Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye 1. Kitap Bölüm 22: Eşleşmek

Çevirmen: Ashily
YAN HİKAYE BÖLÜM 22: EŞLEŞMEK
Chase’in rutu biter bitmez hızlı bir duş alıp test yaptırmaları gerekti. Kanları alınıp makinede bazı testler yapıldıktan sonra nihayet yemeğe gitmelerine izin verildi. Oraya vardıklarında onları bekleyen çok fazla yiyecek vardı. O kadar çoktu ki sadece bakmak bile tok hissettirmeye yetiyordu ama Josh için durum farklı bir hikayeydi. Sandalyesine oturur oturmaz yemeye başladı.
Masaya koyulan yemekler Şükran Günü’nde hazırlananlardan daha lükstü. Josh sanki hayatının geri kalanında bir daha böyle yemek yemeyecekmiş gibi hırsla her şeyi ağzına tıkıştırıyordu.
İki şişe sütü tek başına içti, hindi dolmasının neredeyse yarısını bitirip, elmalı turtaların hepsini yedi. Hepsi bu da değildi. Aynı zamanda biftek, domuz pirzolasını, hatta peynirli beş köfteli bir burgeri bile ara vermeden yedi.
Öte yandan Chase, yemeğinin yarısını dahi yemeden çatalını bıraktı. İlk başta açlıktan olsa gerek oldukça hızlı ve fazla yedi ama Josh’un dengi değildi. Grayson, hatta Steward bile Josh’un ne kadar yediğini görünce şok oldular.
Josh’un kocaman bir sosisli sandviçi sadece üç lokmada yemesini izleyen Steward sonunda, “Hiç yemek yeme yarışmasına katıldın mı?” diye sordu.
Josh başını sağa sola sallayarak yanıt verdi. Bir şişe sütü daha içtikten sonra uzanıp bardağına meyve suyu doldurdu. Grayson ve Steward ona şaşkın yüzlerle bakarken Chase’in yüzünde son derece sevimli bir gülümseme vardı.
Sonuç olarak masadaki yiyeceklerin çoğu Josh’un midesine gitti. En sonunda sanki tatmin olmuş gibi sırtını sandalyeye yasladığını gören Grayson, merakla sordu.
“Neden yarışmaya katılmadın?”
Meraktan ölüyor gibiydi. Josh ağzını peçeteyle sildikten sonra cevap verdi.
“Benim gibi yemek yiyen birçok insan var.”
“Ha?”
“Mümkün değil.”
Grayson ve Steward inkar ederek başlarını salladılar ama Josh’un düşünceleri değişmedi.
Nihayet karınlarını doyurduktan sonra test sonuçlarını kontrol ettiler.
“Harika.” Yazılı sonuçları hızla gözden geçiren Steward konuştu. “Çok güzel.”
Yüzündeki gülümseme, hiçbir şey söylemese bile sonucu anlamak için yeterliydi. Ardından detaylı bir açıklama yaptı.
“Feromonlar stabil halde ve kan tahlilleriyle diğer önemli testlerin sonuçları iyi. Kontrol edilmesi gereken birkaç şey var ama bu kadarı güven verici.”
Buraya kadar konuşan Steward muzip bir kahkaha attı.
“Birkaç günlük sıkı çalışmanıza değdi Bay Bailey.”
Josh hiçbir şey söylemedi ve yorgun bir ifadeyle kahve fincanını ağzına götürdü. Kaç gününü yatakta geçirdiğini bilmiyordu. İkisi ölesiye seks yapıp, ölesiye öpüşüp, ölesiye sarılmıştılar. Yayılan feromon miktarı o kadar fazlaydı ki Josh sık sık boğuluyormuş gibi hissetmişti. Yine de Chase, her uyandığında bunları yapmaya devam etti. ‘Hayır, aslında hiç uyumuyordu.’ Josh gözlerini her açtığında Chase sürekli olarak içine boşalıyor ve feromon yayıyordu.
Chase’in rutu nihayet sona erdiğinde ve Josh kendine geldiğinde neredeyse bir hafta geçmişti.
Test sonuçlarını inceleyen Steward bir kez daha hayranlıkla konuştu. “Her neyse, Bay Bailey fiziksel gücünüz gerçekten inanılmaz. Bütün korumalar böyle mi?”
Josh kayıtsızca cevap verdi. “Evet, ne de olsa birini korumak için güçlü olman gerek.”
Hepsi ona sormadan kimden bahsettiğini anlayabiliyordu. Sözlerindeki çifte anlamı fark eden Chase, kahve içiyormuş gibi yaptı ve kızarmış yanaklarını gizledi. Steward konuşmaya devam etti.
“Rut’un neden bu kadar uzun sürdüğü konusunda daha fazla araştırma yapmam gerekiyor. Başka bir sorun çıkarsa işimiz zor olur.”
Josh sert bir şekilde sözünü kesti. “Düzenli kontrollerde herhangi bir sorun çıkmazsa bunu atlayacağım.” Steward’dan şüphelenmesinin yanı sıra Chase’e laboratuvar faresi gibi davranılmasından da hoşlanmıyordu. Steward onun düşüncelerini fark etmiş gibi acı bir şekilde gülümsedi.
“Her şeye rağmen ben hala doktorum. Hastaya zarar verecek hiçbir şey yapmam. Yine de bu kez yanıldığımı itiraf ediyorum.” Sakin bir şekilde konuşmaya devam etti. “Chase ilaçlarını almayı ilk bıraktığında durup izlemek daha iyi olabilirdi. Kabul ediyorum. Fakat doktor olmamız her zaman doğru seçimleri yapacağımız anlamına gelmiyor.” Biraz cesareti kırılmış görünen Steward kısa süre sonra gülümsedi ve ekledi. “Yine de mutluyum. Feromonlarınız uyumlu görünüyor.”
O ana kadar sessiz kalan Chase ağzını açtı. “Elbette çünkü Joshua benim omegam.”
Hepsinin gözleri ona çevrildi. Steward ve Grayson şaşkın görünüyordu, Josh’un kulakları utançtan kızarmıştı. Sadece Chase daha önce hiç olmadığı kadar mutlu bir şekilde gülümsüyordu. Ve o gülümseme tabii ki Josh’a yönelikti.
***
Yemekten sonra başka bir odaya geçtiler.
Steward gülümseyerek “O oda bir süreliğine kullanılamayacak.” dedi ama Josh nedenini, söylemesine gerek kalmadan anlamıştı.
Rutu sona ermişti ama Chase bir süre daha malikanede kalacaktı. Bunun sebebi Steward’ın Chase’in rutu sona erdikten sonra birkaç gün daha bekleyip ne olacağını görme yönündeki tavsiyesiydi. Josh da kalmayı kabul etti.
“Güvenilir biri değil ama bir zararı olacağını da düşünmüyorum.” Josh, Chase’le baş başa kaldığında dürüstçe konuştu. “Şu anda güvenebileceğimiz tek kişinin o olduğu doğru.”
Onun başka seçeneği yokmuş gibi başını salladığını gören Chase ağzını açtı. “Joshua.”
Josh başını kaldırdığında Chase’le göz göze geldi. “Artık sadece ikimiz varız, başka şeyler hakkında konuşmaya devam mı edeceksin?”
Neredeyse bir hafta boyunca kucaklaşıp öpüşmelerine rağmen Chase hala bunun yeterli olmadığını düşünüyordu. Josh gülümsedi ve onu dudaklarından öptü. Sonrasında geri çekildi ve konuştu. “Bir ara gelip ailemle tanış.”
“…Ailen mi? Neden?”
Chase, ilk kez duyduğu sözler karşısında şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Josh onu o kadar sevimli buldu ki gülmeden edemedi. “Onlara evleneceğimizi söylememiz gerekiyor.”
“…Ailemize evleneceğimizi söylemek zorunda mıyız?”
Josh mutlu olacağını düşünmüştü ama Chase’in tepkisi tam tersi oldu. Grayson’ın yüzünü hatırlayan Josh başını salladı ve “Hayır,” dedi.
“Pek sayılmaz. Eğer hoşuna gitmiyorsa aileni benimle tanıştırmak zorunda değilsin.”
Ancak o zaman Chase biraz rahatlamış göründü. Josh ona bakarak sözlerini devam ettirdi.
“Annem ve Emma Pitt’le ilgileniyorlar, bu yüzden onlarla babası olarak tanışmanın iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum.”
Bununla birlikte Chase’in yüzünde bir kez daha endişeli bir ifade oluştu. “…Ailenle tanışmak istiyorum.” Oldukça isteksiz bir ifadeyle konuşmaya devam etti. “Ama ailemle tanışmanı istemiyorum.”
“O zaman tanışmam.” Josh hemen kabul etti ve onu dudaklarından öptü. Chase kollarını beline dolayıp Josh’u kendine çekti. Ve yemeklerini yedikleri sırada hazırlanan banyoya doğru tökezleyerek ilerlediler. Soyunmaya başlamadan önce küvetin kenarına ancak varabildiler.
Su dolu küvet, ortalamanın üzerindeki iri iki adam için yeterince büyüktü ama Josh arka tarafından kendini rahatsız hissetti. “…Ah.” Küçük bir inilti, küvete ilk adım atan ve elini uzatan Chase’i durdurdu. Josh sorun olmadığını söyleyerek elini kaldırdı ve küvete girdi. Chase kolunu beline doladı.
“Küvette onu sokmayı bir süre ertelememiz gerekiyor.”
Josh’u tutan kol kasıldı. Josh onun için üzüldü ancak kendi durumunu da düşünmek zorundaydı. Tüm rut boyunca aralıksız sevişmeleri yüzünden her hareketinde karnı ağrıyordu. Josh acıya katlandı ve yorgun sesiyle konuştu.
“Seks sadece sokmaktan ibaret değil…”
Tam ona sakso çekeceğini söylemek üzereydi ki Chase ondan önce davrandı.
“Sürtmekten mi bahsediyorsun?”
“Sürtmek mi? Nereye?” Josh şaşkınlıkla sordu ve Chase elini Josh’un kalçalarının arasına kaydırıp iç uyluğunu okşadı. “Buraya.”
‘Bunları nereden öğreniyorsun?’ Josh çarpık ifadesini gizlemeden Chase’e döndüğünde ona masum bir ifadeyle ona bakan meleksi yüzünü gördü. Ardından içinde şiddetli bir dürtü hissetti. ‘Onu sadece benim görebileceğim bir yere kilitlemek istiyorum.’
Bir süre onun yüzüne bakan Josh, suç işlemeden önce gözlerini kaçırdı ve konuştu.
“Sana daha sonra söyleyeceğim.”
Chase hayal kırıklığına uğramış görünüyordu ama daha fazla soru sormadı. Sadece “Tamam” dedi ve alnını Josh’un omzuna yasladı.
Bir süre ılık suda dinlenen ikili, yorgunluklarını attı.
Josh, bu eşsiz huzurun tadını çıkararak gözlerini kapattı. ‘Ah, çok iyi.’
Chase bu sessizliği bozarak ona yumuşak bir sesle seslendi. “Joshua.”
Josh cevap vermek yerine elini Chase’in omzuna uzatıp, başını okşadı. Chase tekrar konuştu. “Eğer çok zorlanıyorsan yaptığın şeyi benimle değiştirebilirsin.”
Josh ne demek istediğini anlamak için Chase’in yüzüne baktı. Chase başını kaldırdı ve Josh’a ciddi bir ifadeyle baktı. Josh ancak o zaman bu sözlerin ne anlama geldiğini anladı. “Benimkini senin içine mi sokayım?”
Chase başka bir şey söylemedi ama Josh’un düşündüğü şey doğru gibi görünüyordu. Josh bir süre sessizce onun yüzüne baktı. Aklından bir sürü hayal ve düşünce geçti. Sadece bir dakika boyunca aklından geçenleri birer birer gözden geçiren Josh, çok geçmeden ağzını açtı.
“İçine sokmadan da yapabileceğim çok şey var.”
Bunun ardından Chase duraksadı. Onun yüz ifadesinin sertleştiğini gören Josh kısa bir iç çekti. “Chase bir şeyi kabul edelim. Ben senden daha tecrübeliyim.”
“…”
“Hem de çok.” Josh’un son sözlerinin ardından Chase bir süre daha tereddüt etti ve konuştu. “Ama acıyor, değil mi? …Canının acıması hoşuna gidiyor mu?”
Bunu bu kadar çok yapan herkes acı çeker.’ diye düşünen Josh düz bir yüzle cevap verdi.
“Acı çekmekten nefret ediyorum.” Sessizce ekledi. “Ama senin acı çekmenden daha çok nefret ediyorum.”
Chase’in gözleri büyüdü. Titreyen gözlerine bakan Josh tekrar gülümsedi. Konuşmaya devam etmeden önce Chase’i dudaklarını öptü.
“Yapmadığım bir sürü şey var.” Chase’in gözlerinin içine bakarak söz verdi. “Hepsini seninle yapacağım.”
Şaşırmış ifade yavaş yavaş kayboldu ve yerini geniş bir gülümseme aldı. Dudaklarının kenarları yukarıya doğru kıvrıldı ve Chase içtenlikle gülümseyerek Josh’un yüzüne bir öpücük kondurdu. Dudakları ayrıldığında Josh sordu. “Hoşuna gitti mi?”
Chase gülümseyerek cevap verdi. “Evet.” Josh’a bakarkenki gülümsemesi güven doluydu. Omega’sını ölesiye seviyor gibi görünüyordu.
Josh kendi kendine, ‘Chase aklımdan geçenleri bilseydi, yüzü bembeyaz olurdu.’ diye düşündü ve tatlı bir şekilde fısıldadı. “Sabırsızlıkla bekliyorum.”
Chase cevap vermek yerine onu bir kez daha öptü. Suyun içinde birbirlerine sarıldılar ve çıplak vücutlarını birbirlerine bastırdılar. Bir süre dinlenmeye karar vermiş olsalar da, yeniden heyecanlanmadan edemediler. Josh ‘Eşleşmek böyle bir şey mi?’ diye düşündü. Bıraktığı işaret açıkça görülebiliyordu. Onun bakışlarını fark eden Chase gülümsedi. “Artık nerede olursan ol seni bulabilirim.”
Chase’in her zaman, her yerde bulabileceği tek Omega Josh’du. Josh gülümsedi ve dudaklarını birbirine bastırdı. “Ben de.”
***********************************************************************************************
Arkadaşlar ben eridim ♥♥♥ Chase’in Josh’a olan aşkı inanılmaz. Resmen onun için altta olmayı kabul edebileceğini söyledi. Bu adam aşkını kanıtlamak için daha ne yapsın? Şöyle bir bölümü yazdığı için yazara bin teşekkürler -Ashily
Yorum