Kitap 2, Bölüm 28: Yardım (+18)

BÖLÜM 28: YARDIM (+18)
Chase’in o anda hissettiği tek bir şey vardı. Her hücresi bunun için çığlık atıyordu. Çılgın bir arzuyla dişlerini sıktı. Burnunun ucu feromon kokusuyla dolmaya devam ediyordu. ‘Bu imkansız.’ Chase baş döndürücü kusma hissinin içinde belli belirsiz düşündü. ‘Koku o kadar uzun süre kalamaz. Neden hala feromon kokusu alıyorum?’
Sebebi belliydi. Feromon kokusuyla uyarılmasından dolayı beyni karmakarışık hale gelmiş olmalıydı. ‘Aksi takdirde hala kokuyor olması mantıklı mı?’ diye düşünen Chase inançla dişlerini sıktı ve içinden, ‘Burada sadece bu adam ve ben varım ve bu adam kesinlikle bir Beta.’ diye geçirdi.
Belki de beyni o Omega orada olmasa bile kokusunu hala hatırlıyordu. Omegaların kokusu her zaman Alfaların başını döndürürdü. ‘Seni öldüreceğim kahrolası Omega.’ diye düşündü.
İnleme ve dişlerini sıkma sesi şiddetli şekilde yankılandı. Ama Josh, başını omzuna yaslamış, hafifçe titreyen ve derin derin nefesler alan Chase’den o kadar da korkmuyordu. Chase’e acımıştı. Acıma duygusuyla, ‘Baskın Alfalar ne sıklıkla böyle zayıf bir yanını gösterir?’ diye düşündü. Belki de böyle hissetmesinin sebebi bu adamın Chase Miller olmasıydı.
“Bay Miller.” Josh, zihninin feromonlar tarafından bulanmaması için elinden geldiğince sert bir şekilde başını salladı ve sonra olabildiğince sakin bir şekilde ağzını açtı. “Bence biraz feromon yaysan iyi olur. Şu anda birini bulmak için pek zamanımız yok gibi görünüyor. Sana yardım edebilir miyim?”
“Ne, yardım mı?” Chase hızlıca nefes alarak kekeledi. Josh bir anlık tereddütten sonra kararını verdi ve elini uzattı. “Buraya.” Josh kasıtlı olarak Chase’in önündeki şişliğe dokundu. Bir anda Chase derin bir nefes aldı ve yumruğunu Josh’a doğru salladı. Durumuna rağmen inanılmaz güçlü bir reflekse sahipti. Ama Josh bundan hızla kaçınmayı başardı.
“Ah.” Tabi bunun üzerine Chase’in yere düşmesine engel olamadı ama kafasını çarpmasını engellemeyi başardı. Hızla diğer elini uzatıp başını tuttu. Chase’in kafası yer yerine Josh’un eli yere çarptı ama bu sorun değildi. Asıl sorun kısa bir süre sonra Chase’in ona bir yumruk daha atmasıydı. Josh bu sefer Chase’i kolayca yakaladı. Chase kan çanağı olmuş gözlerle Josh’a öfkeyle baktı. Vücudu yanıyordu ve titriyordu.
“İyi misin?” Chase Josh’un sorusu üzerine bir titreme daha hissetti. Öfkesine hakim olamayıp ağzını açtı. “Seni or*spu çocuğu. Nasıl, cüret edersin…”
“Evet işverenimin cinsel organına dokunmaya cüret ettim. Üzgünüm.” Hiçte üzgün olmadığı ses tonundan belliydi. Özellikle de kullandığı kelimelerden belliydi. Ama şu an bunun bir önemi yoktu. Josh, Chase’i sakinleştirmeye daha fazla özen gösterdi.
Chase artık sesi kadar titriyordu. Heyecanına hakim olamayarak derin bir nefes aldı ve sağa sola döndü. Sonuç olarak Josh onu daha sıkı tuttu.
Chase’in boğazının derinliklerinden, acı dolu bir inilti yükseldi. Josh ona tekrar uzandı ama Chase reddetti. “Dokunma bana, seni p*ç. Seni… öldüreceğim. Seni öldüreceğim!” Artık doğru düzgün konuşamıyordu bile ama konuşmaya devam etmekte ısrar etti.
Josh onu yatıştırmaya çalıştı ama Chase inatla reddetti. “Git buradan, defol! Beni duymadın mı, lanet olası? Seni nasıl öldüreceğimi iyi biliyorum!” Bağırdıktan sonra kalkıp gitmeye çalıştı.
Ancak bedeni istediği gibi hareket etmedi. Öne eğildi ve derin derin nefes aldı. Bu gidişle gerçekten ölecek gibi hissediyordu. Bu durumdayken bile dokunulmaya karşı çıkmasındaki ısrarı sonucu Josh daha fazla dayanamadı ve sordu. “Ya feromonların birikir de, bilincini kaybedersen ne olacak?”
Chase’in tepkisi çok ani oldu. Josh, Chase’in yüzünü hiç bu kadar sert görmemişti. ‘Ah, yoksa görmüş müydüm?’ Josh bir anlığına düşündü. O gün acı içinde uyuyan yüzü, garip bir şekilde şu anki haliyle örtüşüyordu. Josh, Chase’in nefes nefese kaldığını ve hafifçe titrediğini görünce acıma duygusunu gizleyip sakince konuşmaya devam etti.
“Ne olduğunu bilmiyorum ama bu şekilde uzun süre dayanamazsın. Yardım etmemi istemiyorsan gidip daha önce birlikte olduğun kişiyi bulabilirim. Zamanında bulabilir miyim bilmiyorum tabi.” Tüm önerebileceği buydu. Omega kokusunun kalıcılığından kısa bir süre önce beraber oldukları ortadaydı bu yüzden onu bulmak daha kolay olurdu. Chase’i buna ikna etmek zor olmayacaktı.
Ancak Chase’in solgun yüzünü ve konuşamadığını görünce şaşırdı. ‘Kabul edeceğini düşünmüştüm ama Chase’in tepkisi pek beklediğim gibi değil.’ diye düşündü. Bakışları Josh’a sabitlenmişti ama ona bakmaktan çok uzaktı. Josh her zamankinin aksine bir şeyden korkmuş gibi görünen gözlerini görünce şaşırmıştı.
Temkinli bir sesle “Bay Miller?” diye seslendi. Kendisine seslenildiğini duyan Chase sanki aklı başına geri gelmiş gibi irkildi. Josh seçim yapmasını bekledi ama onu daha fazla bekleyebileceğini sanmıyordu. Çünkü etrafını saran feromon kokusu aklını başından alacak gibi hissettiriyordu. Böyle devam ederse Chase’in üzerine atlayabilirdi. Bu asla olmamalıydı.
Chase istemsizce kaşlarını çatarken dişlerini sıktı ve elleriyle gözlerini kapattı. “Lanet olsun…!” Sıktığı dişleri arasından küfürler etti. Josh bir anlığına çimenlerin üzerinde yatan Chase’e baktı ve bir kez daha sordu. “Çıkarabilir miyim?”
Chase cevap vermedi. Açıkta kalan dudağını sertçe ısırması Josh’un görüş alanına girdi. Josh çenesine bastırıp onu rahatlatmak istedi ama başka düşüncelere ayıracak vakti yoktu. Etrafta kimsenin olmadığını doğruladıktan sonra Chase’e baktı.
Kuru tükürüğünü yutarak elini Chase’in alt tarafına uzattı. Hala bir eliyle Chase’in kafasını destekliyordu. Chase dudağını ısırmaya devam ediyordu. Kendi kendine ‘Bu adam hizmet edilmeye alışkın biri mi? Sanırım öyle.’ diye düşündü.
İçinden tarif edilemez birçok duygu geçti. Josh bunu görmezden geldi ve elini Chase’in kemerinin üzerinde gezdirdi. Kemerin tok sesi sağır ediciydi. Josh gerginliğini başka yere yönlendirmeye çalışarak biraz sert bir şekilde kemeri gevşetti.
Chase’in acı dolu bir sesle nefesi kesildi. Nefesini tutarken hafifçe ürperdiğini görmek üzücüydü ama bu Josh’u çok heyecanlandırdı. Ellerinin Chase’inkinden başka nedenle titrediğini görünce, yavaşça yumruk yapıp açtı. Kendi kendine defalarca tekrarladı, ‘Sakin ol. Kendine gel!’
Başta düğmeyi çözmeyip fermuarını açmayı düşünüyordu ama kabarık ön kısım ona engel oldu. Bir an duraksayan Josh, ifadesiz bir yüzle Chase’in fermuarını kapattı ve pantolonunu sonuna kadar indirdi. “…!”
Yukarıdan sert bir nefes alma sesi duyuldu. Bu Chase’in sesiydi. Bunun nedeni, Josh’un fermuarı açarken ön tarafına dokunmasıydı. İstemsizce olmuştu ve kaçınılabilir bir durum değildi bu yüzden Josh özür dilemek yerine gereksiz şeyler söyledi. “Çıkarıyorum.”
Sanki buzdolabından çörek çıkarmak üzereymiş gibi kuru bir sözdü. Ama Josh’un baksırın altından çıkardığı şey koca bir baget oldu. (ÇN: Baget ekmeğin ne olduğunu biliyorsunuzdur diye düşünüyorum.) Kesilmeyenindendi üstelik.
Josh bir an için kaskatı kesildi. Bu kadar ereksiyon olmak çok acı verici olmalıydı. Chase’in ıstırabına sempati duysa da, önündeki şeyin vücuduna girdiği düşüncesi kalbini soğuttu.
Ama daha fazla tereddüt edecek zamanı yoktu. Eline aldığı sıcak nesne birazdan patlayacak gibiydi. Chase’in horozu -Josh’un eli oldukça büyük olmasına rağmen- zorlukla tutacağı kadar kalındı. Birden yüzü kızardı. Josh’un soğuyan kalbi şaşırtıcı şekilde ısınmıştı.
Josh, Chase’in horozunu şeker gibi alıp emmek istedi ama boşta başka eli kalmamıştı. Mümkün olduğu kadar feromon kokusu koklamamaya çalıştı ve nazikçe ovalamaya başladı.
Chase çığlık atar gibi sert bir şekilde nefes aldı. Bunun üzerine Josh irkildi ve refleks olarak ona bakmak için döndü.
“Ugh, Ugh, Ugh…”
Sıkılı dişlerin arasından bastırılmış iniltiler art arda çıkıyordu. Josh onu taciz ediyormuş gibi hissetti ama suçluluk hissetmiyordu. Aksine, Chase’i daha da zorlamaya yönelik sadistçe bir isteğe kapıldı ve heyecanlandı.
Bu dürtüyü zar zor bastırdı ve yavaşça Chase’in penisine bakmaya başladı. Chase’in bastırılmış iniltileri boğazından çıktı.
“Ha, Uh… Ugh. Ah, Ha.”
Sert nefesi tüm vücudunu sarstı. Zaten gözleri kapalı olmasına -buna gerek olmamasına rağmen- Josh dikkatini başka yere verdi ve sadece eline odaklandı. Chase’in sıcak penisi, Josh’un ince parmaklarının arasında aşağı yukarı iniyordu ve nabzı hissedebiliyordu. Josh’un içini acımasızca ovuşturan penisin ta kendisiydi.
Kalın penisi sanki kendi aletiymiş gibi okşadı. Sertleşmiş penis daha da büyüdü ve elinde güçlü bir şekilde şişti. Pembe ucu Chase’in yüzü kadar kızardı. Josh parmaklarını kıpırdattı ve başparmağını yarık ucun üzerinde gezdirdi ve ovuşturdu.
“Ugh…!”
Chase içini çekerek Josh’un kolunu tuttu. Ama ondan kurtulamadı. Josh elini hareket ettirmeye devam ederek Chase’in titreyen elini görmezden geldi.
Penisi tutup parmağıyla ucuna dokunmaya devam ederken şeffaf bir vücut sıvısı eline bulaştı. Chase’in boğazının derinliklerinden, bastırılmış nefes ve inilti karışımı bir ses geldi.
Belini bükerek aceleyle Josh’un kolunu tuttu, bıraktı ve ardından birkaç kez tekrar tuttu. Vücut sıvısıyla ıslanmış penisinin başı parlıyordu. Birazdan boşalacak gibiydi.
“Haa, haa.”
Josh’un nefesi de hızlandı. Alt kısmı zonkluyordu ve yavaşça ıslanıyordu. Aradan birkaç yıl geçmiş olmasına rağmen bedeni o gece olanları hatırlıyor gibiydi. Josh, Chase’in isteği ne olursa olsun kabul etmeye hazırken, vücudunun verdiği tepki karşısında şaşırmıştı.
‘Ara sıra kendime mastürbasyon yapıyorum ama bunu ilk defa başka birine yapıyorum.’ Josh hiçbir zaman başkasının penisini elini alıp okşayacağını düşünmemişti. İşin aslı kendini hiçbir zaman başka bir erkekle hayal etmemişti.
Ancak Chase’in sert iniltileri ve nefes alış verişi artık bunu dayanılmaz hale getiriyordu. Feromonlar onu çıldırtıyordu ve bu adam Josh’u öldürmeye çalışıyor gibiydi.
Yapabilseydi Chase’in başını tuttuğu elini çekip kendininkini de okşamak isterdi. ‘Hayır, bu tek başına yetmez.’ Chase’in penisini ve kendi penisini aynı anda tutup tüm gücüyle okşayabilmek istedi. Sadece bunu düşünmek bile beyninin karıncalanmasına yetiyordu.
Josh elini hızlandırdı ve ‘Artık bunu bitirmeliyim. Aksi halde ne yapacağımı bilemiyorum’ diye düşündü. Dikkatini başka yöne vermek için askerde çok sık söylediği milli marşı düşündü ‘Evet, milli marşı söylemeliyim. Ah, güneşin doğuşunu görebiliyor musun…’
Ama ne yazık ki sözleri hatırlayamadı. ‘Yanlışsız yüzlerce kez okumuştum. Kahretsin!’ Josh’un eli giderek hızlandı. Chase sanki çok aklını kaçırmak üzereymiş gibi sert bir nefesle çığlık atar gibi inledi.
“Uh, ugh… Ah, ha… ha, ahh!”
Birden Josh’un elleri beklenmedik bir şekilde beyazımsı bir maddeyle sırılsıklam oldu. Josh elindeki penisi şiddetle sıktığını ancak bir süre geçtikten sonra fark etti.
**********************************
Yemin ediyorum tüm bölümü şöyle çevirdim; Biraz zevk, biraz Chase’e tecavüz hissi, biraz da olum Josh bu iş bittikten sonra Chase kesin seni öldürecek sfsfssffss
Yorum