Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 30. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***30. Kısım***

“Hayatının geri kalanında sadece bana ihtiyacın var.”

Koi şaşkın bir ses çıkardı. “Ha?” 

Ashley tekrar güldü. ‘Böyle gülümsemeye devam ettiğine göre iyi bir şey olduğu açık.’ Koi bunu düşünüp başını eğdi. ‘Kafeteryadayken ne gibi güzel bir şey oldu ki?’

‘Bunun sebebi hoş geldin partisi biletleri mi?’ ama bu fikri hemen aklından sildi. ‘Ona verdiğim biletle kız arkadaşı yerine benimle gitmek istemenin sebebi bu olmamalı. Kız arkadaşına bir şey mi oldu? O yüzden benimle gidiyorsun değil mi?’

‘O halde neden hoş geldin partisine bilet almaya geldin? Hiç mantıklı değil. Neler oluyor? Hiçbir fikrim yok!’

Kafası karışan Koi sonunda pes etti. Ashley’nin söylediklerinden hiçbir şey anlamamıştı. Kesin olan tek şey Ashley ne derse Koi’nin onu dinleyeceğiydi.

“Gerçekten gidecek misin? Benimle? Hoşgeldin partisine?”

“Evet.” Ashley sözlerini devam ettirdi. “Seninle gitmek istiyorum.”

Bu sözler Koi’yi her şeyden çok mutlu etti ama onu rahatsız eden bir şey vardı.

“Ama erkekler birlikte gider mi?” Ashley, teredüttle soran Koi’ye soruyla karşılık verdi. “Benimle gitmek istemiyor musun?”

“Ne? Hayır, asla!” Koi sıçradı ve çılgınca kollarını salladı. Ashley tekrar güldü. “O zaman sorun yok.”

“Ah… evet.” Bir şeylerden hala emin değilmiş gibi görünüyordu ama yine de karar verilmiş gibiydi. Koi başını kaldırıp Ashley’e baktı, hâlâ şaşkındı. Ashley de ona baktı. Daha doğrusu, bakışları istemsizce aralık dudaklarına kaydı.

‘Seni öpmek istiyorum.’

Bu dürtü o kadar güçlüydü ki yumruklarını sıkmak zorunda kaldı. ‘Dayan, Ashley Dominique Miller.’ Ashley kendini azarladı. ‘Henüz itiraf bile etmedin.’

Ashley birden etrafına bakarak sordu. “Kalan tek işin bu mu?”

Koi onu aceleyle takip etti. “Ah evet. Bunları yerleştirmem gerekiyor.”

“Tamam, hadi bir an önce bitirelim.”

“Ne?”

Kutuyu kaldıran Ashley, şaşkınlıkla bakan Koi’ye “Hadi bir an önce bitirelim de gidelim, açlıktan ölüyorum.” dedi.

“Hayır, ama ben…” Koi’nin dili tutulmuştu ve ne diyeceğini şaşırmıştı. “Bu benim işim, tek başıma yapabilirim.”

“Birlikte yaparsak çabuk biter. Hemen bitirelim ve gidip bir şeyler yiyelim.”

Ashley boş bir noktayı işaret ederek sordu.

“Bunu oraya mı koyayım?”

“Ah, evet, oraya…” Koi konuşmasını bitiremeden Ashley elinde tuttuğu kutuyu rafa itti. Normalde Koi zorlanarak merdivene çıkıp yerleştirmek zorundaydı ama Ashley bunu kolaylıkla halletmişti..

“Başka bir şey var mı?” Koi, hızla dönüp soru soran Ashley’i bir kez daha durdurdu. “Gerçekten buna gerek yok Ash. Bu benim işim ve benim gönüllü çalışma kredim.”

“Koi şu anda açlıktan ölüyorum.” Ashley iç çekti. “Bu işi çabucak bitirip gidelim. Sen de yemek yemedin değil mi? Akşam yemeği için getirdiğin şey bu değil miydi?”  

Gözleriyle küflü ekmek poşetinin bulunduğu çöp kutusunu işaret eden Ashley Koi ile konuşmaya devam etti.  “Eğer akşam yemeğinde onu çöpten çıkarıp yemek istemiyorsan, o  zaman bu işi bitirelim ve gidelim. Çok geç olursa ucuz hamburgerlerden başka yiyecek bir şey kalmaz.”

Ashley’nin sözleri son derece netti. Koi sonunda pes etti ve elini kaldırdı. Ashley, geri kalan malzemeleri Koi’nin tarifine göre düzenlerken ara sıra Koi’ye baktı.

‘Koi’nin duygularının benimkilerle aynı olduğundan emin değilim.’

Kalbinin deli gibi attığını hissetse de durumu olabildiğince sakin bir şekilde analiz etti. Koi ona birkaç kez ondan hoşlandığını söylemişti. Ama yanılıyor olabilirdi.

‘Koi için sadece bir arkadaş olabilirim. Bana olan sevgisi çok büyük.’

Bu çok gerçekçi bir yargıydı. Kendisi de aynı şekilde hissetse bile Koi’nin bunu arkadaşlıktan ayırıp ayıramayacağı belli değildi. Tabii bu çok iyimser bir beklentiydi. Sonuç pek hoş değildi ama Ashley itiraf etti.

‘Aşık olmaya başladım galiba.’

***

Koi samimiyetle vedalaştı. “Bugün için çok teşekkür ederim Ash.”

Koi’nin eski bisikletini bagajdan çıkarıp kaldırıma bırakan Ashley ona baktı ve sordu. “İyi olacağından emin misin? Seni evine bırakmasam bile?”

“Evet, iyiyim. Evim hemen şu köşede.”

Ashley onu tek başına göndermeye isteksiz görünüyordu ama götürmek için ısrar etmedi. Ne zaman geri adım atacağını, ne zaman ileri gideceğini çok iyi biliyordu. Pes etmenin zamanı gelmişti.

“Tamam Koi. Hoşçakal.”

Ashley veda sözlerini söyledikten sonra Koi de el salladı.

“Görüşürüz Ash. Kendine dikkat et.”

Vedalaşmalarına rağmen ikisi de hareket etmedi. Ashley, ancak o zaman Koi’nin o gittikten sonra eve dönmeye çalıştığını fark etti. Resmi bir randevuda olsalardı Koi’yi evine kadar götürür, odasının ışığının yanıp yanmadığını kontrol ettikten sonra arabayı çalıştırırdı. Ama bugün birlikte geçirdikleri vakit randevu değildi. Bu yüzden acele etmemeye karar verdi.

Arabasına binip motoru çalıştırdığında Koi bir adım geri çekildi. Beklendiği gibi Koi, Ashley uzaklaşana kadar orada durdu.

Ashley dikiz aynasından Koi’Nin artık görünmediğini doğruladıktan sonra arabayı yolun kenarında durdurdu.

“Haa…” Direksiyonun üzerine çöktü, derin bir nefes aldı.

İlk defa böyle hissediyordu. Ariel onun ilk kız arkadaşı değildi ve daha önce de birkaç kişiyle çıkıp ayrılmıştı. Herkesle iyi anlaşıyordu ve heyecanlanıyordu. İlişkileri karşılıklı anlaşmayla bitse de yine de güzel bir anı olarak kalmıştı.

Ancak birlikte geçirdikleri  süre boyunca ilk defa kendini bu kadar gergin ve tedirgin hissetmişti. Koi’nin her hareketinin ve söylediği her kelimenin vücudundaki tüm hücreleri canlandırdığını hissetti. Üstelik zaman zaman onu öpme arzusunu bastırmak için çaba vermek zorunda kalmıştı.

‘Koi neden bu kadar sevimli?’

Dolup taşan mutluluğun tadını biraz daha çıkarmak istiyordu ama hâlâ yapacak bir işi vardı. Ertelenemeyecek bir şeydi. Ashley saati kontrol etti, bir süre düşündükten sonra yazdığı mesajı gönderdi.

[Kısa bir süreliğine görüşebilir miyiz? Evinin önüne geleceğim.]

Birkaç saniye sonra cevap geldi. [Ne oldu?]

Ashley yanıtladı. [Buluşalım ve konuşalım.]

Cevap yine çabuk geldi. [Tamam. Geldiğinde bana mesaj at.]

Ashley telefonunu bıraktı ve arabayı çalıştırdı. Ariel’ın evine doğru giderken zihnini boşaltmaya çalıştı. ‘Her neyse, hatalı olan benim. Ariel’ın bana yönelttiği her türlü eleştiriyi kabul edeceğim.’

Ve üç tokat yedi.

***

Hafta sonu gökyüzü her zamanki gibi güneşliydi. Koi uzun zaman sonra ilk kez bu kadar uyumuştu. Boş buzdolabına bakındıktan sonra yiyecek bir şeyler almak için bisikletiyle dışarı çıktı. Hafta sonu yemek için ekmek almıştı ama Ashley önceki gün hepsini çöpe atmıştı, dolayısıyla artık yiyecek bir şeyi kalmamıştı.

Önceki günkü ekmekleri satın aldığı dükkâna gidecekti ama bir hevesle okula doğru yöneldi.

‘Bu taraftan gidersem, çok fazla dolaşmam gerekir ama…’ Koi bunu düşünmesine rağmen durmadı. ‘Buz hokeyi takımı şu anda antrenman yapıyor olmalı.’ Önceki gün geç saatlere kadar Ashley ile birlikteydi buna rağmen onu yine görmek istedi.

Heyecanla pedalı çevirdi.

Haa, haa.

Nefes nefese okula geldikten sonra yavaşça okulun etrafında bisiklet sürerek oyun alanına bakındı. Antrenman yapan buz hokeyi takımını izlerken bir yandan da Ashley’i aradı ama ne kadar dikkatli bakarsa baksın onu ​​göremedi.

Antrenman yapan takımı bir süre izleyen Koi, Bill’in su içmek için gruptan ayrıldığını görünce hemen onunla konuştu. “Merhaba Bill!”

“Merhaba Koi.”

“Selam.” Koi nefes nefese kalan Bill’i selamlayıp aceleyle sordu. “Ash’i göremiyorum. Ne oldu? Bugün dışarı çıkmayacak mı?”

“Ne? Ah.” Bill su şişesinin kapağını açarken cevap verdi. “Hasta olduğu için birkaç gün izin aldı.”

Koi beklenmedik haber karşısında şaşkınlıkla sordu. “Ash hasta mı?” 

Su şişesini ağzına götüren Bill, bir anda 500 ml suyu içtikten sonra elinin tersiyle ağzını silip başını salladı. “Evet, soğuk algınlığına yakalandığını duydum.”

“Yine mi?” Aklına Ashley’nin daha önce soğuk algınlığı geçirdiği hali geldi. Soğuk algınlığı Koi’yi onunla yakınlaştırmıştı ama bu Ashley’nin hasta olmasının iyi olduğu anlamına gelmiyordu.

“Çok hasta mı? Antrenmanı kaçırdığına göre…”

‘Birkaç günlüğüne bile olsa.’ 

Dikkatlice sorduğunda Bill kıkırdadı. “Eh, belki gerçekten hastadır ama soğuk algınlığı yüzünden olmayabilir.”

“Ha? Ne demek istedin?” Bill, kafası karışmış gibi görünen Koi’ye cevap verdi. “Al’dan ayrıldı. Bilmiyor muydun?” 

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 30. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 30. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 30. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 30. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 30. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 30. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X