Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 20. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***20.Kısım***

Koi sanki bir çocukla konuşuyormuş gibi konuştuktan sonra Ashley’nin başını yastığa koymasına yardım etti. Ashley’nin anlık kıpırtısına rağmen Koi onu yalnız bırakmadı. Bir eliyle battaniyeyi boynuna kadar çekip göğsüne hafifçe dokunduğunda Ashley bu dokunuşun onu rahatlattığını fark etti.

Koi, “Evet burada olacağım.” dediğinde Ashley ancak o zaman ona bir şeyler fısıldadığını fark etti.

‘Gitme.’

Bu şimdiye kadar hiçkimseye söylemediği bir şeydi. Ne kız arkadaşlarına, ne arkadaşlarına, ne de onu doğuran ebeveynlerine.

‘Bunun anlamsız olduğunu düşünüyordum.’

Ashley gözlerini kırpıştırıp Koi’ye baktı. Bulanık görüşüne rağmen Koi’nin gülümsediğini görebiliyordu.

Ashley elini yavaşça kaldırdı ve Koi’nin göğsünü sıvazlayan elini tuttu. ‘…Ellerimi tutsan bile sen de herkes gibi gideceksin.’ 

Ateşi gittikçe yükselen Ashley’nin aksine Koi’nin elleri soğuktu. Derin bir nefes alan Ashley uykuya daldı. Bu sefer bir kez bile uyanmadı.

***

Koi, Ashley’nin uyuyan yüzünü görünce rahat bir nefes verdi. Ashley’i ilk bulduğunda neredeyse ambulans çağıracaktı. Durumu o kadar ciddi görünüyordu ki dikkatli olmazsa her şeyin daha da kötü bir hale geleceği hissine kapılmıştı.

‘Sakin olmalıyım.’

Korkusunu bastıran Koi, elinden geldiğince soğukkanlılıkla düşündü. ‘Ashley ne zamandır hasta?’ Evde kimsenin olmadığı ortadaydı. Şimdiye kadar bırakın biriyle karşılaşmayı, bir insanın varlığını dahi hissetmemişti.

‘Önce neler yapabileceğime bir bakayım.’

Kendini topladı ve sessizce Ashley’nin odasından çıktı. Odaları kontrol ettiği sırada ikinci katta bir bar ve sade bir mutfak olduğunu görmüştü. İhtiyacı olan tek şey çorba için bir tencere, bir tabak ve ilaç için bir bardak suydu. Ashley’nin yemek yemek için mutfağa gitmesine gerek yoktu.

Kapıyı arkasından kapatan Koi geldiği yoldan hızla geri döndü. Mutfak diğer taraftaydı. 

Bir süre yürüyüp mutfağa girdi ve getirdiği hazır çorbayı kaynatmaya başladı. Kapattığı kapıyı tekrar açtığı sırada Ashley’i uyandırmış gibiydi ama yine de ilacını sorunsuzca içirmeyi başarmıştı. Koi, Ashley’nin uyuyan yüzüne bakarken ‘Önce ilacın nasıl etki ettiğini bir görelim.’ diye düşündü.

Mağazadan rastgele aldığı bir şey olduğu için etkisi konusunda endişeliydi ama onun için elinden gelen her şeyi yapmıştı. Ashley’nin terli alnını bir peçeteyle sildikten sonra Ashley duruşunu düzeltti.

‘Ash uyanır uyanmaz çorbayı yeniden ısıtacağım…’

Bunu düşünen Koi istemsizce esnedi. Yorgunluk onu da ele geçirdi. Ashley derin bir uykuya dalmıştı ve sıkıca Koi’nin elini tutuyordu. Koi bir süre onu izledikten sonra kafasını yatağın üzerine koydu. Bir anda uykuya yenik düştü ve ufak bir esnemeyle uykuya daldı.

***

Dışarda kuşların cıvıldayan sesi duyuluyordu. Sabahın erken saatlerindeki serin esinti ve ferahlatıcı hava etrafa yayılmıştı. Ashley pencereden giren güneş ışığı ve soğuk hava karşısında kaşlarını çattıktan sonra yavaşça gözlerini açtı.

“…”

Bir anda şaşkına döndü.

Uzanan Ashley gözlerini kırpıştırırken tuhaf bir şey hissedip eline baktığında gözleri kocaman açıldı. Bunca zamandır elini tutarak uyuyor olmalıydı. Ellerin sahibini görmek için gözlerini hareket ettirdiğinde, donakaldı.

‘Koi.’ Bir şeyler hatırlamak için kendini zorladı. ‘Ama nasıl?’

Derin bir nefes alıp uyuyan yüzüne baktığında anılar birer birer canlandı. Bir anda Ashley’i görmeye gelip, dört çeşit çorba pişirip onu doyurmaya çalışmış ve beraberinde bir avuç dolusu ilaç içirmişti.

‘Son olarak yanında kalacağına söz verip Ashley’nin elini tutmuştu.’

Koi sözünü tutmuştu. Yatağın yanındaki sandalyeye oturmuş, Ashley’nin elini tutuyordu ve yüzüstü uyuyordu. Çarşafların üzerindeki yüz o kadar derin bir uykudaydı ki sanki hiçbir koşulda uyanmayacakmış gibi görünüyordu.

Ashley bir süre hareket etmeden Koi’ye baktı.

‘Gidebilirdin.’

Hasta birinin sözlerini duyduktan sonra rahatsız bir şekilde uyuyacak olmasına rağmen burada kaldığına inanamadı. ‘Ben olsaydım, uzun zaman önce geri dönerdim.’

‘Neden?’ diye düşündü Ashley. ‘Neden gitmedin?’

Tam böyle düşündüğü sırada aniden bir alarm sesi duyuldu. Şaşıran Ashley ayağa kalktı ve odada yankılanan sesin nereden geldiğini bulmaya çalıştı. Kendi telefonu olmadığını doğruladıktan sonra  etrafını bakındı ve çok geçmeden sesin sahibini buldu. Ses Koi’nin telefonundan geliyordu.

Hâlâ uyuyan Koi’nin kıyafetlerini dikkatle karıştırdıktan sonra telefonu ceketinin cebinde bulan Ashley, alarmı kapatmak için ekranı açtı. Ve ekrandaki bildirime göz attığı anda aklı başına geldi.

“Hey, Koi!”

Ashley hızla Koi’nin omzunu tutup salladı. O sırada Koi hala Ashley hâlâ elini tutuyordu. Ashley onun elini bırakmak istemiyordu ama başka seçeneği yoktu. Koi’nin elini bırakıp omuzlarından tutarak uyandırmaya çalıştı.

“Koi, uyan! Sabah oldu.”

Gözlerini güçlükle açan Koi mırıldandı. “Ha… Ne?” Karşısındaki yüze boş boş bakan Koi çok geçmeden parlak bir şekilde gülümsedi.

“Ash, daha iyi misin?”

“Uyandın!” Ashley hızla bağırdı. “Sınav! Üniversiteye giriş sınavın!” 

Ashley’nin bağırışı karşısında uykulu gözlerini kırpıştıran Koi, birkaç saniye sonra tepki gösterdi.

“Ne?” Ashley kadar yüksek sesle bağıran Koi hızla sandalyesinden kalktı.

“Bir dakika. Bekle, Koi!” Koi’nin peşinden koşan Ashley, baş dönmesi nedeniyle sendeledi ve gözlerini kapattı.

‘Kahretsin.’

Ateşi henüz düşmemişti. Bir önceki güne göre çok daha iyi olmasına rağmen hâlâ kendini yorgun hissediyordu.

Ashley boğuk bir sesle ona seslendi. “Koi, bekle!”

Merdivenlerden hızla inen Koi arkasına baktı. Ashley onun kendisine baktığını görünce korkuluklara yaslandı ve konuştu. “Seni sınav yerine götüreceğim. İhtiyacın olan her şey yanında mı? Önce bir kontrol et!”

“Ah. Ne?” Koi olduğu yerde durdu ve getirdiği çantayı karıştırdı.

“T-telefonum!”

“Burada.” Ashley bir elinde kendi telefonunu diğer elinde Koi’nin telefonunu tutarak merdivenlerden aşağı indi. “Senin için telefonuna göz kulak olacağım.”

“Teşekkür ederim.” Koi teşekkür ettikten sonra eşyalarını tekrar kontrol etti. Şans eseri sınava giriş belgesi de dahil olmak üzere eşyalarının çoğu çantasındaydı. Biri hariç.

“Bir dakika bekle, sana kendi hesap makinemi vereceğim.” Koi ağzını açmaya fırsat bulamadan Ashley ondan önce konuştu ve merdivenlerden yukarı koştu.

“Sen arabaya bin!” Boğuk bir sesle bağıran Ashley hızla gözden kayboldu. Koi’nin kalbi endişeyle sıkıştı, Ashley’nin kaybolduğu yöne bir kez daha baktıktan sonra aceleyle merdivenlerden aşağı indi.

Ashley’nin arabası tam olarak önceki gün olduğu yerde duruyordu. Koi elini alarmın çalmasından endişelenerek arabanın üzerine yavaşça koydu ama ses yoktu.

Yolcu koltuğunun kapısı açıktı. Arabaya bindiğinde anahtarların arabanın üzerinde olduğunu fark etti.

“Hadi.” Daha sürücü koltuğuna oturmadan hesap makinesini elinden bırakan Ashley arabayı çalıştırdı. “Sınav yeri neresi?”

Evden ayrılırken,  kendisine sorulan soruya Koi titreyen bir sesle cevap verdi.

“Tanrıya şükür yakın.”

“Evet.”

Sorun, sınav saatinin gelmiş olmasıydı. Belirtilen süre içerisinde girmediğiniz takdirde sınava girmeniz mümkün değildi. Koi dua ediyormuş gibi ellerini birleştirerek gözlerini sıkıca kapattı. ‘Lütfen!’

“Bana dua etmen gerekmez mi?” Ashley’nin ani sorusu karşısında Koi gözleri kapalı cevap verdi. “Sen ve araban için dua ediyorum. Lütfen geç kalma.”

“Peki yetişirsek ben ve arabam için ne yapacaksın?”

Sesim hala kısıktı ama önceki güne göre daha iyiydi. Koi onun gerginliğini gidermeye çalıştığını fark etti.

“Ne istersen söyle, elimden geleni yapacağım.” İçtenlikle bunu söyleyince Ashley güldü.

“Böyle şeyleri dikkatsizce söylememen gerektiğini hala öğrenmedin mi?” Ashley şaka yapıyordu ama Koi ciddiyetle yanıt verdi. “Sorun değil, senin için her şeyi yapabilirim.”

Ashley gözlerini yoldan ayırıp Koi’ye baktı. Koi tekrar konuştu. “Çok teşekkür ederim.”

“Bunu zamanında vardıktan sonra söyle.” Gülümseyerek konuşan Ashley, hızla direksiyonu çevirip yan şeride girdi.

**********************************************************************************************************

Ne derler bilirsiniz okuması 3dk süren ama çevirmesi 3 saat olan bir bölümdü skksksks

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 20. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 20. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 20. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 20. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 20. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 20. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X