Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 10: Yola Çıkış

A+ A-


BÖLÜM 10: YOLA ÇIKIŞ


Henry dişlerini sıktı ve konuştu “Çeneni kapa ve otur yerinde, seni aptal.”

Isaac bu kadar sert bir yanıtı hak edecek bir şey söylememişti ama kesinlikle ortamın havasını okumadan konuşmuştu. Josh, Isaac’i teselli etmemeye karar verdi. Seth de onları duymamış gibi yaptı ve arkasını döndü.

Mark derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti, “Öncelikle, C işini yaparken onunla birlikte kimin gideceğine karar vermeliyiz, kalanlar çıkış güzergahını belirlemek için binayı inceleyecek…”

“Bölgeyi inceleyeceğim,” Josh bunu söyleme fırsatı herkesten daha çabuk yakaladı.

Mark başını salladı ve Josh, Isaac ve kendisini bölgeyi inceleme takımı olarak; Seth ve Henry’i de Chase’i koruma takımı olarak seçti.

Henry hemen, “Beni s*kmeye mi çalışıyorsun, Mark?” diyerek itiraz etti ama başarısız oldu. Birinin bunu yapması gerekiyordu ve işi kendisi yapmadığı sürece bu durum kimsenin umurunda değildi.

Sonunda Henry yüzünde bariz bir öfkeyle seçme şansı olmadığı için görevi kabul etmişti.

***7.Kısım***

Program sabahı, herkes son derece gergin görünüyordu. Her zamanki işlerine göre çok daha dikkatli olmaları gerekiyordu. Ne de olsa müşterileri, her ne kadar gerçek dışı hissettirse de kaçırma- hatta ölüm tehditleri alıyordu.

Chase’in Desert Eagle’ı tek eliyle kullandığına ve yoluna çıkanları mahvettiğine şahit olan Josh, onun korumaya ihtiyacı olmadığını düşünüyordu. Belki de onları bu kadar yüksek bir fiyatla işe almasının tek nedeni, aşağılık ölümlülerle uğraşmak istemiyordu ya da sırf eğlence olsun diye birilerinin dövülmesini istiyordu. En azından, alaycı bir tavırla Josh böyle düşünüyordu.

Acil bir duruma karşı herkes silahla donatılmıştı. Josh, Glock’unun bakımını yaparken kaşlarını çattı. (ÇN: Glock, Avusturya yapımı yarı otomatik bir tabanca.) Chase Miller, bir tereyağı bıçağıyla birini bıçaklayarak öldürebilirmiş gibi görünüyordu; neden o ağır silahı taşıma zahmetine giriyordu ki?

Dilinin ucundaki küfürleri bir kez daha yutarak ayağa kalktı. Biraz da arabaya bakım yapmanın zamanı gelmişti.

*

*

Josh, binecekleri arabanın kaputunu çarparak kapatırken “Ekstra güvenlik talebinde bulundunuz mu?” diye sordu.

Mark kısa bir nefes verdi ve başını salladı. “Evet, acımasızca reddedildi.”

“Maliyet yüzünden reddedilmediğini varsayıyorum.”

“Elbette hayır,” diye onayladı Mark çabucak. “İş için birilerini bulmak çok zor olduğu için, bekçi köpekleri almayı düşünüyordum. Ama C’nin beni döveceğini sandım. O kadar sinirleneceğini kim bilebilirdi ki? Bana baktı ve itiraf etmem gerek, resmen beni gözleriyle öldürecekti. Çok korktum.”

Bu gibi işlerde eğitimli saldırı köpekleriyle çalışmak yaygındı, ama Chase Miller’ın durumunda bu imkansızdı. Sevmediği pek çok şey vardı ve özellikle köpekler onu çileden çıkarıyordu.

Mark’ın köpekleri kullanmayı önermesi net bir başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da, cesareti övülmeye değerdi. Mark homurdandı, “Köpeklerden neden bu kadar nefret ettiğini anlamıyorum. Bir erkeğin en iyi arkadaşının bir köpek olması gerekmez mi?”

Bunun cevabı Josh için de bir muammaydı, cevabı bilmesine imkan yoktu. Köpeklerin, bu zor beğenen adamın nefret ettiği pek çok şeyden biri olduğunu varsayıyordu. Josh, üzerinde fazla durmadı ve konuyu değiştirdi, “Hepsi bu kadar mı?” diye sordu.

“Evet,” Mark sessizce mırıldanmadan önce başını salladı, “O p*çin kafasında neler döndüğünü kim bilebilir? Saçma şeyler soruyor ama önemli şeyler umrunda bile değil.”

“Saçma şeyler mi soruyor?” Josh şaşkınlıkla konuştu.

Mark başını salladı. “İlk selamlaşmaya gittiğimizde ekip üyelerimizin özgeçmişlerini kontrol etmek istedi. Böyle bir şeyi umursayacağını düşünmemiştim.”

Josh kendi kendine, sabıka kaydı kontrolü için falan mı acaba, diye düşündü ama Mark’ın cevabı beklenmedikti.

“Başta hiçbir şey demedi, sonra birden ekipteki herkesin Alfa ve Beta olup olmadığını sordu.” Josh dikkatle dinlerken Mark ilgisiz bir halde konuşmaya devam etti, “Ben de ona senin ve benim Beta olduğumuzu diğer herkesin Alfa olduğunu söyledim. Sonrasında hiçbir şey umrunda değil gibiydi.

“…Öyle mi?” Josh sakinmiş gibi yaparak araya girdi.

Mark neşeli bir kahkaha attı. “Seninki gibi bir yüzün Alfa olması gerekir. C bile buna inanamamış gibiydi. İki kez dövdüğü kişinin gerçekten Beta olup olmadığını sordu.”

Bu, Josh’a hayatı boyunca söylenmiş bir şeydi ve Josh, özellikle böyle zamanlarda bu yanlış anlaşılma için minnettardı. “Beta olmayı seviyorum.”

Mark ağzına bir sigara yerleştirirken sırıttı, “Umm, evet. Yüzün, ne önemi var?” Josh hiçbir şey demedi ve son kontrollerini yapmaya devam etti.

Chase Miller ne zaman bir yere gitse ona eşlik eden en az 10 kişi olurdu. Korumaların yanı sıra, programlarını yöneten ve ara sıra ayak işlerini yapan kişisel bir sekreteri, bir yöneticisi, birkaç stilist ve hatta bazen sekreterin sekreteri de vardı. Bu kez de farklı değildi; bir minibüs de dahil olmak üzere toplam üç araç vardı ve bu, ilgili kişi sayısını olabildiğince azalttıktan sonrasıydı.

Tüm araçları tek tek incelemek ve her şeyin yerli yerinde olup olmadığını kontrol etmekte Josh’un işinin bir parçasıydı.

Josh kayıtsızca, “Tekerleklerden biri hava kaçırıyor gibiydi, ben de değiştirdim. Bunun dışında her şey yolunda görünüyor,” dedi.

Mark hayretle gözlerini kırpıştırdı. “100 bin dolarlık bir arabanın bile tekerlekleri hava kaçırıyor, ha.”

Josh düşünmeden karşılık verdi, “Birkaç yüz milyon değerindeki ünlü bir aktörün de berbat bir kişiliği var.”

Der demez, sırtında bir ürperti hissetti. Aceleyle arkasını döndüğünde, malikaneden çıkmakta olan Chase ile göz göze geldi.

O günden beri ilk kez yüz yüze gelmişlerdi, şaşırtıcı olmayacak şekilde–Josh, Chase’den uzak durmak için elinden geleni yapmıştı. Bütün olan bitenden sonra hayatının bir kez daha ölüm tehlikesi altında olmasını istemiyordu.

Chase bugün gayet salaş giyinmişti ve kravatsızdı. Gömleğinin iki ya da daha fazla düğmesi açıktı ve omuzlarının üzerinde ince bir ceket vardı. Her zamanki gibi, sipariş üzerine yapılan bir saat bileğinde ışıl ışıl parlıyordu.

Josh bir keresinde saatlerden birinin markasını gördükten sonra bütün mağazayı baştan aşağı aramıştı.

Saati bulduğunda maaşından daha pahalı olduğunu görünce bu fikirden nasıl vazgeçtiğini hatırlayan Josh, hızla geri adım attı. Chase, Josh’un arkasından söylediklerini duymuş olmalıydı ama yine de özellikle bir tepki vermemişti. Yüzünde hiçbir değişiklik olmadan merdivenlerden aşağı indi ve arabaya doğru yürüdü.

Chase dudaklarının arasındaki henüz yakmadığı sigaraya doğru düşen saçlarını sertçe geriye attı. Belli belirsiz çattığı kaşlarıyla sinirli bir ruh halinde gibiydi.

Müdür, uzağındaki sekreterlerden birine iç çekerek şikayet etti. “Onu buraya sürüklerken çok zorlandım. Her seferinde işe gitmesi için çabalamak tam bir mücadele…” Daha sonra Josh cebinden gizlice şeker çıkarıp ağzına attı.

Chase araca girerken Mark arabanın kapısını açık tuttu. Chase ile arasında hatırı sayılır bir mesafe olmasına rağmen, hafif tatlı bir koku Josh’un burnunun ucunu gıdıkladı. Daha hızlı erimesi için ağzındaki şekeri hızla dilinde yuvarladı.

Onu korumadan sorumlu olan Seth ve Henry, Chase ile aynı arabaya bineceklerdi. Josh, Chase’in bindiği arabanın hemen arkasındaki arabaya doğru yürüdü ve Chase’in kalıcı kokusunu şekerin aromasıyla bastırmaya çalışırken sürücü koltuğunun kapısını açtı.

***

Kostüm tasarımcısının ofisi arabayla yaklaşık iki saat uzaklıktaydı. Yüksek binalardan oluşan ormandaki hedeflerine ulaştıklarında ortamdaki gerilim artmıştı.

“Hahh…” Josh’un yanında oturan Isaac, birkaç kez duyulacak şekilde derin nefesler aldı. Yüzü oldukça sertleşen Josh arabadan indi. Öndeki arabanın kapısını açmadan önce etrafa göz gezdirdi. Arabadan ilk önce Mark indi ve kenara çekilmeden önce bir kez çevreye bakındı.

Chase’in vücudu görülmeden önce etrafı kokusu kapladı. Dayanılmaz derecedeki tatlı kokusu Josh’un kalbini her zamankinden daha hızlı attırırken aynı zamanda utançtan kıvrandırıyordu. Neredeyse elini, kulağının kulak içi monitörle gizlediği kısmına götürüyordu. O adamın izini taşıdığı sürece, onun koca bir çöp parçası olduğunu bilmesine rağmen midesinde kelebekler uçuşmaya devam edecekti.

Acınası hisseden Josh, arabadan inen Chase’e baktı. En azından görünüşü mükemmel olan adam, sırtını esnetti. Gözleri bir anlığına buluşmuş gibiydi, ama belki de bu sadece bir yanlış anlamaydı; Chase, Josh’un yanından geçerek binaya yöneldi.

“Bekle, gerçekten mi?”

“Gerçek mi bu?”

Etraflarından şaşkınlık nidaları yankılandı. Chase’i tanıyanların bu şekilde tepkileri bekleniyordu. Ancak çığlıklar artmaya başladığında Josh dahil herkes hızla Chase’in etrafını çevirdiler ve aceleyle binaya girdiler, ama çoktan her tarafı fotoğraf çekmeye çalışan insan kalabalığı sarmıştı.

Josh kendi kendine ‘Bu konuda içimde kötü bir his var diye’ düşündü.

Mark, Josh’un düşüncelerini okumuş gibi, “Bölgeyi düzgün bir şekilde incelesek iyi olur. En kötü senaryoda dışarı çıkmak için kullanabileceğimiz arka kapıları veya acil çıkışları kontrol edin.”

Josh hemen cevap verdi, “Yönetimden sorumlu personeli bulacağım ve ellerinde binanın planı olup olmadığını soracağım.”

Mark başını salladı. Herkese görev verdikten sonra hızla Chase’in peşinden gitti. O anda bile, giderek daha fazla insan binanın dışında toplanıyordu.

*

*

Bina planını almak kolay olmuştu. Josh’a eşlik eden müdürün onayı sayesinde, yönetim görevlisi Josh’un kimliğini doğrulayıp ona planı göstermişti. Josh ekrandan hızlıca binaya baktı ve hemen Mark’la iletişime geçti.

“Bina planı izleme odasındaki bilgisayarda kayıtlı. Şu anda önümde. Gelip görmek ister misin?” dedi.

Mark, “İyi fikir” diye cevap verdi. “Görünüşe bakılırsa, işlerini halletmeleri en az bir saat sürecek. Planda gösterilen acil çıkışlar da dahil olmak üzere bina genelinde herhangi bir şüphe uyandırıcı faaliyet belirtisi olup olmadığını kontrol edin. Isaac, sen en üst kattan başla ve aşağı in.” Mark yanındaki Isaac’e emir verdikten sonra Josh’a, “Beni duydun, değil mi? Sen alt kattan yukarı çıkıyorsun” dedi.

Josh telefonu kapattı ve odadan çıkmadan önce yönetim görevlisine Mark’tan bahsetti. Görevinin geri kalanı basitti. Tüm yapmaları gereken fotoğraf çekiminden sonra hangi koridorlardan geçeceklerini, binadan nasıl çıkacaklarını, arabayı nereye park edeceklerini ve Chase’i arabaya ve malikaneye güvenli bir şekilde nasıl götüreceklerini planlamaktı. Kontrolden sonra, izleme odasına gitmesi ve düşüncelerini Mark ile paylaşması gerekiyordu.

‘Sadece birkaç tane kostüm deniyor. Neden her şey bu kadar uğraştırıcı olmak zorunda?’ Josh kaşlarını çatarken kendi kendine homurdandı ama sorduğu sorunun cevabını zaten biliyordu. Konağı terk etmek Chase’i çoktan riske atmıştı. Aşırı çılgınca bir şey yapmadığı sürece herkes bu adamın kendisine ait olmasını isterdi.

Derken Josh, Chase Miller’ın narsist olduğu gerçeğini hatırladı ve bu gerçekten fazlasıyla emindi. Sık sık yakışıklı ya da çekici olduğu söylenen Josh bile Chase’e kıyasla çok kendini çok sıradan hissediyordu.

Acil çıkış kapısını açıp merdivenleri kontrol ederken, ‘O p*ç asla kendisinden başkasını sevemez,’ diye düşündü. Hızla içeri girdi ve merdivenleri ikişer, üçer basamak çıktı. Bir sonraki kata vardığında, çıkış kapısına gitmeden önce bölgeyi bir kez turladı ve olağanüstü bir şey olup olmadığını kontrol etti. Tanıdık bir ses duyana kadar aynı şeyi bir çok kat için yapmıştı.

Sesin sahibi “Josh!” diye seslendi. Josh içgüdüsel olarak yukarı baktı. Isaac merdivenlerden aşağı ona doğru yürüyordu. “Etrafa bakmayı bitirdin mi? Benim tarafımda pek bir şey yoktu.”

Josh bir sonraki katın kapısını açmak üzereyken, “Ha? Ah evet, neredeyse bitti.” Isaac ile karşılaştığına göre burası son kattı. Isaac çabucak aşağı indi ve Josh’un yanında yürümeye başladı.

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 10: Yola Çıkış, novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 10: Yola Çıkış, online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 10: Yola Çıkış oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 10: Yola Çıkış bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 10: Yola Çıkış yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 10: Yola Çıkış light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X