Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 26. Bölüm

Çevirmen: Ashily
***26. Kısım***
Ashley’nin kız arkadaşının onlara doğru yürüdüğünü gören Koi ‘‘İyi insan lafının üstüne gelirmiş. (ÇN: Ya da iti an çomağı hazırla.) Ve şu anda olan şey tam olarak bu.’ diye düşündü. Ariel birkaç adım ötede durdu ve anlamlı bir şekilde Koi’ye bir bakış attı.
“Ash.” Ardından erkek arkadaşına bakan yüzü gülümsemeyle doldu. Elini doğal bir şekilde sevgilisinin omzuna koydu, parmaklarının ucunda yükselip tatlı bir şekilde gülümseyerek onu öptü.
“Seninle konuşmam gereken bir şey var. Vaktin var mı?”
Ashley isteksiz bir ifadeyle cevap verdi. “Dersim var.”
Çenesini Koi’nin başının üstüne koymayı bırakmıştı ama kolları hâlâ omuzlarının üzerindeydi. Ariel kollarına baktıktan sonra bakışlarını tekrar Ashley’e çevirdi. “Birlikte öğle yemeği yemeye ne dersin?”
“Olur.” Ashley’nin cevabı üzerine Ariel neşeyle gülümsedi ve arkasını dönmeden önce onu tekrar dudaklarından öptü. Ardından uzaklaştı.
Bir süre onun gidişini izleyen Koi başını kaldırdığında Ashley’nin hâlâ ona baktığını gördü. Dikkatle ona seslendi. “Umm, Ash?”
Sanki o seslendikten aklı yeni başına gelmiş gibi irkilen Ashley ile konuşmaya devam etti. “Derse geç kalacağız.”
“Ah.” Ashley hatırlamış gibi mırıldandı. “Evet.”
Koi’nin omzundaki kolunu gevşetti ve ilerdi. Hızla peşinden yürüyen Koi başını kaldırdığında Ashley’nin öncekinden biraz daha ciddi göründüğünü fark etti.
***
Öğle yemeğinde buz hokeyi takımı bir araya geldi. Ortam her zamankinden daha kaotikti. Ashley ve Ariel’ın olduğu tarafa bakarak kendi aralarında fısıldaştılar.
“Sizce ne hakkında konuşuyorlar?”
“Durun, dudaklarını okuyayım.”
“Ayrılmak istediğini söylemiyordur değil mi?”
“Birdenbire neden ayrılsınlar?”
“Birdenbire değil.”
Çocuklardan biri daha da alçak sesle konuştu. “Bence Ash, Al’a soğuk davranıyor.”
“Ne? Neden?”
“Bu çok saçma, o okulumuzun kraliçesi.”
Etraftan sesler yükseldi. Çocuk konuşmaya devam etti. “Ash ve Al’ın uzun süredir birbirlerini görmediklerini duydum.”
“Ne? Geçen sefer onun evinde takılmıştık. O zamandan beri görüşmediler mi?”
“Bilmiyorum ama pek sık görüşmüyorlarmış. Her neyse, Al bu duruma çok kızdığını söyledi.”
“Cidden mi?”
Ashley ve Ariel’ı izlerken fısıldaşan çocuklar bilgi alabilecekleri biri daha olduğunu fark ettiler. Bill, grubun yeni üyesi olan Koi’ye sordu. “Koi, sen bir şey biliyor musun?”
Anında herkes ona baktı. O ana kadar sadece konuşmalarını dinleyen Koi, ani ilgi karşısında şaşkınlıkla gözlerini kırptı. “Ah, umm… Ben de bir şey bilmiyorum.”
Bu söylediklerinin yarısı doğru, yarısı yanlıştı. Onların tam olarak ne zaman bir araya gelip takıldıklarını bilmiyordu ama takıldıkları gün Koi’nin part time çalıştığı dükkana Ashley’nin parti için içki almaya geldiği günse, son görüşmelerinin üzerinden epey zaman geçmiş olmalıydı.
Ashley tatilinin geri kalanını Koi ile geçirmişti.
Yarı zamanlı işi nedeniyle Koi ile çoğunlukla akşamları görüştüğü için Ariel ile gündüzleri görüşmüş olabilirdi. Ama nedense öyle görünmüyordu. Ancak her ne kadar bunun en mantıklı şey olduğunu düşünse de Koi, Ashley’nin onunla takıldığı için Ariel’la görüşmediğine inanamıyordu.
‘Elbette mümkün değil, Ash’in kız arkadaşı yerine beni seçtiğine nasıl inanabilirim?’ diye düşündü ve Ashley ile Ariel’a baktı. Bir masada baş başa oturuyorlardı, ciddi bir şekilde bir şey konuşuyorlardı.
***
Ariel, önündeki yemeğe dokunmadan, memnuniyetsiz bir yüz ifadesiyle sordu. “Peki, neyle bu kadar meşguldün?”
Kollarını göğsünün altında kavuşturmuş ve ona bakarken “Bana bak, eğer bahane uydurursan, seni mahvederim” der gibiydi. Ashley’nin elbette bahane bulmaya niyeti yoktu.
“Yapacak çok işim vardı.”
Ashley belirsiz bir şekilde konuştuğunda Ariel kaşlarını çattı. Öfkelendiği belliydi.
“Yine de arayabilirdin.”
Doğruydu. Ashley bir süre duraksadıktan sonra içini çekti. “Evet, benim hatam.”
Ariel itaatkar bir şekilde gelen özürü şüpheyle dinledikten sonra asıl sormak istediği soruyu sordu. “Başka biriyle mi görüşüyorsun?”
“Ne?”
Ashley yüzünü buruşturdu. Rahatsız olmuş görünüyordu. Ariel masum bir tavırla başını kaldırdı. “Ya da görüşmüyorsun.”
“Tabii ki de görüşmüyorum.”
Ashley gözle görülür şekilde yüzünü ekşitti. Sanki bu tür şeylerden şüphelenilmesine bile gücenmiş gibi tabağındaki sebzelerini çatalla ezdiğini gören Ariel, boğazını temizleyerek tekrar konuştu.
“Tamam, sana inanacağım. Ama bundan sonra mesajlarıma hemen cevap vermelisin, tamam mı?”
“Tamam.”
“Güzel.” Ariel’ın yüzü ancak Ashley’nin cevabını duyduktan sonra yumuşadı. Ashley onun salatasını yemeye başladığını görünce sordu. “Her şey yolunda mı?”
Ariel sebzelerin üzerine yoğurt serperken kaşlarını çattı. “Değil. Bu yüzden seninle konuşmayı çok istedim.”
Ashley “Ne oldu?” diye sorduğunda Ariel boş yoğurt kabını bırakıp ona baktı. “Amigo kız takımında bir boşluk var.”
“Boşluk derken neyi kastediyorsun? Sayınız mı yetersiz?”
Ariel, kaşlarını çatarak soran Ashley’e ciddiyetle baktı. “Evet. Geçen sefer de bir kişi eksikti, koreografiyi zar zor tamamlamıştık.”
Ashley tatil öncesi sakatlık nedeniyle takımdan ayrılan kızın yerine başka birinin geldiğini duymuştu. Ancak şimdi yeniden bir boşluk oluştuğunu söylüyordu. Ariel gözlerini devirdi ve sızlandı. “Ne kadar üzüldüğümü biliyor musun? Üstelik aramalarıma cevap vermedin, mesaj da atmadın.”
Ashley sıkılmış bir şekilde boynunun arkasını ovuşturdu. Ona bakan Ariel sordu. “Partiye gidecek misin?”
“Ne?” Ashley başını kaldırdığında Ariel sanki şok olmuş gibi bir iç çekti. “Hoş geldin partisi. Yoksa unuttun mu?”
Ashley neden bahsettiğini anladığında mırıldandı. “Ah….”
Ariel’ın ısrarla bakışları karşısında pes eden Ashley isteksizce cevap verdi. “Doğru, gitmemiz lazım.”
Bu sözleri duyduktan sonra Ariel önüne baktı ve salatasını yemeye devam etti. Ashley kalan sandviçini ağzına atarken ‘Sanırım bir bilet almalıyım.’ diye düşündü.
***
“Ash!”
Ariel’ı sınıfına bıraktıktan sonra geri dönen Ashley, arkadan gelen ses üzerine başını çevirdi. Koi ona doğru koşuyordu. Onu gördüğümde yüzü doğal olarak gevşedi ve gülümsedi. Olduğu yerde durdu ve Koi’nin yaklaşmasını bekledi.
Koi yanına gelir gelmez konuştu. “Al’la konuşman nasıl geçti?”
Ashley yürümeye başladı ve yanıt verdi. “Eh, şöyle böyle.”
“Anladım. Tamam o zaman.”
Yanında yürüyen Koi’nin kafasına bakan Ashley bir an için onun boynuna sarılıp saçlarını ovma dürtüsü hissetti. Bu hissi görmezden gelmeye çalıştı ve karşısına bakarak konuşmaya devam etti
“Amigo kız takımında kişi sayısı eksikmiş.”
“Ne? Yine mi?” Farkında olmadan bağıran Koi ekledi. “Ah, bunu daha önce duymuştum. Birisi yaralanmış ve boş bir pozisyon varmış.”
Koi kendi kendine ‘Tatilden önce sınıfta konuştunuz.’ diye düşündü.
Ashley çoktan unuttuğu bu konuşma hatırlatıldığında bu sözlere hiç şüphe duymadan cevap verdi. “Vardı. Birini bulmuşlardı ama sanırım yine birine ihtiyaçları var.”
“Anladım…” Alışkanlıktan dolayı başını sallayan Koi tekrar sordu. “O halde başı büyük belada, değil mi? Yakında yeni sezon başlayacak.”
Yaz tatilinden önce üye bulmaya çalışmalarının nedeni muhtemelen tatil sırasında pratik yapabilmek içindi. Yeni biriyle çalışmak biraz zaman alacak bir şeydi. Ashley de aynı fikirdeydi. “Bu yüzden şu anda çok fazla endişeli. Sanırım bana yakınmak istedi.”
‘Elbette. Böyle zamanlarda en çok güveneceğin kişi erkek arkadaşındır.’ Koi düşündü. ‘Belki de artık Ash’le fazla zaman geçiremeyeceğim…’
Aniden kendini yalnız hisseden Koi başını salladı. ‘Kız arkadaşının önceliğin olması çok doğal. Yaz tatilinde benimle vakit geçirdiğin için çok teşekkür ederim.’
“Haa.” Aniden başının üstünden derin bir iç çekiş duyuldu. Refleks olarak başını kaldıran Koi, Ashley’i ciddi bir ifadeyle gördü. Dümdüz karşısına bakmaya devam eden Ashley ağzını açtı. “Al koçla konuşacağını söyledi ama bilmiyorum, belki koreografiyi değiştirmek daha iyi olur.”
“Um…” Konu hakkında fazla bir şey bilmediği için Koi’nin belli belirsiz cevap vermekten başka seçeneği yoktu. Aniden Ashley ona baktı ve gözlerini kıstı. “Neden bahsettiğime dair hiçbir fikrin yok, değil mi?”
“Ne? Ah…” Koi kızararak kekeledi. Ashley sanki bunun olacağını biliyormuş gibi kafasını kollarının arasına aldı.
“Ah hayır, acıyor! Acıyor.”
Aslında hiç acı verici değildi ama Koi çırpınıp yaygara çıkarıyordu. Ashley’nin yukarıdan güldüğünü duyabiliyordu. ‘Umarım bundan sonra böyle günler devam eder.’ Koi de onunla beraber gülümsedi.
O anda bile Koi bu konunun onu ilgilendirmediğini düşünüyordu.
Yorum