Kiss Me If You Can [Novel] Yan Hikaye Kitap 1, Bölüm 7: Baştan Çıkarmak (+18)
Çevirmen: Ashily
YAN HİKAYE BÖLÜM 7: BAŞTAN ÇIKARMAK (+18)
Derin bir inilti banyoda yankılandı. Chase sınırındaydı. Bir anda zihni boşaldı ve gözleri boşluğa daldı. Kısa süre sonra Josh’un karnının içi kaynadı ve etrafa feromonlarının tatlı kokusu yayıldı.
Haa, haa. Haa, haa.
İçine girer girmez boşalan Chase, alnını Josh’un omzuna dayadı ve kesik kesik nefesler aldı. Ön tarafı ıslandığı için Josh’un da aynı durumda olduğunu belli belirsiz hissediyordu.
Bir süre nefes alıp verdikten sonra, Chase Josh’un bacağını kollarının üzerine aldı ve içine girerek penisini şişirdi.
“…Uh.” Josh’un ağzından bir inilti kaçtı. Tabii ki bu sadece zevkten değildi. Duvarla Chase’in bedeni arasında parmak uçlarında güç bela dururkenki pozisyonu bir akrobasi hareketine benzerdi. Ancak Chase pozisyonu çok umursamadı, düşmemesi için duruşunu düzeltti ve içine sonuna kadar girdi.
“Haah.”
Chase aniden elini duvardan çekti ve Josh’u belinden tuttu. Josh istemsizce nefesini tuttu ve refleks olarak bacaklarını Chase’in beline doladı. Hemen sonrasında, Chase Josh’u kolları arasına alarak hızla yatak odasına geçti.
Hızla yürümesi nedeniyle Chase’in penisi, Josh’un deliğine girip çıkıyordu. Josh, kalın penis deliğinde sürtünürken zevkten öleceğini hissetti. Chase nihayet onu tutarak yatağa uzandığında, Josh ufak bir çığlık attı.
Chase’in ağırlığı, Josh’un yataktan sekmek üzere olan bedenini engelledi. Chase ile yatak arasında kalan Josh nefesini tuttu ve dişlerini sıktı. “Uh… Seni serseri, bunu nereden öğrendin?”
Chase, derin bir nefes alarak “Öğrenmek mi?” diye sordu. Josh derin bir nefes verdi. ‘Bunu öğrenmediğin halde içgüdüsel olarak mı yaptın?’
Bununla birlikte Chase’in kızarmış yanakları, çatılmış kaşları ve neden bahsettiğini gerçekten bilmiyormuş gibi ona bakan şaşkın yüzü delicesine güzeldi. Bu görüntü karşısında Josh derin bir inilti çıkardı.
“Lanet olası serseri.” Bir kaç küfürle ellerini Chase’in boynunun arkasına doladı ve onu kendine çekti. Gelişigüzel şekilde birbirine doladıkları dilleri, birbirine kenetlenen alt taraflarından farksızdı.
“Ah, ha, uh, hah.”
Josh, bacaklarını iki yana açarak yatakta uzandı ve Chase onu şiddetle becermeye devam etti. Bir an için heyecanla hareket eden dizlerininin sonunda Josh’un yüzüne çarpacağından endişelendi.
Bununla beraber Chase bir yandan da penisinin Josh’un deliğine girdiği kısma bakıyordu. Bu pozisyonu beğenmişti çünkü Josh’un kızarmış yüzünü, sivri meme uçlarını, göbeği boyunca şişen ve ıslanan penisini ve Josh’a girip çıkan kendi penisini görebiliyordu. Josh ise tam tersine ölmek üzere gibi hissediyordu.
“D-dur. Ö-öleceğim sanırım.”
Chase deliğine her vurduğunda nefes nefese kalıyordu. Vücudu yoga yapıyormuş gibi bükülmüştü ve artık boynunu hareket ettiremiyordu ama Chase bir an olsun ara vermedi. Fiziksel gücüne güvenen Josh’un bile bazen gücü tükeniyordu ve şu an o anlardan biriydi. Bu yüzden, alışılmadık bir şekilde, Chase’e yalvardı. Chase, onun neden bahsettiğini bile bilmemesine rağmen şaşkınlıkla güldü.
“Alt tarafındaki ve üst tarafındaki ağzının sözleri neden farklı?” Chase ağır ağır nefesler alarak konuşmaya devam etti. “Şuraya bak, sıkıca sarıyorsun. Aslında durmak istemiyorsun, değil mi?”
“Ahh.”
Son sözleriyle birlikte penisini şiddetle içeri sokan Chase, başını öne eğip durdu. Josh, bilinci gelip giderken gözlerini kırpıştırdı ve kaşlarını çattı. Chase’in yüzü daha da kızardı. Josh, içini ısıtan penisin şiştiğini ve daha da sertleştiğini tüm bedeniyle biliyordu. Derin bir nefes aldıktan sonra, Chase’in gözleri kocaman açıldı, bir an sonra odağını kaybetti ve görüşü bulanıklaştı.
Chase bir kez daha Josh’un deliğine girip biraz geri çekildi ve bekledi. Buğulu bakışları sabitlendiğinde derin bir nefes verdi. Ardından kendi penisiyle Josh’un deliğinin bağlandığı noktaya baktı. Chase’in penisini sıkıca saran deliği, Josh her nefes aldığında çıkardığı sese göre yüksek sesle sarsılıyordu. Chase hareket bile etmiyordu ama Josh’un deliği onu içine çekip okşuyor, çiğniyordu. Bu sahneyi büyülenmiş bir şekilde izleyen Chase ağzını açtı.
“Daha önce hiç donmuş muz yemeyi denedin mi?”
Josh var olan birazcık bilinciyle ‘Neden bahsediyorsun sen?’ diye düşündü. Onun kafası karışmış ifadesini fark eden Chase gülümsedi ve yavaşça nefes verdi.
“Şu anda alt tarafındaki ağzınla muzumu emiyorsun, değil mi?”
Josh istemsizce kahkaha attı ancak bu daha çok şaşırma ünlemi gibiydi.
“Ona nasıl muz dersin… o bir baget.”
“Sert mi peki?”
Chase başını eğdi. Josh o an için çok sinirlenmişti ama başını hafifçe kaldırdığında Chase ona kızarmış bir yüzle o kadar güzel baktı ki, farkında olmadan “Evet” diye mırıldandı. Sonra Chase bir kahkaha patlattı ve onu nazikçe azarladı.
“Bu yüzden donmuş muz dedim aptal.”
Josh son sözlerde duraksadı ama bununla bitmedi, Chase sözlerine birkaç kelime daha ekledi. “Bagetler emilmez, saf Joshua.”
Ardından gülmeye devam etti. ‘Hiçbir deneyimi olmayan Chase, saf olduğu için birine nasıl güler?’ Hem de Josh dışında kimseyle bir şey yapmadığı bir konuda.
Ama Josh bunu yüksek sesle söyleyecek kadar aptal değildi. Deneyimsiz bir gencin büyük keşfi için cömert olması gerekmez miydi? Chase’den beş yaş büyüktü ve birçok alanda benzersiz deneyimlere sahipti. Özellikle bu konuda tartışmaya bile girmesine gerek yoktu. Böyle bir durumda saf olduğunu söylediğine göre, belki de Chase kelimenin sözlük anlamını yanlış anlamıştı. Yine de, Chase’i gerçeğe uyandırarak onun ender sevincini yok etmek istemedi. ‘Bunu söylersem, eminim ki hayal kırıklığına uğrarsın.’
‘…Ne kadar da tatlı.’ Josh, Chase’in üzgün yüzünü görme arzusuyla gözlerini hafifçe açtı ve kendini bunu görmezden gelmeye zorlayıp sadece gülümsedi. Haklısın der gibi.
Sonrasında Chase her zamankinden daha parlak bir şekilde gülümsedi. Josh ona baktığında Chase’in yüzü balla yapılmış şeker kadar tatlıydı. Bunu gören Josh, onu hayal kırıklığına uğratmamakla iyi ettiğini düşündü. Ona aptal ya da saf dese bile, o meleksi gülümseme uğruna her şeye karşı hoşgörülü olabileceğini hissetti. Elbette bu meleğin alt tarafı tanrısal olmaktan uzaktı.
“Ovv!” Josh, deliğine aldığı ani, şiddetli darbe karşısında çığlık atarken neredeyse dilini ısırıyordu. Chase’in uzun, kalın penisinin kaslı karnına girip çıktığını görebiliyordu. Chase, Josh’un karnına bakarak hızla hareket etti. Josh’un karnının hafifçe şişmesini, alçalmasını ve tekrar yükselmesini izleyince heyecanını kontrol edemeyip derin bir inilti çıkardı. Josh’un dizlerini tutup ayırarak hızla içeri ve dışarı hareket ederek kendi dizlerinin üzerinde durdu. Bu hem Josh’un nefes kesici deliğini hem de deliğine soktuğu penisini net bir şekilde görmesini sağlıyordu.
“…Ha.”
Penisinin derinliğine baktığında, ağzından bir inilti çıktı. Heyecandan aklını kaybedecekmiş gibi hissediyordu. Heyecan, Chase’in yaydığı feromonları daha da yoğunlaştırdı. Kokuyu alan Josh’un gözleri odağını kaybetti ve gergin kaslı vücudu gevşedi. Yanıt olarak, Chase’in de nefes alış verişi hızlandı.
“Haa, haa.”
‘Her şeyini delmek istiyorum.’ Chase o an penisinin küçük olduğunu hissetti. ‘Daha büyük ve daha uzun olsaydı, Josh’un tüm karnına kadar sokabilirdim.’ Böylelikle, Josh’un karnının her yerinde kendisinden izler bırakırdı.
“…Ugh.”
Tüm bunları hayal ettikten sonra, kendini tutmakta zorlanan Chase, kaşlarını çattı ve dudaklarını ısırdı ama sperminin bir kısmının şişkin penisinden dışarı akmasını engelleyemedi. Bu hayal kırıklığına uğradığı anlamına gelmiyordu. Bir kerede boşalmak onu rahatlık veriyordu ama uzun sürmesi ve sonradan gelecek keyfi maksimuma çıkardığı için azar azar boşalması da güzeldi. Daha önce akıttığı meni üzerine yeni meni akacak ve içi yavaş yavaş dolacaktı. Josh’un karnına boşalma düşüncesiyle bile günde yüz kere yapabileceğini düşündü.
Chase daha da eğilerek Josh’un dizlerini serbest bıraktı ve ellerini yatağın üzerine koydu. Bu sayede alt tarafındaki hareketi daha da fazla hisseden Josh boğuk bir inilti çıkardı. Ugh, onun dişlerini sıktığını gören Chase gülümsedi, sonra kollarını büktü ve Josh’un üzerine çıkarak kalçalarını hareket ettirmeye başladı.
“Ah, ahh, ah, ah!”
Chase’in bu şiddetli hareket karşısında Josh çığlık atar gibi inledi. Chase sadece belini hareket ettirerek hızla içine girip çıktı.
“Joshua, haa, Joshua.” Chase hızlı hızlı nefes alıp vererek “Joshua, görebiliyor musun? Ne kadar ileri gittiğimi hissedebiliyor musun?” diye sordu.
Josh kısık bakışlarını karnına çevirdi. Biçimli, kalkık beli sayesinde karnı gözlerinin tam önündeydi. Chase penisini ince göbeğinin içine sert bir şekilde bastırdığında göbeği gözle görülür şekilde yükseldi. Tam gözlerini kocaman açtığı anda, birdenbire Josh’un yüzünden aşağı sıcak bir sıvı aktı.
“Ahh, b-bu da neydi?” Josh farkında olmadan bağırdı. İyice şişmiş penisinden beyaz sıvılar aktı. Refleks olarak, geç de olsa kapattığı gözlerini açtı ama hâlâ şaşkındı. Derin bir nefes aldı ve bir süre öylece yattı. Aldığı kokudan sonra ne olduğunu anladı. Kendi feromon kokusuydu. Kokusu zayıf olduğundan, kızışma döngüsüne girmediği sürece nadiren alırdı. Çoğu zaman fiziksel olarak bu kadar güçlü hissetmesinin sebeplerinden biri de buydu. Vücuduna yayılan uyuşukluk hissi, aşina olduğu bir şeydi. Josh çok geçmeden fark etti.
Kendi yüzüne boşaldığı gerçeğini. “…Ha.”
Sesi umutsuz bir iç çekiş olarak çıktı ve sersemlemiş hissetti. Çenesine doğru yükselen penisi, sınırına kadar gelince menisi yüzüne sıçramıştı. Boşaldığını bile fark etmemiş olması şok ediciydi ama Chase kendinden geçmiş bir halde Josh’un ıslak yüzüne baktı.
“Seni seviyorum, Joshua.”
Son derece tatlı bir sesle itiraf etti ama Josh, şaşkınlıkla Chase’e bakmaya devam etti. Chase’inkini yalıyor olsaydı daha iyi olurdu. Yüzünün her yerinde kendi sperminin olması gerçekten kirli hissettirmişti.
Yutkunduğunda ağzında alışılmadık bir tat hissetti. Aynı zamanda siniri tepesine çıktı.
“…Ah, s*ktir!”
Öfkeyle yüzünü ovuşturmak üzere olan Josh duraksadı. Bunu yaparsa, tüm menisini yüzüne sürerdi. Kendi elleriyle. Hiçbir şey yapamadığı için tekrar küfretmek üzereydi ki birden Chase ellerini tuttu, çekti ve yüzünü ortaya çıkardı. Tereddüt etmeden önce Josh’un dudaklarını emdi ve onu öptü.
Chase, Josh’un istemsizce açtığı ağzındaki meniyi dikkatlice yaladı. Yüksek sesle inledikten sonra dilini çıkardı ve Josh’un her yerini yalamaya başladı. Dudaklarını, yanaklarını, kulak memelerini, alnını, burnunu, çenesini ve boynunu yaladı. Sanki kocaman bir golden retriever ona yapışmış, kuyruğunu sallıyor ve her tarafını emiyor gibiydi.
Josh kendine engel olamayarak ‘Chase de onlar gibi sarışın.’ diye düşündü. ‘Saçını siyaha boyadığına göre, o artık bir Labrador Retriever mı? 2X yaşında, cins Golden Retriever veya Labrador. Cinsiyet erkek. Ayırt edici özelliği kasık arasındaki bagetin pembe olması. Kısırlaştırma ameliyatı… Öyle bir planımız yok.’
Josh sessizce profil oluştururken, Josh’un menisinin tamamını yalayan Chase başını kaldırdı. Ona gülümseyen yüzü her zamankinden daha çok kızarmıştı. Josh şaşkınlıkla ağzını açtı.
“Lezzetli mi?”
Chase’in sanki dünyada eşi benzeri olmayan bir tatlı yemiş gibi bakan memnun yüzünü görünce Josh sormadan edemedi. Josh’u öyle gören Chase neşeyle başını salladı.
“Senin olan her şey lezzetlidir.”
Düşünecek bir an bile olmadan öpüşmeye devam ettiler. Heyecanlı nefesleri Josh’un ağzında birbirine karışıyordu. Josh bitkin bir halde, ‘Sonunda bitti mi’ diye düşündü. Buraya kadar dayanabildiği için kendiyle gurur duydu. Diğer yandan Chase’e olan aşkının taşmasıyla ve son öpücüğüne samimiyetle karşılık verme düşüncesiyle özel bir dil tekniği kullandı. Genellikle bunu Chase’in kasıklarını yalamak için kullanırdı ama dilini okşamakta partnerini uyarmanın bir yoluydu.
Ve bunu yapar yapmaz Josh pişman oldu.
“Bekle, ne yapıyorsun? Bitmedi mi?”
Karnındaki penisin şiştiğini hissederek bağırdı ama artık çok geçti. Chase gülümsedi ve ağzını açtı. “Beni baştan çıkardın.”
“Bunu yapmaya çalışmıyordum…”
Josh, “Seni ödüllendirmeye çalışıyordum” diyerek bunu yalanladı ama Chase çoktan penisini çıkarıp Josh’un bacağını tutarak yana çevirip pozisyon değiştirmişti. ‘Güya konuşuyorduk.’ Hızla pozisyon değiştiren Josh yumruklarını sıktı ve yatağa arka arkaya sertçe vurdu.
“Lanet olsun! Daha ne kadar yapacağız!”
Onun donuk bir sesle küfrettiğini görünce Chase içine girdi. Muhtemelen çocukken böyle bir alışkanlık edinmediği için Josh’un küfür etmesi son derece nadirdi. Bu yüzden Chase, böyle zamanlarda Josh’un bu kadar sinirlenmesine neden olduğu düşüncesiyle gurur duyuyordu.
“Biraz daha.”
Josh, Chase’in fısıltısıyla birlikte duraksadı. Sanki bir şey söyleyecekmiş gibi arkasını döndüğünde Chase’in ona kızarmış bir yüzle baktığını gördü. Bir an Josh’un omurgasından aşağı bir ürperti geçti. Chase’in kasıklarının arasındaki sıvı ve meni ile kaplı penisi şişmiş ve dikleşmişti. Chase, Josh’a tatlı tatlı gülümsedi ve tekrar konuştu.
“Biraz daha devam edelim.”
“Ne, ah!” Anında Josh’un ağzından bir çığlık yükseldi. Belini kavrayan Chase, sonuna kadar kendini itti. Karnı dolmuştu ve nefesi kesilmişti. Bir an için gözlerinin önü karardı, sonra görüşü yavaş yavaş geri geldi.
‘Bu sefer gerçekten öleceğim. Bu gidişle öleceğim.’ Josh, tüm kemiklerinin sızlaması, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi hoş olmayan bir hisle ölümün eşiğindeydi.
‘Kaçmam gerek.’
Hayatı boyunca kaçmanın korkakların yaptığı bir şey olduğunu düşünmüştü ama bu duruma göre değişirdi. ‘Hayatınızı tehdit eden bir durumdan kaçmamamak sadece aptalların yapacağı bir şeydir. Ve şimdi bir aptal olmadığını kanıtlama zamanı.’
Ancak, dünyadaki herkesin iyi olduğu ve kötü olduğu şeyler vardır. Şimdiye kadar hiçbir zaafı olmadığını düşünen Josh, ilk kez bir zaafı olduğunu öğrendi. Kaçma konusunda iyi değildi.
Chase’in penisini geri çektiği anı kaçırmadan aceleyle yataktan kaçmaya çalıştı ama hızla belinden tutulup sürüklendi. Josh hemen taktik değiştirdi. Ve iyi olduğu şeyi yapmaya karar verdi.
Tam yumruğunu sallayacağı anda bir şey fark etti, hedeflediğin yerin Chase’in yüzü olduğunu.
Bununla birlikte Chase, güneş kadar parlak bir şekilde gülümsedi. Josh’un tereddüt ettiğini fark etmiş gibiydi, canlandırıcı gülümsemesi Josh’un duraksamasına neden oldu. Ve Chase fırsatı kaçırmadı. Josh’un üstüne çıkıp onu yere serdi.
“Dur…!”
Josh beklentiyle bağırdı ama Chase bunu umursamadı ve itirazına bir öpücükle engel oldu.
***
Tıkırt.
Kapının açılma sesiyle istemsizce başını çeviren güvenlik ekibinin lideri şaşkına döndü. İçeri girdiğinden farklı olarak, Josh bitkin bir yüzle dışarı çıkmıştı. Güvenlik ekibi lideri refleks olarak kolundaki saati kontrol edince yine şaşırdı. Korumalar genellikle dakikti ve Josh da bir istisna değildi, tam olarak iki saat sonra dışarı çıkmıştı.
‘Ona ne olmuş böyle? İki saattir içeride ne yaparsa yapsın, girdiği zamankinden çok daha yorgun bir yüzle ağır ağır ilerliyor.’ Güvenlik lideri aceleyle Josh’a yaklaştı ve endişeyle sordu. “İyi misin? Bay Miller’la aranızda bir şey mi oldu?”
Josh tam ‘Yüzümde şişlik mi var acaba?’ diye düşündüğü sırada telefon çaldı. Josh anlayış istemek için elini kaldırdı ve arayanın adını kontrol etti. Kısa süre bir süre duraksadıktan sonra telefonunu kulağına götürdü.
“Dane?”
************************************************************************************************
Josh bebeğim hiç kusura bakma sen kendin kaşındın. Uyuyan devi uyandırdın ee sonuçlarına da katlanacaksın mecbur sfsffs
Yalnız Chase de çok yol kat etti. Kuduz köpekten Golden retriever’a level atladı. 😀
Şükür ki iki bölümdür bitmek bilmeyen seks sahneleri bitti. Buraları okuması güzel de çevirirken benim yaşadığım aksiyon paha biçilemez. -Ashily
Yorum