Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 8. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***8.Kısım***

‘Şimdi ne yapacağım?’

Ashley’nin onu bu kadar sorumsuz bir şekilde ortada koyacağı hiç aklına gelmemişti, B Planını bile düşünmemişti. Ama şimdi düşünme zamanıydı. 

‘Bu kadar sorumsuz biri olduğunu bilmiyordum!’

Koi gözyaşlarının akmak üzere olduğunu hissedince başını geriye doğru yasladı ve derin bir nefes aldı. 

‘Hasta olduğu için şu anda her şey can sıkıcı geliyor olmalı. Ama yine de yapması gerekeni yapmalıydı. Yapamayacağını daha önce söyleseydi, biraz daha zamanım olurdu. Şimdi bunu tek başıma nasıl halledeceğim?’

Kendisi ölümüne hasta olsa bile ödevini teslim gününde bitirirdi, yetiştiremezse dünyada ödevini yetiştiremeyen sadece kendisiymiş gibi büyük bir utanç duyardı. ‘Ashley Miller gibi çocuklar için bu ödev hiçbir şey. B alsa bile sorun olmaz. İyi bir puan alamazsa yeni bir okul yaptırıp gidebilirler.’

‘Zenginlerden nefret ediyorum.’

Koi sonunda kendini topladı ve akan gözyaşlarını sildi. ‘Elden bir şey gelmez. Önce sakinleşmeliyim. Bu puana ihtiyacı olan tek kişi benim. O yüzden zamanında yetiştirmem gerekiyor.’

Kendini toparladıktan sonra acele etmeye karar verdi. Ashley’nin payını bitirmesi gerektiği için ödev iki kat daha uzun sürecekti. Yarı zamanlı işinden vakit ayıramazdı. Azaltabileceği tek şey uyku süresiydi.

Koi hızla pedal çevirirken kendi kendine tekrarladı. “Ölünce istediğim kadar uyuyabilirim.”

***

“Hey, Ash! Naber? Üşütmüşsün!”

Okulda ünlü biri olan Ashley Miller döner dönmez ilgi odağı haline geldi.

Arkadaş tayfası her zamanki gibi dolabın önünde toplanmıştı ve her zamankinden daha fazla Ashley ile konuşmakla meşguldü. Uzakta duran çocuklar sohbet etmekle meşgulken, Koi sessizce eşyalarını toparladı ve dolabını kapattı.

Dersin yapılacağı sınıfa gidebilmesi için yolunu kapatan grubun yanından geçmek zorundaydı ama çok büyük bir sorun değildi. Bu tür krizler Koi için önemsizdi.

Dolaba sırtını yasladı ve yandan yürüdü, kenara çekilmelerini istemeden dar bir boşluktan geçti. İçlerinden bir tanesi kahkaha attı ve Koi’nin yaslandığı dolaba vurdu.

Vurma nedeniyle neredeyse büyük bir felaket olacaktı ama neyse ki Koi yumruktan kıl payı kurtuldu. 

Koi, tehlikeyi zar zor atlattıktan sonra sızlayan boynunu ovuşturdu ve arkasına baktı. Arkadaşlarıyla çevrili Ashley arkadaşlarıyla hâlâ gülüyor ve şakalaşıyordu.

‘Çok hasta olmuş olmalı.’

Hafif solgun teni bunun kanıtıydı ama Koi’nin ona sempati duyması için hiçbir  neden yoktu. Ödev yüzünden, üç gün boyunca bütün gece ayakta kaldıktan sonra part time çalıştığı dükkanda uyuyakaldığı için azarlanmıştı. 

Arkasında, Ashley de dahil olmak üzere buz hokeyi takımındaki herkesin yüksek sesle güldüğünü duyabiliyordu.

***

“Şimdi herkese son ödevden aldığı notu söyleyeceğim.”

Bay Martinez’in sözleri Koi’yi çok tedirgin etti. Tüm dikkati bir sonraki kelimeye odaklandı ve Bay Martinez gözlüklerini yukarı iterek konuşmaya devam etti.

“Hepiniz çok çalışmışsınız. Tabii ki üstünkörü bir şeyler yapanlar da vardı. Ah, endişelenme senin ödevin değildi, Dixon. Ödevine bakarsanız, ne kadar sıkı çalıştığını görebilirsiniz.”

Sınıftakiler Dixon’a kahkahalarla güldüler. Yanındaki çocukla şakalaşan Dixon da güldü. Elbette Koi gülmedi. Bir AP dersi alırken, muhtemelen ödevini üstünkörü yapan kimse yoktur. Ashley’nin böyle çıkması beklenmedikti ama ciddi olmadığı için kimse onu suçlayamazdı. Ayrıca, eksikliklerini tamamlamak için birçok yolu vardı. 

‘Benim gibi insanlar çok çalışmak zorunda.’

Tam kendini küçümsemeye başladığında, Bay Martinez adını söyledi.

“Connor Niles, Ashley Miller.”

“Evet!”

Farkında olmadan neredeyse ayağa kalkacak olan Koi, zar zor kendini tutup elini kaldırdı. Ashley de elini kaldırdı ama yüzündeki ifade çok açıktı. Elbette. Ödeve katkıda bulunmak şöyle dursun, ödevin tek bir harfine bile katkıda bulunmamıştı.

Koi, büyük bir endişeyle Bay Martinez’in ağzına baktı. Gözlerini notları yazdığı kağıttan ayırdı ve Koi’ye gülümsedi.

“Elinize sağlık. En iyisi sizinkiydi. A+’dan daha yüksek bir puan olsaydı, vermek isterdim.”

‘Başardım!’

Bay Martinez, Koi’ye güven verircesine gülümseyerek başını salladı. Koi o kadar mutlu oldu ki dudaklarının kenarları yukarıya doğru kıvrıldı ve yüzünde parlak bir gülümseme belirdi. ‘Yaptım. Çok çalıştım ama sonunda başardım!’

Elinden geleni yaptığı ama sonucunda hayal kırıklığı yaşadığı pek çok şey vardı. Ancak bu sefer istediği sonucu elde etmişti. Onu bundan daha mutlu edecek bir şey olabilir miydi?

Çığlık atma isteğini bastırdı ve iki eliyle ağzını kapattı. Bay Martinez öğrencilerin isimlerini seslenmeye ve onlara puanlarını söylemeye devam etti, ancak Koi artık hiçbir şey duymuyordu, derin derin nefes alıp sevincinin tadını çıkarıyordu.

O, artık sesin duyulmadığı ve başka şeyleri hissedilmediği kendi dünyasındaydı. 

Aynı şey, ona garip bir ifadeyle bakan Ashley’nin bakışları için de geçerliydi.

***

“Bugün uyuma ve etrafa dikkatle bak, tamam mı?”

Dükkan sahibi Koi’yi sertçe azarladı ve tavanın köşesini işaret etti. Kasanın önündeki kamerayı gösterdikten sonra, Koi’ye bir kez daha sert bir bakış attı ve gitti.

Dükkanda yalnız kalan Koi derin bir iç çekti. Ödevde başarılı olmanın sevincini hissetmek gelip geçiciydi. Sonrası inanılmaz bir yorgunluktu.

“Haaa.” Yalnız kalır kalmaz esnedi, gözlerinden akan yaşları sildi ve dükkâna göz gezdirdi. Atıştırmalık ve çeşitli ürünler satan dükkânın bugün hiç müşterisi yoktu. İyi olduğunu düşünüp yanında ödev getirmişti ama gözleri yorgundu ve göz kapakları aşağı iniyordu. 

“Ah, gerçekten.” Bunu bilerek yüksek sesle söyledi ve sert bir şekilde gözlerini ovuşturdu ama pek işe yaramadı. ‘Böyle olmayacak. En azından yüzümü soğuk suyla yıkamalıyım’ tam bunu düşünerek kasadan çıktığı sırada dükkanın kapısı zil sesiyle açıldı.

Zamanlama doğru olduğu için kendini şanslı hissetti. Gelenleri kontrol etmek için başını kaldıran Koi, afalladı ve donakaldı.

Nelson ve çetesiydi.

Sakinmiş gibi davranmak istedi ama vücudu onu takip etmedi. Nelson, refleks olarak donakalmış Koi’yi görünce sırıttı.

“Hey, nereye gidiyorsun? Part time çalışanın koltuğunu terk etmesinde bir sorun yok mu?”

Çete, sanki bu anı bekliyormuş gibi gülmeye ve gevezelik etmeye başladı.

“Hey, dükkânın sahibi dükkanı Koi Niles’a bırakıp gittiğine göre sizce de çok cesur biri değil mi?”

“Bu onun Koi Niles’ımıza güvendiği anlamına gelmiyor mu? Bu harika, Bay Niles.”

“Seni p*ç kurusu, ben buradayken ne yapabilirsin ki?” Yüksek sesli bir kahkahanın ardından içlerinden biri parmağının ucuyla Koi’nin alnını itti. 

Geriye sendeleyen Koi başka birine çarptı. Çarptığı çocuk küfürlü bir dille Koi’yi uzaklaştırdı. “Siktir, seni aptal p*ç kurusu nereye sürtündüğünü sanıyorsun?”

“Hah, kokuyor. Şu kötü kokuya bak, kokusunu üzerine bulaştırmadı değil mi?

“S*ktir, ne yapıyorsun? Buraya gel, bak, kokla şunu. Hahh, kahretsin burnum çürüyecek.” Sonuncusu Koi’yi ensesinden tuttu ve sertçe yere bastırdı. Koi yere düşmemek için mücadele etti ama vücudunun ikiye katlanmasını ve başının tehlikeli bir şekilde sallamasını engelleyemedi.

Koi, “Ha, yapma. Kes şunu!” diye bağırdı ama karşılık olarak aldığı tek şey alaycı bir gülümsemeydi. Koi zorbalığa maruz kalırken, Nelson buzdolabını açtı ve içecekleri karıştırdı, ardından bir bira çıkardı ve arkasında duran çocuğa fırlattı. Ani şekilde fırlatılan şişeyi iki eliyle alan çocuk söylendi.

“Hey, bunu atarsan nasıl içebiliriz?”

“İşte böyle.” Bira kutusunu sertçe sallayan Nelson, kollarını uzatabildiği kadar uzattı ve az önce aldığı birayı açtı. 

Koi telaşla “Ah, hayır!” diye bağırdı ama tabii ki Nelson durmadı. Kapağını açar açmaz beyaz köpük düz bir çizgi halinde yükseldi.

“Vay canına!”

“S*ktir, bu da ne?”

“Ah, seni çılgın p*ç!”

Bağırışlar ve kahkahalar birbirine karıştı. Koi’nin gözlerinin önü karardı. Tavanda kahverengi bir leke bırakan bira, sönmeden önce Nelson’ın elini ıslattı. Nelson şişeyi ağzına götürüp içtikten sonra homurdandı.

“Yarısını bile içemedim, lanet olsun.”

Elbette. Yarısını tavana püskürttüğü şişenin içindeki sıvı dükkandaki ürünlerin üzerine döküldü.

Ancak Koi’nin umutsuzluğa kapılması için henüz çok erkendi. Nelson buzdolabını tekrar açtı, birkaç bira çıkardı ve ceplerine doldurmaya başladı.

************************************************************************************************

Zorbalığın her türlüsüne karşıyım. Umarım siz de maruz kalıyorsanız ya da kalan birine şahitseniz sessiz kalmazsınız.
Önümüzdeki bölümle birlikte seri artık başlıyor diyebiliriz. Haftaya heyecanlı bir bölümde görüşmek üzere -Ashily

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 8. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 8. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 8. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 8. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 8. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap, 8. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X