Koyu Switch Mode

Everyone Thinks That I Like Him 17. Bölüm

A+ A-

Çeviren: Ari


İlaçlarını ihmal etmeden uygulayan Ye Zhou’nun ayağı yavaş yavaş iyileşiyordu, en azından şişmiş ayak bileği koca bir tepeden ‘küçük’ bir tepeye inmişti. Yeni yurt odasındaki insanlar ona çok iyi bakıyorlardı.

Örneğin şimdi olduğu gibi: Masaya oturdu ve yanındaki Wen Renxu, “Zhou, ne istiyorsun?” diye sorup sandalyesini hareket ettirdi.

“Sorun yok. Çalışmaktan yoruldum ve biraz su içecektim…” Ye Zhou masanın üzerindeki bardağı aldı, içmek için dudaklarına götürdü ve bardakta su kalmadığını fark etti.

Wen Renxu dimdik ayağa kalktı. Ye Zhou’nun reddetmesini beklemeden direkt bardağı aldı ve “Senin için su koyacağım.” dedi. Ye Zhou bir şey söylemek istedi ama tereddüt etti.

Bu süre zarfında yurttaki insanlar ona baktığı için Ye Zhou çok minnettardı ama biraz mahçup hissediyordu. İçten içe oda arkadaşlarının ona bakma konusunda hiçbir şikayetleri olmadığını bilmesine rağmen, hiçbir şeyin karşılığını verememek kalbini her daim oldukça ağır hissettiriyordu. Çaresizdi çünkü topal ayağının iyileşme hızı çok yavaştı.

Son iki gündür ayağını ilaçla ovma sayısını iyileşmeyi hızlandırmak ve çevresindeki insanlara rahatsızlık vermemek için artırmıştı.

“Birazcık sıcak.” Wen Renxu kupayı Ye Zhou’nun masasına koyup sandalyesine döndü.

Ye Zhou isteksizce sağ ayağına baktı. İyileşme dönemindeki ayak yaralanması ağırlaşırsa tekrar etrafındakilere sorun çıkaracaktı, bu yüzden cesur davranmaya çalışmadı.

Bir de Shang Jin vardı.

Shang Jin ile aynı çatı altında yaşadığından beri Ye Zhou başka bir şey daha keşfetmişti. Çok popüler biri olan Shang Jin, aslında tamamen kapalı kutuydu. Ders olmadığında her zaman yurt odasına kapanıyordu ve bir şeyler satın alması gerektiğinde kısa bir süreliğine dışarı çıkıyordu.

Bu nedenle 405’te Ye Zhou’nun en çok anlaştığı kişi Shang Jin’di.

Fakat diğer iki oda arkadaşı oradayken Shang Jin ona asla yardım teklif etmedi ve tabii ki Ye Zhou’nun da onun yardım elini uzatmasına ihtiyacı yoktu. Liu Yutian ve Wen Renxu yokken bile Shang Jin ona özel olarak yardım etmiyordu. Onun yerine kendisi su içmek istediğinde yanından geçerken ona da bir bardak doldurmaya yardım ederdi ya da kendi yemeğini almaya gittiğinde Ye Zhou’ya da yemek getirirdi.

Bu yüzden zihninde Shang Jin’e karşı çok fazla önyargı olsa bile en rahat onunlayken olduğunu kabul etmek zorundaydı.

Fakat bunu kesinlikle yüksek sesle söyleyemezdi.

“Zhou, akşam yemeğinde ne yiyeceksin? Senin için yemek getireceğim.” Liu Yutian kulaklıklarını çıkardı, yemek kartlarını ve su şişelerini taşıyıp Wen Renxu’ya dışarı çıkarken eşlik etti.

Bugün hava pek iyi değildi. Sabah kasvetliydi, biraz çiseledikten sonra yağmur bastırdı. Odadaki dört kişinin de öğleden sonraları bir araya gelmesi çok nadirdi.

“Sadece biraz buğulanmış çörek alsan yeter.” Ye Zhou cebinden yemek kartını çıkardı ve Liu Yutian’a uzattı. “Teşekkür ederim.”

Liu Yutian yemek kartını bıraktı, “Buğulanmış çörek yemeyi gerçekten seviyorsun. Bir dahaki sefere sana ‘Buğulanmış Çörek Ye* diyeceğim. Birkaç akşamdır sürekli çörek yiyorsun, sıkılmadın mı?”

Ç/N: Buradaki Ye yemek anlamında değil soyadı Ye olduğu için.

Yazı yazmakla uğraşan Shang Jin bu cümleyi duyduğunda Ye Zhou’yu bir bakışla süzdü.

Kendisinin ve Ye Zhou’nun su şişelerini taşıyan Wen Renxu güldükten sonra, “Çok fazla konuşuyorsun. Shang Jin, yemek yemek ister misin?” dedi.

Shang Jin bir kez daha başını eğdi ve bir şeyler yazdı. “Hayır, ne yiyeceğimi düşünmedim. Bir süre bekleyeceğim ve bakmak için kendim aşağı ineceğim.”

İkisi gittikten sonra, Ye Zhou sol dizini tutarak Shang Jin’e baktı ve merak etti, “Neden onlarla gitmedin, Shang Jin? Toplu olarak hareket etmeyi sevmiyor musun?”

Shang Jin başını kaldırmadan konuştu. “Aşağı inersem sen ne yapacaksın?”

O ne demek şimdi!!

Shang Jin’in sözleri yüzünden Ye Zhou’nun vücut ısısı aniden yükseldi ve yavaş yavaş kulakları kırmızıya döndü.

“Ben yeterince büyük bir adamım, bir süre yalnız kalmanın nesi yanlış!”

Shang Jin, kağıttaki kalem izlerine üfledi ve alay etti, “Ben de kendimi düşünüyorum herhalde. Bacağın daha da kötüleşirse acı çekmesi gereken kişi ben olmaz mıyım, oda arkadaşım?”

Ye Zhou’nun alnındaki damarlar şiddetle fırladı. Sadece Shang Jin’in düşüncesinden dolayı utanmıştı ama birdenbire bunun tamamen kendi kuruntusu olduğunu fark etti!

Shang Jin ayağa kalktı, Ye Zhou’nun alnına parmağıyla sıkıca bastırdı ve “Bu yüzden içtenlikle herkesin sana bakmasına izin vermelisin. Hızlı iyileşmen bizim için en büyük ödül.”

“Ah! Bu Tek Yang Parmağı* değil mi?” Ye Zhou kendini geri çekti ama Shang Jin alnına dokunduktan sonra kırışıklık yok olmuştu. Ye Zhou başını örttü. Shang Jin’in söylediklerinden sonra allak bullak olan kafasının yavaş yavaş dağıldığını inkar edemezdi.

Ç/N: Jin Yong’un dövüş sanatları romanından bir hareket.

Shang Jin banyoya giderken Ye Zhou boynunu çevirip Shang Jin’in masasına baktı. Başta Shang Jin hakkında, özellikle de iyi yönleriyle ilgili herhangi bir bilgiyi edinme konusunda isteksizdi, şimdiyse biraz merak ediyordu. Shang Jin kayıtsız görünüyor olabilirdi ama kesinlikle göründüğü kadar düşüncesiz biri değildi.

Perşembe günü öğleden sonra, okulun basketbol takımı bir antrenman maçı yapacaktı.

Wen Renxu ve Liu Yutian eski oda arkadaşlarına destek olmak için spor salonuna koştular ve Ye Zhou’yla Shang Jin yurtta kaldılar.

Gerçekten inanamıyordu: Ne pahasına olursa olsun Shang Jin ile yalnız kalmaktan kaçınan o, Shang Jin ile yalnız kalmaktan rahatsızlık duymuyor, aksine kendini oldukça rahat hissediyordu.

Ye Zhou, arkasındaki Shang Jin’e göz ucuyla baktı ve içinden bunun bir illüzyon olduğunu düşündü! Son zamanlarda aklını kaçırmış olmalıydı, başka birinin ona karşı gösterdiği ufak bir nezaketi kafasında büyütüyordu! Shang Jin’in nasıl değiştiğine bakılmaksızın, o hâlâ aklına üşüşen ve ne olursa olsun asla geçinemediği baş düşmanıydı! Diğeriyle gönüllü olarak aynı çatı altında yaşamıyordu. Hepsi etrafındaki insanların zorlaması yüzündendi!

Ye Zhou kendini ikna ederken Shang Jin aniden, “Biraz dışarı çıkıyorum.” dedi.

Ye Zhou sahte bir şekilde öksürdü. “Git o zaman, bana ne diye rapor veriyorsun…”

On dakika sonra Shang Jin bir kutuyla geri döndü. Ye Zhou kitabını bir kenara bıraktı ve merakla, “Ne aldın?” diye sordu.

Shang Jin cevap vermedi. Bunun yerine kutunun etrafındaki bandı kesmek için bir maket bıçağı kullandı. Kısa süre sonra kutunun içeriği ortaya çıkmıştı.

Altında beş küçük tekerlek bulunan döner bir bilgisayar koltuğuydu.

Ye Zhou şakacı bir tavırla konuştu, “Nasıl yaşanacağını gerçekten biliyorsun.”

Shang Jin bilgisayar koltuğundaki ambalajı çıkardı. Yepyeni bilgisayar koltuğu benzersiz bir deri kokusu yayıyordu. Siyah deri çok yumuşak görünüyordu, beş çelik ayak güçlü ve parlaktı. Shang Jin sandalyeyi Ye Zhou’nun yanına itti ve “Bu senin için,” dedi.

Ye Zhou şaşkına döndü. “Benim için derken??”

“Herkes sana yardım etmeye istekli olsa da aslında sen başkalarını rahatsız etmekten hoşlanmıyorsun, değil mi?” Shang Jin sandalyenin arkasını tuttu. “Bunu kullanırsan en azından oda içinde özgürce dolaşabilirsin.”

Yani artık başkalarına bağlı kalmayacaktı.

Ye Zhou bir süre tek kelime edemedi. Şu anda Ye Zhou müteşekkir olmakla kıyaslandığında çok daha inanılmaz hissediyordu.

Shang Jin onu gerçekten anlıyordu.

Etiketler: novel oku Everyone Thinks That I Like Him 17. Bölüm, novel Everyone Thinks That I Like Him 17. Bölüm, online Everyone Thinks That I Like Him 17. Bölüm oku, Everyone Thinks That I Like Him 17. Bölüm bölüm, Everyone Thinks That I Like Him 17. Bölüm yüksek kalite, Everyone Thinks That I Like Him 17. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X