Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 2, Bölüm 44: İz Bırakmak

BÖLÜM 44: İZ BIRAKMAK
Dudaklarını araladı ve dilini dışarı çıkardı. Dilini çabucak Josh’un diline doladı. Josh sanki bunu bekliyormuş gibi Chase’in dilini ustalıkla okşadı. Tükürükleri birbirine karışırken, Chase’in dilinin üzerini yaladı, altını okşadı ve tekrar etrafını sardı.
Chase, iç içe geçmiş dudaklarının arasından inledi. İçinden ‘Tanrım, gerçekten iyi öpüşüyor.’ diye düşündü.
Josh bir an için geri çekildi ve yön değiştirip onu tekrar öptü. Chase dişlerini araladı ve öpücüğü bir anlığına durdurmasına misilleme olarak Josh’un alt dudağını ısırdı. Josh’un güldüğünü hissedebiliyordu.
Chase ağzını açtığında, Josh’un ısırılan dudakları yeniden birleşti. Ağzının içinde yuvarlanan dili, alt dudağını yaladı ve baştan çıkarıcı bir şekilde ağzının içine geri çekildi. Yavaşça ayrılan dudakları açı değiştirdi ve bu kez Josh, Chase’in ağzını ele geçirdi.
Tükürüğü topaklandı ve aşağı aktı. Chase’in ağzını ele geçiren kalın dil ayrıldı, çenesinden dudaklarına kadar yaladı ve tekrar Chase’in ağzına girdi.
Josh’un eli Chase’in ensesindeydi. Sert parmakları nazikçe ensesini okşadı. Chase istemsizce titredi.
Bununla da bitmedi. Yavaşça, okşayan parmakları Chase’in boynuna dolandı ve papyonunu çok rahat bir şekilde çözdü. Dar gömleğin yakasını tuttuktan kısa bir süre sonra, ufak bir hareketle düğmesini çözdü ve Josh’un eli tereddüt etmeden açık gömleğin içine girdi.
Josh başını eğip Chase’in boynunu ısırdığında, Chase istemsizce derin bir inilti çıkardı. “…Ahh.”
Bu sırada, Josh’un eli içeride gizlenmiş teninin parçasını buldu. Parmakları, uyarılmış durumda olan meme ucunu okşadığında Chase nefes almayı bıraktı.
“Bay Miller.” Josh’un dudakları kulağına döndü ve kulak memesini ısırdıktan sonra alçak sesle sordu. “Daha fazlasını yapabilir miyim?”
“Ne?” diye soracak kadar saf değildi. Chase isteksizce gözlerini açtı ve karşısındaki adamın yüzüne baktı. Josh’un parlak ay ışığında açıkça görülen yüzü eskisi gibi gülümsüyordu.
Chase’in bu adamın ne düşündüğüne dair hiçbir fikri yoktu. ‘Az önce söylediklerinde ciddi mi, cevap mı bekliyor yoksa benimle dalga mı geçiyor bilmiyorum.’
Bir an için bir cevap bekliyormuş gibi görünen Josh, başını tekrar eğdi. Chase dudaklarının birbirine değeceğini biliyordu. Daha önce olduğu gibi, öpüşeceklerdi ve dillerini birbirine karıştıracaklardı. Tek fark, Josh’un gururla Chase’in gömleğinin içine giren ve çıplak tenini okşayan eliydi.
‘Peki ya akışına bırakırsak ne olacak?’
Josh’un eli cevap vermek istercesine uzandı ve Chase’in üçüncü düğmesine dokundu. Nefesleri birbirine çarptığı anda dudakları birbirine değmeden hemen önce Chase fısıldadı. “Git başımdan, seni or*spu çocuğu.”
Josh’un eli bir anlığına durdu. Chase’in söylediklerini görmezden gelebilir ve inatla düğmeyi açabilirdi. Elini gömleğin içine sokup çıplak tenine dokunabilirdi. ‘Hayır, kesinlikle bunu yapacak.’ Sadece bir iki saniye geçmişti ama Chase Josh’un bunları yapacağından emin olmuştu.
Bu yüzden Josh acı bir gülümsemeyle başını kaldırdığında, Chase bir an afalladı, önündeki gerçeği kabul edemedi.
“Bu çok kötü.” Hepsi buydu. Josh’un elleri Chase’in görüş alanına girdi. Tereddüt etmeden yaklaşan elleri Chase’in ceketine girdi. Vücut ısısı gömleğine yayıldığında Chase nefes almayı bıraktı.
‘Bu sefer,’ diye düşündü. Bu adamla alay mı etse, yoksa geri mi çekilse karar veremedi.
Ancak beklentileri boşa çıktı. Josh, mağrur şekilde ceketinin iç cebinden sigara tabakasını çıkardı. Bu kadardı. Gözlerinin önünde açıkça görünen Chase’in çıplak teniyle hiç ilgilenmiyormuş gibi, elini dikkatlice geri çekti.
Josh bitmiş sigarasını fırlatıp, yenisini çıkarırken Chase şaşkınlıkla izledi. ‘Bekle biraz, neden afalladım?’
Bir anlık şaşkınlıktan sonra, çabucak anladı. Çünkü bu deli p*ç ona, onunla yatmak için sarılmamıştı. Bunu fark ettiğinde çılgına döndü.
‘Madem böyle geri adım atacaktı, o zaman neden en başında daha fazlasını yapmaktan bahsetti?’ diye düşünen Chase dişlerini sıktı. Josh onun sert yüzünü yine yanlış anladı. “Ah, özür dilerim.”
Ne için özür dilediğini bilmeden bir sigara yaktı ve bir kez içine çekti ve aniden sigarayı Chase’in dudaklarının arasına koydu. Chase bir anlığına duraksadı ama Josh umursamadı, ayağa kalktı ve kutudan bir sigara daha çıkarıp ağzına koydu.
Chase, yeni yaktığı sigarayı ağzına götürdükten sonra dumanını üfleyen rahatlamış yüze hayretle baktı. ‘Ne tür bir aptal bu herif?’
Hatta o an kandırıldığını bile düşündü. Ancak Josh’un yanaklarındaki kurumuş kan lekelerini görmek öfkesini yatıştırdı.
Gerçekten yorgun görünüyordu. Chase’i korumak için tek başına birkaç çakalla savaşmasına şaşmamalıydı. Adamın böylesine hırpalanmış görünüşünün aksine – şaşırtıcı bir şekilde- Chase’in üzerinde bir çizik bile yoktu.
Doğrusu, bir kamyon sigara içmesi gerekse bile yeterli olmazdı. Chase’in aklına, Josh böyle bir mahvolmuş haldeyken hiçbir şey yapmadığı gerçeği geldikten sonra kaynayan öfkesi yatıştı.
Habersizce başını çeviren Josh, Chase’in ifadesini görünce şaşkınlıkla sordu. “…? Ne oldu?”
Ne dağınık saçları, ne kan ve tozla kaplı tüm vücudu, ne de yaralı yakışıklı yüzü Chase’i memnun etmedi. O kadar berbat haldeydi ki küfretmek istedi ama tek yaptığı sinirle saçlarını karıştırmak oldu.
Josh sigara içmeye devam ediyordu. Chase kısık gözlerle, sigarayı yavaşça içine çekip dumanı üflemesini izledi. O, aklını bir hiç yüzünden kaybederken bu adam onu bu şekilde korumuş olmalıydı. Bunu düşündüğünde, bir utanç ve bilinmeyen bir duygu hissetti.
“Bay Miller?” Josh Chase’e tekrar seslendi. Geçte olsa kendine gelen Chase duraksadığında Josh yine gülümsedi. Gören herkesin sevmeden edemeyeceği canlandırıcı bir gülümsemeydi. Bunu gören Chase normal şekilde konuşmaya çalıştı ama kendine geldiğinde hiç sigara içmek istemediği halde sigaranın hala dudaklarının arasında olduğunu fark etti.
Bir an için onu kendisine veren adama boş gözlerle baktı. Josh hâlâ onun cevap vermesini bekliyordu. Chase, konuşmadan önce sigarasını ağzından çıkardı.
“…Yaralanmışsın …iyi misin?” Sesi boğuktu, bu yüzden hızla öksürdü.
Josh Chase’i böyle görünce gülümsemesini keserek cevap verdi. “Yorucuydu ama çok fazla yaralanmadım.”
“Ama ısırılmışsın.” Chase’in sesi hafifçe titredi. Josh sigarayı sessizce ağzına götürdü. Chase sinirle saçlarını karıştırdı. Onun aşırı heyecanını sessizce izleyen Josh, uzun bir duman tüttürdükten sonra konuştu. “Seni korumak benim işim.”
Chase yavaşça başını çevirdi. Onun inanamayan bakışlarıyla karşılaşan Josh kısaca gülümsedi. “Ben sadece yapmam gerekeni yaptım, bu yüzden incinme.”
“İncinen kim?” Chase dişlerini sıktı. Josh yine de umursamadı. “Öyle olmamasına sevindim.”
“…” Bir süreliğine Josh’a bakan Chase konuştu. “Senden yapmanı istedikleri her şeyi yapıyor musun?”
Josh, Chase’in konuşma tarzını taklit ederek yanıtladı, “Mümkün olduğunca?”
Yüzündeki rahat gülümsemeyi bir şekilde bozmak isteyen Chase gözlerini kısarak sordu. “Birilerini de öldürebilir misin?”
İlk defa Josh’un yüzünde bir gülümseme kayboldu. Kesin olmak gerekirse, donuk bir gülümsemeyle gözlerini Chase’e dikti. Chase, onun hiç gülümsemeyen gözlerinden çok memnun oldu.
“Suçlu olamam.” Farklı ve net bir cevap alan Chase gülümsedi. “Biliyordum.”
Josh tek kelime etmeden ona baktı. Yarısı yanmış sigarasını ağzına götürdü, dumanı derin bir şekilde içine çekti. Konuşmadan önce dumanı bir kaç kez daha içine çekti
“Kimi öldürmek istiyorsun?” Josh’un ifadesi ciddiydi. Chase gözlerini kısarak sordu. “Yapacak mısın?”
“Hayır.” Chase bu ani red üzerine gülümsedi. Ancak zaferinden emin olmak için henüz çok erkendi. Josh’un yüzünde her zamanki gibi bir gülümseme belirdi.
“Karşılığında beni öpersen, bunu düşüneceğim.” O anda Chase afalladı ve farkında olmadan yüzünü buruşturdu. “Bu çok ucuz değil mi?”
‘Her halükarda bu bir şaka olmalı. Bu adam bunca zaman boyunca hiç ciddi olmadı.’ diye düşünen Chase’in canı daha çok sıkıldı. Ancak Josh hala rahattı. Gülümsedi ve sigarasını parmakları arasında tutarak konuştu. “Bence öpücüğün buna değer.”
“Saçmalamayı kes…!” Chase bu sözler üzerine dişlerini sıktığında, Josh şaşkınlıkla gözlerini kırptı ve gülümsedi.
“Yeterli değil dersem, bana ne vereceksin?” Ses tonu ustaca değişti. O anda Josh, Chase’in gözünde, eski bir playboy olarak göründü. Kanıt olarak, Josh gözlerini hafifçe kıstı ve alçak bir sesle baştan çıkarıcı şekilde konuştu. “Benimle yatar mısın?”
“…” Chase hemen cevap veremedi. Sonrasında pişman olmamak için bir an önce küfredip ve sinirlenmesi gerekiyordu. Ama o anda Chase, sinirlenmek şöyle dursun, kabul etmek için güçlü bir istek duydu. Muhtemelen kim olsa aynı şeyi düşünürdü. Chase bundan emindi.
Kalbi küt küt atıyordu. ‘Başımı sallamalı mıyım? Ona bunu yapabileceğini söylemeli miyim? Acaba bunu yapmasa bile onunla yatacağımı itiraf eder miydim?’
Josh’un başını eğdiğini gördü. Chase öpüşeceklerini düşündü ama yanıldı. Elindeki sigarayı dudaklarına götürdü ve boş elini Chase’in yüzüne uzattı. Yavaşça yanağında gezinen parmaklar kulağına gitti.
Soğuk, sert parmakların hafifçe dokunmasıyla Chase titredi. Bunun soğuktan olduğunu söylemek isterdi ama Chase bu yüzden olmadığını biliyordu. Josh’un gözleri kısıldı. Kulak memesiyle kulağı arasında bir aşağı bir yukarı hareket eden parmakları anlamlıydı.
Chase ‘Bu adam bir Beta.’ diye düşündü. ‘Bir iz ya da başka bir şey bırakamazsın. Senin için bu imkansız, onun için ya da bir başkası için de.’
Bununla birlikte, Chase istemsizce bu adamın kendi üzerinde bir iz bıraktığını düşündü.
O anda, gözleri kapandı ve kalbi deli gibi atmaya başladı.
Josh eğilip dudaklarını yaklaştırdığında Chase onun bir iz bırakacağını düşündü. Ve sonunda bu adama sahip olabileceğini.
“Ah.” Josh, aniden haykırdığında gözleri hala kapalıydı. Şaşkınlıkla gözlerini açtığında, Josh gözleri kocaman açılmış şekilde gökyüzüne bakıyordu. Aynı anda, Chase bir helikopterin yüksek sesini duydu.
“En erken yarın öğlen burada olacaklarını düşünmüştüm ama şanslıyız.” Josh bunu içten bir gülümsemeyle söyledi. Chase ona hayretle baktı ama Josh ilgilenmiyormuş gibi aceleyle arkasını döndü.
“Burası, burası!” Josh, bagajdan flaşı çıkardı ve havaya doğru salladı. Yavaş yavaş hareket eden helikopter başlarında durdu.
Aşağıya doğru bir merdiven sallandı ve hızla yakalayıp sabitleyen Josh, Chase’e baktı. “Önce sen git.”
Josh hızla eski haline döndü. Chase bunu görmezden gelemedi. Yavaşça arabadan uzaklaşarak, yukarıda yüksek bir gürültüyle duran helikoptere baktı. Konağın arka bahçesine terk edilmiş hiçbir zaman kullanılmayan helikopteriydi.
Josh, tırmanmasını kolaylaştırmak için aşağıdan merdiveni tuttu. Titreşen merdivenden kolları sızlıyordu ama bunu belli etmedi.
Josh, Chase’in merdivenin üçte ikisini tırmadığından emin olduktan sonra merdivene atladı.
“…Ahhh.” Koluna keskin bir acı yayıldı ve küçük bir inilti ile yüzünü buruşturdu. Ateşinin çıkmış olduğuna şüphe yoktu. Chase neredeyse merdiveni tırmanmayı bitirmiş görünüyordu.
Peşinden hızla merdivenleri çıkıp dengesini sağladıktan sonra derin bir nefes aldı. Kısa bir süre sonra, merdiveni daha da daha hızlı bir şekilde deli gibi tırmanmaya başladı.
“Deli p*ç, bu herif gerçekten insan mı? Neden bu kadar hızlı?” Yukarıdan izleyen Henry aşağıya bakarak konuştu. Kokpitte oturan Isaac sessizce onu bekliyordu ama tek kelime etmedi. Josh yaklaşır yaklaşmaz onu içeri çekmek için bekleyen Mark onun hızla tırmandığını görünce tıpkı Henry gibi gözleri kocaman açıldı. “Josh, hadi ama…”
Aceleyle elini uzatırken, biri ondan önce Josh’un kolunu tuttu ve yukarı çekti. Her şey o kadar ani oldu ki, durdurmak için zamanı dahi olmadı. Josh’un helikoptere atlamasını Mark, şok olmuş gözlerle izledi. Ve Josh, Chase’in kollarına düştü.
Şaşıran sadece Mark değildi. İzleyen Henry, Isaac ve Laura bile onlara kocaman gözlerle baktılar. Ama Chase umursamadı ve sanki kimseye vermeyecekmiş gibi ona sıkıca sarıldı.
***********************************************************************************************
Herkese merhaba♥ Nasılsınız bakalımm?
Bu kısma gelince size söylemek istediğim milyonlarca şey oluyor ama kafanızı boş lafla doldurmakta istemiyorum. Kısaca söylemek istediğim bir iki şeyden bahsedeyim.
*KMYIC serisinin tema müziği yazarın söylediğine göre “CNCO – Primera Cita”
*Yazarın twitter hesabını takip ediyorum, bazı soruları cevapladı. Spencer, Pitt, Cecil hakkında daha önce hikaye yazmayı düşünmemiş ama yazmayı deneyecekmiş. Yani serileri gelebilir.
*Dane ve Grayson’ın hikayesi seneye gelecekmiş.
*Seneye bir de Keith’in abisinin hikayesi gelecekmiş.
*Son olarak geçen bölümle ilgili konuşmam lazım. Arkadaşlar biz seriyi okurken kimin bakış açısından okuyorsak sadece onun duygularını biliyoruz bunu unutmayalım. Chase’in ebeveynleri ile ilgili ciddi önyargınız olduğunu gördüm ama babasının neden bu kadar soğuk ve ilgisiz davrandığının mantıklı bir açıklaması var. Bunun için kitaplarını okumanız lazım.
Şimdilik aklıma gelen şeyleri yazdım. Sonraki bölümde görüşmek üzere ♥ -Ashily
Yorum