Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 55: Omega’ya Dönüştürmek

A+ A-

BÖLÜM 55: OMEGA’YA DÖNÜŞTÜRMEK


Josh’un neredeyse kalbi duracaktı. Şaşkınlıktan sonuna kadar açılmış gözlerle Chase’e baktığında yüzünde beliren karmaşık ifadeyi gördü. İfadesi anlaşılması güç bir çok duyguyu barındırıyordu. Kelimelerle ifade edemediği tüm duyguların yer aldığı yüzü kendine dönük olduğu için Josh aceleyle bir bahane uydurdu.

“Yemek hazırlamak için yeterli malzemem yoktu o yüzden sen uyanmadan önce alışverişe gittim. Orada çok fazla Omega vardı. Feromon koktuğunu tahmin etmiştim, görünüşe göre kokuları üzerime sinmiş.”

Josh güven verircesine gülümsedi. Chase sessizce ona baktı. Hiç ihtimal yoktu. ‘Üzerine çok fazla feromon yaydım ama böyle kokması mümkün değil.’ Josh bir Omega olsaydı, çoktan kızgınlığa girmiş ve Chase’i feromon yağmuruna tutmuş olurdu.

Chase birdenbire partide üzerine feromonlarını yayan kadını hatırladı ve kendini kötü hissetti. ‘Joshua’nın Omega olduğunu düşünmek saçma,’ diye düşündü ve Josh’un gitmesine izin verdi. “Geri gel.”

“Peki.” dedikten sonra aceleyle kıyafetlerini giydi. Chase’in saçını okşamadan ve onu öpmeden yatak odasından çıktı. Geride kalan Chase soğuk olan bifteği parçalara ayırıp ağzına attı. İşin garibi hiç tadı yoktu.

‘Joshua bir Omega olamaz.’ Bu çok bariz bir gerçekti. Aksine feromonlarının birikmesi yüzünden aklını kaybetmeye başladığını söylemek daha mantıklı bir çıkarımdı.

‘Ama böyle feromon yaymaya devam edersem…’ Chase aniden aklına gelen düşünceyle yemek yemeyi bıraktı. ‘Joshua mutasyona uğrayabilir.’

Aniden bir ürperti hissetti. ‘Benim yüzümden Omega’ya dönüşürse Joshua benden nefret edebilir.’

Gözleri alev alev yanan Chase kendini sakinleştirmek için derin derin nefes aldı.

‘Bu mümkün değil.’ Tekrar tekrar fısıldadı. ‘Böyle bir şey asla olmayacak. Dönüşüm o kadar kolay bir şey değil.’

“Haa, haa. Haa, haa.”

Nefesini düzene sokup bir nebze olsun kendine geldiğinde, aniden karavan kapısının açılma sesini duydu.

“Joshua?” Chase başını kaldırdı ve kapıya doğru baktı. ‘Yakında ortaya çıkacak ve feromonlarıyla değil vücut kokusuyla beni rahatlatacak. Bugün ona sımsıkı sarılarak uyuyacağım…’

Chase’in yüzü, yaklaşan ayak sesleriyle orantılı olarak yavaş yavaş aydınlandı. Sonunda yatak odasına girdiğinde Chase parlak bir şekilde gülümsüyordu. Kendini tutamadı ve Josh’a sarılmaya çalıştı ama tam o anda gülümsemedi dondu.

Yatak odasına giren adam Chase’inki kadar parlak bir gülümsemeyle konuştu. “Selam, Chase. İyi görünüyorsun, sevgili kardeşim.”

Chase kanı çekilmiş bir yüzle mırıldandı. “Grayson.”

Bu kadardı. Başka hiçbir şey söylemedi, sadece ona baktı.

***29. Kısım***

‘Neden?’ Akla gelen ilk düşünce buydu. ‘Grayson neden burada? Neden? Nasıl?’

Grayson sanki onun sessiz sorusuna cevap veriyormuş gibi konuştu. “Mark’la karşılaşacak kadar şanslıydım. Kapıyı açmasaydı, seni dışarıda bekleyecektim. Çok şanslıyım, değil mi?”

“Grayson.” Chase adını tekrar eder etmez, Grayson “Efendim?” der gibi başını başını eğdi.

“Neden buradasın? Birdenbire. Seni buraya ne getirdi?” Chase titremesine ve kekelemesine engel olamadığı için kendinden nefret ediyordu. Grayson ne zaman karşısına çıksa aynı şekilde tepki veriyordu.

‘Çok nefret ettiğim, çok korktuğum ama asla itaatsizlik edemeyeceğim bir adam.’ Chase için Grayson böyleydi. Şimdi bile Chase, Grayson’ın köpeğinin tasmasının ipinin elinde ve köpeğinin de ayaklarının dibinde olduğu yanılsamasını görüyordu.

“Ah.” Nefesi daralıyordu ve bu da başının dönmesine neden oluyordu. Chase aceleyle gözlerini kapattı ve yüzünü ellerinin arasına aldı. Chase’i izleyen Grayson, her zamanki gibi rahat bir tavırla konuştu. “Saldırıya uğradığını duydum ama düşündüğümden daha iyi görünüyorsun.”

Chase parmaklarının arasından ona baktı. “Hayal kırıklığına uğradın, değil mi?”

“Tabi ki hayır. Hiçbir zaman gerçek hislerimi anlamıyorsun.” Grayson sanki bir tiyatroda oynuyormuş gibi abartılı bir ses tonuyla içini çekti ve başını salladı. Hamlet’i taklit ederek elini göğsüne koyup “Ahhh!” diye haykırmayı bile unutmadı. Elbette tüm bunlar Chase’in iğrenmesi için yeterliydi. Chase yavaşça elini indirdi ve ona baktı.

Chase’in çarpık yüzüne bakan Grayson, her zamanki gibi kaygısız bir tavırla konuştu. “Çekimlerin iyi gidip gitmediğini merak ettiğim için buraya geldim ama sandığımdan daha iyi görünüyorsun.”

Chase ufak bir tepki verdi, “Ah.”

Grayson umursamadı. Ona baktı ve gülümsedi. “Dr. Flame’i oynayacağını hiç düşünmemiştim.”

“Neden?” Bu iğneleyici soru üzerine Grayson, kahkahalara boğuldu. Bu saçma kahkahası karşısında Chase’in yüzü sertleşti. Yüz ifadesine bakan Grayson yumuşak bir şekilde cevap verdi. “Sen Chase Miller’sın, Dr. Flame değil.”

Cevap, böyle düşünmesi için yeterli olduğunu düşünüyor gibiydi. Chase afalladı ve bir an için dili tutuldu. Onca yolu sırf bunu söylemek için mi geldiğini merak etti ama Grayson bunu yapabilecek bir insandı. Hayal kırıklığı içinde dişlerini sıktı. “…Git buradan.”

Chase, bu boğucu hissi güçlükle bastırarak oturduğu yerden ayağa kalktı. Josh’un çıkardığı kot pantolonunu alıp üzerine giydi ve Grayson’ın yanından geçerek yatak odasından çıktı. Ancak, bu kadar kolay pes edecek olsaydı, Grayson en başından buraya kadar gelmezdi. Tereddüt etmeden Chase’in peşinden gitti.

“Beni takip etme, sadece git.”

“Uzun zaman oldu. Böyle yapma. Gel öp beni kardeşim.”

“Sen delisin, git ve öl. Şu an bu durum sana komik geliyor değil mi?”

Chase’in ağzından çıkan bu sözler karşısında Grayson gözlerini abartılı bir şekilde açtı. “Bunları söylediğine inanamıyorum! Oysaki seni ne kadar çok seviyorum. Beni hep yanlış anlıyorsun.”

“Yanlış anlaşılma değil, gerçek bu. Beni sevseydin bunu bana yapmazdın.”

Grayson, Chase’in savunmasına hâlâ ikna olmamış görünüyordu. “Seni sevdiğim için sana yardım etmeye çalışıyorum.”

Chase içini çektikten sonra yüksek sesle bağırdı. “Bana yardım mı ediyorsun? Rut’um geldiğinde beni bir köpekle seks yapmaya zorlayarak mı?”

Grayson kafası karışmış bir şekilde “Bir köpekle birlikte olmanın nesi yanlış?” diye sordu.

Chase’in dili tutulmuştu ve olduğu yerde kalakaldı. Bir süreliğine sersemlemiş zihninde geçte olsa bir ateş yükseldi. “Bir deliğe soktuğun sürece sorun yok mu?”

Grayson alaycı bir şekilde arkasını döndüğünde ona tepeden baktı. Garip bir sessizlik oluştu. Chase içten içe gerilmişken, Grayson aniden hareket etti. Tek adımda önüne gelip başını eğdi. Gözlerinin içine baktı ve ağzını açtı. Tatlı bir şekilde, sanki sır olarak saklanan bir gerçeği söylüyormuş gibi konuştu. “Chase, bütün delikler aynı.”

“…Ah.” Chase kasvetli bir şekilde içini çekti ve umutsuzca Grayson’a baktı. ‘Ne söylersem söyleyeyim işe yaramayacak. Zaten beni anlayan biri var mı ki?’ Chase bu gerçeği bir kez daha fark etti.

Söyleyecek sözü ve motivasyonu kalmayan Chase, tüm enerjisini ayakta harcamış gibi görünüyordu. Grayson sessizliğe bürünen Chase ile konuştu. “Bundan hoşlanmıyorsan, rut’tan önce feromonları salabileceğini sana kaç kez söyledim?”

“Ben…” Chase tereddüt etti. Birden aklına Steward’ın sözleri geldi.

<Sevgili küçük kardeşini korumak için hiçbir şey yapamadım.>

Chase dudağını ısırarak sordu. “Birlikte olabileceğin kimse yokken rut’un gelseydi… Bliss’e tecavüz eder miydin?”

Grayson tereddüt etmeden cevap verdi. “Rut’um gelirse, elden bir şey gelmez. Bunu bir köpekle yapmaktan daha iyidir, değil mi?”

O anda Chase’in yüzündeki kan çekildi. “O senin kardeşin…”

Buna rağmen Grayson gergin değildi. “Birbirimize yardım etmek güzel bir şey, bunda yanlış olan ne?”

Tamamen afallamış gibi görünen Chase’e bakan Grayson, sigarasının dumanını içine çekti ve uzun bir nefes verdi. Yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu. “Yoksa yine köpekle mi oynamak istiyorsun?”

O anda Chase derin bir nefes aldı. Grayson keskin gözlerle ona baktı. Titreyen dudakları aralandı, sonra yine kapandı ve tekrar açıldı. Buna rağmen bir kaç denemeden sonra ses çıkarabildi.

“Ben yapmadım.” Titreyen sesi korkuyla doluydu ve Grayson kıkırdadı. “Nereden biliyorsun? Hiçbir şey hatırlamıyorsun.”

Bu doğruydu. Grayson, hiç şüphesiz Chase’in içinde saklı olan en derin korkuyu çözmüştü. Chase’in yüzüne bakmak için yavaşça başını eğen Grayson sırıttı. “Köpek olmasaydı, kedi olabilir miydi?”

Chase’in gözleri karardı ve midesi bulanmaya başladı. O günün anıları birer birer gözlerinin önünde canlandı. Dalgalanan perdeler, ağır nefes alma sesi, kızgın bir köpeğin hafif kokusu.

“Haa, haa.”

Chase’in güçlükle nefes aldığını gören Grayson alaycı bir şekilde gülümsedi. “Chase, seni gerçekten anlamıyorum. Senin sorunun ne? Nathaniel ve ben, hepimiz sana yardım etmeye çalışıyoruz.”

“… Ugh.” Chase derin bir nefes alıp verdikten sonra boğuk bir sesle konuştu. “Beni yalnız bırak.”

“Chase.” Grayson elini uzattı ve Chase onu şiddetle itti.

“Sana dışarı çık dedim, bana dokunma! O gün seni öldürmeliydim, Alex’i değil! (ÇN: Alex Grayson’ın köpeği)

“Chase.”

“Şu anda ne yapıyorsunuz?”

Grayson ani sesle başını çevirdi ve Chase şaşkınlıkla gözlerini kocaman açtı. Birkaç adım ötede duran bir adamın yüzüne baktığı anda, Chase’in yüzü sertleşti ve boğuk bir iç çekiş çıktı.

“Ah.” Chase güçlükle titrek bir nefes verdiğinde Josh hızla büyük adımlar atarak aralarındaki boşluğu kapattı. Grayson, Josh’un ona dik dik bakması karşısında biraz irkilmiş göründü ama kısa süre sonra bu eğlenceli bir bakışa dönüştü.

Aralarında soğuk sessizlikte ilk konuşan Josh oldu. “Buraya istediğiniz gibi giremezsiniz. Aile bireylerinin de önceden izin alması gerekiyor.”

“Mark’tan izin aldım.” dedi Grayson, Josh’a doğru dönerek. “Benim için kapıyı o açtı.”

“Bu mümkün değil. Az önce Mark’ı görmeye gittim ve bana bundan bahsetmedi. Ayrıca kapıyı Mark açmış olsa bile bunu Bay Miller’a bildirmemesine imkan yok. Bay Miller hiçbir şey bilmiyorsa, buraya kendi başınıza geldiniz demektir.”

Grayson, sert ses tonu karşısında gözlerini kırpıştırıp gülümsedikten sonra beklenmedik bir şekilde Josh’a iltifat etti. “Akıllısın.”

Josh alaycı bir şekilde cevap verdi. “Teşekkürler.”

Grayson çenesini kaşıdı ve bir süre ona baktı. Rahatsız edici bakışları olan bir adamdı. Josh, bu adamın bir an önce gitmesini istiyordu ama o gitmek için bir adım atmadı. Aniden elini Josh’a doğru uzattı.

Grayson’ın uzattığı eli tutan Chase alçak sesle “… Ne yapıyorsun?” diye sordu.

Solgun bir yüzle ona sert bakışlar atıyordu. Josh, önünde duran ele baktı, sonra Chase’e ve ardından Grayson’a baktı. Grayson, gözlerini Josh’tan ayırmadan konuşmaya devam etti. “Nereden bakarsan bak bir Beta gibi görünmüyor, o gerçekten Beta mı?”

“Evet, öyle.”

Chase’in sert yanıtı üzerine, Grayson bakışlarını ona çevirdi. “Nasıl bu kadar eminsin?”

Chase, Grayson’ın eğlenerek sorduğu soru üzerine yüzü kaskatı kesilmiş bir halde cevap verdi. “Kokladığımda hiçbir koku almıyorum. Feromonlarıma tepki bile vermiyor.”

“Ah…” Grayson yavaşça haykırdı. Chase ve Josh, yüzünde tuhaf bir gülümseme belirdikten sonra aynı anda “Opss” diye düşündüler.

“Onu koklayıp feromonlarınla kontrol mü ettin? Neden?”

“Git.”

“Neyi merak ettin?”

“Defol!”

“Bay Miller.” Josh hızla aralarına girdi, Chase ve Grayson aynı anda ona baktılar. Sakince ağzını açtı. Tekrar “Bay Miller” demek üzereydi ama ikisinin de soyadı aynıydı, bu yüzden ismiyle hitap etmekten vazgeçti.

“Kardeşiniz yeni uyandığı için yorgun olmalı. Lütfen bugün gidin ve başka bir gün yeniden gelin.” Josh, kısılmış gözlerle kendine bakan Grayson’a ekledi. “Lütfen gelmeden önce randevu alın.”

Dedikten sonra içinden ‘Ya bu adam geri adım atmazsa’ diye geçirdi. Bunu yapmazsa onu kaba kuvvetle kovmayı düşünüyordu. ‘Çünkü bu benim işim,’ diye mantıklı bir sebep sundu ama gerçek şu ki Chase’i korumak için her şeyi yapardı.

Grayson bir süre tepkisiz kalmaya devam etti. Josh onun delici bakışlarına kaşlarını çattı.

‘Bu surat da ne böyle?’ Josh onun duygularını okumakta zorlanıyordu. Şaşkın mı, kızgın mı, utanmış mı, yoksa hayal kırıklığına mı uğramış, bu ifadeyi ilk kez görüyordu. Josh’un, Grayson’ın ne düşündüğü hakkında hiçbir fikri yoktu.

“Tanrım.” Grayson ağzını açtığında Josh ona dikkatle baktı. Acil bir durumda dövüşmeye hazırlanıyordu ama Grayson beklenmedik bir şekilde parlak bir gülümsemeyle Chase’e baktı. “O zaman gitmekten başka çarem yok.”

Josh, Grayson’ın bu kadar kolay geri adım attığına inanamıyordu. ‘Gerçekten mi?’ diye düşündü. Grayson kendisine şüpheyle bakan Josh’a gülümseyerek konuşmaya devam etti.

“O halde bana dışarıya kadar eşlik eder misin? Kardeşim bunu yapacak gibi görünmüyor ve tek başına gitmek çok tuhaf hissettiriyor.”

Ağzını her açtığında kendisinden beklenmeyen şeyleri söylüyordu. Josh afallamıştı ama tek kelime etmeden başını salladı.

“Öyleyse Chase, elinden geleni yap.”

“Kapa çeneni.” Chase’in küfürlerine rağmen, Grayson başını salladı, içini çekti ve arkasını döndü. Josh, Chase’in Grayson’ın kafasına sandalyeyle vurma ihtimalinden dolayı biraz gergindi ama neyse ki Chase ona saldırmadı, sadece küfür etmişti. İşler daha da kızışmadan önce Josh, dışarı çıkarmak için hemen Grayson’ın peşinden gitti.

“Ah.” Neredeyse girişe geldiğinde, Grayson aniden durdu. ‘Yine ne var?’ Josh sıkıntıyla kaşlarını çattı. Grayson arkasına baktı. Chase’e döndü ve gülümsedi. “İstersen, onu bir Omega’ya dönüştürebilirsin, Chase.”

“Öyle değil mi?” diye ekledi Grayson, Josh’a gülümseyerek. ‘İlgili kişinin önünde neden bahsediyor?’ Şaşıran sadece Josh değildi. Bu kez, Chase onu yakasından tutmaya çalıştı ama Grayson hızla kaçtı.

Gülümsemeyi de unutmadan alay eder gibi ekledi. “Sonra görüşürüz, Dr. Flame.”

“Bay Miller, bu taraftan.” Chase onu öldürmeden önce Josh, Grayson’la birlikte aceleyle gitmek zorunda kaldı.

***********************************************************************************************
‼️Ballar, burada size köpek olayıyla ilgili ufak bir spoiler vereceğim çünkü ben çevirirken berbat hissettim okurken sizi düşünemiyorum.

Bildiğiniz gibi Chase hiçbir şey hatırlamıyor ve olayın aslını bilen kişilerden biri Grayson. İlerleyen bölümlerde o gün neler olduğunu öğreneceksiniz ama şunu kesin olarak söyleyeyim Chase’in köpekle birlikte olma gibi bir durumu yok.

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 55: Omega’ya Dönüştürmek, novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 55: Omega’ya Dönüştürmek, online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 55: Omega’ya Dönüştürmek oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 55: Omega’ya Dönüştürmek bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 55: Omega’ya Dönüştürmek yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 3, Bölüm 55: Omega’ya Dönüştürmek light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X