Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 39. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***39. Kısım***

Seçmelerin yapılacağı gün çabuk geldi. Ashley’den özel ders almasına rağmen önceki güne kadar ayakta durmayı zar zor öğrenen Koi, gergin bir şekilde amigo takımının yanına gitti.

Kapalı spor salonunda esneme yapan üyeler onu fark edince hareket etmeyi bıraktılar. Birinin fısıldaması üzerine Ariel arkasını döndü. 

“Tam zamanında geldin.” Telefonunun saatine bakarak konuşmaya devam etti. “Geç kalsaydın seni hemen elerdim, dakiklik temel kurallardan biridir.”

Bileğindeki tokayı ağzına alıp saçını topladıktan sonra iki kez alkışladı. Üyelerin dikkatini kendine çeker çekmez Koi’yi gösterdi. “O, sadece bu sezon için aramıza katılmaya gönüllü olan yeni çocuk. Hepiniz onu tanıyorsunuz, değil mi? Bugün temel bir beceri testi yapacağız, o yüzden izleyin ve oy verin.”

Ariel konuşmasının ardından Koi’ye döndü. “Pekâlâ, başlayalım. Müziğe gerek yok, değil mi?”

“Evet.” Başını sallayan Koi duruşunu düzeltti. Kızlarla dolu bir odada tek erkek olmak yeterince utanç vericiyken bir de hepsinin önünde dans etmek zorunda kalmıştı… Günün birinde böyle bir şey yaşayacağını bilseydi kendini öldürebilirdi.

Ama artık ölmek için çok geçti ve Koi amigo takımına girmek zorundaydı. Titrek bir nefes aldı ve ağzını açtı. “Başlıyorum.”

***

Telefonunun saati 18:30’u gösteriyordu. Bekleyen Ashley saati kontrol ettikten sonra telefonunu tekrar cebine koydu.

Bugün Koi’nin amigo takımı seçmelerinin ilk günüydü. Elbette bunu geçse bile seçmelerin ikincisi ve üçüncüsü olacaktı, bu yüzden rahatlamak için çok erkendi. ‘Yine de dedikleri gibi, başlamak başarmanın yarısıdır.’

Bugün buz hokeyi takımının antrenmanı için Ashley yakınlardaki bir banka oturup Koi’nin dışarı çıkmasını bekledi.

Amigo takımı antrenmanlarını sahada ya da spor salonunda yapıyordu. Buz pisti çoğunlukla buz hokeyi takımı tarafından kullanıldığı için ihtiyaç duyduklarında önceden ayarlayarak kullanıyorlardı.

Bugünkü gibi gerekçeleri olduğunda buz pisti amigo takımı tarafından kullanılıyordu. Ancak büyük ihtimalle test biter bitmez amigo takımı yer değiştirmek isteyecekti.

‘Eğer yanlış bir şey yaparsam Ariel’la karşılaşma olasılığım yüksek…’

Ashley arabada beklemeyi düşündü ama hemen vazgeçti, aynı okula gidiyorlardı ve ondan sonsuza dek kaçamazdı. Bir nedeni noktadan sonra onunla yüzleşmek zorundaydı. Elbette, Ashley elinden gelse bundan kaçınırdı ama aynı okula gittikleri ve  amigo takımının, buz hokeyi takımının ayrılmaz bir parçası olduğu göz önünde bulundurulduğunda bunu yapamazdı.

Bu şekilde beklerken birden gözlerindeki acıyla boğazındaki iniltiyi bastırdı. “Hah…” Gözleri bir süredir böyle ağrıyordu. Göz doktoruna gitmişti ama herhangi bir sorun bulamamışlardı. Sebebin stres ya da aşırı çalışma olabileceğini söyleyip eve geri göndermişlerdi.

Ama bu bariz şekilde yanlış teşhisti. Ashley şu anda hayatının en güzel anlarını yaşıyordu. Stres, mümkün değildi. Koi’yi her gün okuldan alıyor ve eve birlikte gidiyorlardı. Ayrıca ikisi başbaşa 2 saat boyunca özel antrenman yapıyorlardı, stresli olması mantıklı mıydı? Üstelik burada ne babası ne de onun Omegası vardı.

Geriye kalan tek şey aşırı çalışmaktı. Ancak bu bile pek olası değildi. Antrenmanları eskisinden çok farklı değildi. Fazla ders çalıştığı da söylenemezdi. Onunla aynı durumdaki herhangi bir öğrenci de ödevlerini sabaha kadar yapardı. Aşırı çalışmaktan gözlerinin ağrıdığını söylemek saçmalıktı.

Sonuç olarak ağrının sebebini bulamadı. Gözlerinde bir sorun olmamasına seviniyordu ama zaman zaman bu acıyı hissetmek hoş değildi. Maç sırasında ya da araba kullanırken aniden böyle bir şey olursa, büyük bir soruna yol açabilirdi.

Ashley, ‘Sanırım 12. sınıfa geçtiğimde buz hokeyi oynamayı bırakmam gerekecek.’ diye düşündü. Kariyer planı zaten hazırdı. Profesyonel olmayacaktı, meşgul bir 12. sınıf öğrencisi olacaktı sırf maçlar yüzünden üniversiteye girişini mahvetmek istemiyordu. Yine de biraz buruk bir hissediyordu. 

Bill profesyonel olmayı düşünüyordu, bu yüzden gelecek senede takımda yer alacaktı. Ashley’nin yokluğunda muhtemelen kaptan o olacaktı.

Ashley elini çenesine dayadı ve düşüncelere daldı. ‘Gelecekte beni daha fazla çalışmak bekliyor. Boş zamanların tadını ancak 11. sınıfın sonuna kadar çıkarabilirim. Bu sezon her maçı kazanıp büyük bir zaferle oynamayı bırakacağım.’

Tam ‘Koi testi geçti mi acaba?’ diye düşünürken, spor salonunun kapısı açıldı. Elini çenesine yaslamış Ashley doğruldu. Dışarı çıkan kızların arasında Koi’yi aradı ama aradığı kişi ortalıkta yoktu. Onun yerine beklenmedik biri ortaya çıktı.

“Aman Tanrım.” Birinin haykırışının ardından birkaç mırıltı duyuldu. Elbette onu tanıdılar. Ariel’ın kaşları çatılmış bir halde durduğunu gören Ashley yavaşça elini kaldırdı. “Merhaba, Ariel.”

Ariel’ın kaşları daha da çatıldı.

*

*

Kafeteryanın dışındaki masalarından birinde Ashley otururken karşısında kızgın bir yüzle ona bakan eski kız arkadaşı oturuyordu. Ashley günün birinde yeniden Ariel’la konuşmak zorunda kalacağını biliyordu. Ama o günün mümkün olduğunca geç gelmesini umuyordu. Bu kadar çabuk gelmesini beklemiyordu.

Onunla oturuyordu ama doğrusu ne yapacağına dair hiçbir fikri yoktu. 

Ashley gözlerinden sonra başının da ağrıdığını hissederek içini çekti. Tabii ki bu Ariel’ın yüz ifadesini değiştirmedi.

Ashley boğazını temizledi. “Öhö.” Sonsuza kadar böyle kalamazdı. ‘Bunu çabucak bitirelim.’

“Nasılsın Al?” Her zamanki gülümsemesini takınarak konuştuğunda Ariel sanki şok olmuş gibi haykırdı. “Eğer şu anda bana gülümsersen, o gururlu yüzüne bakıp öylece gitmene izin vereceğimi mi sanıyorsun?”

Ashley utanarak gülümsedi. “Öyle mi?”

Ariel yumruklarını sıktı. Bu sefer beş tokat atabileceğini düşündü ama neyse ki kendini tutmayı başardı. Derin bir nefes aldıktan sonra konuştu.

“Bir ara seninle ciddi bir konuşma yapmak istiyordum.” Lafı evirip çevirmeden direkt sordu. “Neden bunu yaptın?”

Bacak bacak üstüne atarak kollarını kavuşturdu ve sert bir ses tonuyla devam etti.

“Çok iyi anlaşıyorduk, değil mi? Senin de benimle mutsuz olduğunu sanmıyorum, o zaman neden gecenin bir yarısı durup dururken bana geldin ve benden ayrıldın?”

Ariel sakin ama net bir şekilde söylemek istediği şeyleri dile getirdi. Muhtemelen bu anı kafasında birkaç kez canlandırmıştı. Ashley ne söyleyeceği üzerine düşünmemişti ama dürüstçe verilen cevabın en doğrusu olduğunu biliyordu.

“Sen yanlış bir şey yapmadın.”

“Elbette yapmadım.”

Ariel’ın gözlerinin kenarları kıvrıldı. Bunu gören Ashley gülümsedi ama gülümsemesi uzun sürmedi. Daha sonra yüzünde acı bir ifadeyle konuştu.

“Keşke daha önce fark etseydim ama bunu kendime itiraf edemedim.” Ariel’ın ağzı şaşkınlıkla açıldı. Ashley tekrar özür diledi. “Özür dilerim, Ariel.”

Ariel hiçbir şey söylemedi, sadece uzun bir süre onun yüzüne baktı.

*

*

‘Sonunda bitti!’

Aceleyle eşyalarını toplayan Koi spor salonundan çıkar çıkmaz tuttuğu nefesini verdi.

Ne yaptığını ya da nasıl yaptığını hatırlayamıyordu. Tüm gözler üzerindeyken zihni boşaldı, hiçbir şey düşünemiyordu. Sanki vücudundaki her hücre eziliyormuş gibi kasılarak hareket ediyordu. Bedeninin, defalarca kez pratik yaptığı şeyi yapmasını umdu.

Sonunda her şey bittiğinde, gergin bir şekilde sonuçları bekledi. Üyeler toplandı ama kimse konuşmadı. Koi meraklı bakışlar ve tuhaf sessizlik karşısında kötü bir hisse kapıldığı sırada Ariel konuştu.

<Oylamayı başlatıyorum.>

Koi üyelerin bir yere O ya da X işareti koyacağını sanıyordu ama oylama düşündüğünden çok daha basitti. Tek yapmaları gereken, onayladıklarını veya onaylamadıklarını göstermek için ellerini kaldırmak ve kaldırılan elleri saymaktı. Daha sonra ona takıma geçici üye dahil etmek için çok büyük bir prosedüre gerek olmadığı söylendi. Koi çok gergin bir şekilde ellerin kaldırıp indirilmesini izledi. Sonuç olarak, ilk testi yalnızca bir oyla kıl payı geçti.

************************************************************************************************

Hepinize selam ballar ~~

Ashley’nin Baskın Alfa’ya dönüşmenin aşama aşama olmasını doğrusu hiç beklemiyordum. Unutanlar için hatırlatayım yazarın evreninde Baskın Alfalar mor renkli gözlere sahipler tabi ki ikinci cinsiyetleri ortaya çıkmadan öncesinde normal bir hayat yaşayıp normal göz renklerine sahip oluyorlar. (Hatta KML yan hikayesinde Keith’in göz renginin öncesinde mavi olduğundan bahsediyordu.) Doğrusu Ashley’nin kaçıncı bölümde Baskın Alfa olacağını hiç hatırlamıyorum tüm gelişmelere hep birlikte tanık olacağız. Ara ara bölüm sonlarında kitabın evreniyle ilgili bilgiler veriyor olacağım. Keyifli okumalar herkese ♥

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 39. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 39. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 39. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 39. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 39. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 39. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X