Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 38. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***38. Kısım***

“Bitti.”

“….Ah.” Koi sesinin titreyeceğinden korkarak aceleyle boğazını temizledi. “Teşekkür ederim.”

Ashley bu kez kendi paten ayakkabılarını giyerken basitçe cevap verdi. “Evet.” 

Koi’nin bağcıklarını dikkatle bağlamasının aksine, kendininkini çabucak bitirmesini izleyen Koi sordu. “Ne zaman kaymaya başladın?”

Ashley piste çıkarken cevap verdi. “Bilmem, dört yaşındayken falan olabilir.”

“Ne?” Şaşkınlıkla haykırdığında Ashley çoktan uzaklaşmıştı. Koi otururken Ashley’in buzun üzerinde özgürce kaymasını izledi. Geniş pistin etrafında bir tur attıktan sonra başladığı yere döndü ve Koi’nin önünde durdu.

“Hadi, birlikte kayalım.”

Ashley elini uzattı. Koi derin bir nefes aldıktan sonra cesaretini toplayıp ayağa kalktı. Bir an için sallansa da Ashley onu hemen tuttu.

“Teşekkür ederim.”

“Rica ederim.”

Bununla birlikte Ashley, Koi’nin iki elini de tuttu ve piste doğru ilerledi. Onu takip eden Koi, yavaşça ileri doğru bir adım attı ve buzun üzerine bastı.

“Ah!”

“Koi!”

Koi çığlık atarak yere düştü. Tüm vücudu buza yapıştı, sadece elleri Ashley tuttuğu için zarar görmemişti.

“Koi sorun yok. Seni kaldıracağım, acele etme…”

Ashley onu kaldırmak için eğildi. Koi bir şekilde kendi gücüyle ayağa kalkmaya çalıştı ama vücudu ona ayak uydurmadı. Ayağını piste her koymaya çalıştığında paten kayıyor, bacağı aşağı iniyor ve paten yana doğru dönüyordu.

Bu birkaç kez tekrar ettikten sonra Koi kendine olan güvenini tamamen kaybetti.

‘Bunlarla nasıl dans edeceğim?’

‘Amigo takımına bu şekilde girebilir miyim ki? Giremezsem, özel aktivite puanım ne olacak? Puanı alamazsam üniversiteye giriş hakkınımı kaçıracağım. Fakir olduğum ve zorlandığım için hayal kırıklığına uğramak, becerikli olmadığım için hayal kırıklığına uğramaktan tamamen farklı. Ya bu yüzden üniversiteye giremediğim için hayal kırıklığına uğrarsam?’

Ashley’nin yardımına rağmen buzun üzerinde düzgün bir şekilde duramadığı ve düşmeye devam ettiği için her şey uzak bir ihtimal gibi görünüyordu. Görüşü bulanıklaştıkça ifadesi giderek sertleşti. 

Ashley birbiri ardına seslendi. “Koi, Koi, Koi.” 

Sanki onu uyandırmaya çalışıyordu. Koi’nin bir anlık panikten sakinliğe dönen yüzüne bakan Ashley sakince konuştu.

“Sorun yok, endişelenme, sana yardım edeceğim, bunu yapabilirsin.”

Ashley yumuşak ve yatıştırıcı bir şekilde konuştu ancak Koi somurttu ve başını salladı.

“Yapamam…”

Kendi aptallığına sinirlenerek gözyaşlarına boğuldu. Belki de önünde Ashley olduğu için duyguları daha çok yoğunlaşmıştı. Sebepsiz yere geçmişte yaşadığı olayları hatırlayınca ağzından kırgınlık dolu sözler döküldü.

“Sporda gerçekten kötüyüm. Neden bundan puan almak zorundayım? Sporda iyi olan insanlar olduğu gibi, iyi olmayan insanlar da var. Vücudumu hareket ettirmek bir yana, insanlarla sosyalleşme konusunda da iyi değilim. Bu çok acımasızca. Benim gibi insanlar üniversiteye bile gitmemeli mi? Bu hiç adil değil…”

O kadar kızmış, utanmış ve üzülmüştü ki hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

‘Zaten zor bir hayat yaşamam yeterli değil mi? Kötü bir aile ortamında bile ölümüne çabalayıp elimden geleni yapıyorum. Yine de herkes bunun yeterli olmadığını söylüyor. Yapamadığım şeyi yapmak zorundayım, her şeyimi vererek en iyisini yapsam bile yapamadığım bir şeyi yapamam. Herkesin kayabildiği patenlerin üzerinde bile ayakta duramıyorum. Her neyse, bitti. Tamamen mahvoldum.’

Koi ağlarken Ashley hiçbir şey söylemedi. Sessizce Koi’nin sakinleşmesini bekledi.

Bir süre geçtikten sonra, ağlamaktan yorulup sadece burnunu çekmeye başladığında Ashley yavaşça konuştu.

“Daha iyi hissediyor musun?”

“…Evet.”

Koi başını salladı. Ani duygu dalgalanması yatıştıktan sonra, yavaş yavaş kendine geldi ve suçluluk duygusuna kapıldı. Ashley bu kadar meşgul ve yorgunken buna zaman ayırmıştı ama sinirlenip ağlayan kişinin kendisi olması çok saçmaydı. Utancından başını kaldıramadı.

“Özür dilerim Ash…” Yumuşak bir sesle özür dilediğinde Ashley başını salladı. “Sorun değil, herkes bazen sinirlenir.”

“Herkes mi?” Koi başını kaldırdı. Ashley onun kızarmış burun ucuna bakarak gülümsedi. “Evet, herkes.”

Koi, Ashley Miller’ın bu listeye dahil edilmediğinin farkındaydı ama bunu tartışmaya yeltenmedi.  Ağlamanın ve histeri krizlerinin sırası değildi.

“Üzgünüm Ash. Şimdi daha iyiyim..” Derin bir nefes aldıktan sonra ekledi. “Tekrar deneyeceğim”.

“Tamam ama önce…”

Ashley ellerini Koi’nin koltuk altından geçirdi ve onu kaldırdı. Bir anda doğrulan Koi şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. ‘Az önce ne oldu?’

Bununla da bitmedi. Ashley aniden onu kucakladı.

“N-ne yapıyorsun?”

“Bekle. Debelenme, tehlikeli.”

Farkında olmadan çırpınan Koi, Ashley’nin uyarısıyla irkildi. Ashley buzun üzerinde ustalıkla kayarak başladıkları yere geri döndü.

Koi’yi banka oturttu ve ona bir şişe su getirdi. “Al hadi.” 

Koi tekrar teşekkür etti ve suyu alıp ağzına götürdü. Bunca zamandır ağladığı için susamıştı. Suyu içip şişeyi yere bıraktıktan sonra Ashley konuştu.

“Biraz sakinleştiğinde tekrar başlayalım.”

“…Tamam, teşekkürler.”

“Pekala, bana minnettar olduğunu biliyorum, artık bunu söylemeyi bırakabilirsin. Tamam mı?”

Ashley son kelimeyi ekledikten sonra ona baktı. Sanki cevap vermesini bekliyor gibiydi. Koi hızla başını salladı.

Ashley’nin cep telefonunda artık farklı bir müzik çalıyordu. Ashley müziği kapattı ve telefonunu bir kenara fırlattı. Oda yeniden sessizleşti. Hâlâ hıçkıran Koi, nefesini sakinleştirmeye çalışarak konuştu.

“O kadar küçükken paten kaymayı nasıl öğrendin?”

“Aslında saçma bir nedeni var.” Ashley sözlerini devam ettirdi. “Bunu yapmam için  babam beni zorladı.”

“Ah….”

Koi, Doğu’da yetenekli ama şeytani bir avukat olan ve eğitim aşkıyla yanıp tutuşan babasını hayal etmeye çalıştı. Ashley kendi kendine konuşuyormuş gibi ekledi.

“İlk başta artistik patinajla başladım.”

“Ne? Artistik patinaj mı? Sen mi?”

Bu şimdiye kadar hiç düşünmediği bir şeydi. Koi şaşkınlıkla haykırdığında Ashley güldü.

“Evet. Neden? Bana yakışmıyor mu?”

“Ah, hayır.” Koi şaşkınlıkla sordu. “Peki neden bıraktın?”

Ashley yine kayıtsız bir şekilde cevap verdi. “Çünkü vücudum giderek büyüyordu.”

Oldukça mantıklı bir nedendi.  İkna olan Koi konuyu değiştirdi. “Buz hokeyi oynamaya ne zaman başladın?”

“Dördüncü sınıfta. Biraz geç başladım.”

“En başından beri nasıl kayacağını biliyordun, bu yüzden sorun yaşamadın, değil mi?”

Ashley, Koi’nin sorusu karşısında beklenmedik bir şekilde başını salladı.”Hayır, yeniden öğrenmem gerekti çünkü farklı sporların farklı paten kullanım şekilleri var. Bu yüzden biraz zorlandım.”

“Gerçekten mi?”

Kafası karışan Koi, giydiği patenlere baktı ama o daha sorusunu soramadan Ashley cevap verdi.

“Senin giydiklerin artistik patinaj için olanlar, bunlar da benim giydiklerim.”

Ashley Koi’nin görmesi için kendi patenlerini havaya kaldırdı. Fark etmemişti ama giydiği patenler çok farklıydı. Koi merakla ona bakarken Ashley “Şimdi daha iyi misin?” diye sordu. 

“Ne? Ah.” Bu sözleri duyduktan sonra hıçkırıklarının durduğunu fark etti. “Evet, daha iyiyim.”

Ashley gülümsedi. “Tamam, o zaman ayağa kalk.”

“Yeterince ağladım, şimdi bunu telafi edeceğim.”

‘Ah.’ Koi kanının çekildiğini hissederek ona baktı. ‘İşte bu yüzden spor takımlarına isteyen herkes katılamıyor.’

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 38. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 38. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 38. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 38. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 38. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 38. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X