Koyu Switch Mode

Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 1: Ölüm Sorusu

A+ A-

Çevirmen: Arielsbubble


✧ ARC I: SON AKŞAM YEMEĞİ ✧

Bölüm 1: Ölüm Sorusu

Dört saattir yağan kar bir an olsun durma belirtisi göstermemişti.

Burası duvarlardan çeşitli av aletlerinin sarktığı, ortasında güveler tarafından kemirilmiş uzunca bir masa bulunan ıssız bir dağ kulübesiydi. Masanın etrafında bir grup insan oturuyordu. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı hepsi oradaydı. Aralarında bir yabancı bile vardı.

Oda oldukça soğuktu, orada bulunanların hepsi yüzlerinde somurtkan bir ifadeyle titriyordu ama kimse ateş yakmak için ayağa kalkmaya cesaret edemiyordu. Aniden masanın üzerinde duran eski radyodan bir ses duyuldu.

【Şu anda Pekin saati ile 17:30】

【Sınavın başlamasına 30 dakika var. Lütfen hızlıca sınav merkezine gidin.】

Radyodan gelen sesler cızırtılıydı, ayrıca 1950’lerden kalma radyo yayınlarının arka planında tipik olarak duyulan ve durmadan cızırdayan statik sesler de vardı.

Aslında bu ikinci yayındı. İlk yayın üç saat önceydi, “Sınav Merkezine Hoş Geldin 003712” diyerek yaşlı bir kadını selamladı ve yaşlı kadın korkudan anında bayıldı. Şimdi bile hâlâ kendine gelememişti.

Ve başka bir kişi ise radyonun talimatlarını dinlemeyip onu yok etmeye çalışmıştı… Pilleri çıkardıktan sonra, sanki ele geçirilmiş gibi odadan dışarı fırladı. Beş dakika sonra cesedi bir kar yığınıyla birlikte çatıdan düştü.

O zamandan beri kimse ona dokunmaya cesaret edemiyordu.

【Sınav merkezine gitmemiş olan adaylar, lütfen bir an önce merkeze gidin ve dışarıda oyalanmaktan kaçının.】

Bu cümle üç kez tekrarlandı. Odada ölüm sessizliği vardı.

Uzun bir süre sonra biri usulca sordu: “Bir komut daha… Ne yapmamız gerek? Birinin dışarıda olduğunu nereden biliyor?”

Herkesin yüzü solgundu ve kimse cevap veremedi.

Birkaç dakika sonra masanın başında oturanlardan biri sinirli bir şekilde mırıldandı: “Ee, henüz kim gelmedi?”

Bu kişinin hafif permalı sarı saçları vardı. Vücudu zayıftı, orta boyluydu ve her iki kolunda da hayvan dövmesi vardı. Köpek mi deve mi olduğu anlaşılmasa da oldukça korkutucu görünüyordu.

Yanında oturan kişi biraz geri çekildi ve cevap verdi: “Lao* Yu.”

*Lao = yaşlı. Bir hitap şekli.

“Lao Yu kim?”

“Kapıdan girdiği anda kusan sarhoş. Oğlu ve yeğeniyle gelen.”

Cevap veren kişi çenesiyle duvarı işaret etti ve ardından dikkatlice “sus” işareti yaptı.

Bahsi geçen yeğen, duvarın yanındaki eski püskü kanepede yatıyordu.

Yirmili yaşlarında, uzun boylu ve oldukça seçkin bir görünüme sahip genç bir adamdı. Eve girerken kapı pervazını tutup başını eğdiğinde, arkasındaki beyaz karla kaplı dağ çamları yanında sönük kalmıştı. Ancak kapıdan girdiği andan itibaren sürekli donuk bir ifade sürdürdü. Biraz kibirli görünüyordu.

Durmadan gevezelik eden sarhoş Lao Yu’nun dediğine göre yeğeninin adı You Huo’ydu.

“Sadece iki aylığına döndü ve Ulusal Bayram tatilinde beni ziyaret etmek için Harbin’e geldi. Yarın sabah onu havaalanına götürmem gerekiyordu. Ahh… Hepsi benim hatam! Ne fayda!”

Lao Yu veda içkisi bahanesiyle tamamen sarhoş olana kadar içmişti. Geceleri etrafta çok az insan olmasından yararlanarak sağa sola tökezliyordu.

Çocuk hastanesinin önündeki kaldırıma birisi bir deste tütsü kağıdı* bırakmıştı. Lao Yu sendeledi ve dengesini sağlayamadı. Bir ayağıyla tütsü kağıdına bastıktan sonra her şey tepetaklak oldu; kendisi, oğlu ve yeğeni buraya gönderildi.

*Dua edilirken yakılan kağıt.

Kulübeye girdiklerinde henüz baş dönmesinden kurtulamamıştı ve artık kendini tutamayarak You Huo’nun her yerine kustu. Lao Yu kustuktan sonra sarhoş hâlinden biraz ayılmıştı ama You Huo’ya bir şey söylemekten çok korkuyordu.

Buraya gelenlerin hepsi bu duruma beklenmedik bir şekilde yakalanmıştı ve tamamen hazırlıksızlardı. Sadece Mike adındaki yabancının çantasında bir takım temiz giysiler vardı.

You Huo üzerini değiştirdikten sonra diğerlerinden uzak durdu ve tek kelime etmeden kanepeye uzandı. Uyuyakalmış gibiydi. Yüzünü kapatan kolundaki aralıktan sağ kulağındaki yuvarlak küpe görülüyordu. Gaz lambasından gelen ışıkla yansıyor ve göz alıcı bir şekilde parlıyordu.

***

Bu vakitlerde gökyüzü kararmış olmalıydı fakat aksine dağın her yeri karla kaplıydı ve dışarısı hâlâ aydınlıktı.

Hamile kadın panik içinde dolaba baktı. Telefonlarındaki saat bozuktu, yalnızca dolabın üzerinde duran saate güvenebiliyorlardı. “Saat neredeyse altı. Lao Yu geri dönebilecek mi…”

Tak, Tak, Tak!

Cümlesini bitiremeden kapıya bir şeyin çarpma sesi duyuldu.

Herkes şok olmuştu. Korku dolu gözlerle birbirlerine baktılar. Pencerede biriken kar kenara itildi ve Lao Yu yüzünü cama bastırarak abartılı bir ifadeyle, “Benim. Kapıyı açın.” dedi.

Herkes rahat bir nefes aldı.

Neyse ki altıdan önce dönmüştü ve ölmemişti.

Eve giren iki karla kaplı adam, Lao Yu ve oğlu Yu Wen’di.

Herkes aceleyle, “Dışarısı nasıl?” diye sordu.

Lao Yu soğuktan titriyordu, yüzünü ovuşturdu ve ısınmak için oğluna güçlü bir tokat attı. Sonunda biraz ısındığında şöyle dedi: “Her yeri dolaştım ama faydasızdı! Nereye gidersem gideyim en fazla on dakika içinde tekrar bu kulübeyi gördüm. Bu alandan çıkmak imkansız!”

“Başka insanlar var mıydı? Ya da evler?”

Lao Yu hüsrana uğramış bir şekilde konuştu, “Hayır, kimse yoktu.”

Herkesin ifadesi umutsuzluğa düştü.

Telefonda sinyal yoktu, saat belirsizdi ve ağaçların hepsi aynı görünüyordu, hangi yönün kuzey, güney, doğu veya batı olduğunu söylemek imkansızdı. Kesinlikle yapabilecekleri hiçbir şey yoktu.

Şu an tamamen çıkmazdaydılar.

Ah, bir de cızırtılı bir şekilde onlara sınavı hatırlatan eski bir radyo vardı.

Kıçımın sınavı.

Lao Yu odaya girdiği anda radyo statik sesler çıkarmaya başladı.

Tüm öğleden sonra boyunca orada olmak, herkesin şartlı bir refleks geliştirmesi için yeterliydi. Hemen sustular ve radyoya baktılar.

【Tüm adaylar kabul edilmiştir. Sınav kuralları şimdi okunduğu gibidir.】

Sınav merkezine yeni girmiş olan Lao Yu ve Yu Wen yutkundu.

【Sınav belirtilen süre içinde yapılmalıdır.】

【Sınav resmi olarak başladıktan sonra sınav merkezine başka adaylar giremez ve sınav sırasında izinsiz sınav merkezinden ayrılamazsınız. Acil bir durum söz konusu ise talimatlara uymalı ve gözetmenle birlikte ayrılmalısınız.】

【Açık kitap sınavları dışında mobil cihaz veya diğer iletişim araçlarını kullanamazsınız. Adayların bilinçli olmaları ve iletişim araçlarını kapalı tutmaları rica olunur.】

【Sınav puana dayalıdır. Sınava girenler cevaplarını belirlenen cevap kağıdına yazmalıdır (özel durumlar hariç) aksi takdirde cevap geçersiz sayılacaktır.】

Radyo konuşmayı bitirdiğinde, her şey bir kez daha sessizliğe büründü.

Bir süre sonra odadakiler bir anda tartışmaya başladı.

“Gözetmen kim?”

“Açık kitap sınavı mı var?”

“Cevap kağıdı nerede?”

“Bunu tartıştığınıza göre hepiniz delirmiş olmalısınız.” Dövmeli adam elindeki İsviçre çakısı ile oynuyordu. Ne düşündüğünü kimse söyleyemezdi.

“Öyleyse ne yapmalıyız?” Hamile kadının gözleri ağlamaktan şişmişti. Kısık bir sesle, “Bir önceki kişiye ne olduğunu unutma…” dedi.

Sonra çatıyı işaret etti.

Dövmeli adam cesedi düşündü ve yüzü anında solgunlaştı. Sonunda durumu kabullenmeden önce bir an için kaskatı kesildi. İsviçre çakısını tutarak belli bir yöne doğru salladı. “Küçük velet.”

Yu Wen önce sağa sola baktı ve sonra kendini işaret etti. “Sen… beni mi kastediyorsun?”

“Evet, seni kastediyorum. Gel şuraya otur.” Dövmeli adam kendisine en yakın sandalyeye hafifçe vurdu.

“Ben, ah…” Yu Wen ağabeyine bakmak için döndü ve onun hâlâ ölü gibi kanepede yattığını gördü. İçindeki şikayetleri bastırarak, “18 yaşındayım.” dedi.

Dövmeli adam en fazla 25-26 yaşındaydı. Ona küçük velet demeye nasıl cüret ederdi?!

“Sana nasıl hitap ettiğim önemli değil!” Dövmeli adam aksileşti, “Buraya gel. Sana bir şey soracağım. Öğrenci misin?”

Yu Wen: “Evet.”

Dövmeli adam kaşlarını çattı, “Sınav yapabilir misin?”

Lao Yu içgüdüsel olarak oğlunu övdü, “Tabi ki yapabilir! Sınavlara girerek büyüdü!”

“Kapa çeneni.” Yu Wen ayyaş yaşlı adama kabaca karşılık verdi.

Ama babasını azarlayıp arkasını döndükten sonra odadaki herkesin ona baktığını gördü.

Yu Wen: “……”

Bundan sonra ne söyleyeceğini düşündü ve devam etti, “Haziran’da üniversite sınavına girdim ve son üç aydır deli gibi oyun oynuyorum. Ben aslında… artık pek iyi değilim.”

Hamile kadın bütün öğleden sonra paniğe kapılmış olmasına rağmen büyük bir çabayla gülümsedi. “Yine de bizden daha iyi durumdasın. Senin için sadece üç aydı. Biz şimdiye kadar her şeyi unuttuk.”

“Hayır.” Yu Wen bu durumu biraz saçma buldu ve korkusunu unutarak konuştu, “Siz hiç roman okumuyor veya film izlemiyor musunuz? Bu korkunç ortamda gerçek bir sınav yapılabilir mi? Muhtemelen sadece bir kandırmaca!”

“Niye?”

Yu Wen gözlerini devirdi. “Nasıl bilebilirim? Her neyse, insanlar korku filmlerinde ölür. Kim aniden gelip seni matematik ve fizikte test etmek ister ki? Bu kulübenin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından inşa edilecek hâli yok.”

Yeterince konuştuğunu düşünmüyordu ve ekledi, “Hıh.”

Kanepede ölü bir domuz gibi uyuyan kuzeni sonunda bu “hıh” sesiyle uyandı.

Yu Wen ona bakmak için döndü.

You Huo’nun oturduğunu ve yarı açık gözlerle, somurtkan bir şekilde boynunun arkasını ovarken kalabalığa baktığını gördü. Eski ahşap zemine dayanan bacakları çok uzundu, bu nedenle kanepe olduğundan daha da küçük gözüküyordu.

Sanki hesaplanmış gibi elini indirdiği anda dolabın üzerindeki saat, saatin 6 olduğunu belirtmek için çalmaya başladı.

Radyodan tekrar cızırtılı sesler yükseldi.

【Şu anda Pekin saatiyle 18:00. Sınav resmen başlamıştır.】

【Tekrar hatırlatma; sınav başladıktan sonra diğer adayların sınav merkezine girişine izin verilmez ve sınav süresi boyunca izinsiz çıkış yapılamaz, sonuçların riski herkesin kendisine aittir .】

【Sınavda kural ihlali ve hile yaptığı tespit edilen adaylar sınav salonundan uzaklaştırılır.】

【Diğer sınav kuralları standarda göre.】

Tehditlerini savurduktan sonra bipledi, iki saniye durakladı ve şöyle dedi:

Sınav süresi: 48 saat.】

Ders: Fizik.】

Yu Wen: “……”

【Şimdi sınav ve cevap kağıtlarını dağıtacağız. Hepinize başarılar.】

Radyo sustuktan sonra herkes bir kez daha sessizliğe gömüldü.

Yu Wen: “……”

Kahretsin, sınav kağıtlarının sınavdan önce dağıtılması gerekmiyor mu???

Hamile kadın korkuyla haykırdı, “Şu duvara bakın!”

Ateş sobasının üstündeki duvarı işaret etti. Birkaç bıçak izinin kapladığı boş duvarda artık birkaç kelime daha vardı…

Konu: Bir grup gezgin karlı bir dağa geldi…

Sınav gereksinimleri: Cevap her 6 saatte bir toplanacaktır. 6 saat içinde hiç puan kazanılmazsa, elenirsiniz ve sınav salonundan atılırsınız.

Bu iki satırın altında büyük bir boşluk vardı. Cevapların yazılacağı bir sınav kağıdındaki cevap alanı gibiydi.

Bu konu da ne? Ne soruluyor? Nasıl cevap vermeliyiz?

Herkesin kafası karışmıştı.

6 saat bir kenara, 600 saat verilse bile nasıl puan kazanacaklarını bilmiyorlardı.

O anda, küçük kar tanelerini taşıyan soğuk rüzgar odaya hücum etti ve herkesin titremesine neden oldu.

Rüzgarın kaynağına baktılar ve You Huo’nun pencereye doğru yürüyüp yarısını açtığını gördüler.

“Ne yapıyorsun?!” Dövmeli adam öfkeliydi.

You Huo’nun bir eli pantolonunun cebindeydi ve diğer elini de uzatmak üzereydi. Bağırışı duyunca arkasına baktı. Belki de bakışları kısık olduğu içindi, soğuk ve kibirli görünüyordu.

Dövmeli adam daha da öfkelendi. “Pencereyi açmadan önce sormayı bilmiyor musun? Bir şeyler ters giderse ne yapacaksın?”

“Sen kimsin?”

You Huo bu üç kelimeyi söyledi ve hiç aldırış etmeden sol elini tekrar uzattı.

Lao Yu daha fazla kendini tutamadı. Oğlunu cesaretlendirmek için fısıldadı, “Sen sor.”

Nedense Lao Yu yeğeninden korkuyor gibi görünüyordu.

Yu Wen, “Ge,* ne yapıyorsun?” diye seslendi.

*Ge = ağabey, kan bağı olsa da olmasa da kullanılabilir.

You Huo sol elini geri çekti ve salladıktan sonra cevap verdi, “Sınav merkezinden ayrılmanın sonuçlarını test ediyorum.”

Bir anlığına orada bulunan herkesin nefesi kesildi. Kızıl kan You Huo’nun parmaklarından avucuna aktı. Soluk teniyle birleşince daha da ürkütücü görünüyordu.

Umursamadan sildikten sonra bir kez daha pencere pervazıyla oynadı. Paslı bir teneke kutu aldı ve pencereden dışarı fırlattı.

Herkesin gözü önünde teneke kutu paramparça olarak karın üzerine saçıldı.

“Sınav Detaylarına” bir kez daha baktıklarında herkesin gözleri panikle doldu.

Duvarın yanındaki You Huo pencereyi tekrar kapattı. Gözleri her birinin sırtından geçti. Sınavlarla ilgili az da olsa deneyimi olan Yu Wen’e gelince… You Huo onu iyi tanıyordu.

Lisedeki üç yıl boyunca ders çalışmak yerine aval aval dolanmış ve yanlış arkadaş grubuyla takılmıştı. Sürekli internet kafelerde oyun oynamak için dersleri ekerdi, ayrıca güçlü bir sekizinci sınıf sendromundan muzdaripti. Şimdi bile, o çalkantılı dönemi henüz atlatamamıştı.

Fizik mi?

Bir köpeğe güvenmek, ona güvenmekten daha yararlı olurdu.

Diğerlerine gelince…

Yaşlı, zayıf, hasta, hamile ve hatta bir haydut.

Beş ölümcül zehir de mevcuttu.

Açılış sorusu bir ölüm sorusuydu.

Etiketler: novel oku Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 1: Ölüm Sorusu, novel Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 1: Ölüm Sorusu, online Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 1: Ölüm Sorusu oku, Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 1: Ölüm Sorusu bölüm, Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 1: Ölüm Sorusu yüksek kalite, Global University Entrance Examination [Novel] Bölüm 1: Ölüm Sorusu light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X