Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 41. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***41.Kısım***
Ashley’nin park ettiği arabaya doğru yürürlerken Koi, peşinden sürüklendiğini hissetti ve bu doğruydu da. Ashley elini tutarak önden yürüyor, Koi de arkasından tereddütle takip ediyordu.
Elini sıkıca tutan büyük elden rahatsızlık duydu ve elini çekmeye çalıştı. Ama Ashley onun ne yapmaya çalıştığını hissederek elini daha sıkı tuttu. Koi şaşkınlıkla başını kaldırdığında, Ashley ileriye doğru bakarak konuştu. “Seni asla bırakmayacağımı söylemiştim.”
“Artık kaçmayacağım” sözü dilinin ucundaydı ama bir türlü dışarı çıkmadı. Doğruyu söylemek gerekirse o, az önce suçüstü yakalanmış bir suçluydu. Kendinin bile inanmayacağını düşündüğü bu sözlerin ardından Koi’nin başını tekrar eğmekten başka seçeneği yoktu.
Durum buyken, bir yandan kendini rahatsız hissederken bir yandan da Ashley’nin elini tutmasının ve bırakmamasının sıcaklığıyla huzurlu hissetmesi garipti. ‘Biriyle arkadaş olmak böyle bir şey mi? Ruh halin sürekli böyle inişli çıkışlı mı oluyor ve bir çok farklı duyguyu bir arada mı hissediyorsun?’ Koi bu soruların cevabını bilmiyordu. Ashley onun ilk arkadaşıydı.
‘Belki de ergenliğe geç giriyorumdur.’
Koi o yaşı geçtiğini düşünüyordu ama ona bu tür değişikliklerin her yaşta olabileceği öğretilmişti. ‘Ergenlik, fiziksel değişimlerin yanı sıra duygusal çalkantıların da yaşandığı bir dönem. Belki şu anda yaşadığım şey budur.’
‘Belki de ikinci cinsiyetin ortaya çıkması ve ergenlik birbirine benziyordur.’
Akla yatkın bir fikirdi. ‘İkisinde de büyük değişimler yaşanıyor. Çoğu genç bunu ergenlik döneminde yaşıyordu ama bazen yetişkinlikte yaşandığı oluyor. Belki de ergenlik farklı bir bakış açısıyla bir Beta’nın kimliğini keşfetmesidir? Bu konuda bir makale ya da deneme yazmak ilginç olurdu.’
Beklenmedik şekilde makale için konu bulmak güzeldi ama kaçış buraya kadardı.
Koi, Ashley’e dikkatle baktı. Önüne baktığı için yüz ifadesini göremiyordu. Ashley, Koi’yi sürüklediği süre boyunca bir kez bile arkasına bakmamıştı.
‘Galiba çok sinirli.’
Koi korkmuştu. Elbette, onu görür görmez hızla kaçmaya başlaması yüzünden kim olsa sinirlenirdi. Üstelik Ashley bugün antrenmanı olmamasına rağmen okulda kalıp Koi’nin sonuçlarını beklemişti. Koi’nin böyle bir tavır sergilemesi sanki Ashley’i sırtından bıçaklamak gibi olmuştu.
Birden aklına başka bir düşünce geldi. ‘Belki de beklediği kişi ben değildim.’
Sonrasında hızla başını salladı, olumsuz düşünceleri aklından atmaya çalıştı ama bir kez aklına takılan şüphe bir türlü aklından çıkmıyordu.
‘Belki hem beni hem de Ariel’ı bekliyordu?’
Bu mantıklı olmaz mıydı? Koi yeniden kaygılanmaya başladı. Takıma kabul edilip edilmediğini Ariel’dan da öğrenebilirdi. Eğer reddedildiyse, pratik yapmaya devam etmelerine gerek kalmayacaktı ve bu da her şeyin sonu olacaktı; geçtiyse de her zaman olduğu gibi Koi’yle eve dönecekti.
‘Belki bu fırsatı kullanarak Al ile barışmak istemiştir.’
Koi’nin gözleri büyüdü. Hiç şüphesiz, her gün kendi antrenmanlarından yorulmasına rağmen ona paten kaymayı öğretmesi çok nazik bir davranıştı. Ashley, Koi’nin ilk arkadaşıydı, bu yüzden arkadaşlığın sınırlarının ne olduğunu bilmiyordu ama onun yerinde olsaydı o da aynı şeyi yapardı. Ashley’nin Koi’ye ihtiyacı olursa, Koi’nin onun için yapamayacağı şey yoktu.
‘Evet, aynen öyle.’
Şüphesi, inanca dönüştü. Bir arkadaşına yardım etmek ve aynı zamanda kız arkadaşıyla barışmak harika bir fikirdi. Bu aynı zamanda Koi için de iyi bir şeydi. Ashley’den yardım alırken ona da yardımcı olmuştu.
‘Bu gerçekten harika.’
Koi asık bir suratla bakışlarını indirdi. ‘Peki neden böyle hissediyorum?’
Ne kadar düşünürse düşünsün bu soruya bir cevap bulamadı.
“Hadi, bin.”
Arabanın önüne gelen Ashley elini bıraktı ve Koi için yolcu kapısını açtı. Koi ‘Sanırım geçtiğimi öğrendin.’ diye düşündü. Öylece bekleyip duraksayan Koi’ye Ashley tekrar “Bin” dedi.
“Hayır, şey…” Aklından pek çok şey geçti ama Koi’nin ağzından çıkanlar en gereksiz olanıydı. “Bisikletimi almam lazım…”
“Atla hadi.” Ashley onun sözünü kesti. “Ben getiririm.”
Koi onun ısrarına daha fazla direnemedi ve yavaşça arabaya bindi. Biner binmez Ashley kapıyı kapattı. Ardından bir klik sesi duyuldu ve arabanın kapısı kilitlendi.
“Ha, ne?”
Kafası karışmış halde etrafına bakan Koi başını kaldırıp baktığında Ashley arabasının anahtarını havaya kaldırıp salladıktan sonra dönüp hızla uzaklaştı. Koi gözleri fal taşı gibi açılmış bir şekilde arkasından baktı.
‘Mümkün değil.’
Paniğe kapılan Koi kapının kolunu tuttu. Ama kapı sadece tıkırtı sesi çıkardı ve açılmadı.
‘Neler oluyor?’
Anlayamıyordu. Kapının içeriden açılmaması mümkün müydü ve burada böyle bir mekanizma mı vardı? ‘Evet, kurulabilirse mümkün ama neden böyle bir şey var?’
Koi tüm gücüyle kapıyı tekrar tekrar açmaya çalıştı ama başaramadı. Sonunda gerçeği kabul etmekten başka çaresi kalmadı.
‘Ash beni kilitledi.’
***
Ashley’in arabaya dönmesi çok uzun sürmedi. Omzunda Koi’nin bisikletiyle ilerleyerek bagajı açtı, bisikleti yükledi ve arabaya bindi.
“Evet, Koi. Konuş bakalım.”
Arabanın kapısını tekrar kilitleyen Ashley, dönüp Koi’ye baktı. O ana kadar çok büyük görünen Cayenne’in içi birdenbire boğucu derecede küçük görünmeye başlamıştı. Koi farkında olmadan arkasına yaslanabildiği kadar yaslanınca Ashley kaşlarını çattı. Rahatsız edici bir sessizlik oldu.
Bir süre sonra Ashley tekrar konuştu. “…Koi.”
Koi içten içe gerildi ama Ashley’nin konuşmaya devam ederkenki sesindeki duygu öfke değildi. “Koi, seni korkuttum mu?”
Koi bu beklenmedik soru karşısında kekeledi. “N-Ne?”
Ashley şaşkınlıkla gözlerini kırpıştıran Koi ile konuşmaya devam etti. “Neden birden kaçtın? Buraya gelirken de tekrar kaçmayı düşündün, değil mi? Bunu neden yaptın? Yanlış bir şey mi yaptım?”
“Ah.”
Hiç ummadığı sözler duyan Koi’nin zihni boşaldı. Buraya gelirken çok şey düşünmüştü ama bu sözler duymayı beklediği son şeylerdi. Koi’nin gözlerini kırpıştırmasını izleyen Ashley kaşlarını çattı.
“Söylemesi zor olacak kadar büyük bir hata mı yaptım?”
Koi sonunda bağırarak başını şiddetle salladı. “Hayır… kesinlikle hayır!”
Baş dönmesi hissedene kadar başını sallamayı sürdürdü ve nihayet durduğunda derin bir nefes alarak yeniden inkâr etti.
“Düşündüğün gibi değil, Ash. Bu yüzden değildi.”
“O zaman neden?”
Ashley’nin yüzü daha da ciddileşti. Onu yanlış anlamasına neden olmuştu. Koi pişmanlık duydu ama şu anda yanlış anlaşılmayı düzeltmek, kendisi için üzülmekten çok daha önemliydi.
“Yani, aslında, şey…”
Koi kelimeleri bulmakta zorlandı. Kendisi bile bu duyguları nasıl açıklayacağını bilmiyordu.
Neyse ki, Ashley doğru kelimeleri bulmaya çalışan Koi’yi sessizce bekledi. ‘Ash nasıl bu kadar sabırlı olabiliyor?’ Ona karşı saygı ve kendine karşı acıma duygusunu aynı anda hisseden Koi, derin bir nefes aldı.
“Aslında…” Sonunda konuşmaya başlayan Koi, Ashley ile göz göze geldi.
Ashley, onu büyük bir ciddiyetle dinliyordu. “Evet.”
‘Her şey yolunda.’
Koi’nin endişesi biraz olsun azaldı. ‘Ash’e söyleyebilirim.’ Ne söylerse söylesin, Ashley’nin ona gülmeyeceğini düşündü. Derin bir nefes daha aldı ve sonunda itiraf etti.
“Sanırım ergenliğe giriyorum.”
Sözlerini bitirdikten sonra sustu. Ashley hâlâ onun yüzüne bakıyordu. Birkaç saniye boyunca hiç tepki vermedi.
Ancak uzun bir sessizliğin ardından yüzünü buruşturarak tepki verdi. “…Ne?”
Az önce ne duyduğuna dair hiçbir fikri yoktu ve anlamamıştı. Ergenlik mi? Onlar 11. sınıftaydılar. Bu Ariel’ın, bir erkeği kadın kılığına sokarak kötü şansı atlatacağına dair söylediği sözden bile daha saçmaydı.
Ama Koi bu söylediklerine kendi inanmış gibi görünüyordu. “Dinle,” büyük bir heyecanla böyle düşünmesinin nedenlerini sıralamaya başladı.
“Bunun geç yaşta da olabileceğini söylüyorlar. İkinci cinsiyetinin ortaya çıkması gibi, 20 yaşını geçtikten sonra da ortaya çıkan bir şey ama her neyse sanırım ben de öyle oldu.”
“İkinci cinsiyetin mi ortaya çıktı?”
“Hayır, ergenlik.” Koi sözlerini bastırdı. “Bu Betaların deneyimlediği türden bir ortaya çıkma.”
Ashley onun sözlerini olabildiğince ciddiye almaya çalıştı, yine de neden bahsettiğini anlayamadı. “Hah…” Ashley derin bir iç çekerek bir süre düşündükten sonra tekrar Koi’ye baktı.
Tüm bu süre boyunca Koi gergin bir şekilde Ashley’in cevabını bekledi. Şu anki yüz ifadesine bakılırsa, Ashley bunu saçma bir söz olarak geçiştiremezdi. Elinden geldiğince onu anlamaya çalıştı.
Ashley olabildiğince ciddi bir şekilde “Peki, sana ergenlik çağında olduğunu düşündüren şey ne?” diye sordu.
Koi “Eee…” diyerek ağzını açtı. Tam cevap verecekti ki, birden Ashley’nin yüzü görüş alanına girdi.
Ardından Koi’nin yüzü kıpkırmızı oldu.
************************************************************************************************
Selam bebekler ♥ Bayağıdır bölüm gelmiyor farkındayım ama geçen süre boyunca sık sık özel hayatımdaki şeylerle meşguldüm ve doğruyu söylemek gerekirse kaldığım yerden devam etmek için odaklanmaya ihtiyacım vardı. Sonunda güzel bir haberle sizlere geldim. Bundan sonraki süreçte diğer serilerimle çakışmadığı sürece her gün yeni bölüm gelecek. Sık sık görüşmek dileğiyle…
Yorum