Koyu Switch Mode

Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 79. Bölüm

A+ A-

Çevirmen: Ashily


***79. Kısım***

“Güm, güm, güm, güm!”

Duyulan yüksek davul sesleri ve ardından gelen çığlıklar şok ediciydi. Koi, nefes nefese etrafa bakıyordu. Tribünlerdeki seyircilerden gürültülü alkış ve tezahüratlar sesleri yükseliyordu. Utançtan sadece kafasını boşaltıp gösteriyi bozmamaya odaklanmıştı ve bir şekilde başarmış görünüyordu.

Sırayla tribünlere selam verdikten sonra, yedek kulübesine yöneldi. Herkesin iyiliği için son girip en önce çıkabilmesi adına böyle bir düzenleme yapılmıştı. Bu sayede Koi hızla pistten çıktı. Hemen uzaklaşmazsa bu heyecana dayanamayacak gibi hissediyordu.

Çabucak yedek kulübesine girdi ve nefes alış verişini düzenlemeye çalışırken, aniden biri kolunu tuttu.

“Ah!” İstemsizce çığlık atan Koi başını kaldırdığında duraksadı. Ashley, daha önce hiç görmediği soğuk bir yüz ifadesiyle ona bakıyordu.

‘Neler oluyor? Yanlış bir şey mi yaptım?’

Koi şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Bakışları ne kadar soğuk olsa da, Ashley’nin son derece kızgın olduğunu anlamıştı.

“Bu da ne böyle?”

“…Ha?” Şaşkınlıkla anlamsız bir ses çıkardı, sonrasında arkasından gelen Ariel’ın sesi duyuldu.

“Ne olduğunu görmüyor musun? Bu bir amigo kıyafeti.”

Bunun üzerine Ashley başını çevirdi. En son içeri giren Ariel, suratını ekşiterek ona bakıyordu. Amigo takımındaki kızlara, “harika iş çıkardınız,” “çok sevimlisiniz,” “yeni kıyafetler çok yakışmış” gibi şeyler söylemek için bekleyen buz hokeyi takımı üyeleri, gözlerini kocaman açarak onları izliyordu. Ashley, Koi’yi tutarken bu sefer Ariel’la sert bir şekilde konuştu.

“Bu kıyafet de ne böyle, nasıl böyle bir şey seçersiniz!”

“Ne?” Ariel’ın da sesi yükseldi. “Ne demek böyle bir şey, ne saçmalıyorsun sen?”

“Görmüyor musun? Böyle bir şeyi nasıl seçebilirsiniz!”

“O halde biz toplantı yaparken sen de katılsaydın, ödev yapacağını söyleyip kaçan kimdi!”

“Neden bahsediyorsun sen?”

“Asıl sen neden bahsediyorsun!”

İkisi birbirlerine bağırırken diğerleri ne yapacaklarını bilemeyerek onları izledi.

“Ash neden böyle davranıyor?” Takım kaptanı endişeyle sorunca, Bill başını sağa sola salladı. “Ben de bilmiyorum. Az önce siz sahaya çıkarken hiçbir şey demedi ama gösteri bitince aniden sinirlendi.”

Sessizce fısıldayan Bill’in ikisinin arasına girmekten başka seçeneği yoktu. “Şey, dinleyin…”

Ashley ve Ariel aynı anda başlarını çevirdi. Bill, dört korkutucu gözle karşılaşınca ürkse de, cesaretini toplayarak konuşmaya devam etti. “Sorunun ne olduğunu bilmiyorum… ama bu üniformayı hep birlikte seçtik.”

Çevresine baktı ve “Değil mi?” diye sordu. 

Onları izleyen buz hokeyi takımı üyeleri de başlarını salladı.

“Evet, birlikte seçtik.”

“Green Bell’deyken, değil mi?”

“Evet, bence herkese çok yakışmış…”

“Bence de.”

“Bende öyle düşünüyorum, çok sevimli duruyor ve yakışmış.”

Etrafındaki çocukların onaylamasıyla Ariel ellerini beline koydu ve başını yukarı kaldırdı. Ashley öfkeliydi ama onu destekleyecek kimsenin olmaması tartışmaya devam etmesini zorlaştırıyordu. Söyleyecek bir şeyler bulmaya çalışırken, Ariel sordu.

“Neyin var senin? Bu üniformanın neyi beğenmedin? Nedenini söyle ki seni ciddiye alıp almayacağımıza karar verelim.”

Herkesin bakışları Ashley’e yöneldi. Söylemek zorundaydı. Bu üniformanın sorununun ne olduğunu açıklamalıydı.

“Çok…” Sonunda Ashley ağzını açtı. “Çok kısa! Bacaklar tamamen görünüyor!”

Etraf bir anda sessizleşti. Sadece tribünlerden gelen ses, aralarında yankılanıyordu. Uzun bir süre sonra, Ariel yüzünü buruşturarak sordu. “Ne yedin sen?”

Ashley bir an duraksadı, Ariel öfkeyle konuşmaya devam etti. “Bu bir üniforma! Bacakların görünmesinin nesi sorun? Ona cinsel gözlerle bakacak kadar sapık mısın!”

“Sözlerine dikkat et.”

“Asıl sen dikkat et! Sen kim oluyorsun da üniforma yüzünden bacakları yargılıyorsun?”

Ariel gerçekten öfkelenmişti. Onun sert tepkisine Bill ve diğer çocuklar da destek verdiler.

“Bak, Al haklı Ash, burada biraz haddini aşıyorsun.”

“Evet, bu sadece bir üniforma, ne var bunda?”

“Etek o kadar kısa değil ki. Bu kadarı herkes giyiyor.”

“Hey, neden babam gibi konuşuyorsun?”

Kimse Ashley’nin tarafında değildi. Bu beklenmedik bir durumdu. Ashley, daha önce hiç böyle yapmamıştı. Bir amigo kızla çıkmıştı ama hiç üniforma veya bacaklar hakkında bu şekilde konuşmamıştı. Aslında az önce amigo kızlar sahaya çıkana kadar umrunda değilmiş gibi izleyen kişi de kendisiydi.

Ama bu, Koi’nin çıplak bacaklarını karşısında görmeden önceydi.

Sadece yedek kulübedeki oyuncular değil, tribünlerdeki herkesin, yani bu sahadaki herkesin o bacakları görebildiğini düşünmek onu deli ediyordu. Bunu nasıl düşünememişti ki? Amigo takımına Koi’yi almalarının nedeni ‘kadın kılığına girmiş bir erkek’ ihtiyaçlarıydı, bu yüzden Koi’nin bu kıyafeti giyeceği çok belliydi.

‘Evet, etek giyeceğini biliyordum. Bunu bekliyordum. Ama bu kadar sevimli olmasını beklemiyordum. Ayrıca o bacaklar ne öyle? Koi’nin böyle göz alıcı bacakları olduğuna inanamıyorum.’

Koi’nin o bacaklarla siyah çorap giydiğini hayal etmek bile kendinden geçmesine neden oluyordu. Belki de onu eve hapsetmek yetersiz kalırdı. ‘Koi’nin ailesi nasıl insanlardı ki böyle sevimli ve çekici birini o hurda bisiklete bindiriyorlardı?’

Sadece bu da değildi. Koi, saçına kirazlı toka da takmıştı. Bu kadarı onun için dayanılır gibi değildi. Ashley öfkeyle parmağını Koi’ye doğrulttu.

“O toka ne öyle? Neden özellikle kiraz?”

Elbette Ariel geri adım atmadı. “Kirazın nesi var? Çok sevimli!”

‘Nesi olduğunu görmüyor musun? Koi’nin kirazlı toka takması çok çekici!’

Ancak sorunun ne olduğunu bilen tek kişi Ashley’di. Onun inatçı görüntüsünü izleyen amigo takımı üyeleri, fısıldayarak aralarında konuşmaya başladılar.

“Ne oluyor? Neden kavga ediyorlar?”

“Bu şey değil mi? Kadınımı başkalarına göstermek istemiyorum gibi bir şey.”

“Sahiplenme duygusu? Kıskançlık? Öyle bir şey mi?”

Başka bir ses araya girdi.

“Öyleyse Ash tam bir hayal kırıklığı. Hiç böyle biri olduğunu düşünmemiştim.”

Kısa sürede diğerleri de onu destekledi.

“Evet, ben de öyle biri düşünmemiştim.”

“Babam bile bana böyle bir şey dememişken o nasıl der?”

“Belki de Al, Ash’i bu yüzden terk etmiştir?”

Son sözün ardından aniden bir aydınlanma yaşadılar. Gözlerini kocaman açıp birbirlerine baktılar, biri düşünceli bir şekilde konuştu.

“Biz bir hata mı yaptık acaba?”

Şimdiye kadar Ashley ve Ariel’ı tekrar bir araya getirmek için çok çaba harcamışlardı. Ama bu durum onları derinden sarsmıştı. Hala kavga eden ikiliyi izlerlerken biri fısıldadı.

“Böyle birine Al’ı bırakmak sorun olmaz mı?”

“Sorun mu? Bu saçmalığın daniskası!”

“Evet, bu iş yürümez. Ash elendi.”

“Ne yapacağız, Al’ın seviyesine uygun birini bulmak zor olacak.”

“Yapacak bir şey yok. Al’ın ne istediği daha önemli.”

Fısıldaşarak ciddiyetle konuşan kızların görüntüsü karşısında Koi, şaşkın bir yüz ifadesiyle tekrar Ashley ve Ariel’a baktı. Onun yüzünden kavga ettiklerini düşündü. Utanç ve suçluluk duygusuyla başını eğdi. Ona destek veren Ariel’a minnettardı ve Ashley kızgın olduğu için başını kaldırmaya cesaret edemiyordu.

Tartışma devam ederken, ikinci periyodun başladığını belirten korna sesi duyuldu.

O ana kadar onları izleyen Bill araya girdi. “Gitmeliyiz Ash.”

Ashley bir kez daha Koi’ye bakıp alçak bir sesle küfretti ve ardından onu bıraktı. Koi sendeleyerek geri çekildiğinde, Ashley kaskını takıp sahaya çıktı. Diğer çocuklar da onun peşinden koştu. Son çıkan Bill, Ariel ve Koi’ye bakarak konuştu.

“Üzgünüm, bugün Ash biraz gergin galiba.”

“Boşver, git hadi.”

Ariel sertçe cevap verdi ve başını çevirdi. Koi, Bill’in kendisine yönelen bakışları karşısında alçak sesle “Sorun değil,” dedi.

Her iki takımın oyuncuları sahada ortada karşı karşıya geldiler. Hakem pakı havaya fırlattı ve oyun face-off ile başladı. (Face-off, buz hokeyi maçını başlatmak veya devam ettirmek için iki takımın merkez oyuncularının karşı karşıya gelip hakemin attığı pakı sopalarıyla kapmaları.)

************************************************************************************************

Arkadaşlar bölüme hokey amigolarının videosunu ekledim. Aşırı güzel, merak ediyorsanız göz atabilirsiniz. -Ashily

Etiketler: novel oku Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 79. Bölüm, novel Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 79. Bölüm, online Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 79. Bölüm oku, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 79. Bölüm bölüm, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 79. Bölüm yüksek kalite, Lick Me Up If You Can [Novel] 1. Kitap 79. Bölüm light novel, ,

Yorum

Sunucu değişikliğinden ötürü bölümlerde sayfalar hatalı olabilir. Gerekli güncellemeleri yapıyoruz ancak biraz zaman alacak. Sabrınız için teşekkürler🌸

X