı. Her zamanki gibi gülümseyen Ashley Koi’nin görüş alanına girdi.
“Testi geçtin, değil mi? Bugün antrenmanı atlayıp bunu kutlamaya ne dersin? Sanırım dolapta pasta olacak.”
Koi Ashley’nin sözlerini tekrarladı, “Pasta mı?”
Ayağa kalkan Ashley cevap verdi. “Sınavı geçeceğini düşünerek yapmaları için bir not bırakmıştım.”
Bu sözler karşısında Koi, ne yapacağını bilemedi. ‘Pasta mı? Benim için mi? Üstelik doğum günüm bile değilken?’
Koi doğum gününde bile pasta yememişti. Belki bir zamanlar yemiştir ama çok uzun zaman geçtiği için hatırlamıyordu.
Ama şimdi, durup dururken onun için pasta hazırlanmıştı.
Sadece basit bir testi geçti diye.
Ashley buzdolabının kapağını açıp bir çikolatalı bir pasta çıkardı ve masaya koydu. Kısa süre sonra çatalları ve tabakları yerleştirdi, devrilmiş sandalyeyi düzeltip Koi’yi oturttu. Koi, onun pastayı kesmesini gözlerini kırpmadan izledi.
Ashley, tabağı önüne itip gülümseyerek konuştu. “Tebrikler, Koi.”
Yüzündeki nazik gülümsemeye bakınca, Koi’nin boğazı düğümlendi.
“Teşekk…ürler.”
Zorla çıkardığı kelimelere, Ashley sadece gülümsedi. Çatalı tutan eli titriyordu. Koi pastasını dikkatle aldı ve ağzına götürdü.
Ashley sordu. “Nasıl?”
Koi “Lezzetli.” diye cevap verdi. Ashley tekrar gülümsedi. Kalbi deli gibi atıyordu ve pasta o kadar tatlıydı ki Koi neredeyse gözyaşlarına boğulacaktı.
************************************************************************************************
Koi’nin hiç doğum günü kutlamayışını serinin başından beri hissediyorum. Yine de Ashley’nin ona yaşattığı bu ilkler çok güzel. -Ashily
Yorum