Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 62: Kaçırılma

BÖLÜM 62: KAÇIRILMA
Steward sadece ufak bir kahkaha attı. Josh bakışlarını Steward’dan Grayson’a çevirdi. Kolunu kanepenin arkasına yaslamış olan Grayson bir sigara çıkarıp dudaklarına götürdü. Sigarayı yakması, dumanı bir kez içine çekmesi ardından nefes vermesi için Josh uzunca bir süre beklemek zorunda kaldı.
“İlk rut’u geldiğinde, Chase’in bir partneri yoktu. Utangaç ergen bir çocuktu.”
Bu, şimdiki Chase’i tanıyan kimsenin inanamayacağı bir ifadeydi. ‘Utangaç’, ‘Ergen’, ‘Çocuk’. Grayson bir duman daha çektikten sonra sessizce bekleyen Josh’a anlatmaya devam etti.
“Alex’i apar topar alıp götürdüm ama pek işe yaramadı. Chase ereksiyon olamadı ve bayıldı. Feromonlarını iğne ile çıkarmaktan başka çaremiz yoktu. Gözlerini açtıktan sonrasını hatırlamıyordu, bu yüzden ona böyle söyledim.”
“…Ne?” Josh boş boş gözlerini kırpıştırdı. Ancak bir süre geçtikten sonra söylediklerini idrak edebildi. “Yani aslında ona yalan söylediğini mi söylüyorsun? Baygınken bir köpekle birlikte olduğunu mu düşündürdün?”
Grayson sanki bir bahane üretir gibi homurdandı. “Ne yapabilirim, bunu yapmasaydım feromonlarından kurtulmayacaktı, biriktirmeye devam ederse beyni erir, delirirdi.”
“Ama bu yaptığın… zorlamak değil mi? İstemediği halde onu seks partisine bile götürdün!” Josh, Chase’in zorla bir partiye götürüldüğünü ve geri döndüğü gece nöbet geçirdiğini unutamıyordu. ‘Kardeşinin ne kadar acı çektiğini biliyor mu?’
Grayson’ın bundan sonra söylediği şey daha da inanılmazdı. “Öyle olsa bile hiçbir şey yapamıyor. Her seferinde direniyor ve sonunda bilincini kaybediyor.”
“…Ne?” Josh duyduklarına inanamadı. ‘Bu da ne demek oluyor?’ Grayson boş gözlerle gözlerini kırpıştıran Josh’a sakince cevap verdi.
“Bir köpekle yapmak istemediği için onu zorlamaktan başka şansım yoktu ama ne yaparsam yapayım sonunda kimseyle birlikte olmadı. Sonra feromonları birikti ve delirdi. Bu yüzden, ona iğne yaptırmaktan ve zorla feromonlarını yaymasını sağlamaktan başka çarem yoktu. O p*ç kurusu, her seferinde bir çöp parçası gibi ortalıkta dolandığı için sık sık kendini eleştirir ama…”
Gerçek, beklediğinin tam tersiydi. Duydukları karşısında Josh’un beti benzi atmıştı. Onun sersemlemiş ifadesini gören Grayson acı acı gülümsedi.
“Bunu yapmasaydım iğne bile yaptırmayacaktı, bu durumda ne yapabilirdim? Beğenmiyorsa biriyle çıkabilir, değil mi? Tek yapması gereken rut’unu biriyle birlikte geçirmek. Ama bundan da nefret ediyor, Josh. Kardeşim daha önce kimseyle çıkmadı. Buna inanabiliyor musun? İnanmıyorsun değil mi? Ama gerçek bu.”
Grayson şikayet eder gibi hızlı hızlı konuştu ardından omuzlarını silkti ve başını salladı.
“Sadece seks yapmaktan ve bu amaçla biriyle çıkmaktan nefret ediyor. Üstelik baygınken kimseden onunla yatmasını isteyemem, boşalmasını kontrol edemeyip birini hamile bırakırsa bu sorun olur. Geriye bir tek iğne kalıyor ama hale bakın, ömrününün sonuna kadar sadece iğne ile kurtulabileceğini mi sanıyor? En sonunda çürümüş kolunu kesecekler.”
Josh’un dili tutulmuştu. Beklenmedik gerçekle kafası karışmıştı, bu yüzden düzgün düşünemiyordu. Grayson konuşmaya devam etti.
“Bir gün gerçeği kabul edebilirse diğer Baskın Alfalar gibi o da feromonlarını doğal yollardan yok edebilecek. Böyle devam ederse önüne bir köpek getirmekten başka çaremiz kalmayacak. Elbette bu son çare… köpeklerle yapmak hijyen açısından da iyi değil.”
“Değil mi?” diye sordu ve gülümsedi. Josh cevap vermek yerine Grayson’ın yüzüne sert bir yumruk attı.
*
*
‘Çılgın p*ç.’ Josh dişlerini sıktı ve gaz pedalına bastı. Hız göstergesi maksimum hızın üzerindeydi ama yine de rahatlamış hissetmiyordu.
‘Nasıl böyle bir şeye gülebilirsin?’ Bunu düşündükçe daha çok sinirleniyordu. Onu fena benzetmeyi düşünmüştü. Steward müdahale etmeseydi ve Josh’u gitmeye zorlamasaydı daha kötü olabilirdi. Daha da şaşırtıcı olan, Grayson’ın Josh’u kışkırtmaya devam etmesiydi.
<Neden kızgınsın?>
Josh, gerçekten bilmediği için mi yoksa bir şey öğrenmeye çalıştığı için mi bilmiyordu ama kesin olan şey, kanlı bir yüzle gülmeye devam etmesiydi. ‘Böyle bir durumda nasıl gülebilirsin?’ Josh dehşete kapılmıştı ve ondan tamamen soğumuştu.
‘Chase.’ Onu düşündükçe daha çok üzülüyor ve kötü hissediyordu. Baskın Alfa olduğunu öğrendiği günden beri bu acıyı çektiğine inanamıyordu. ‘Gidip ona gerçekleri söylemeliyim. Sen hiç bir şey yapmadın, sen masumsun. Bilincini kaybettikten sonra bile, kimseyle zorla bir ilişki yaşamadın.’
‘Bu durumda.’ Josh o anda fark ettiği şeyle frene bastı ve arabayı durdurdu. Lastikler sürtündü ve patinaj yaptı. Park halindeki arabada oturan Josh, afallamış şekilde gözlerini kırpıştırdı.
‘Bu Chase’in yattığı tek kişinin ben olduğum anlamına mı geliyor?’ Josh bunun aklına bile gelmediğini fark ettiğinde gözleri büyüdü. ‘İmkanı yok,’ hemen inkar etti. ‘Ama Grayson haklıysa, o zaman bu da doğrudur.’
Chase daha önce hiç kimseyle seks yapmamıştı. Biriken feromonları her zaman iğneyle çıkarıldı.
“Ah, bu çok saçma…” Josh sersemlemiş halde kendi kendine mırıldandı ama gerçek buydu. Bir süre şoför koltuğunda öylece oturdu. Kafası bomboştu.
***
Sete plandığından çok daha geç dönmüştü. Josh derin bir nefes aldı ve arabadan indi.
‘Ona öncelikle köpeklerle ilgili yanlış anlaşılmayı anlatmalıyım.’ Karavana doğru yürürken bunu Chase’e nasıl açıklayacağını düşündü. ‘Gerçekleri öğrendiğinde kendini çok daha rahat hissedeceksin. Ve’
‘Ve.’
Beyni durmuştu. Chase’e nasıl bir ifadeyle bakacağını bile bilmiyordu.
‘Ben onun tek partneriydim.’ Şimdiye kadar Chase’i çok tecrübeli bir adam olarak yargıladığı için kafası karman çorman hale gelmişti.
‘Yine de 20 yaşını geçmiş bir adamın bakir olması mantıklı mı?’ diye düşündü. Ama söz konusu kişi Chase olduğunda mantıklıydı. İlk rut’unda yaşadığı travma yüzünden seks yapamıyordu. Buraya kadar anlaşılırdı. Ama daha önce hiç kimseyle çıkmamış olmasına gerçekten inanamıyordu.
Chase Miller tartışmasız dünyanın en güzel erkeğiydi. Para, ün ve iyi bir görünüşe sahipti. Kişiliğinde bir kusur olsa da bunun önemli olmadığını söyleyecek birçok insan vardı. ‘Bu gerçekten mantıklı değil.’ İnkar edercesine başını sallamak üzere olan Josh duraksadı. ‘Şimdi düşünüyorum da.’
Chase’in sık sık kızaran yüzünü ve basit bir öpücüğe verdiği telaşlı tepkiyi hatırladı. Bazen özellikle utanmış görünüyordu. İlk oral seks yaptığında nasıl hissetmişti? Heyecanlanmış mıydı? ‘Hayır, o her zaman çok heyecanlıydı ve biz bunu gecede birkaç kez yapıyoruz.’
Seks yapmayı ilk kez deneyimliyordu. Bu kadar düşündükten sonra Josh artık gerçeği inkar edemezdi. Ve tüm bunlar Grayson Miller’ın hatasıydı.
Josh, yumruklarını tekrar tekrar açıp kapatarak öfkesini yatıştırmaya çalıştı. Grayson’a vurduğunda eklemlerini incitmiş gibi hissetti ama bunu umursamadı. ‘Bununla ne yapacağını daha sonra düşünürüm. Şu anda yapılacak ilk iş Chase’i görmek.’
Karavana doğru devam ederken birden telefonu çaldı. “Evet Mark?”
Konuşurken yürümeye devam etti ancak karşı taraftan endişeli bir ses geldi. [Josh, şimdi neredesin? Gelmek üzere misin?]
“Evet, C’nin karavanına gidiyorum, ne oldu?”
[Ah, güzel. Çabuk ol, acil bir durum var. Hepimiz burada toplandık.]
“Acil bir durum mu? C ile ilgili bir sorun mu var?”
Göğsünün bir köşesi soğudu ve kalbi endişeyle çarptı. Mark hattın diğer ucundan derin bir nefes aldı ve “Evet” dedi.
[C, K oldu.]
‘Chase kaçırıldı.’ Kısa bir süre sonra şifreyi çözen Josh, istemsizce sert bir sesle bağırdı. “Ne?”
***33. Kısım***
‘Kaçırıldı mı?’
Josh telefonu kapatır kapatmaz deli gibi koştu. Giderken aklı karışmış ve sersemlemiş haldeydi. Bu sırada gözlerinin önünde, Chase’in kanlar içerisinde eski bir arabayla bir yere götürüldüğü görüntüsü canlandı.
‘Güvende olmak zorundasın.’ Josh düşünceli bir şekilde dişlerini sıktı. ‘P*çler, onun kılına bile dokunursanız hepinizi öldüreceğim. Ona dokunmaya nasıl cüret edersiniz? Or*spu çocukları.’
Karavanın önüne geldiğinde, nefesi kesilmişti. Josh kuru tükürüğünü yuttu ve aceleyle yoluna devam etti.
Her şeyden uzaktaki karavanın etrafı sessizdi. O kadar sakin bir atmosferdi ki birdenbire olayı doğru anlayıp anlamadığından şüphe etti.
‘Belki de yanlış duydum.’ diye düşünürken karavanın kapısını açıp içeri girdi. ‘Belki Chase hala yatakta uyuyordur. Öyle olduğuna eminim. Mark’ın söylediği şey başka bir anlama geliyor olmalı. Telefonda bir sorun olabilir veya yürürken konuştuğumuz için yanlış duymuş olabilirim.’
‘Evet, kesinlikle öyle olmalı.’ Oturma odasının kapısını açtığı anda tüm beklentileri kayboldu. Kalabalık bakışlarını Josh’a çevirdi ve Mark ayağa kalktı.
“Hoşgeldin Josh. Herkes seni bekliyor.”
Josh sadece korumaları değil, Laura’yı, Chase’in menajerini ve Laura’nın sekreterini de gördükten sonra artık duyduklarını inkar edemezdi.
*
*
“Nasıl oldu bu?” Josh mümkün olduğunca soğukkanlı kalmaya çalışarak sorduğunda Mark yorgun gözlerini ovuşturarak içini çekti.
Cevap veren Laura’ydı. “Aniden aldığı alışverişe gitme kararı herkesi telaşlandırdı. Onu gitmemesi için ikna etmeye çalıştım ama bildiğiniz gibi böyle şeyleri pek dinleyen biri değil… Neyse alelacele hazırlanıp dışarı çıktık. Gideceğimiz mağaza ile önceden iletişime geçtiğimiz için gelmemizi bekliyorlardı. Her şey göz açıp kapayıncaya kadar oldu…”
Laura solgun bir yüzle sustu. Bir sessizlik oluştu ve ardından Josh konuştu. “Ne almak için alışverişe gittiniz de sonu böyle bitti?” Öfkesini bastırdığı sesi hafifçe titriyordu.
Laura utanç içinde gözlerini kırpıştırdı. Bu kez konuşan Mark’tı. “Saat.”
“Ne?”
Mark kafa karışıklığı içinde yüzünü buruşturan Josh’a öfkeyle bağırdı. “Saat, kahrolası saat! Bileğine taktığın şey!”
Sol kolunu kaldırıp çılgınca sallayan Mark, “Kahretsin!” dedi ve küfür etti.
“Neden durduk yere alışverişe gitmeye karar verdi ki?”
“Kim bilir ne düşünüyordu!” Mark tekrar bağırdı. Sessiz odada sinirli sesi hafif bir yankı bırakarak azaldı. Josh, olabildiğince sakin kalmaya çalışarak ağzını açtı.
“Peki şimdi plan ne? Neden herkes burada? Bay Miller’ı kimin kaçırdığına ve nasıl bir organizasyon olduğuna dair bir fikriniz var mı?”
“Seth, daha önce birlikte çalıştığı FBI’daki adamlarla görüşeceğini söyledi ama Laura hayır dedi, o yüzden hepimiz buradayız. Hadi Laura. Şimdi herkes burada toplandığına göre, konuşalım. O p*ç kurusunu bulmanın bir yolu olduğunu söyledin peki ne?”
Tüm gözler Laura’ya çevrildi. Laura derin bir nefes aldı ve konuştu. “Bay Miller’ın nerede olduğunu size hemen söyleyebilirim.”
Yine sessizlik oldu ama bu kez sebebi kafa karışıklığıydı. “Hemen söyleyebilir misin, bu da ne demek?” Mark şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı.
Laura temkinli bir şekilde cevap vermeden önce bir süre bekledi ve konuşmaya devam etti. “Aslında Bay Miller’ın vücudunda bir çip var.”
“Ne?”
Mark’tan sonra Seth, “Tıpkı köpeklere takıldığı* gibi vücuduna çip takıldığını mı söylüyorsun?” diye sordu.
******************************************
*ÇN: Buna Mikroçip uygulaması deniyor. Aslında yasal olarak zorunlu bir şey. Kedi ve köpeklerin sağlık kontrollerinin takip edilmesi, sokağa bırakılma, kaybolma veya kaçırılma durumlarında hayvanların hem bulunabilmesi hem de sokağa bırakan veya kaçıranların tespit edilip, ceza verilebilmesi için çip takıyorlar.
******************************************
Henry alaycı bir şekilde araya girdi. “Köpeğe takılan bir şeyi ona takmak tam ona göre.”
Josh hiçbir şey söylemeden ona baktı. Ama şimdi önemsiz şeyleri tartışmanın zamanı değildi. Dikkatini toplamaya çalışırken, Laura durumu netleştirdi.
“Bu tür durumlar için, VIP’ler genellikle vücutlarına çipler takarlar. Bay Miller’ın durumu da bunun gibi… Bunun çok faydasını gördüm. Geçen sefer de…”
Laura çabucak sustu ama herkes ne demeye çalıştığını anlamıştı.
Ardından Mark konuştu. “Josh’un çakallarla dövüştüğü gün mü? Onu araç takip sistemiyle bulduğunu söylemiştin ama takip sistemi değil de çiple mi buldun?”
Daha fazla saklama şansı olmayan Laura gönülsüzce başını salladı. “Ama bu dış dünya için bir sır. Sözleşmede ne yazdığını unutmayın…”
“Müşterilerimizin kişisel bilgilerini asla vermeyiz, o kadar da çöp olmadığımızı kaç kez söyledik! Lanet olsun!”
Mark alışılmadık derecede kızgındı. Koruduğu adamın kaçırılması ve en çok hor gördüğü bir eylemden bahsedilmesi, kendisini stresli ve duygusal olarak kötü hissetmesine neden olmuştu. Ama bununla bitmedi. Laura düz bir yüzle ekledi.
“Yalnızca çip değil, kaçırma olayı da tamamen gizli tutulmalı. Bay Miller için istenilecek fidye ne kadar olur hayal bile edemiyorum, bu yüzden kaçırıldığı ortaya çıkarsa büyük bir sorun olur.”
Bu herkesin bildiği bir şeydi. Mark daha fazla sinirlenmek yerine tavrını değiştirdi. “Peki o lanet sistem şimdi nerede? Gidip Bay Miller’ı kurtaralım. Daha ne kadar bekleyeceğiz?”
“Biraz bekleyin, kısa süre sonra öğrenmiş olacağız.”
Laura ayağa kalktığında sekreteri de onunla kalktı. Isaac, Mark’ın talimatlarını izleyerek aceleyle onları takip ederken, bir sessizlik daha oldu. Kalanlar bir süre sessizce beklediler.
‘Saat.’ Josh bunu ne kadar düşünürse düşünsün söyleyecek şey bulamıyordu. İki eliyle yüzünü ovuşturdu ama odadaki havasızlığa dayanamayarak ayağa kalktı.
Karavandan çıkıp hava alırken peşinden Seth geldi. Josh, ciddi bir ifadeyle ona bakarak elini uzattı. “Bana da bir tane ver lütfen.”
“Bırakmamış mıydın?” Seth şaşkınlıkla sordu, Josh bir sigara alırken kuru bir şekilde yanıtladı. “Biri yüzünden tekrar sigara içmeyeli uzun zaman oldu.”
“Kim?”
“Kim olabilir?” Josh alaycı bir şekilde cevap verdiğinde Seth başka bir şey söylemedi.
Bir tane içilip diğerinin yarısı yandığında, Laura diğerleriyle birlikte elinde siyah bir evrak çantasıyla geri döndü. Josh ve Seth hemen sigaralarını fırlatıp içeri girdiler. Ve 30 dakikadan daha az bir sürede karavandan çıktılar.
***
Yeni inşa edilen binanın duvarlarında hâlâ hafif bir boya kokusu vardı. Ara sıra ofis kiralama hakkında bilgi veren satıcılar dışında, çok az kişinin geldiği binadaki ofislerin çoğu boştu. Ve o katta sadece bir ışık yanıyordu.
Oldukça geniş olan odada ucuz bir yatak ve basit bir sandalye vardı. Aynısı, duvarlar içinde geçerliydi, duvara sabitlenmiş ve kullanışsız pencerelerin hiçbir anlamı yoktu. Pencerenin dışından sadece yüksek binalar ve gökyüzü görünüyordu. Tavandaki hava temizleyici bile sessizdi.
O sessizlikte, Chase elleri arkasından bağlı, yatakta oturuyordu. Görünüşe göre birkaç saatini bu şekilde anlamsızca geçirmişti.
“Haa.” Sıkıntılı bir iç çekişle yatakta döndü.
********************************
Evett bölüm sonuna geldik. Şu bölümleri çevirirken acayip keyif alıyorum.
Chase’in Josh’a evlenme teklif etmek için saat almaya gitmesi ve kaçırılması çok komik geliyor bir yandan. Diğer büyük ayrıntı Chase’in ilkinin ve kalbindeki tek kişinin Josh olması. Ve bu ayrıntı aslında daha önce dile getirilmişti. Chase sevmediği biriyle fiziksel bir zorunluluk olsa bile seks yapamayacağını Grayson’a söylüyordu. Josh’la olan her şey onu ne kadar sevdiğinin göstergesi.
Ve Grayson yine kendine sövdürdü bu bölüm. Her okuduğumda sınırsız sövebiliyorum kendisine. Bana kalırsa şimdiye kadar gözümüze sokulanın aksine asıl tedavi gören kişi Grayson. Konuşmalara bakılırsa sürekli Steward’ın yanına geliyor.
Neyse şimdilik ben kaçar. Bizi heyecan ve aksiyon dolu bölümler bekliyor. O zamana dek kendinize iyi bakın ♥ -Ashily
Yorum