Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 25. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***25. Kısım***

Eylül ayı yaklaşıyordu ama hava hâlâ sıcaktı. Sabahın erken saatlerinden itibaren yükselen güneşin yakıcı ışınları şimdiden gözlerini acıtmıştı. 

Koi her zamanki gibi bisikletiyle okula gitti. Eskiden tatilden sonra okula giderken depresyona girerdi. Okula gitmenin eğlenceli hiçbir yanını bulamazdı ve tek yaptığı şey, kendisine zorbalık eden Nelson çetesinden kaçınmak için elinden geleni  yapmak ve herkesin kayıtsızlığı içinde derslere girmek olurdu.

Ama şimdi durum farklıydı.

“Merhaba Koi!”

“Merhaba Sarah!”

İlk olarak aynı sınıfta olduğu öğrencilerden biri selam verdi. Koi de ona neşeyle cevap verdi. Geçmişte bunu hayal dahi edemezdi.

Bisikletini belirlenen yere park etti ve dolabına doğru yürürken birkaç kişiyle daha selamlaştı. Koi öncekinden farklıydı. Çok daha kendinden emin ve doğaldı. Elbette bunların hepsi Ashley’nin sayesindeydi.

Kısa süre sonra dolabını düzenleyen Koi yan taraftan gelen kargaşayı duydu. Refleks olarak başını çevirdiğinde gördüğü yüz karşısında anında parlak bir şekilde gülümsedi. Ashley buz hokeyi takımından diğer çocuklarla birlikte yürüyordu.

Çocukların gürültüsü, onlara olan tutkulu bakışlar ve aralarındaki rahat atmosfer tatil öncesindeki gibiydi. Ancak diğerlerinin aksine bu kez Koi farklıydı. Eskisi gibi onlardan uzak durmuyor, bir köşeye saklanıp kıskanmıyordu. Dolabının kapağını kapatıp selam vermek için doğru anı bekledi.

Tam o sırada sanki birisi şaka yapmış gibi bir kahkaha yükseldi. Birlikte gülen Ashley aniden başını çevirdi. Hemen ardından Koi’yle göz göze geldi ve Koi bir elini kaldırıp salladı. Bunun üzerine Ashley’nin gözleri daha da kısıldı ve gülümsemesi genişledi. Koi de gülümsedi ve arkasına dönüp yürümeye başladı.

Birinci dersini alacağı sınıfa doğru ilerlerken bir süre sonra arkasından birinin koştuğunu duydu.

“Koi!”

Aniden omzundan tutulan Koi refleks olarak haykırdı. “Hey!” 

Başını kaldırıp baktığında beklediği gibi Ashley’i gördü. Ashley güçlü bir kolunu omzuna attı ve diğer eliyle Koi’nin gür saçlarını ovuşturdu.

Koi “Yapma, sana bunu yapmamanı söylemiştim!” diye bağırdı ama Ashley sadece güldü.

“Çünkü tek başına gidiyorsun.” 

Koi onun ılımlı eleştirisine yanıt verdi. “Aynı dersleri aldığımız için zaten sınıfta buluşuyoruz… Ayrıca arkadaşlarınla eğleniyor gibi görünüyordun.”

Gerçek duygularını saklamak istemişti ama farkında olmadan onları dile getirdi.  Ashley bunları söyledikten sonra utanan Koi’ye gülümsedi ve neler olduğunu açıkladı. “Yeniden antrenmanlara başlayacağız onunla ilgili konuşuyorduk.”

‘Pekala, bu konuda istesen de benimle konuşamazsın. Üzücü ama yapacak bir şey yok.’

Koi kabul etti ama çok geçmeden dikkati başka bir şeye takıldı.

“Çok ağırsın, bırak beni.”

Ashley hâlâ bir kolunu Koi’nin omzuna atmış halde yürüyordu. Koi bilerek sızlandığında sırıttı ve cevap verdi. “İstemiyorum.”

Koi bu anlamsız sataşma karşısında inledi ve Ashley’nin kolunu itmeye çalıştı ama çok ağırdı. Bununla da bitmedi. Ashley, Koi’yi daha da güçlü şekilde kendisine doğru çekti.

“Ayyy!”

Ashley, Koi’nin tuhaf çığlıklarına karşı yüksek sesle güldü. Bunun üzerine Koi sertçe ona baktı ama çok geçmeden birlikte güldüler.

Yaz tatilinin başından itibaren Koi ve Ashley çok yakınlaşmıştı. Ashley onu sık sık evine davet ediyordu ve Koi de bu davetleri memnuniyetle kabul ediyordu. Ashley’nin dediği gibi güzel günler daha yeni başlamıştı. Birlikte gezintiye çıktılar, arabada hamburger yediler ve hatta okyanusu görmeye gittiler. Koi ilk defa böylesine harika günler yaşıyordu.

Yanında yürüyen Ashley, aniden Koi’nin arkasına geçip kollarını omuzlarına doladı ve çenesini başının üzerine yasladı. “Ah, keşke yine tatil olsaydı.”

Koi yukarıdan kendisine baskı yapan ağırlıktan utandı ve çabucak “Dur biraz, bekle bir dakika.” diye bağırdı. Ancak Ashley, Koi’nin titrek adımlarını takip ederek sınıfa doğru yürüdü.

Nihayet sınıfa vardıklarında bunun son bulacağını düşündüğü sırada Koi ufak bir haykırışla duraksadı. “Ah.”

“Ne oldu?” diye sordu Ashley, çenesini hâlâ Koi’nin başına dayayarak. Koi hemen cevap veremedi ve bir süre sessiz kaldı.

“Yer yok.” Koi’nin mırıldanması üzerine Ashley geri çekildi. Bir kez daha sınıfa bakınan Ashley bir yeri işaret etti. “Şurada boş yer var.”

İşaret ettiği yerde iki tane boş sandalye vardı. Ancak burası Koi’nin her zaman oturduğu köşedeki sandalye değil, tam ortada arka arkaya iki sandalyeydi.

Ashley ona şaşkın bir ifadeyle baktı. Sanki sorunun ne olduğunu soruyor gibiydi. Elbette Ashley anlamayacaktı. Bunu ona açıklamak bile saçmaydı. Bunun yerine elini kaldırdı ve boş sandalyelerden birini işaret etti. “Sen oraya otur.”

“Nereye?”

“Arka sandalyeye.” dedi Koi. “Orada ben oturursam beni göremezsin.”

Geçmişte ters yönde oturduğu için sorun yaşadığı zamanları düşündüğünde bu konuda asla taviz veremezdi. İstediği son şey yine Ashley’nin kocaman sırtının görüşünü engellemesiydi. Her ne kadar Üniversiteye giriş sınavında başarısız olsa da notlarını yüksek tutması önemliydi.

Koi’nin düşüncelerinden habersiz olan Ashley başını salladı ve kısa süre sonra Koi’nin işaret ettiği yere oturdu. Koi, ancak o oturduktan sonra ilerledi ve kendinden emin bir şekilde ön sıraya oturdu. Çok geçmeden ders başladı ve Koi duruşunu düzeltti.

Koi dersi ciddiyetle dinlerken aniden Ashley arkadan konuştu. “Koi.”

“Ne oldu?” Koi bakışlarını önüne sabitleyerek onu duyabilmek için arkasına yaslandığında Ashley kısık sesle konuştu. “Seni görebiliyorum.”

Koi şaşkınlıkla arkasına baktı. Gözleri buluştuğunda Ashley gülümsedi. Koi ilk defa onun yakışıklı ama arsız yüzüne bir yumruk atmak istedi.

“Senin kadar minik birinin önüne çıktığını düşün, onu göremezsin.” Ashley genişçe gülümseyerek alçak sesle fısıldadı. “Tanrıya şükür, bezelye kadar küçük değilim.”

“Seni!”

Bir anda öğretmeni yüksek sesle “Connor Niles, az önce sorduğum soru neydi?” diye sordu. 

Telaşlanan Koi gözlerini kırpıştırdı ve kekeledi.

“Ş-şey…”

Kısa süre sonra öğretmeni ona sert bir yüzle baktı. Koi ne söyleyeceğini bilemeden gerginlikle kekelemeye devam etti. “Um, şey, ş-şöyle ki…”

Onun zorlandığını gören öğretmeni sert bir şekilde uyardı. “Derse odaklan. Şimdi herkes buraya baksın.”

Öğrencilerin dikkatini bir kez daha kendine çeken öğretmen derse devam etti. Koi de kıpkırmızı bir yüzle dinledi. Daha sonra arkadan bir kıkırdama sesi geldi. Bu Ashley’nin gülme sesiydi.

‘Ash, seni!’ Koi hızla arkasına baktı ama Ashley onun bakışlarından hiç korkmadan kurnazca ileriyi işaret etti.

“Derse odaklan Koi!”

Ona vurma isteği arttı ama elden bir şey gelmezdi. Koi yeniden dikkat çekmeden önce duruşunu düzeltirken arkasındandan yine kahkaha sesleri duyuldu.

***

“Gerçekten Ash, sen!”

Ders biter bitmez Koi hızla yerinden kalktı. Kızmak ister gibi göğsüne vurdu ama Ashley sanki yumrukları yumuşakça okşuyormuş gibi sadece güldü. Görünüşü son derece küstahtı ama zaten gerçekte Koi’nin Ashley’i yenebilmesinin imkan yoktu.

Koi küsmüş bir yüzle arkasını dönünce Ashley de onu takip etti.

“Koi!” Arkasından Ashley’nin sesini duydu ama duymazdan geldi ve yürümeye devam etti. Ashley kısa süre sonra ona yetişip yan yana yürürken “Hoş geldin partisine gidecek misin?” diye sordu.

“Hayır böyle şeylerden hoşlanmıyorum.”

‘Kız arkadaşım da yok param da.’

Koi yavaşça sordu. “Sen gideceksin, değil mi?”

‘Ashley’nin bir kız arkadaşı var, parası var ve okulun kralı, yani gitmesi doğal. Muhtemelen daha önce her yıl düzenlenen hoş geldin partilerine düzenli olarak katılmıştır.’ Ashley, Koi’nin sorusuna beklenmedik bir tepki verdi. “Bilmiyorum.”

“Şimdiye kadar düzenli olarak gitmedin mi?”

“Gittim.”

Ashley saçlarını karıştırdı.

“Belki de giderim. Al gidecek.”

“Peki…”

‘Kız arkadaşının daha önemli olduğunu söylemeye gerek yok.’ Koi kendini bu şekilde ikna etti. Başını salladığında aniden yanında yürüyen Ashley, Koi’nin arkasına geçip çenesini başına dayadı. 

“Yapma, sana yapmamanı söylemiştim.”

Koi elinden geldiğince mücadele etti ama Ashley iki kolunu da omuzlarına koyarak hareket etmesini engelledi. “Ah, çok rahat.”

Koi tekrar bağırdı. “Seni!” 

“Ash!” Aniden biri ona seslenince Ashley ve Koi anında yürümeyi bıraktılar. Sonrasında Ashley konuştu. “Al.”

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 25. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 25. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 25. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 25. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 25. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 25. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X