Koyu Switch Mode

Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 0: Zirvedeki Ünlü (+18)

A+ A-

BÖLÜM 0: ZİRVEDEKİ ÜNLÜ(+18)


“Ah, hahh, ah, nnh…”

Kısa, sığ inlemeler ağzından defalarca çıktı. Beyni hiçbir düşünceye izin vermeden acımasızca çırpınan bedeniyle birlikte titredi ve sarsıldı. Yatağa zayıf bir şekilde uzanan Josh, içgüdüsel olarak bacaklarını kaldırdı ve karşısındaki adamın beline doladı. Gücünden geriye kalan her şeyle adamı sıkıca kendine doğru çekti. Adamın kıçını çiğneyen penisi, bir karıncalanma hissi ile içinde daha derine girdi.

“Hnnh…” Josh’un üzerine yükselen adam hırıltılı nefesler arasında derin bir inilti koyverdi.  Josh’un vücudunu kollarıyla destekleyerek bir yandan da belden aşağısını Josh’a vuruyordu. Bir anda, kollarını Josh’un dizlerinin altına soktu ve dizlerini yukarı kaldırdı. Josh’u ikiye katladıktan sonra, arka tarafına penisini şiddetle soktu.

“Ahaack…”  uzun bir çığlık Josh’un boğazının derinliklerinden çıktı. Adamın hiç sempatisi yoktu. Ağır vücudunu Josh’un üstüne yığdı, Josh’u aşağı bastırdı ve kendini ona doğru itti. Şişkin ve hararetle eriyen penisi, yatakla vücudu arasında sıkışan Josh’a vahşice çarptı.

Acı diye bir şey hissetmiyordu. Bu bir çiftleşmeydi. Ne adamın ne de Josh’un kafasında bunun bir hissiyatı olmadığı için buna cinsel ilişki denilemezdi. Bilinebilecek tek şey, Josh’a şiddetle girip çıkan adamın alt tarafındaki penisinin sertliğiyle, onu çılgınca içine çeken deliğinin tatlılığıydı.

“Ah, hngh, nnh, ahh…” Josh, adamın kafasını kucaklarken inilti üstüne inilti çıkardı. Belli belirsiz bir şekilde vücudunun hazır olduğunu fark etti. Muhtemelen adam da fark etmişti; içine girdikçe hareketleri daha da güçlenmişti. Her sokup çektiğinde Josh’u daha da derinden delip geçmişti.

‘Biraz daha, daha derine sok. İçime daha sert vur. İçime, içime– ’

“İçime gel, lütfen–” Josh yüksek sesle yalvardığının farkında bile değildi.

Sonunda, aletinin tamamını Josh’un içine soktu ve deliğinin genişlemesini sağladı. Josh’un derinliklerinde bir nokta titredi ve kavurucu ıslak deliğine adamın alt tarafındaki penisi sıkıca girdi.

“Nngh…” Adam sonunda üzerinde titredi ve geldi. Sıcak menileri Josh’un deliğine yapıştı ve karnını doldurdu. Fazlaca sıvı bağırsaklarını ağır bir şiddetle doldurdu ancak adamın penisi deliğe sıkıca ve tamamen girmişti ve içindeki sıvının dışarı sızmasına engel olmuştu. Adamdan çıkan sıvılar tamamıyla Josh’un içinde birikmişti. Josh diğerinin tohumunun her bir parçasını içine aldı.

Uyuşturucu gibi tüm vücuduna yayılan menilerle birlikte, adamın tatlı feromonları Josh’un burnuna akın etti. Feromonlarla sarhoş olan vücudu güçten düşmüştü. Bilinci kaybolmaya ve gözleri bulanıklaşmaya başladığında, adam birdenbire Josh’un kulağını ısırdı.

“Ah!”  diye haykırdı, kulaklarında ürpertici bir çıtırtı yankılanırken. Kaybolmuş bilinci bir anlığına geri döndü.

Adam, alt tarafını Josh’un içinde sabit tuttu ve az önce ısırdığı kulağını şiddetle emdi. Josh acı ve şok içinde zayıf bir şekilde titredi.

Adamın sesi kulaklarına uğulduyordu. “Tamamen benimsin.”

Sessiz fısıltısı Josh’un tüylerini diken diken etti. Adam içgüdüsel olarak oraya dişlerini kenetlemişti. Derin bir inlemeyle, dişlerini tenine daha da fazla bastırdı.

“Ngh, guhh…” iniltiler Josh’un dudakları arasından döküldü ama adam kılını  bile kıpırdatmadı. Düzenli bir ritimle nefes alıp nefes vererek uyuyakalmadan önce, kanayan kulağı emdi ve yaladı.

Josh, adamın onu işaretlediğini ancak bilinci zayıf şekilde kendine geldikten saatler sonra fark etti.

***1.Kısım***

“Durun! Herkes sakin olsun. Hayır, daha fazla yaklaşamazsınız! Hey, hey! Dikkat et!” Gelen kalabalığı engelleyen güvenlik görevlileri fazlasıyla meşguldü. Böyle etkinliklerde hayranları idare etmeye fazlasıyla alışkındılar ama bugün her zamankinden farklıydı. Elbette sebebini biliyorlardı ve buna hazırlıklıydılar. Tüm bu çaba yakında gelecek olan zirvedeki ünlü yüzündendi.

Sahneye ilk çıkışında inanılmaz bir ilgi görmüştü; Kuzey Amerika’nın tamamını çılgına çevirdiğini söylemek abartı olmazdı. Çıkışından itibaren, her yıl sağlam bir hayran temeli oluşturmuştu. Son zamanlarda iyi oyunculuğuyla tanınmıştı ve gerçekten kariyerinin zirvesindeydi.

Onunla hayatımda bir kez tanışabilmek için her şeyi yaparım diyecek birini bulmak zor değildi.

Hatta bir sosyal medya gönderisinde, sırf onun dikkatini çekmek için bir bankayı soyacağını yazan birinin ilanı vardı ve bu da komik olmayan kısa bir olayla sonuçlandı. Bununla birlikte, bir etkinliğe katıldığı haberi, bölge civarını kargaşaya sokmaya yetti. Ancak kimse bu kargaşanın bu kadar kötü olabileceğini düşünmemişti.

Etkinlik için işe alınan güvenlik görevlilerinin hepsi bağırmaktan boğuk, metalik seslerle öksürüyorlardı. Tüm çabalara rağmen, her yerde bariyeri aşmaya ve bir açıklık olduğunda ileriye doğru ilerlemeye çalışan bir insan akını vardı. Önden kendilerine doğru gelen sinir bozucu kalabalığı engellerken, bir yandan da açıkları hedefleyen sırtlanları gözetliyorlardı.

‘Keşke zaman daha hızlı geçse’ diye düşündü tüm güvenlik görevlileri aynı anda.

Davetliler birer birer geliyorlardı, ancak en önemli yüz henüz görülmemişti. Bir an önce gelmesini, fotoğraflarının çekilmesini ve içeri girmesini tercih ederlerdi. Bu, işleri kolaylaştırmaz mıydı?

Boşa umutları bir yana, kabalık gittikçe artıyordu.

*

*

Sakin bir sesle “İki saat kalman yeterli olur” dedi, yanındaki sekreteri Laura. “Kol saatini göstermeni istediler. Saçına zarif dalga vermen ya da benzer bir şey yapman yeterli olur sanırım. Saatin sizin için özel olarak tasarlandığını duydum Bay Miller. Beğendiniz mi?”

Laura havayı okumaya çalışarak ona doğru baktı. O ana kadar hareketsiz olan adam, ilk kez bakışlarını indirdi ve bileğini saran takılara baktı.

Kol saati çöl gecesi temalıydı. Markanın karakteristik özelliği olan ince işçiliğin yanı sıra zarif tasarımı da görenlerin dikkatini çekiyordu. Kadranın üzerindeki her sayıyı bir noktayla çevreleyen pırlantanın parlaklığı özellikle göz alıcıydı.

Yavaşça “Fena değil.” dedi.

Hepsi bu kadardı. Laura resmi şekilde gülümsedi. Adam bakışlarını pencerenin dışına doğru çevirdi. Koyu renkli pencerelerden dolayı muhtemelen kendi yansımasını dışarıdaki manzaradan daha iyi görebiliyordu ama ne olursa olsun bakışlarını daima  pencereye sabitlerdi.

‘Dürüst olmak gerekirse, kendi yüzünü izlemek sokakları izlemekten çok daha eğlenceli olmalı’ diye düşündü Laura. Onun bir narsist olduğu gerçeğini kabul etmekten başka şansı yoktu ve narsist olmak için iyi bir nedeni vardı. Yıllardır sekreteri olarak onun yanında çalışıyordu, ama bazen hala, yüzünü her gördüğünde elektrik çarpmış gibi olduğu yerde donup kalıyordu. Ne yazık ki, bu durum sadece bu adam gerçek yüzünü gösterene kadar geçerliydi.

Laura, bu adam gerekmedikçe konuşmadığı için minnettardı; hatta bazen tek kelime etmeden bütün bir gün geçirirdi. Durum böyle olmasaydı Laura, onun öfkesine dayanamayıp çoktan kaçmış olurdu.

Eliyle çenesinin yan tarafını destekleyen Chase kafasını kapıya yaslarken, yavaşça gözlerini kapattı. Bu sayede, Laura onun yan profiline doya doya hayranlık duyabilirdi. Yüzünün zarif yapısı üzerine keskin bir gölge düştüğünde, solgun yüzünde biraz bitkinlik belirtisi görülmüştü.

Laura sekreteri olarak işe alınmadan önce başka bir aktrisin sekreteri olarak çalışmıştı. Dolayısıyla sayısız ünlü görmüştü ama onun kadar güzel bir erkek görmemişti. Gömleği baştan sona iliklenmişti, uzun ve narin boynunu sarmıştı. Ancak, tertipli duruşunun aksine, bir şekilde dağınık görünüyordu.

Bacağının üzerine dikkatsizce koyduğu elindeki tırnaklarına takılan takma tırnaklar muntazam bir şekilde kesilmişti. Uzun parmaklarına çok yakışmışlardı. Laura onunla ilk tanıştığında, zarif parmaklarının boynuna dolandığını ve onu boğduğunu hayal etmişti. Neyse ki böyle bir şey olmadı.

Onda güzel olmayan hiçbir şey yoktu. Laura onu tanımlamak için “güzel” kelimesini kullanmakta tereddüt etti ama daha uygun bir kelime bulmak zordu.

Adam kısa bir iç çekti ve gözlerini açtı. Bununla birlikte, Laura gerçekliğe  döndü. Sürücü, gittikleri yere neredeyse vardıklarını bildirdi. Laura bir yana, onlarla birlikte arabada olan koruma bile gerilmişti. Şimdi bu adamı, insan selinden korumaları gerekiyordu. Yanlış tek bir hareketle hayatı tehlikeye girebilirdi. Gelgelelim yapacak bir şey yoktu.

Araba yavaşça hızını azaltmaya başladı ve adam ağzını açtı. “…”

Laura onun yumuşak sesini algılayamıyordu.Kendi kendine konuştuğunu varsayarak, her zamanki gibi duymamış gibi yaptı. Chase de başka bir şey söylemedi. Araba yavaşlayarak durdu. Dışarıdaki kalabalığın tezahüratları endişe vericiydi. Laura arabanın kapısının açılmasını beklerken derin bir nefes aldı.

Önce koruma arabadan indi ve Laura’nın oturduğu yerin yanındaki kapıyı açmadan önce hızla etrafa bakındı. Araçtan indi ve hemen yan tarafa geçti. İnsanlar artık araçtan kimin inmek üzere olduğunu biliyordu.

Kalabalığa inanılmaz tatlı bir koku karıştı. Beraberinde, tezahürat sesi de birkaç kat arttı.

Kalabalık “Chase!” diye bağırıyordu.

Laura, kalabalığın çığlıklarından -hayır, ciyaklamalarından- dolayı kulak zarlarının patlamasından korkmaya başlamışken, Chase sonunda kendini gösterdi.

Adamın sarı saçları Kaliforniya güneşinin ışık yağmuru altında muhteşem bir şekilde dalgalanıyordu. Ayaktayken yaklaşık 195 cm uzunluğundaydı ve siyah ceketinin kuyruğu sanki kendi teniymiş gibi ince vücuduna yapışmıştı.

Kırmızı halıya adım attı ve bir kez etrafına baktı. Yüzünde bir yorgunluk belirse de sessizce elini kaldırdı. Uzun parmaklarını yumuşak, sarı buklelerinden geçirdi ve bileğindeki saat ortaya çıktı. Flaş patlamalarının çekilmez uğultusu tezahüratlar kadar baş döndürücü şekildeydi.

Kalabalığı uzaklaştıran güvenlik görevlilerinden biri pes edene kadar Chase kırmızı halıda sadece beş adım attı. Kalabalığın tutulduğu her yer bir anda çöktü.

***2.Kısım***

V&A Mücevher Etkinliğinde Büyük Kaza.

Kasiyer, kasanın yanından aldığı gazeteden aldığı makaleyi okurken söylendi.  Ne hakkında olduğunu bilmek için makalenin içeriğini okumasına gerek yoktu. TV bu olayın ayrıntılarının çoktan suyunu çıkarmıştı. İnternetten bahsetmeye gerek bile yoktu, sokaktan geçenler dahi olanlar hakkında konuşmakla meşguldü. Bundan hiç hoşlanmamıştı.

Tam o sırada, bir müşteri, kasadan geçirilmesi gereken bazı eşyaları tezgahın üzerine koydu. Sakız paketine, su şişesine ve erkek okuyucu dergisine baktıktan sonra, kasiyer kayıtsızca konuşmaya başladı, “Durum berbat bir hal almış gibi görünüyor. Chase Miller’dan dolayı çıkan olayları biliyorsundur.”

“Umm, öyle gibi.” diyerek kısaca cevap verdi adam, oldukça ilgisiz görünüyordu.

Kasiyer eşyaları kasadan geçirirken, hep bunu bekliyormuş gibi bir anda gevezelik etmeye başladı. “Çok fazla kişi yaralandı. Dürüst olmak gerekirse, onun gibi insanların böyle etkinliklere davet edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Sence de öyle değil mi? Böyle bir şeyin olacağını tahmin etmek hiçte zor değildi. Dahası, Chase Miller meseleye hiç değinmedi bile. Ve en başta tüm bunlar kimin suçuydu? Sen de, insanların onun için olay çıkarmasını izlemekten zevk aldığını, düşünmüyor musun?”

Etiketler: novel oku Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 0: Zirvedeki Ünlü (+18), novel Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 0: Zirvedeki Ünlü (+18), online Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 0: Zirvedeki Ünlü (+18) oku, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 0: Zirvedeki Ünlü (+18) bölüm, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 0: Zirvedeki Ünlü (+18) yüksek kalite, Kiss Me If You Can [Novel] Kitap 1, Bölüm 0: Zirvedeki Ünlü (+18) light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X